Sergi

Peygamber Aşkı, "Bir Gül’ün Eşkali"nde Yankılanıyor

  • #


Yazı: Sevde YILMAZ

İSMEK Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi kursiyerlerinin her birinin kendi branşlarında yaptıkları eserler, “Bir Gül’ün Eşkali Meşk Hali” adlı sergiyle sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Gül ile sembolize edilen Peygamber aşkının anlatıldığı sergide; hat, tezhip, minyatür, ebru gibi branşlarda üretilen, hilye formunda ve gül konulu yaklaşık 300 eser sergilendi.

İslam dininde insan tasvirinin yasak olması, geleneksel İslam sanatlarında bir takım sembollerin ön plana çıkmasına neden olmuştur. Bu sembollerden biri olan gül, dün olduğu gibi bugün de İslam sanatlarıyla meşgul olan her sanatçının, Hz. Peygamberi tasvir ederken kullandığı bir motif olarak karşımıza çıkıyor. Farklı kültür ve dinlerde de aşkı ve sonsuzluğu sembolize eden gül, İslam sufi geleneğinde önemli bir yere sahip. Tasavvufta gül denince doğrudan kast edilen Hz. Peygamber’dir. Peygamberin gözyaşı, teri ve teni de gülle özdeşleştirilmiş; gül kokusu ona atfedilerek diğer kokulardan daha üstün tutulmuştur. Gül motifinden yola çıkarak İSMEK Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi’nde hazırlanan sergide gülün farklı sanat alanlarındaki örnekleri bulunuyor.


İSMEK Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi’nde açılan “Bir Gül’ün Eşkali, Meşk Hali” isimli sergide, geleneksel ve modern gül motifleriyle hazırlanan eserlerde Peygamber aşkı vurgulandı.



Özverili Ama Keyifli Bir Hazırlık Süreci

İhtisas Merkezi kurs idarecisi ve usta öğreticilerinin her sene hazırladıkları sergi, bu yıl daha kapsamlı ve Hz. Peygamberi konu etmesi hasebiyle farklılık gösteriyor. Sergi hakkında görüştüğümüz kurs idarecisi Bahriye Nur Yürük, “Serginin hazırlık aşamasında, kursta çalışan bütün arkadaşlarımızın emeği geçti. Usta öğreticilerimizin, temizlik ve danışma görevlisi arkadaşlarımın da sergiye önemli katkıları oldu. Biz burada büyük bir aile gibiyiz; bu sergiyi hazırlarken öğrencilerimizin motivasyonunu en üst düzeyde tutmaya çalıştık. Aldığımız olumlu tepkilerden iyi bir iş çıkarttığımızı düşünüyoruz” diyor.

Adından da anlaşılacağı üzere Bağlarbaşı İhtisas Merkezi’nde, ileri seviyedeki öğrenciler ders görüyorlar. Bu sergide, 2 ila 4 yıldır kursa devam eden öğrencilerin eserleri yer alıyor. Bu serginin ilk olmadığını daha önce de üç sergi açtıklarını usta öğreticilerden öğreniyoruz. Mezun ve hâlâ kursa devam eden öğrencilerin bazılarının kişisel sergi açtıklarına dair bilgi de alıyoruz kendilerinden. Usta öğreticilere, aynı tema ile farklı branşlarda sergi hazırlamanın zor olup olmadığını sorduğumuzda, bunun kendi içinde hem bazı kolaylıklar, hem de bazı zorluklar içerdiğini söylüyor: “Birbirinden çok ayrı olan branşlarda, aynı konu çerçevesinde çalışmak ve materyallerin farklı olması, eserlerin tasarlanma aşamasını da etkiliyor. Daha çarpıcı veya daha yumuşak vurguların oluşmasını sağlıyor. Eserlerin hepsinin birbirine uyumlu olmasına özen gösterdik, sürekli koordine halinde çalıştık. Aslında farklı branşlarda aynı konu çerçevesinde sergi açmak bir risktir, ama uyumlu bir ekip oluşumuz sanırım bunu bertaraf etmemizi sağladı. Farklı branşlarda oluşumuz çok çarpıcı fikirlerin oluşmasını sağladı ve altı ay süren ön hazırlığımız sürecinde sürekli birbirimizden esinlendik birbirimize ilhamlar verdik diyebilirim, çok zevkli bir çalışma süreci geçirdik” diyen usta öğreticiler, böyle bir çalışmayı yine yapmak istediklerini de vurguluyorlar.


Kursiyerler ise çini, ebru, ahşap oyma, tezhip, minyatür, kalem işi, kaligrafi, cam süsleme, katı’, sedef kakma gibi branşlarda birbirinden güzel eserlerin yer aldığı sergiye, ön yargılı gelip sonrasında sergiyi çok beğenen kişilerin olduğunu, sergi defterine yazılan yorumlardan fark ettiklerini dile getirerek bunun kendilerini çok mutlu ettiğini belirtiyorlar: “Bizim burada aldığımız eğitim çok nitelikli, sınavla girdiğimiz bu merkezde hocalarımızın üzerimizdeki emeği yadsınamaz. Birkaç yıldır buraya devam eden ve buranın ortamından kopamayan arkadaşlarımız var, aslında biz burada eskilerin rahle-i tedris dedikleri eğitimden geçiyoruz. Geleneksel sanatların kendine has felsefesi ve hocayla öğrencisi arasında duygu alışverişi sağlayan farklı bir yapısı vardır. Bu alışveriş sayesinde özgün ve nitelikli eserlerin doğması mümkün oluyor.”

Türk-İslam Sanatları Duayenlerinden Sergiye Övgü 

Bu sergide hocalarının eserlerinin yer almamasının nedenini sorduğumuz Bağlarbaşı Türk-İslam Sanatları İhtisas Merkezi öğrencileri, “Aslında özel bir nedeni yoktu, onlar yaptığımız çalışmaların her aşamasında yanımızda yer aldılar, gece gündüz bizimle beraber çalıştılar desek abartmış olmayız, Sanırım bizlerin bir şeyler üretip sergilememiz onlar içinde önemliydi.” diye cevap veriyor.

Yıllarını bu işe vermiş usta sanatçıların sergiyi gezmeleri, hem öğrencileri hem de usta öğreticileri çok heyecanlandırmış. Bu sanatların pirlerinden olan Uğur Derman, Çiçek Derman, Zeki Kuşoğlu, Alparslan Babaoğlu, Kaya Üçer, Münevver Üçer, Ali Toy, Zeki Kuşoğlu, İslam Seçen, Fuat Başar gibi sanatçıların sergiyi beğenmelerinin, Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi için çok önemli olduğunu, gerek hocaların gerekse öğrencilerin cümlelerinden anlıyoruz. Bunun yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu ve Üsküdar Belediye Başkanı Mustafa Kara’nın da sergiyi gezdiklerini öğreniyoruz. “Sergimize değer verip gelmeleri bizi çok onurlandırdı.” diyen kursiyerler ve usta öğreticiler, takdir edilmenin kendilerini şevklendirdiğini ve daha iyi eserler ortaya çıkarmak konusunda heveslendirdiğini belirtiyor.


Tasavvufta Gülün Tezahürü

İslam tasavvufunda gül denince ilk akla gelenin Hz. Peygamber olduğunu dile getirmiştik. Bununla ilgili olarak Dede Ömer Ruşeni; “Tasavvuf yar olup bar olmamaktır / Gül-i gülzar olup har olmamaktır” diyerek gül ile tasavvuf ilişkisini belirtiyor. Geleneksel Türk-İslam Sanatları da bu geleneğin edebi içerisinde oluştuğundan, bu sanatlarla ilgilenen sanatçılar Peygamber aşkını anlatırken onun latif bedenini, bu çizgi içerisinde en mükemmel tarzda tasvir etmeye çalışmışlardır. Hilyelerde tasvir edilen ve Hz. Peygambere duyulan aşkı, kaleme dökülen her harfte görmek mümkün. Hz. Peygamber’e sevgi duymayan birinin eser çıkarmasının mümkün olmayacağını, çıkarsa bile bu eserin bir ruhu olamayacağını dile getiren usta öğreticiler, “Öğrencilerimiz aşk içindeki dokunuşlarla meydana getirdiler eserlerini.” diyorlar. Yunus Emre’nin dediği gibi... “Sordum sarı çiçeğe / Gül sizin neniz olur / Çiçek eydür derviş baba / Gül Muhammed teridir.” Gül hem Hz. Peygamber’i, hem de onun latif bedeninden çıkan teri, kokusunu temsil ediyor. Meşk haliyle çizilen gülle Peygamber'in kendisi kast ediliyor. Peygamberin kendi portesinin çizilememesi, İslam sanatlarıyla meşgul olan sanatçıların sembol kullanmasına neden oluyor. Kullanılan sembollerle birlikte birçok sanat dalının meydana çıkması İslam sanatının gelişmesini de sağlıyor. İslam dininde insan tasvirinin yapılması hoş görülmediği için birebir portreden kaçınan sanatçılar, buna rağmen birçok ince iş gerektiren ve ürün ortaya çıkarılması uzun zaman alan ve oldukça yoğun emek gerektiren sanat dalları geliştirip paha biçilmez eserler ortaya koymuşlar. Tezhip, ebru, minyatür, kalem işi gibi İslam coğrafyasında gelişim gösteren sanat dalları, bugün de sanatseverler tarafından yoğun ilgi görüyor.

Sergilenen her gülün farklı bir aşkla farklı sanatçıların elinden tezahürü sizi büyülüyor. "Gül"ün aşkla birleşip maşuku çağrıştırması, güle mana âleminde de farklı bir anlam yüklemiş. "Gül"ün asil duruşunun yanı sıra masumiyetin de temsilcisi olması, onun Peygamberle özdeşleşmesini sağlıyor. Peygamber'in masumluğu, manevi ve fiziki güzelliği gülden başka hangi çiçekle ifade edilebilirdi ki. Türk-İslam sanatları motiflerinde Peygamber aşkının gül metoforu kullanılarak ifade edilişi, tasavvufi nezaketin yansıması olarak ortaya çıkıyor. Tasavvufi edep, Türk İslam El Sanatlarında önemli bir rol alıyor, bugün de bu çizgiden ayrılmayan sanatçılar meydana getirdikleri güzel eserleriyle Peygamber'in manevi şahsının letafetini bize sunuyor.
İSMEK Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezinin hazırladığı “Bir Gül'ün Eşkali Meşk Hali” sergisi göze hitap ettiği kadar içimize de dokunuyor. “Bir Gül’ün Eşkali ve Meşk Hali” sergisinden hem görsel hem de manevi doyum alarak ayrılırken emeği geçen sanatçıların yüreklerine ve ellerine sağlık diyoruz.

İSMEK El Sanatları Dergisi 14 İNDİR

Bu yazı 849 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK