Mimari

Beyşehir Eşrefoğlu Külliyesi

  • #


Yazı: Dr. Hatice AKSU*

Beyşehir Eşrefoğlu Külliyesi’ni (1297-1300), Eşrefoğlu Süleyman Bey inşa etmiştir. Cami, türbe, çeşme, bedesten, hamam, kitaplık ve bütün kompleksi saran külliye duvarı ve kapısı ile külliye oluşturulmuştur. Bu külliyenin özelliği, fonksiyonel yapıların ayrı ayrı yapılar olarak yorumlanmış olmasıdır.

1277 yılından itibaren varlıklarını Moğol hanlarına bağlı olarak sürdürmekte olan Selçukluların sanatı ve gelenekleri Anadolu’da uzun süre kendini korumuştur. 1308 yılında son Selçuklu hükümdarının ölümüyle başlayan Beylikler Dönemi’nde, Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde bağımsızlıklarını ilan eden ve giderek güçlenen Türkmen Beylikleri, varlıklarını kanıtlamak istercesine yoğun bir imar faaliyetine girmiştir.

Anadolu’da bağımsızlığını ilk ilan eden ve en kısa süreli olan Eşrefoğlu Beyliği’dir. 1300’lerde kurulan beylik, 1325 yılında Süleyman Şah’ın öldürülüp, İlhanlı Valisi Timurtaş’ın Beyşehri’ni zapt etmesi ile Moğol hakimiyetine girmiştir, ancak 1328’de Timurtaş, Mısır’a kaçmak zorunda kalmıştır. Daha sonra Hamitoğulları’nın idaresine giren beylik, 14. yy. sonlarında 1391’de Teke yarımadası ile birlikte Osmanlıların (Yıldırım Beyazıt’ın) idaresine katılmıştır.

Beyşehir Eşrefoğlu Külliyesi’ni (1297-1300), Eşrefoğlu Süleyman Bey inşa etmiştir. Cami, türbe, çeşme, bedesten, hamam, kitaplık ve bütün kompleksi saran külliye duvarı ve kapısı ile külliye oluşturulmuştur. Bu külliyenin özelliği, fonksiyonel yapıların ayrı ayrı yapılar olarak yorumlanmış olmasıdır. Külliyede kütüphanenin varlığından söz edilmektedir, bugün ise bu kısım kadınlar mahfilidir. Kapısında yer alan kitabeye göre; 699 H. - 1299 M. yılında bu kapıdan içeri girildiğinde, bölme duvarı üzerindeki çini kitabede ise 696 H- 1297 M. yılında caminin yapıldığını öğreniyoruz. Camiye bitişik bulunan, Süleyman Bey’in konik külahlı türbesindeki kitabe, H. 701. - M. 1301 tarihini vermektedir. Böylece türbesini sağ iken yaptırmış olduğu anlaşılır.

Beylikler dönemi ahşap direkli camilerin en büyüğü olan bu yapı, 35,5 x 46. 60 m. ebadındadır. Türbe ile bitişik olup ona geçit verecek şekilde inşa edilmiştir. Genel planı dikdörtgen düşünülmüş fakat kuzey-doğu köşesi pahlanmıştır. Pahlanmış olan bu kuzey doğu köşesinde anıtsal bir cephe oluşturulmuştur. Caminin ana giriş kapısı da bu cephede yer almaktadır.
İç hacimde; dikdörtgen planı şemasını, içindeki mekan yorumunu, mihrap duvarına dik yedi sahnı ve orta sahnın da daha geniş ve daha yüksek tutulduğunu görüyoruz. Mihrap onu kubbesi ise, yıldız kesitli iki serbest paye ve mihrap duvarı payeleri üzerine atılan kemerlerle taşınmıştır. Bu mihrap onu kubbesine yelpaze üçgenlerle geçilmiş, kubbe eteğini yeşil zemin üzerine siyah renkte mozaik çini kitabe kuşağı dolanmıştır. Yapının ana beden duvarı kubbenin dışında bütün alan ahşap destek üzerine ahşap sütun başlıklı ve bunlar üzerine atılan dikine kırış ve konsollar üzerine oturan enine mertekler ve bunların üzerinde kaplama tahtaları ile örtülmüştür. Çatı dıştan toprak damdır. Daha sonra çatı, yapılan onarımlarla ahşap örtü sistemi ve kiremitle kaplanmıştır. Son derece etkileyici bir iç mekana sahip olan cami, 39 ahşap direklidir ve bu direklere kadınlar mahfilinin beş ahşap direği ilave olmuştur. Ahşap direkler taş kaideler üzerinde sekizgen kesitli olarak yükselmekte ve üzerlerinde ahşap başlıklar yer almaktadır. Yapının orta sahnında ortadaki bölümün üzeri yükseltilmiş ve aydınlık feneri bulunmaktadır.

Mekana ışık, iki yan duvarı üst kısımlarından küçük pencereler ile mihrap yanındaki pencerelerden çok, bu bölümden girmektedir. Ayrıca yapının içinde bütüne katılan iki unsur bulunmaktadır.

1- Girişin hemen önünde kalan çini kitabenin yer aldığı kemerli giriş ile bu bölümden sonra devam eden ve ahşap ile yapılmış olan kadınlar mahfili yer almaktadır. (Yayınlarda son cemaat yeri olarak geçmektedir, fakat yapının bütünü içinde son cemaat yeri yoktur.)

2 - Mihrabın sağ köşesinde, ceviz ağacından yapılmış, ahşap destek ve korkulukları bulunan bey mahfili yer almaktadır. Dıştan yapıya baktığımızda, güneybatı köşesinde çatının yükseltilerek, mahfilin öneminin belirtilmek istendiği görülür.

Muhteşem taç kapı süslemeleri ve pencere süsleme özellikleri Anadolu Selçuklu özelliklerine bağlanmasına rağmen, ayrılan özellikler de bulunmaktadır. Bunlar bize Beylikler Dönemi’nin kendine has tasarım özelliklerinin olduğunu göstermektedir. Caminin ikisi altta, yedisi üstte olmak üzere dokuz penceresi vardır. Bunlardan birisi mihrap üstü penceresi olup, renkli çamlıdır. Altta bulunan ve cevizden olan sağ pencerenin kapı kanadında “Elhabibulmalı vel keramettekva” ve sol kanadında “Elhayru iadetun vesşerri lihadun” sulus yazısı kabartma tekniğinde yazılmıştır. Çatma tekniğinde yapılan dikdörtgen parçalar arasına düz satıhlı derin oyma tekniğiyle rumi motifler işlenmiştir. Ağaç oymacılığının üstün örneklerinden sayılan ve rumilerle süslü bulunan bu pencerenin dış kanadı Konya İnce Minare Ahşap ve Taş Eserler Müzesi’nde sergilenmektedir. Mihrabın sağında ve solunda yer alan pencere kanatları, birbirine geçme dikdörtgen parçaların enine ve dikine yerleştirilmesi sureti ile geometrik bir tasarım oluşturulmuştur.

Beyşehir’in diğer önemli bir özelliği, cephe üzerinde dilimli dendanların kullanılmasıdır. Mimar Sinan, Edirnekapı Mihrimah Sultan Külliyesi’nde, Anadolu`da menzil kuruluşlarında aynı uygulamaları özellikle üçgen dendan olarak kullanılmıştır. Derin taş oyma tekniği ile yapılmış çark-ı felek rozetlerle, üzeri bezemeli sütunceler oluşturulmuştur. Kabaraların köşe dölgü üzerine yerleştirilmiş olması, bitkisel bezemenin özellikle palmetlerin örgü zincirler meydana getirmesi önemlidir. Bitkisel bezemelerde oluklu oyma tekniği görülür. İstifli yazı ile ayetler, bitkisel bezemelerle birlikte kullanılmıştır. Camide tavan kirişleri konsol araları ve mukarnas başlıklardan bazılarında çok ince kalem işleri ile süslü olup, mukarnas başlıklarının bazılarında da bu eski kalem işlerinden izler kalmıştır. Tavanda görülen çok renkli kalem işçiliğinin eşine az rastlanır motifler geometrik, rumi ve bitkisel kompozisyonlardan oluşmaktadır.

Müezzin mahfili ise, Kanuni döneminde, mihrabın kuzeyinde ve mihrap onu kubbesi altına yakın yerde, sultanın vezirinin oğlu Mustafa Bey tarafından Mayıs 1574 yılında, ahşaptan yapılmıştır. Dış merdivenle çıkılan mahfilin ahşapları üzerinde bitkisel motiflerle süslemeler, bunların arasında talik hattı ile yazılmış beyitler ve hattatın imzası yer almaktadır. Tavanda ve müezzin mahfilinde yer alan kalem işlerinde toprak boyalar, özellikle aşı kırmızısı bolca kullanılmıştır. Bölgede yaptığımız alan araştırmasında toprak altında damarlar halinde, demir oksit olarak bilinen asi kırmızısının bulunduğunu tespit ettik. Diğer kullanılan renkler ise beyaz- üstübec, siyah-iş, sarı-zirnik, mavi-lapış ve turkuaz renkleridir.

Mihrap onu kubbesi, tuğladan örülmüş üç sivri kemer üzerine oturur; baklava üçgen örneği sırlı tuğlalar ile mozaik çiniler ile kaplıdır. Kubbe dıştan piramit bir külahla örtülerek gizlenmiştir. İç çapı 5.74 m. olup, kubbenin ortasında küfi yazıdan beşgen bir yıldız dolgu vardır. Bunlar; Allah, Muhammed, Osman, Ebubekir, Ömer ve Ali’dir. Kubbenin kasnağında nesih yazı ile Ayet el Kursi yazılıdır.

Tümüyle çini mozaikle kaplı olan mihrap, 4.58 m. eninde ve 6.17 m. yüksekliğiyle Konya çevresindeki bütün çinili mihraplardan daha büyük olup, Selçuklu dönemi mihraplarıyla yarışabilecek görkemdedir. Mihrabın çevresini lacivert çinilerden sekizgen yıldızlarla gelişen geometrik bir bordur çevirir. Ara boşluklar firuze levhacıklarla, ara yıldızların içine ayrıca başka yıldız dolguları konmuştur. Ana bordur bir kademe içe dönüktür ve üzerinde nesih yazıyla 79. ayeti yazılıdır. Harfler mor çinilerden kesilmiş ve bunlar alçıya kakılmış olan firuze çiniden kıvrık dallı bitkisel bir zemin üzerine yerleştirilmiştir. Bundan sonraki bordur, iki ayrı bordur şeridinin birbirine dolanmasıyla oluşur. Biri geometrik geçme desenli, öbürü bitkisel süslemelidir. Mihrap nişinin üzerinde lacivert sülüs yazıyla diğer bir ayet frizi uzanır. Mihrabın sağ ve solundaki düşey yazılarda Ali İmran süresinin 38. ve 39. ayetleri sağda aşağıdan yukarıya ve solda yukarıdan aşağıya doğru yazılıdır.
Caminin minberi ceviz ağacından üstün bir işçilik ve zengin bir süslemeyle oymalı, çatmalı ve tutkalsız olarak Kündekarı tekniğinde yapılmıştır. Minber bir kemer, bir kapı, beş ayak ve dokuz basamaktan oluşur. On yüzü 1.03 cm., yüksekliği 2.70 cm., yüksekliği 5.10 cm., yan parmaklıkların eni 92 cm. ve kaidelerin eni ise 2,5 cm.’dir. Binlerce oymalı küçük parça tutkalsız ve çivisiz olarak çatma yoluyla bir araya getirilip tutturularak yapılmıştır. Sekizgen, beşgen yıldız geometrik içlerine rumi süslemeler yerleştirilmiştir. Minberin, oymalı-çatmalı kapısının üstündeki küfi yazılı oymalardan oluşturulmuş karenin içinde Allah, Muhammed, Ali, Ebubekir, Ömer, Osman yazılıdır. Dilimli kemerin köşe dolgularının sağ ve solunda Amelehu İsa yazılı olup minber ustasının imzasıdır. Yan sağ aşağısından başlayarak, sol yan aşağısına kadar “Ayet el Kursi” Selçuklu neshi ile minbere oyulmuştur.

Bedesten, dış cepheleri tonoz örtülü, her cephesinde birer kapının bulunduğu üzerleri kubbe ile örtülü, beşik tonozlu dokuz kubbeli bir yapıdır. Medrese ve hamamın cephe ve temel duvarları kalkmıştır. Bezemelerin bulunmasına rağmen çok yıpranmış durumdadır. Külliyeyi çeviren bir külliye duvarı bulunmaktadır ve buraya kemerli bir kapı ile girilmektedir. Zaman içerisinde külliye duvarı yıkılmış sadece kapının kalıntısı kalmıştır.

* İSMEK Tezhip Usta Öğreticisi.

Bibliyografya

1-Akök Mahmut, “Konya Beyşehir’de Eşrefoğlu Camii ve Türbesi” T.E.D.,Sayı;XV. Ankara.1976, S33 2-Akyurt Yusuf, “Beyşehir Kitabeleri ve Eşrefoğlu Camii ve Türbesi”, T.Tarih Arkeoloji ve Etnografya Dergisi,Sayı;IV,İstanbul,1940.s.56 3-Aslanapa Oktay; Türk Sanatı,İstanbul.1984. 4-ÖngeYılmaz; Selçuklularda ve Beyliklerde Ahşap Tavanlar, Vakıflar Dergisi, Sayı:VII,Ankara,1957.S.121-123. 5-Öney Gönül; Selçuklu Dönemi Süsleme El Sanatları,Ankara,1976 6-Öney Gönül; Beylikler Devri Sanatı,Ankara ,1989.

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 1082 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK