Resim

Sanatçı Bir Aile Portresi: Ceylanlar

  • #


Yazı: Emine UÇAK

Güzel Sanatlar'da yolları kesişen bir çift, arkadaşlarının annelerinin evde resim yapmadığını öğrenince şaşıran çocuklar… Sanatın içinde yaşayan ve içinde yaşatan, modernden geleneksel sanatlara kadar her alanda başarılı çalışmalar yapan Zafer Ceylan ailesiyle konuk oluyor bu sayıda sayfalarımıza. Kış ortasında olmamıza rağmen baharı anımsatan bir Pazar günü konuk olduğumuz dekoratör ressam Zafer Ceylan ve çocuk kitaplarının vazgeçilmez ressamlarından olan eşi Saadet Ceylan, sanatın insan ruhunu ne denli zenginleştirdiği ve özüne döndürdüğünün canlı kanıtı olarak kapılarını açıyorlar bize. Evin içine girdiğimiz anda özel bir mekânda özel insanlarla birlikte olduğumuzu hissediyoruz. Zevk ve özenle seçilen sade dekorasyonla insani tatlı bir dinginliğin sardığı salonlarında hayat öyküleriyle başlıyoruz sohbete.
Çocukluklarından itibaren resme ve sanata ilgi duyan Zafer Bey ve Saadet Hanım'ın yolları o zamanki adıyla Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar olan Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde kesişmiş. Saadet Hanim okulun son yılından itibaren bilinçli bir seçimle çocuk kitaplarını resimlemeye başlamış. Atölyeye çevirdiği salonunun bir köşesinden yıllardır çocukların hayal dünyalarına seslenen resimler, illüstrasyonlar yapıyor. Öyle ki ailenin küçük oğlu Arda (O da haliyle Güzel Sanatlar Fakültesi öğrencisi) bir gün eve gelir ve “Anne öğrendim diğer çocukların anneleri evde resim yapmıyorlar” diye çıkışır. Zafer Bey ise, Güzel Sanatlar'ın 'dekoratif resim' bölümünden mezun olmuştur. Bu bölümü seçmesindeki temel sebep onun hayata bakış açısından da izler taşıyor. Güzel Sanatlar Fakültesi'ni seçme sebebi de 'dekoratör ressamlık' olan Zafer Bey bu mesleği ve seçme sebebini şöyle anlatıyor: “Sadece boyayla değil, doğadaki her türlü materyal ile resim yapmak ve bunu mimaride kullanmak çok güzel bir duygu. Sürekli keşfe açıktır ve keşfin sonu yoktur. Bizler yaptığımız işlerde mimaride çevreyle ve resim sanatını birleştirmiş oluyoruz.” Hangi malzemeyle daha keyifli çalıştığını sorduğumuzda Zafer Bey, adeta hiçbirini küstürmek istemez gibi; “İlk önce vitray yahut kalem işi diyemiyorum. Çünkü hepsinin ayrı bir güzelliği var. Boya ve fırça dışında bir malzemeyle resim yapınca normal bir ressamdan farklı bir boyut yüklüyorsunuz. Farklı malzemelerle çalışmak bir sürprizdir. Benim sevdiğim ve önemsediğim bu” Okulun ardından Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı olan Vakıf İnşaat’ta çalışmaya başlayan Zafer Bey, buradaki yaptığı çalışmalarla birçok tarihi eserin tekrar kazanılmasında adeta isimsiz bir kahraman olarak önemli çalışmalar yürütmüştür. Vakıf İnşaat bünyesinde tezhipten vitraya, sedefkarlıktan, alçı süslemeye, taş işlerinden ahşap restorasyonuna kadar bir çok alanda öğrenci yetiştiren Zafer Bey, Türk-İslam El sanatlarının yaygınlaşmasında adeta bir okul köprüsü görevini üstlenmiştir. Mütevazi kişiliğiyle bu yılları “Alanlarında önemli isimlerin verdiği bu kurslarla hem teorinin hem de pratiğin birlikte yapılabildiği çok özel bir eğitim gerçekleştirildi. Bu kurslarda amaç restorasyonlara nitelikli eleman yetiştirmek idi. Geleneksel sanatların eğitimini alan gençler ardından önemli yapıların restorasyonlarında görev alıyordu. Hikmet Barutçugil'den Rüçhan Yeğin'e kadar birçok önemli ismin öğretmenlik yaptığı güzel bir eğitim çalışması gerçekleştirildi.” Ardından Buhara yolları görünür Zafer Bey'e, Hoca Ahmet Yesevi türbesinin restorasyonunda 6 yıl boyunca görev alır. Fiilen de 1,5 yılı orada geçirir. Restorasyon dönemi, Selimiye Camii'nden, Sultan Ahmed Camii'ne, Yıldız Camii'nden Ortaköy daha birçok tarihi camiinin restorasyonlariyla sürer. Özellikle Selimiye Camii'nin restorasyonuyla camideki Mimar Sinan döneminden kalan kalem işlerinin asıllarına ulaşılması ve onlara sadik olarak yenilerinin yapılması için büyük katkılarda bulunur.
Sadece restorasyon değil mesleğinin getirdiği avantajla; Sheraton Oteli'nin lobi tavanının süslenmesinden, Revan Köşkü'ndeki kalem işlerine, Vakıf Gureba Hastanesi'ndeki vitray çalışmalarına kadar birçok yapıda onun eserlerini görmek mümkün. Sohbetin bu bölümünde Zafer Bey ve Saadet Hanım’a her ikisinin de sanatla uğraşmasının avantaj ve dezavantajlarını soruyorum, birbirini tamamlayan cevaplar geliyor: Saadet Hanim; “Hemen elinin altında bir eleştirmenin olması güzel bir şey. Hem destek oluyor. Görmediğiniz şeyleri gösteriyor, farklı bir açı yakalamanızı sağlıyor. Bunlar çok önemli. Sanatta ikinci üçüncü, görüşler çok önemli. İnsanın başka bir açıdan bakılmasına hele de bir sanatçı bakışına her zaman ihtiyacı var.” derken Zafer Bey de “Başka meslekler için bir monotonluk olabilir eşlerin ayni uğraşta olmaları. Ama bu bizim için ayni değil. Çünkü konu sanat olduğu için her seferinde farklı bir şey üretiliyor” Saadet Hanım'ın organik undan yapılan nefis pasta ve poğaçasının eşliğinde süren sohbetimiz, ailenin küçük oğlu Arda’nın gitar tınılarıyla sona eriyor. Sanatçı bir aileyle geçirilen keyifli saatlerin dinginliğiyle ayrılıyoruz. Zafer Bey ve Saadet Hanim tüm mütevazilikleri ve sevecenlikleriyle uğurluyor bizleri…    

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 659 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK