Atölyeler

Tel Süpürgenin Sarısı Soluyor

  • #


Yazı: Hatice ÜRÜN

Yüzyıllardır Edirne’nin önemli bir geçim kaynağı olan süpürgecilik mesleği, modern hayatın getirdiği kolaylıklar sebebiyle, günümüzde yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Meslek atölyelerinin sayıları gün geçtikçe azalırken, süpürgecilik zanaatı, küçük dükkânlardan oluşan “Süpürgeciler Hanı”nda sürdürülmeye çalışılıyor. Süpürgecilik zanaatını ayakta tutmaya çalışan birkaç kişiden biri olan Fuat Arda süpürgecilik mesleğini anlattı.

Her dönemde, sağlıklı yaşamın devamı için zamanın koşullarına uygun olarak temizlik malzemeleri üretilip geliştirilmiştir. Eski zamanlarda arap sabunu, bez ve tel süpürge kullanılırken, şimdi ise her lekeyi ayrı ayrı temizleyen kimyasal içerikli deterjanlar, çeşitli temizlik bezleri, süpürme, yıkama ve kurutma özelliğine sahip çok fonksiyonlu elektrikli süpürgeler ile temizliyoruz evlerimizi. Vaktiyle evin bir bireyi gibi kapının arkasında göreve hazır bekleyen süpürgelerin, birer temizlik aracı olarak önemi, 70’li yıllarda Avrupa’dan gelenlerin yanlarında getirdikleri “gırgır” denen minik ve modern aletler sonrası azaldı. Daha sonra elektrikli süpürgelerin de hayatımıza yavaş yavaş dahil olmasıyla geleneksel süpürgeler, artık yazlıklarda bahçe ve balkon yıkamada kullanılır hale geldi. Gelişen yaşam koşulları hayata kolaylıklar sağlarken, süpürgecilik zanaatı ve zanaatkârları da yok olmaya yüz tuttu. Kendilerine ait dolapları olan temizlik malzemelerine nispet, çuvaldız tutan elleriyle süpürge diken ustalar, zanaatlarını yaşatmaya çalışıyor. Bu gayret içinde, ustalarının mesleklerini sürdürmeye çalıştığı iki önemli merkez var; biri Adapazarı diğeri de Edirne.


Edirne’nin Son Süpürgecileri

Edirne’de Yahudi ustalar tarafından yapılan geleneksel süpürgecilik mesleği, ustaların şehirden ayrılmaları üzerine, yanlarında çırak olarak çalışan Türkler tarafından devam ettirilmiş. El yapımı geleneksel süpürge, tarlaya tohumun ekiminden, son şeklini alana kadar bir sürü aşamadan geçiyor. İşte, tarladan kimisi sarı, kimisi yeşil, kimisi de kızıl renkte gelen kucak kucak süpürge otlarının sarı süpürgelere dönüşen uzun hikâyesinin kısa özeti…

Meriç ve Tunca havzasının sulak arazisinde Adesa adı verilen en kaliteli süpürge otunun yetişmesi dolayısıyla süpürgeciliğin merkezi Edirne olmuş. Tatarköy, Menekşesofular ve Bosnaköy köylüleri için süpürge otu ekme ve toplama işi, yörenin en önemli geçim kaynağı. Tohumları ve yaprakları aynı zamanda yem sanayiinde kullanılan süpürge otları, mevsiminde toplanıyor ve süpürge yapımına uygun uzunlukta kesilip Süpürge Borsası’na getiriliyor. Borsadaki memur tarafından üreticinin belirlediği fiyat üzerinden alıcıya açık arttırma ile satılan süpürge otları, imal edilmek üzere sahibinin dükkânına doğru yol alıyor. Kırmızımsı mat renkte olan otlar, sertleşmesi ve kükürdü kolay emmesi için önce küçük havuzlarda 15 dakika kadar ıslatılıp penceresiz bir odada kükürt tütsüsüne tabi tutularak renkleri sarı hale getiriliyor.

Süpürge üzerindeki otlar, “ayıklayıcı” denen kişi tarafından özel bir bıçakla ayıklanıyor. Süpürge tepeliği için otların kalın ve sert kısmı tepelik için, ince ve zayıf kısımları ise işlik için kullanılıyor. Ayıklayıcıdan gelen otlar, “sarıcı” denen kişi tarafından küçük demetler haline getiriliyor. Yapılan demetlerden sağlam olan iki demet pamuk ipliği ile bağlanıp “bağlayıcı” tarafından süpürgenin taslağı oluşturuluyor. “Ayacak” (ayak mengenesi) adı verilen bir alet yardımı ile 4-5 bağ süpürge otu sağlam bir şekilde birbirine birleştiriliyor. El mengenesini (falaka) andıran ve süpürge yapımında kullanılan bir alet ile süpürgenin yassı kısmı oluşturuluyor. Bir çeşit tokmak sayesinde şekil verilerek sıkıştırılan demetler böylece süpürgenin genel hatlarını oluşturmaya başlıyor. “Dikici” tarafından çuvaldız iğne ile üç veya daha çok yerinden dikilip son şekli verilen süpürgeler, “paketçiler” tarafından Anadolu şehirlerine gönderilmek üzere satışa hazır hale getiriliyor. Süpürge yapımının her aşamasında ustasına yardım eden ve “meydancı” adı verilen çırak, zamanla işi öğreniyor.


Artık Eskisi Kadar Revaçta Değil 

Süpürgenin ömrü, süpürge otunun kalitesi ve yapan ustanın işçiliği ile doğru orantılı... İşin ustasından öğrendiğimize göre, ortalama 6 ay kadar süren süpürgenin ömrü, özen gösterilip mahir bir elden çıkmış ise bir seneye kadar uzayabiliyor. Satın alınan süpürgenin kalitesi ise, saplarının yumuşak olması, yarım kiloyu ancak aşan ağırlığı ve renginin sarılığı ile doğru orantılı…

Yüzyıllardır Edirne’nin önemli geçim kaynağı olan süpürgecilik, modern hayatın getirdiği kolaylıklara karşı direnememiş. Meslek atölyelerinin sayıları gün geçtikçe azalmış ve sonunda bu zanaat, ‘Süpürgeciler Hanı’ denen ve küçük dükkânlardan oluşan merkezde, birkaç ustanın vefalı eline, birkaç küçük dükkânın içine sığınmış.

Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nın kayıtlarına göre Süpürgeciler Hanı’nda 1985 yılında 118 işletme bulunurken, 1996 tarihinde atölye sayısı 60'a, 2003 senesinde ise 19'a düşmüş. İlde şimdi ise 10-15 civarında dükkân varlığını sürdürme çabası içinde… Süpürge dikiminde zamanında kök boyalarıyla renklendirilmiş pamuk iplikler kullanılırken, günümüzde ise süpürge tellerini sentetik veya plastik içerikli iplikler birbirine bağlıyor.

Mesleğin uzak geçmişinde ise şaşaalı günleri var. Öyle ki vaktiyle süpürge atölyelerinde devlet memurları çalışırmış. Çünkü devletten bir ayda aldıkları maaşı, süpürge atölyelerinde bir haftada kazanabilirlermiş. Bu yüzden de süpürgecilik şehirde dönemin en gözde mesleklerinden biri sayılırmış. Anlatılanlara göre, vaktiyle kız istemeye giden damat adaylarının ellerinde zor çıkan kök boyası lekelerini gören gelinlik çağdaki kız anneleri, ‘damadın eli iş tutuyor’ kanısına varıp izdivaca rıza gösterirmiş. Yine anlatılana göre, bu mesleğin içinde olmayan gençler de kız istemeye gidecekleri zaman, bir atölyeye uğrar, elden hemen çıkmayan kök boyaları ellerine bular, böylece kendine süpürgeci süsü verdiği için muradına kavuşurmuş.

Edirne Süpürge Borsası’nda atölyesi bulunan ve yarım asırdan fazla bir süredir bu işle meşgul olan Fuat Arda’dan süpürgecilik mesleği hakkında bilgi aldık, çayını içip onunla bu meslek ile ilgili sohbet ettik. 1944 yılında Edirne’nin bir köyünde dünyaya gelen Fuat Bey, 1960 senesinde Edirne merkezde yaşayan eniştesinin yanına gelmiş. Süpürge ustası olan eniştesinin yanında 8 sene çalıştıktan sonra 24 yaşında küçük bir sermaye ve 6 çalışanıyla Bostan Pazarı’nda kendine bir iş yeri açmış. O zamanlarda Adapazarı, Kırklareli ve Edirne’deki süpürgeci dükkânlarının 247’si bu pazara kayıtlıymış. Fuat Bey’in işleri çok iyi gitmiş uzun süre. Zaman içinde 25-30 kişiye mesleği öğretip onların da usta olup iş yeri açmalarına vesile olmuş. Süpürge imalatına bir süre devam ettikten sonra 15 sene kadar da süpürge otunun toptan satım işini yürütmüş.


Atölyeler Bir Bir Kapanıyor 

Süpürge otlarını peşin para ile aldıklarını söyleyen Fuat Bey, bitmiş ürünleri tüccara bazen peşin, bazen vadeli bazen de çekle sattıklarını ifade ediyor. Bir günde ortalama 150 civarında süpürge ürettiklerini belirten Fuat Bey, bu sayının haftada bin ilâ bin 200’e çıktığını, 900’ün altına hiç düşmediğini belirtiyor. Fuat ustanın söylediğine göre Süpürge Borsa’sında gün erken başlıyormuş. Dükkânlar sabah namazından sonra açılıyor, mesai de öğleden sonra saat 3’te bitiyormuş. Yöresel söyleyişiyle ‘Zareci’ denen seçici dışında bu işte çalışan herkes parasını yaptığı işin sayısına göre günlük alıyormuş. Süpürgeci Fuat Usta, süpürge yapımının bugününü ve yakın geçmişi ile kıyaslamasını şu sözlerle yapıyor: “Bundan 50 sene önce 300 araba mal gelirdi, 90 yılından sonra süpürge otu getiren araba sayısı azaldı. 1990 senesinden önce Edirne’de 227 çalışan varken sayı gün geçtikçe düştü. Buradaki Süpürge Borsası'nda şu an 42 dükkân var. Onların hepsi de atölye değil, bir kısmı depo olarak kullanılıyor. Ben ilk başladığım zaman bütün ev geçimimi buradan sağlıyordum, bu meslekten kazandığım para ile mal mülk sahibi oldum, çocuklarımı okuttum, onları askere gönderdim, evlendirdim. Ama artık Anadolu’da dahi eskisi kadar süpürge kullanılmıyor. Biz İstanbul’a süpürge yetiştiremezken son 5-6 senedir geçimimizi sağlayacak kadar ancak kazanıyoruz.”

1983 yılında Ticaret Borsası’nda meclis üyeliği, sonrasında 15 sene yönetim kurulu başkan yardımcılığı, 2009 senesinde de Edirne Ticaret ve Sanayi Odası’nda reis üyeliği yapmış olan Fuat Arda, mesleğini 5 çalışanıyla birlikte sürdürüyor. Gençlerin çok tercih etmediği geleneksel el sanatlarımızdan süpürgecilik mesleğini, ağırlıklı olarak orta yaşlı ve emekli olmuş kişiler yaşatma gayreti içinde.


Çeyizlerin Olmazsa Olmazı; Aynalı Süpürge 

Edirne’de Zındanaltı’nda küçük ara sokaklarında bugün artık sadece birkaç kişinin imal ettiği aynalı süpürgeler, Edirne’ye has bir el sanatı... Eskiden Edirne’nin düğün adetlerine göre gelin kızların çeyizleri için yapılırmış. Şimdilerde ise turistlik hediye olarak ilin çarşılarını süsleyen aynalı süpürgelerin, Edirne kültüründe önemli bir yeri var. Kimi zaman hicivlere şahit olan aynalı süpürgeler, kimi zaman da mesaj verici özelliğe sahip. Aynalı süpürgeyi geleneksel süpürgeden ayıran özellik ise yöresel kök boyalarla renklendirilmesi, ip ve kurdeleyle süslenip ortasında veya iki kenarında ayna olmasıdır.

Aynalı süpürgede, evlenecek kız için saflık ve temizliğini ifade eden “kabara” denilen iri başlı bir çivi bulunurmuş. Aynalı süpürge yöresel kültürde o kadar yer etmiş ki onun üzerinden bir dil bile gelişmiş tarih içinde. Geleneklere göre Edirne’de aynalı süpürge dış kapıya asılmışsa “o evde evlilik çağında bekâr kız olduğu” anlamına gelirmiş. Söylencelere göre, ev işlerini aksatan gelin, kapının arkasında veya eşikte duran aynalı süpürgenin aynasından kayınvalidesinin geldiğini görünce kendini toparlarmış. Gelin-kaynana arasındaki çekişmeler ve çekişmelerde üretilen dolaylı dil de yine aynalı süpürgeler üzerinden gerçekleştirilirmiş. Gelin kız kayınvalidesinin sözünden incinmiş, küsmüş ise aynalı süpürgenin aynasını, kaynanasına doğru abartılı bir şekilde çevirerek “Dön de kendine bak” demek istermiş.

İSMEK El Sanatları Dergisi 14 İNDİR

Bu yazı 1370 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK