Süsleme Sanatları

Rabia Özsoy: “Aşk Olmadan Sanat Olmaz”

  • #


Yazı: Bahar YOLAÇAN

Folyoyu benzersiz bir sanat dalı haline getiren ve bitmeyen bir azimle kendisini sürekli geliştiren Rabia Özsoy, yıllar önce kursiyer olduğu İSMEK’te artık usta öğretici. Ev içerisinde bulunan seramik, cam, ahşap dahil olmak üzere bütün eşyaları folyo ile süsleyebilen Özsoy, bu anlamda yaptığı işin dünyada başka bir örneği olmadığını iddia ediyor.

Açık konuşmak gerekirse daha önce folyo deyince aklıma gelen ilk çağrışım, buzdolabında kullandığımız alüminyum koruyucuydu. Bu el sanatlarına sadece seyirci kalmış benim gibi birisi için yeni bir deneyim. Rabia Hanım ile röportaj yapmadan önce folyo kullanılarak bu tarz eserler yapılabileceğini tahmin bile edemezdim. Asil şaşkınlığı folyo ustası Rabia Özsoy evinin kapılarını bizlere açtığında yaşadım. Ev daha çok bir sanat müzesini andırıyordu. Gözümü nereye çevirsem farklı bir çalışmayla karşılaştım. Aynalar, bardaklar, vazolar, tabaklar, kül tablaları, sandıklar aklınıza ne gelirse, evde kullanılan her şey süslenmişti. Bütün bunları yapan Rabia Özsoy ayni zamanda iyi bir eş ve anne. Hikâyesini dinlediğimde fark ettim ki Rabia Özsoy’da birçok kişiye örnek olabilecek bir kararlılık ve çalışma azmi vardı. Hiçbir zaman geç değildi. O bir anda evinde oturan kadın olmaktan vazgeçmiş, el sanatlarının sırlarla dolu dünyasının kapılarını aralamaya karar vermişti. Bu keyifli olduğu kadar zorluklarla dolu yolculuğa çıkarken hislerini, yaşadıklarını ve amaçlarını anlatmak da bizlere düşüyor.

“Başlangıçta Yakınlarımdan Hiç Destek Görmedim”

İlk merak ettiğim konu; yapılan sanatın niteliği değil, bir ev kadınının bu işe nasıl başladığı ve elbette çevresinden nasıl bir tepki aldığı oldu. Çünkü sadece sanat değil, hayatin her alanında çevremizden gördüğümüz destek bizim için itici güç oluyor. Hele gerçekleştirilen eylemin takdir edilmesi, övgü almaşı kayda değer bir motivasyon kaynağıdır. Rabia Hanım ne yazık ki bu başlangıçta bu tür bir ilgiden mahrum kalmış hatta tam tersine yaptığı eserler küçümsenmiş. Her şeye rağmen kendisine güvenen Rabia Özsoy olumsuz eleştirilere kulak tıkayarak, inandığı yolda emin adımlarla ilerlemiş. O şimdi kendisini ispat edebilmenin, üstelik kursiyer olduğu İSMEK’te eğitmen olmanın haklı gururunu yaşıyor. Üstelik bu hikaye burada bitecek gibi de görünmüyor.

Liseyi bitirdikten sonra evlenen ve şu an 12 yaşında bir kızı olan Rabia Özsoy’u, yalnızca ev hanımı sıfatıyla yaşamak mutsuz etmeye başladığında, iç dünyasında sanatla ilgili bir şeyler yapma isteği doğmuş. Rabia Özsoy 2000 yılında folyoyla tanıştığı zamanları, “Eşim çalışıyor ve kızımda okula gidiyordu. Bende bütün gün ev işleriyle ilgileniyordum. Bunları dışında üretken, kayda değer bir şeyler yapmak istiyordum. Kendime bir uğraşı ararken bir gün İSMEK’in ilanıyla karşılaştım ve kursiyer olarak kayıt yaptırdım. Daha önce folyoyla ilgili hiçbir şey bilmiyordum. El sanatlarıyla uğraşmak bana bambaşka bir dünyanın kapılarını açtı.” cümleleriyle anlatıyor.

“Aşk Olmadan Sanat Olmaz”

Özsoy, “El sanatlarında tecrübem arttıkça folyonun çok kullanışlı bir malzeme olduğunu fark ettim ve başka neler yapabilirim diye düşündüm. Kendi özgün yorumumu ve hayal gücümü de ekleyerek folyonun yeni kullanım alanlarını keşfettim. Folyonun büyüsüne kapılmıştım. Şimdi aklınıza gelebilecek her türlü eşyada folyo kullanabiliyorum.” diyor. Yıllardır el sanatlarına tutkuyla bağlı olan Rabia Özsoy, “Özellikle el sanatlarıyla ilgileniyorsanız sabır önemli bir erdemdir. El sanatlarına aşkla bağlıyım. Bazı eşyalara süsleme yaparken sabahlara kadar uyumadığım çok olmuştur. Hala rüyalarımda bile desenler görürüm. Yaptığım işten büyük zevk alıyorum. Özellikle ortaya çıkan eseri görünce ve övgüler aldıkça bende kendimle gurur duyuyorum. Bu sevmeden, gönülden bağlanmadan yapılabilecek bir şey değil. Yoksa fabrikada üretmekten ne farkı kalır ki…” diyerek bu işin özünün aşk olduğunu vurguluyor.


Yabancılar El Sanatlarına Büyük İlgi Gösteriyor

Geçen yıl Sultanahmet’te iki hafta süren bir sergi açan Özsoy, aldığı olumlu tepkilerin ve özellikle turistlerin gösterdiği yoğun ilginin kendisini motive ettiğini belirtiyor. Özsoy, “İnternet üzerinde ve dergilerde araştırmalar yaptım ama başka bir ülkede böyle bir çalışmaya rastlamadım. Zaten Sultanahmet’te açtığım sergide turistlerin gösterdiği ilgi bunu kanıtlıyor. Avrupa ülkelerinde el sanatlarına büyük değer verildiği biliniyor. Gelecekte ki en büyük hedefim yurt dışında bir sergi açarak ülkemi tanıtmak hem de el sanatlarıyla uğraşanlar için yeni bir sektör yaratmak. Belki gelecekte bu konuda markalaşmak bile mümkün olabilir. Ülkemizde özenle üretilen o kadar çok el sanatı eseri var ki yabancıların buna ilgisiz kalmaları mümkün değil. Bu sayede el sanatlarıyla uğraşan insanlarda meslek sahibi olabilirler.” diyor. Kendisini idealist bir insan olarak tanımlayan Özsoy hedefini, “El sanatlarına ilgi duyan fakat bu konuda geçmişte bir eğitim sansı bulamamış insanlara yardım etmek, onları üretime teşvik etmek ve ortaya çıkan eserlerle gelecekte uluslararası bir değer yaratmak” şeklinde özetliyor.

Herkes İçin Yer Var

“Sanata başlamak için hiçbir zaman geç değil.” diyen Rabia Özsoy’un öğrencileri arasında her yaş grubundan insan var. Özsoy, “Ben altı yıldır bu işi yapıyorum ve bu süre içerisinde yüzlerce eser ortaya çıkardım. Yaş ve eğitim durumu önemli değil. Özellikle evde hiçbir şey yapmayan kadınlara sesleniyorum. Bu durumdan şikâyet etmek yerine harekete geçin. En azından ilginizi çeken ücretsiz bir kursa gidip neler yapabileceğinizi görebilirsiniz.” diyerek insanları harekete geçmeye davet ediyor.

“İlk başta size ‘boş işler bunlar’ gibi kırıcı sözler söyleseler ya da desteklemeseler bile, unutmayın sonunda güzel şeyler ortaya koyduğunuzda ister istemez insanların size bakışı değişiyor. Bunlar benim başımdan da geçti. Uzun çalışmalar sonucu ortaya çıkan eserlerim artık eşim ve çevremdeki herkes tarafından çok beğeniliyor ve bana saygı duyuyorlar. İnsanlar evde boş oturmak yerine el sanatlarıyla ilgilenebilir, ücretsiz bir kursa giderek meslek sahibi olabilir, bu işten maddi ve manevi kazanımlar elde edebilir.” diyor.

Peki, ben bu röportajdan sonra artık el sanatlarına kayıtsız kalabilir miyim acaba? Folyodan bunlar yapılabiliyorsa… Elbet bir yerden başlamak lazım. Oturduğum yerden kalkıp, ellerimi uzatıp kapıyı açmak bana kalıyor. Belki İSMEK El Sanatları Dergisi’nin gelecek sayılarından birinde ben de kendi hikayemi anlatabilirim o zaman...  

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 725 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK