Dokumacılık

Urfa Çulhaları Tarihe Karışıyor

  • #


Yazı: Çiğdem USLUSOY ÖZ *

1883 tarihli Halep Vilayet Salnamesi’nde Urfa’da 221 adet kumaş tezgahının varlığından söz edilmektedir. 30-40 yıl öncesine kadar Şanlıurfa’nın belli mahallelerinde 100’e yakın kamçılı tezgahta üretilen Çulha dokumacılığı, son zamanlarda önemini yitirmiş, tezgah sayısı 1’e düşmüştür. Yerleşim merkezi olarak milattan önce 9000’li yıllara uzanan bir tarihe sahip olan Şanlıurfa, dünyanın ilk üniversitesi olarak bilinen Harran Üniversitesi ile önemli bir kültür ve sanat merkezi olmuştur. İpek yollarının kesişme noktasında bulunması ve önemli bir ticaret merkezi olması nedeni ile de tarih boyunca göç almıştır. Bu bölgede hüküm süren kara iklimi, yöreyi sosyolojik anlamda etkisi altına alırken, diğer yandan da bitki örtüsüne etkisi nedeni ile, renk çeşitliliğine kısıtlama getirmiştir. Geleneksel giysi kullanımında yörede kendini gösteren dokuma türleri de iklimle birebir ilişkilidir. Halkın dokumada sıkça kullandığı pamuk, yün ve floşun iklime uygunluk açısından etkili olması başlıca sebeplerden biridir. Elde bulunan yazılı belgelere göre dokümanın Şanlıurfa yöresindeki tarihi gelişimi çok eski uygarlıklara dayanmaktadır. Segal’in Edessa isimli kitabında yer alan mozaikler, bize Şanlıurfa’nın genel yaşam tarzı ve giyimi hakkında bilgi vermektedir. Günümüzde de bu giyim tarzının özellikle kırsal kesimde yaşayan halk tarafından devam ettirildiği görülmektedir. 1650 yıllarında Urfa’yı ziyaret eden Evliya Çelebi, Seyyahatnamesi’nde Urfa’da pamuk ipliğinden kapu gibi sağlam bez dokunduğunu, bunun Musul bezinden daha güzel ve temiz olduğunu söylemektedir. 1883 tarihli Halep Vilayet Salnamesi’nde Urfa’da 221 adet kumaş tezgahının varlığından söz edilmiş olması, dokumacılığın bu ilde çok önemli bir sektör olduğunu vurgulamaktadır. 1900 yıllarından bahseden Halep Salnameleri’nden ise, Urfa’da faaliyet gösteren birçok dokuma tezgahı bulunduğu ve bu tezgahlarda ipekli, ipekli alaca, çeşitli pencere örtüleri, minder, yatak, yastık ve yorgan yüzleri, yünden kilim ve hali, kıldan çuval, torba ve diğer çadır bezleri de dokunduğu anlaşılmaktadır. Şanlıurfa’da diğer dokuma ürünlerine oranla daha yaygın bir üretim ve kullanım alanı bulunan Çulhacılık’tan bahsetmek istiyoruz. Çulhacılık; yün ipliği, pamuk ipliği ve floşun kamçılı tezgahın tek ayakla çalışan çeşidi olan “Çakarlı” ya da 2 veya 4 ayakla çalışan çeşidi olan “Çekmeli” tezgahlarda dokunarak “Yamsak” (Necek-Cefiye) ve “Pusu” denen baş örtüsü ile “Ehram” denen kadın boy örtüsü haline getirilmesi sanatına Şanlıurfa’da verilen isimdir.


Çulha Tezgahı

Çulha tezgahları, çukur tezgah ve yüksek tezgah olmak üzere ikiye ayrılırlar. Urfa’da yaygın olarak görülen, çoğunlukla da Yamşahların dokunduğu tezgahlar, çukur tezgahlardır. Urfa toprağının sert ve kolay kazanılabilirdik özelliğinden yararlanılarak oluşturulan 50-60 cm. derinliğindeki çukurlara tezgah çakılarak yerleştirilir. Tezgahın zemine sağlam bir şekilde bağlanmasını sağlayan bir de çatı akşamı vardır. Tezgahta gücülerin ve tefelerin bağlı olduğu ayaklar da bu çukurun içindedir. Dokumacı açılan çukurun içine girer ve kenara dayanarak dokumasını yapar. İstendiğinde zeminden sökülebilen, kolay taşınabilen bu çukur tezgahlarda tefelerin çalışmasının yaratacağı sarsıntının en aza iniyor olması dokümanın daha sık yapılabilmesine olanak verir. Bunun yanı sıra iklim etkisi ile dokuyucunun üşümemesi için tezgahla birlikte üstünün örtülerek korunmasını da sağlar. Karasal iklime sahip olan Şanlıurfa’da çok fazla ağaç bulunmaması ve bu nedenle ahşap kullanımının en aza indirgenmesi amacı ile çukur tezgahların oluştuğu görüşündeyiz. Çukur kazılması mümkün olmayan yerlerde tuğla veya taş gibi farklı yapı malzemeleri kullanılarak, aynı sistemden oluşmuş tezgah yükseltilir. Yüksek tezgah adı verilen bu tip tezgahlarda genellikle “Ehram” adı verilen kadın boy örtüsü dokunur. Hareketin dokuyucunun el ve ayakları ile sağlandığı bu tezgahlara “Kamçılı Tezgah” da denilmektedir. Çulha tezgahlarının tek ayakla çalışanına “Jakarlı”, iki-dört ayakla çalışanına “Çekmeli” adı verilmektedir. Jakarlı tezgahlarda “Pusu”, iki ayaklı çekmeli tezgahlarda ise ince, düz “Yamşah”lar dokunurken, dört ayaklı çekmeli tezgahlarda da “Düğür Yamşah”lar yani “Kalın Yamşah”lar dokunmaktadır. Ahşap tezgahın genişliği 150 cm.’dir. İyi bir dokumacının günde 10 m. kadar dokuma yapabildiği bu tezgahlarda dokunan kumaş eni isteğe bağlı olarak 120-130-140 cm. arasında değişebilir. Kumaşın boyu ise tüm dokumalarda olduğu gibi çekilecek çözgünün uzunluğuna bağlıdır. Çulhalar’da bu uzunluğun 200 m.’ye kadar ulaştığı örneklere kayıtlarda rastlanabilmektedir. Kare biçimli normal bir Yamşah boyutu 120x120 cm., 130x130 cm. yada 140x140 cm.’dir.

Çulha Dokumacılığında Kullanılan Malzemeler

Geleneksel Şanlıurfa Çulha dokumacılığında yün, pamuk, ipek ve sim iplik kullanılırken, atkı ve çözgüde pamuk ipliği, atlama ve işlemelerde sim ve ipek, “Ehram” adı verilen dokumalarda ise çok ince eğrilmiş, kaliteli yün ipliği kullanılmıştır. Hayvancılık ve tarımın elverişli olması pamuk ve yunun çokça kullanılmasına olanak tanımıştır. Az kullanılan ipek ise çoğunlukla Bursa’dan getirtilmiştir. Günümüzde ise Çulha dokumacılığında modern teknolojinin yardımı ile fabrikalarda üretilen rayon ya da floş ipliği gibi suni malzemeler de kullanılmaktadır.

Çözgülerin Tezgaha Çekilmesi

Kırman ya da iğlerde eğrilen iplikler çıkrık yardımı ile bobinlere sarılır ve çağlıklara dizilir. Çözme işlemi için çağlıklarda dizili bobinlerden çıkan iplikler, çağlığın önündeki deliklerden ve “ellik” denilen elde tutulan metal aracın deliklerinden geçirilerek çözgü dolabının alt kenarına takılır. Çözgü dolabının döndürülmesiyle çağlıklardan gelen iplikler dolap çevresinin yan iplikleri üzerindeki çeltiklere iliştirilerek sarmal olarak aşağıdan yukarıya doğru sarılır. Dolabın üst köşesine gelince tersine döndürülerek bu kez geriye sarılır. Alt uçta tekrar çapraz yapılıp, dokümanın enine gerekli olan çözgü teli tamamlanıncaya kadar sürdürülür. Çulha dokumalarında deseni farklı da olsa genellikle bir dokumada 1800 çözgü teli kullanılır. Çözgü teli sayılıp, işlem bitikten sonra dolaptan çıkarılan çözgüler tezgaha taşınıncaya kadar top halinde sarılır. Hazır hale gelen çözgülerin (yörede “direci” denir) dokuma tezgahına takılmasında ilk işlem; gücülerden ve taraktan geçirilerek şermine (levent) bağlanmasıdır. Bu işlem iki kişi tarafından, teker teker sırasıyla ilk gücü deliğinden ve taraktan geçirilerek, son çözgüye kadar devam eder. Dokuyucular çözgülerini kendileri çektikleri gibi, sadece bu işi yapan çözgü ustalarına sipariş vererek de çözgülerini hazırlatırlar.

Dokumanın Yapılması

Dokumaların büyük çoğunluğu “bezayağı” tekniği ile yapılır. İkinci olarak kullanılan teknik ise “dimi” örgüsü ve türevleridir. Şanlıurfa’da yapılan ürünlerde bu tekniklerin biri veya ikisi istenilen yüzey görünümünü verecek şekilde bir arada renkli veya farklı renkte iplikler kullanılarak ekoseli, çizgili veya karo desenli dokumalar yapılmaktadır. Örneğin yün ipliğinden dokunan ehramlarda bezayağı tekniği kullanılmıştır ve dokunmakta ve üzerine tezgahta yörede “Brokar” tekniği denen bir işleme yapılmaktadır.


Kamçılı Çulha Tezgahında Dokunan Ürünler




Yamşah:

Yörede pamuk ipliğinden bezayağı veya dimi örgü çeşitlerinden biri veya türevleri ile dokunan erkek ve kadınların başlarına örttükleri örtülerdir. Halen yoğun olarak kullanılan bu örtüler örten kişiyi kışın soğuktan, yazın sıcaktan korur. Hem kullanımındaki pratiklik, hem de ekonomik oluşu yamsağa olan rağbeti artırmıştır. Sağlam ve tek tip kullanılıyor olması tüketimini azaltmaktadır, bu da üreticileri turistik amaçlı satışa yöneltir. Renkte ve desende çeşitlilik gösteren Yamşahlarda pamuk ipliğinin yanı sıra sarı ve yeşil renkte floş da kullanılmaktadır. Floş; birinci kalite, parlak, ipek görünümünde bir ipliktir. Bursa’dan beyaz olarak getirtilip Şanlıurfa’da sarı ve yeşil renge boyanmaktadır. Dokunan Yamşahlar, nakışlamak üzere işlemeciye gönderilir. Dikiş makinesine benzer “Corne Makinesi” denilen makinada pamuklu iplik ve floş kullanılarak Yamşahlar üzerine çeşitli motifler işlenir. Yamşahın tüm yüzeyinin tek tip motifle işlenmesine “Kabılma”, iri kareler arasına gül motifi işlenmesine “Güllü” denmektedir. İşlemecide nakışlanan Yamşahlar saçakları örülmek üzere evlere gönderilir ve kadınlar tarafından örülerek püskül haline getirilir. Başlıca Yamşah Çeşitleri; Şakkalı, Hisvali, Direkli, Kuzu Hafız, Ahmediye, Sarı Ağabanı, Dümbüllü’dür.

Puşu:

Tek ayaklı tezgahlarda genellikle beyaz, koyu bordo, siyah renklerde floşta, sırmalı olarak dokunan erkek ve kadın baş örtüsüne verilen isimdir. Pusu aynı zamanda gömlek üzerinden bele sarılmak suretiyle de kullanılır. Genellikle 125x125 cm. ebatlarında, bütününde dimi dokuma örgüsü, türevlerinde karo dimi örgüsü ile dokunan puşunun diğer dokumalardan bir farkı da saçak boyunun daha uzun (15 cm.) olmasıdır.

Ehram (İhram):

Aslı Arapça olup haram’dan türetilmiş bir isimdir. Kadınların, başlarından aşağıya kadar inen ve sadece gözleri görünecek kadar açıklık bırakarak elleriyle bürüklendikleri (yüzün el yardımıyla kapatılması) boy örtüsüdür. Bugün Şanlıurfa’da daha çok yaşlı kadınlar tarafından kullanılan bu örtü, tümüyle saf yünden dokunur ve şu geçirmez özelliği ile rağbet görür. Giyim dışında; eski evlerde toplanıp üst üste konan yer yataklarının, oda içerisindeki sandık ve benzeri eşyaların üzerini örtmede, yer sofralarının altına yaygı olarak serilmesinde ve evlerin damında yatılan yaz gecelerinde, sivri sinekten korunmak için cıbınlık olarak da kullanılmaktadır.

Aba:

El mekikli çukur tezgahlarda deve yününden dokunan ve elbise üzerine bir çeşit manto gibi giyilen bol giysidir. Biçim olarak, dikişsiz, kolu kendinden çıkan, kenarı kaytan denilen süsleme ile çevrili olan abalar, artık çok fazla kullanılmadığı için dokuması da terk edilmiştir. Ancak günümüzde mekanik tezgahlarda dokunan aba benzeri kumaşlardan yine aynı işlevi gören giysiler yapılmakta ve kırsal kesimde kullanılmaya devam etmektedir. Sonuç olarak; geleneksel sanatlarımızın birçoğunda olduğu gibi, Şanlıurfa Çulha dokumacılığı da günümüz koşullarında sosyal, ekonomik ve kültürel nedenlerle yok olma tehlikesini yaşamaktadır. 30-40 yıl öncesine kadar Şanlıurfa’nın belli mahallelerinde 100’e yakın kamçılı tezgahta üretilen Çulha dokumacılığı son zamanlarda önemini yitirmiş, tezgah sayısı 1’e düşmüştür. Bu sanata olan ilginin azalması sonucunda tarihi imalathanelerdeki tezgahlar 1991 yılında dağıtılmış, imalathaneler konuta dönüştürülmüştür. Günümüzde ancak 5 usta tarafından sürdürülmeye çalışılan bu el sanatının devamı için çalışmak isteyen çırak bulunamamaktadır. Son olarak yörede üretilen ürünlere yeni kullanım alanlarının bulunması, bu dokumaların turistik açıdan değer kazanan GAP bağlamında değerlendirilmesi gereğini vurgulamak isterim. * Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Öğretim Görevlisi.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 985 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK