Şehir Rehberi

Zamanı Donduran Şehir Brugge ve Dantelleri

  • #


Yazı: Emine Uçak ERDOĞAN

Belçika’nın Brugge şehri tarihi eserleri, şirin evleri, taş sokakları, birbirinden güzel köprüleriyle; zamanın durduğu bir masal şehri hissi yaşatıyor ziyaretçilerine. Tarihi mekanlarının yanısıra rahibe işi olarak bilinen dantel işlemeler Brugge'un ilgi çeken bir diğer zenginliği.

Brugge, tarihi dokunun günümüze hiç bozulmadan gelebileceğinin kanıtı bir şehir… Sadece tarihi binaların değil, evlerin, köprülerin, asırlık ağaçların kısacası bir şehri şehir yapan tüm unsurların, doku kaybedilmeden modern zamanlara uyarlanabileceğinin güzel bir örneği olarak önümüzde duruyor. Paris başta olmak üzere Avrupa şehirlerinin büyük çoğunluğu aslında böyle, Brugge’u ayrı bir yere koyan ise sanki tarihin tamamen dondurulduğu bir kesit sunmuş olması. Üstelik öyle sadece turistik veya film platosu gibi bir şehir düşünmeyin; insanların günlük hayatlarını sürdürdüğü yani kent sakinlerinin izole edilmediği bir korunaklılık. Bunda 2. Dünya Savaşı’nda bombalardan kurtulmasının ve UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde yer almasının payı var.


Kelime olarak köprüler anlamına gelen, Amsterdam ve Venedik’i hatırlatsa da temizlik ve sakinliğiyle bu iki kenti de gölgede bırakacak güzellikteki Brugge’un geçmişinin 2 bin yıl öncesine dayandığı belirtiliyor. Kısa bir tarihi bilgi vermek gerekirse; Galya-Roma yerleşim birimlerinden olan Brugge’da erken Ortaçağ'dan geçiş dönemi izlerine rastlamak mümkün. Aziz Eligius’un yaklaşık 650 yıllarında Hıristiyanlığı yaymak için geldiği şehir Flaman kıyı alanındaki en önemli sur kenti olmuş. Brugge adı 9. yüzyılın ortalarından itibaren belge ve sikkelerde yer almaya başlamış. İskandinavlar’ın baskınlarında talan edilmiş ama aynı zamanda önemli bir denizaşırı ticaret bölgesi olmuş. Şehrin bu yönü 17 ve 18. yüzyıllarda kaybolmamış. Ancak seller ve coğrafi değişiklikler yüzünden denizle bağlantısını bir iki kanal dışında zamanla kesilmiş Brugge’un. Günümüzde şehir merkezinin Kuzey Denizi kıyısında bulunmamasına rağmen, denize yakınlığı nedeniyle hâlâ bir liman kenti olarak anılmaktadır. Şehrin içindeki kanallar ise bugün hem ulaşım hem de turistik geziler için kullanılıyor.

Yaşayan Tarih, Yaşayan Şehir

Soğuk bir şubat günü Brüksel’den yaklaşık bir saat süren otomobil yolculuğundan sonra ulaştığımız Brugge’da ilk durağımız Markt Meydanı olarak da bilinen Grand Palace oldu. Daha arabadan iner inmez taş sokakları, birbirinden güzel evleri, şık dükkanlarıyla kendimizi, bir zaman makinesine binip ortaçağa dönmüşüz gibi hissettik. Hangi yöne dönsek; kadrajlanmış çekilmeyi bekleyen bir fotoğraf karesiyle karşılaşıyoruz. En güzeli de bu kadraja ne bir kablonun, ne büyük bir afişin kısacası şehri bozan görsel kirliliklerin hiçbirinin girmeyişi.


Grand Palace, Brugge’un en ilgi gören meydanı. Bir köşesinde Brugge’un simgelerinden olan Belfry Kulesi bulunuyor. Belfry Kulesi, 1240 yılında yapılmış, 1280'de çıkan bir yangın sonucu kullanılamaz hale gelmiş. Sonra yeniden inşa edildiyse de 1493 ve 1741 yılında yeniden yanmış. Son hali 16. yüzyıldan kalma. Gotik tarzda yapılmış olan Holly Blood Basilicası, Şehir Müzesi, bronz Coninck Heykeli şehrin diğer simgeleri. Şehir Müzesi’nin binasının özelliği 19. yüzyılda inşa edilmesine rağmen meydanın tarihi dokusuna uygun olarak yapılmış olması ve bütünlüğünü hiç bozmayışı. Meydanın diğer bir güzelliği birbirinden şirin ve renkli binaların altındaki dükkanlar. Çikolota, bisküvi ve waffle kokuları birbirine karışıyor. Diğer bir köşesinde ise yöresel peynirlerin sergilendiği bir açık pazar var.

Brugge’da Burg meydanının yanı sıra; Flaman ressam Van Eyck’ın anıtının bulunduğu meydan da görülmeye değer. Burası Brugge'un en eski bölgelerinden birisi.

Tarihi 12. yüzyıla kadar dayanıyor. Anıtın etrafındaki banklara oturduğunuzda kanalın etrafında mordan beyaza, kırmızıdan maviye birbirinden güzel evlerin sıralandığı Brugge’nin simgelerinden olan bir manzarayı görüyorsunuz. Hediyelik eşya dükkanlarında en çok rastlayacağınız ürünler bu sokağın manzarasından oluşturulmuş.

İlgi Çekici Müzeler

Fotoğraf molasının ardından rotamız; Brugge’un birbirinden güzel, temiz ve sakin sokakları. Reine nehrinin üzerine kurulan kanallar ve köprülerle bu gezinti bize film platosundaymışız hissi yaşatıyor. Başta söylediğim gibi nereye baksak; bir kartpostal güzelliği görüyoruz.


Bu güzelliğin yanı sıra tarihi eserlerin özellikle kilise ve müzelerin çok yoğun olduğu bir şehir Brugge. Meryem Ana Kilisesi (Our Lady's ChurchOLV Kerk), St. Salvator Katedrali ve Saint Gilles Kilisesi, kiliselerden sadece üçü. Meryem Ana Kilisesi hem 122 metrelik çan kulesi hem de ünlü İtalyan sanatçı Michelangelo'nun İtalya dışında bulunan en önemli eserlerinden birisi olan "Meryem ve Çocuk (İsa)" burada sergileniyor olmasıyla ünlü. Saint Gilles Kilisesi’nin gravür ve tabloları da oldukça etkileyici.

Brugge’un müzeleri arasında; Belçika'nın en iyi güzel sanatlar müzelerinden birisi olarak kabul edilen Groeninge Müzesi’ni başta saymak gerekir. Gruuthuse ve Memling gibi önemli müzelerin yanında dantel, çikolata, elmas ve patates kızartma müzeleri de gezilmeye değer. Yaşayan müze uygulamasının çok güzel örnekleri var Belçika’nın şehirlerinde. Her müzede çocuklar için ayrı bir bölüm oluşturulmuş olması da başka bir güzellik. Brüksel’de gittiğimiz Dantel Müzesi’nde o haftaya özel olarak 70’lı yılların kıyafet sergisi düzenlenmişti. Sergi dolayısıyla müzenin çocuklar bölümünde o yılların çocuk kıyafetleriyle fotoğraf çektirmek etkinliği eklenmişti mesela.

Başta söylediğim gibi Brugge’u güzel kılan özelliklerden birisi günlük hayatın izole edilmemiş yani sadece turistik bir kent olmayışı. Sokak aralarında dolaşırken okul bahçelerinden çocuk sesleri, ikindi güneşine sırtını vermiş yaşlı sakinleri; akşam yemeği için şık bir kafeye oturmuş Brugge’luları görmek mümkün. Yıl boyunca ortaçağın canlandırıldığı festivaller başta olmak üzere birçok büyük etkinliğe de ev sahipliği yapıyor Brugge. Brugge Dünya Müzik Festivali her yıl kasım ayında düzenlenen ve büyük ilgi gören uluslararası müzik organizasyonlarından biri.


Bir günlük ziyaretin kesinlikle yetmeyeceği Brugge’da görmeniz gereken önemli bir yer de Minnewater Gölü ve parkı. Flamanca'da "minne" kelimesi aşk anlamına geldiği için buraya "aşkın gölü" deniliyor. Beyaz kuğuların yüzdüğü, küçük bir gölün de olduğu parkta 1740 yılında yapılan köprüden Brugge’un panoromik manzarasını görmek de mümkün. Gücüne güvenenler aynı deneyimi Belfry Saat Kulesi’nde de mutlaka yaşamalı. Parkta yaz döneminde konserlerin ve ilgi çekici etkinliklerin gerçekleştirildiğini de öğreniyoruz. Ama hiçbir etkinliğe denk gelmeseniz de Brugge’da yapacağınız bir kanal turu yahut sokaklardaki geçireceğiniz her dakikanın sizi iyi hissettireceği kesin.

Sabır Gerektiren Zarafet: Brugge Danteli

Brugge’un başka bir ünü, rahibe işi olarak da bilinen dantelinden geliyor. Tahta üzerine çakılı çivi ve mekiklerle yapılan bu dantel türü bütün dünyada en zahmetli dantel işi olarak biliniyor. Hem Brüksel’de hem de Brugge’de dantelin tarihi örneklerinin yanı sıra bugüne uyarlanan örneklerinin de sergilendiği müzeler yer alıyor. Brugge’deki müzenin buluduğu bina 15’nci yüzyılda Kudüs şapeli olarak Adornes ailesi tarafından yaptırılmış. Masa örtülerinden, ekmek kutularına, bebek kıyafetlerinden gece elbiselerine dantelin birçok formunu hem müzede hem de birbirinden şirin dükkanlarda bulmak mümkün.

İSMEK El Sanatları Dergisi 18 İNDİR

Bu yazı 945 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK