Gönülden Kumaşa Dökülen Damlalar

  • #


Yazı: Ömer Faruk DERE*

Gelenekli olmak yeni ufuklara emin adımlarla yürüyebilmemizi sağlar. Türk ebrû sanatı gelenekli bir sanat olup zamanın şartlarına uyarak, yeni gelişen malzeme ve teknik imkânları kullanarak tekâmül yolculuğunu sürdürecektir. Kumaşa ebru yapmak bu yeniliklerden biridir. Ancak kumaşa ebrû yapmanın en büyük riski, üretilen ebrulu kumaşların basit, renkli kumaş gibi görülmesi ve uygunsuz yerlerde kullanılmasıdır. Orta Asya’da zuhur etmiş, İran ve Anadolu topraklarında yaşamış, 17. asrın başlarında Avrupa’ya intikal etmiş gelenekli Türk ebrû sanatı, asırlardır kâğıt sanatı olarak uygulanmış ve batıda da Türk Kâğıdı ya da Türk Mermer Kâğıdı olarak anılmıştır. Gelenekli olmak geleceğe umutla bakabilmemizi, yeni ufuklara emin adımlarla yürüyebilmemizi sağlar. Gelenekçi olmak ise geçmişte kalmayı, eski günlerin özlemiyle yaşamayı ve tekâmüle kapalı olmayı da beraberinde getirir. Oysaki eski günlerin özlemini ancak o devrin sanat anlayışını ihya etmeye gayret ederek bir nebze de olsa dindirebiliriz. Bu sebepten Türk ebrû sanatı, gelenekli bir sanat olup, zamanın şartlarına uyarak, yeni gelişen malzeme ve teknik imkânları kullanarak tekâmül yolculuğuna devam edecektir. Türk-İslam sanatları, meşk yoluyla öğrenilen sanatlardır. Usta-çırak ilişkisi içinde asırlardır nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen ebrû sanatımızda, gelenekli kâğıt ebrusu iyice öğrenilmeden yeni arayışlara teşebbüs edilmemesi gerekir. Sağlam bir temele oturmayan sanat anlayışları en hafif ifadeyle yozlaşmaya, bayağılaşmaya mahkûmdur.
Gelişmeye ve yeni denemelere son derece müsait olan ebrû sanatında dikkat edilmesi gereken en mühim husus, sanatın ifsâd edilmemesi hakikatidir. Burada üzerinde durulması gereken asıl mevzu, bu sanatın haysiyetine zarar getirmeden, geleneklerimizden gelen ebrû formlarını en başarılı tarzda nasıl uygulayabildiğimiz olmalıdır. Boya sanayindeki ilerlemeye paralel olarak, ebrû sanatında kullanılan boyalarda da gelişmeler olmuştur. Başka alanlarda kullanılmak üzere imal edilmiş bazı boyalar, ebrû tekniğiyle şu üzerinde denenmiş ve çeşitli yüzeylere tatbik edilmiştir. Batıda ülkemizde olduğundan çok yıllar evvel bu tarz uygulamalar görülmektedir. Ülkemizde ise özellikle son dönemde ahsap, seramik, cam ve kumaş yüzeylere ebrûlar yapılmaktadır. Bu uygulamaların bazıları yukarıda saydığımız hususiyetlere riayet edilerek hazırlanmış olsa da pek çoğunun renk ve desen olarak zevksiz olduğunu esefle müşahede etmekteyiz. Devam eden satırlarda ebrûnun kâğıt haricinde uygulanan yüzeylerden kumaşa yer verecek, iyi bir kumaş ebrûsunda bulunması gereken hususiyetleri, tespit edebildiğimiz tecrübeleri ve malzeme seçimindeki tercihleri sıralamaya çalışacağız. Ebrulanacak kumaşın cinsi önemlidir. Sentetik kumaşların emicilik özellikleri fazla olmadığından tercih edilmemelidir. Pamuklu, yünlü ve özellikle de has ipek kumaşlar boyayı gayet güzel emmektedirler. Kumaş kalınlığı, kullanılacak amaca göre tespit edilmeli, boyaların bir miktar kumaşı kalınlaştıracağı unutulmamalıdır. Bu sebepten aynı amaç için kullanılacak kumaştan az daha ince bir kumaş tercih edilmelidir. Haddinden fazla koyu renk kumaşların ebrûda kullanılamayacağı açıktır. Açık renklerde kumaşlar ebrûyu çok daha belirgin hale getirmektedir. Kumaş ebrûsunda kullanılan hemen bütün marka boyalar ışığı az da olsa geçirmektedirler. Seçilecek kumaşın rengi, boyaların rengini doğrudan etkileyeceğinden, boya rengini olgunlaştıracak bir kumaş rengi tercih edilmeli, kumaş renklerinde çiğlikten kaçınılmalıdır. Tekne ebadı kumaşların firesiz ebrûlanabilmesine imkân sağlayacak şekilde ayarlanmalıdır. Bunun için 100x150 cm. ebadındaki paslanmaz malzemeden imal edilen tekneler kullanılabilir. Böylesine büyük ebattaki teknenin şu tahliyesi hayli müşküldür. Bu müşkülü, teknenin bir köşesine kaynatılacak küçük bir tahliye vanası pek âlâ halledecektir. Yüzeydeki ebrûyu kumaşa aktarmak dikkat ve tecrübe isteyen bir işlem olup, kumaşın tek kişi tarafından yüzeye yatırılması neredeyse imkânsızdır. Farklı teknikler geliştirilebileceği gibi iki kişiyle karşılıklı tutularak yatırılması çok iyi netice vermektedir. Kumaş ebrûsunda kullanılan boyalar, kâğıt yüzeye uygulanan boyalardan farklıdır. Kâğıt yüzeye uygulanan boyalar, bünyesinde hiçbir katkı maddesi bulunmayan saf pigmentlerdir. Kâğıda alınan ebrûnun yıkanma, aşınma gibi bir meselesi bulunmadığından gayet rahatlıkla kullanılabilirler. Fakat kumaşa alınacak boyaların kuruduktan sonra bünyesine şu kabul etmemesi ve aşınmaması gerekmektedir. Bunun için, aslında hızlı kuruma özelliğinden dolayı yağlı boyanın alternatifi olarak, resimde kullanılmak üzere imal edilmiş şu bazlı akrilik boyaları kullanmaktayız. Bu boyalar ihtiva ettikleri sentetik maddeler sayesinde kuruduktan sonra asla ıslanmazlar ve suyla yıkansa dahi çıkmazlar. Kullanılacak akrilik boyanın kalitesi ebrumuzun kalitesini doğrudan etkileyecektir. İçindeki boyar madde (pigment) oranı yüksek, yüzeyde işimizi bozacak yüzey-aktif madde ihtiva etmeyen akrilik boyalar tercih edilmelidir. Ebrû sanatkârı renk tüccarıdır. Sermayesi renklerdir. Renkleri ne kadar ustaca kullanabilirse o nispette muvaffak olur. Gelenekli ebrûmuzda renkler, tabii olduğundan tabiattaki renklerle uyumlu, gözü yormayan, olgun renklerdir. Akrilik boyalarda ise tabii renklerin yanında bir hayli de sentetik, gayri tabii renk bulunmaktadır. Bunları diğer renklerle, usulüne uygun, bir renk dizisi halinde birbirleriyle karıştırarak çok hoş renk kompozisyonlarına ulaşılabilmektedir. Ancak burada ebrûlanan kumaşın kullanım amacına yönelik olarak renklerin tespit edilmesi gerekmektedir. Mesela giyim-kuşamda kullanılmak için ebrûlanmış bir kumaşta renkler, daha canlı ve dikkat çekici olmalıdır. Ebrû sanatında desenler uzun asırların tecrübesi olarak ortaya çıkmışlardır. Zaman içinde en olgun şekillerine ulaşmış bulunan desenler, belirli form adlarıyla anılırlar. Bu formların adlarını ve yapılış tarzlarını kısaca izah etmek, mevzunun daha iyi anlaşılmasına yardım edecektir. Battal, gel-git, sal, taraklı, bülbül yuvası, hatip ve çiçekli formlar en çok eser üretilen formlardır. Battal ebrû, fırçadan suya düşen damlaların yüzeyde oluşturduğu, hiçbir müdahalenin yapılmadığı desenin adıdır. Burada sanatkâr yalnızca damlaların büyüklüklerini kontrol etmeye çalışarak desenin ahengini oluşturur. Ebrulukta ilk ve en zor öğrenilen desen olup, diğer bütün formların temelini teşkil eder. Battal ebrûdan sonra ikinci form gel-git´tir. Adından da anlaşılacağı üzere yüzeydeki battal ebrûnun birbirine yakın paralel çizgiler çizilerek hareketlendirilmesiyle oluşur. Bu gel-git ebrûnun gelişigüzel ama dengeli bir şekilde hareketlendirilmesiyle sal ebrusu, her iki formun üzerine ince damlalar serperek de serpmeli gel-git ya da serpmeli sal formları ortaya çıkmaktadır. Gel-git desen; sık çakılmış, ince iğne taraklar yardımıyla doksan derece dik olarak taranmasıyla taraklı ebrû oluşmaktadır. İnce atılmış battal ebrû, kalınca bir biz (ebrûculukta kullanılan farklı kalınlıklarda saplı metal tel veya çubuklar) yardımıyla dıştan içe doğru küçük helezonlar oluşturacak şekilde hareketlendirilirse biz buna bülbül yuvası formu adını veririz. Yukarıda sayılan formların zemin ebrusu olarak kullanıldığı ve bu zeminin üzerine çeşitli, desenlerin yapılabildiği hatip tarzı ve çiçekli ebrûlardan da bahsetmeliyiz. Ayasofya-i Kebir Camii hatiplerinden Mehmed Efendi´nin (o. 1773) ıslah ettiği ve kendi adıyla anılan ebrû tarzına hatip ebrusu denir. Bu tarzda hafif zemin ebrusu üzerine biz yardımıyla tüm yüzeye eşit aralıklarla iç içe konulan boyalara hareket verilerek motifler elde edilmektedir. Çiçekli ebrûlar ise zemin üzerine konulan damlaların farklı kalınlıklardaki bızlar yardımıyla çekilmek ve itilmek suretiyle çiçek şekillerinin resmedilmesinden ibarettir. 17. asırdan itibaren çiçek denemeleri görülmekteyse de, bu çiçek desenlerini ıslah edip, daha önce yapılamamış çiçekleri de aslına en uygun biçimde yapmaya muvaffak olan Hezarfen Necmeddin Okyay’dir (o 1976).
Hatip ve çiçekli tarzların dışındaki ebrûlar mevcut kumaş boyalarıyla rahatlıkla yapılabilmektedir. Zemin ebrûlarının üzerine desen yapılacak boyaların pigment ve yüzey aktif madde oranları normalden daha yüksek olmalıdır. Bu sebepten mevcut boyalarla hatip ve çiçekli ebrûlar yapılsa dahi istenilen netice elde edilememektedir. Bu konuyla alakalı olarak boya üretici firmaların Ar-Ge birimleriyle görüşmelerimiz sürmekte olup toz pigmentlerle yapılan çiçekli ebrûlara çok yakın ebrûlar yapabilmek için denemelerimiz aralıksız devam etmektedir. Sanatta en mühim özelliklerden biri dengedir. Buraya kadar sayılan bütün formlarda aranılan temel özellik dengedir. Renklerde denge, fırça vuruşunda denge, boyaların yüzeydeki dağılımında denge. Denge, denge, denge... İster kâğıtta, ister kumaşta, isterseniz bir başka yüzeyde, nerede olursa olsun iyi bir ebrûnun ilk şartı dengedir. Kumaş, asırlardır insan hayatının vazgeçilmez parçası olmuştur. Giyimden mefruşata, ayakkabıdan çantaya kadar günlük hayatın her alanına girmiştir. Kumaşa ebrû yapmanın en büyük riski, üretilen ebrulu kumaşların basit, renkli kumaş gibi görülmesi ve uygunsuz yerlerde kullanılmasıdır. Ebrûlanan kumaşı, renklendirilmiş desenli kumaş olmaktan kurtaracak tek yol insan hayatında itibarlı amaçlar için kullanılmasıdır. Hanımefendilerin başında örtü, fular, beyefendilerin boynunda kravat ya da takım elbisede bir aksesuar mendili olarak kullanılabilir. Ancak ebrulu kumaştan elbise üretmek gibi basit uygulamaların bu sanatın itibarını düşüreceğine inanmaktayız. Yaptığımız her ebrulu kumaşın bu sanata duyulan muhabbeti perçinlediğini ümit ederek, çalışmalarımızı bu minval üzere devam ettirirsek istikbale emin adımlarla yürüyebileceğimizi düşünmemiz yersiz olmasa gerektir. Gayret bizden başarı Hak’tandır. * İSMEK Ebru Usta Öğreticisi  

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 800 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK