Dokumacılık

Buldan’da Semerciliğin Son Demleri

  • #


Yazı: Bala KAYNARKAN

Denizli Buldan’ın son semer ustası; Süleyman Damgacı… Yüzünde güller açan, sohbetine doyum olmayan 70 yaşsındaki usta, 48 yıldır semercilik ve el dokumacılığı yapıyor. Eskiden kendi dükkânında çalışan ancak satışlar düşünce evindeki atölyesine çekilmek zorunda kalan ustanın tek ziyaretçisi ise deyimi yerindeyse ‘sanata duyarlı birkaç medya mensubu’… Bir de dağ köylerinden sipariş verenler var diyor, hepsi o kadar… “Babam babasından, ben babamdan öğrendim bu sanatları. Şimdiki gençler öğrenmek istemiyorlar.” diye başlıyor söze semer ustası ve dokumacı Süleyman Amca hüzünle, ancak ustanın ışıl ışıl parlayan deniz mavisi gözlerindeki yaşama sevinci dağıtıyor bütün gri bulutları: “Sanat içten gelen bir şey. İsteyen öğrenebilir ancak. Ben hep düşünüyorum, yeni neler yapabilirim, nasıl farklılık oluşturabilirim diye...” Bu arada muzipçe şeyler de aklına gelmiyor değil ustanın… Gülerek anlatmaya başlıyor tez zamanda yapacağı düzeneği: “Bir sunta alacağım üzerine toprak evler, at arabaları ve öküz arabaları yapacağım. Sonra doğadaki gerçek sesleri banda alıp, bir teyp monte edeceğim ve suntanın kenarındaki düğmeye bastıkça bağırtacağım hepsini tek tek, herkes toplanacak ne oluyor diye…” “Kim düşünür bunu Süleyman Amca” diyoruz coşkuyla anlatışına hayran kalarak, “Ben” diyor gururla, “Hayal etmek yapmanın yarısıdır…” Eskiden arabalar bu kadar yaygınlaşmadan önce semerciliğin altın yılları olduğunu söylüyor Süleyman Usta. Ulaş im araçları çoğalıp çeşitlendikçe hayvanlara ihtiyaç kalmamış ve bu sanat da ölmeye başlamış doğal olarak. Bir zamanlar yoğunluktan iş yetiştiremediği dükkânını ise 1982 yılında kapamış. Her şey hayalinde öylesine canlı ve net ki yaşlı ustanın, insanın yaşlı demeye dili varmıyor… O da kabul etmiyor zaten. Hoş bir anisini anlatmadan geçemiyor. Kış aylarında kendisini çekmeye gelen televizyonlardan birine laf arasında, “22 senedir bekarım, can yoldaş istiyorum artık” diye bir serzenişte bulunmuş, “Bir kısmetlerim çıkıyor ki sormayın gitsin.” diyor... Sohbetimiz öylesine renkli ki durup durup teşekkür ediyoruz ustaya, hoş muhabbeti için…
“Şimdi size semer nasıl yapılıyor göstereyim.” diyor ve alıyor eline semerini, tek tek göstererek anlatmaya başlıyor: “Öncelikle keten çulu lazım ve semer otu. Semer otu olmalı ama hasır otu değil.” diyerek ufak ama önemli ayrıntıyı eklemeyi ihmal etmiyor ve devam ediyor: “İlk işlemimiz dikim, sonra arkası işleniyor semerin. Çınar ağacından biçtirilir bazı parçalar marangoza, törpüyle törpülenir, zımpara yapılır ve arkası önü ayarlanır. Sonra derisini işler, çatmasını takarız. Paldım denen arkadan dolaşan bağ, aşırtma denen üst taraftan dolaşan bağ, karakolan denen semerin düşmemesi için yapılan bağ ve ağzındaki yuları deriden hazırlarız. Bütün ayrıntılar titizlik ve incelikle gerçekleştirilir, yoksa uymaz parça parçaya…” Semerleri şu anda sadece dağ köylerinde yaşayanların sipariş ettiklerini söylüyor ve onun dışında hediyelik olarak minyatür boyutta yaptıklarını gösteriyor tek tek… Bir semerin kullanım süresini merak ediyoruz. “Kimi zaman 5 sene, kimi zaman kullanıma bağlı olarak 10 sene bile kullanılabilir. Zaten çoğunlukla gelenler tamir için oluyor” diyor. “Peki ya fiyatı?” diyoruz. Eşeklere, beygir ve katırlara semer yaptığını, bunların da 200 YTL. civarında olduğunu söylüyor. 4 günde ancak bitiyormuş büyük semerler. Minyatürlerin yapım süresinin de onlardan aşağı kalır yani yok; 3 günde tamamlanabiliyormuş minyatürler de… Fiyatı ise sadece 30 YTL imiş. Semerci Süleyman Amca ayni zamanda dokumacılık da yapıyor. Abisinden öğrendiği bu sanatın her türünü severek icra ediyor. “Buldan bezi de, ehram da dokurum, hatta şile bezi de yaparım.” diyen usta, buldan bezlerinin pamuk ipliğinden olduğunu, ipleri önce çözgüye verdiğini sonra bağlamasını yaptığını, desen işlemesinin ardından işlemin tamamlandığını anlatıyor. “İplikler değişir ama sanat değişmez, o hep aynıdır, kalpten gelir.” diye konuşan Süleyman Amca, dokuduğu bezleri çok ucuza sattığını, buldan bezlerine konulan müthiş fiyatları da anlayamadığı ekliyor sözün arasında… Şile bezinden, bir gün içinde çok sayıda peştamallar, masa örtüleri dokuyan usta, buldan bezinin teri atması ve sağlıklı olması konusunda ayrıntı vermeden de geçemiyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 660 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK