Resim

Doğa’nın Sanata Yansıması; Yaprak Sanatı

  • #


Yazı: Hatice GÖZLEMECİ

İzmirli sanatçı Ömür Uçar’ın yaprak sanatı olarak isimlendirdiği sanat, kurutulmuş bitkilerle oluşturulmuş bir resim kompozisyonu. Yurt dışında, özellikle de Japonya ve Rusya’da yoğun olarak yapılıyor. Oysa Türkiye’de bu sanatı tanıyan pek yok. “Ancak doğru ellerde, doğru yapıldığında yaprak sanattır.” diyen Uçar’ın tek amacı ise bu sanatı Türkiye’de yaygınlaştırmak...

9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi mezunu İzmirli resim sanatçısı Ömür Uçar, yaprak sanatına ilk adımlarını ortaokul döneminde kitap aralarında sakladığı yaprak ve çiçeklerle atıyor. Ciddi anlamda 1998 yılında çalışmalarına başlayan Uçar, insanoğluna bahşedilen bu dünyanın tümüyle bir sanat eseri olduğunu belirtiyor ve bir sanatçının kullanacağı malzemenin tamamını, doğadan temin edilebileceğine inanıyor. Sık sık yaptığı doğa yürüyüşlerinde tabiatın eşsiz bitki örtüsünün kendisini bu sanata yönlendirdiğini belirten Ömür hanımın bütün çalışmaları doğaya olan hayranlığının adeta bir tezahürü …


Her Şey Bir Yaprakla Başladı

Uçar önceleri, aşığı olduğu tabiatın, mozaik sanatında olduğu gibi parçalardan oluşan eşsiz bir bütün olduğunu düşünür. Kendisi de kuruttuğu ilk yaprakla, tabiatın eteğinden parçalar toplayarak yaratıcının insana sunduğu sanat ve estetik duygusuyla bir mozaik oluşturabileceğine inanır. Ve Ömür Hanım için yaprak sanatı yolculuğu başlar…

Kır gezileri, piknikler, doğa yürüyüşleri… Her biri ayrı bir fırsat halini almıştır, kurutulmuş bitki koleksiyonuna yenilerini katmak için. Tabiatla iç içe olduğu her an, sanatçıya yeni keşiflerin kapısını aralamıştır. Artık resimlerinde güneş sarışını kayısı çiçeğiyle, gün batımı kızıllığını kurumuş mor menekşeyle yakalayabileceğini anlamıştır.

“Doğada gördüğünüz her türlü malzemeyi kullanıyorum. Havuçtan patlıcana, sarmaşıktan hercaiye kadar her tür kurutulmuş bitki mevcut…” diyor Uçar. Pisipisi otu, pelin, kayısı çiçeği, gül yaprağı, gül hatme gibi birçok çiçek turunun yanında maydanoz, mor lahana, patlıcan kabuğu, bakla kabuğu gibi malzemelerle de çeşitliliği artırdığını sözlerine ekliyor.

Eserinin başlangıç aşamasını “Yaprak sanatını uygularken öncelikli isim malzemeyi hazırlamaktır. Bu da, uzun zaman alan bir iştir.” şeklinde ifade ediyor. Ömür hanım, yaprak sanatının kaynağı doğa olduğu için kullanılan malzemenin de sınırsız olduğunu belirtiyor. Doğada var olan her bitkiden bir sanat eseri yaratılabileceğini, her birinin yaşamında yeni bir keşif olacağını düşünen sanatçı, dört bine yakın kurutulmuş bitkisi olduğunu belirtiyor. Ustalaşmak için ciddi bir bitki bilgisine sahip olmanın üzerindeyse ısrarla duruyor.

Kurutulmuş Bitkilerden Canlı Manzaralara

Ve bu sanatın malzemelerini, yapım aşamalarını anlatmaya başlıyor Ömür hanım; “Nisan ayında başlıyorum malzemelerimi toplamaya, doğanın tüm ihtişamıyla uyandığı ve cezbedici renklerle bitki örtüsünün adeta beni çağırdığı mevsim olan baharda. Dört ay kadar topladığım bitkilerin, çiçeklerin kurumasını bekliyorum. Presledikten ve bitkilerin bozulmaması için ilaçladıktan sonra desen kompozisyonlarımı hazırlamaya başlıyorum. Bazen elimdeki malzemeler ilham veriyor bana, bazense tasarladığım bir resim üzerinde çalışıyorum. Kurumuş bitkilerle yaptığım bu eserlerin aslında bir resim tablosundan farkı yok diyebilirim, boya yerine sadece kurumuş bitkileri kullanıyorum.”

Kullandığı materyaller tamamen doğadan olduğu için çalışmalarının da doğal görünümlerinden çıkmamasına dikkat eden Uçar, çalışmalarını doğa manzaraları ve çiçek kompozisyonları olarak iki tema üzerine yapıyor.


“Doğru Ellerde, Doğru Yapıldığında Yaprak Sanattır”

Sanatçı bu zamana kadar ciddi anlamda on iki kişiye vermiş bu işin eğitimini. “Malzemenin doğadan olması insanların ilgisini fazlasıyla çekiyor.” diyen Uçar, şu an İzmir’deki atölyesinde öğrencileriyle beraber çalışıyor ve ürünlerini yurt dışına gönderiyor. Atölyede üretilen aynalar, sandıklar, kartvizitlikler, sigara tabakaları, ahşap tepsiler Almanya ve Amerika’daki mağazalarda ve freeshoplar’da satışa sunulmaya başlamış bile.

Öğrencileriyle paylaşım içinde olduğunu ve farklı bakış açıları yakaladığını ifade eden sanatçı, böylece bu sanatın daha da geliştiğine inanıyor. Yaprak sanatını maddi getirisinin yanı sıra dinlendirici bir uğraş olması sebebiyle hobi amaçlı öğrenmek isteyenler de oluyormuş.

Ömür hanım, bu başarısının sırrını kısaca şöyle özetliyor: “Bu iş üzerinde çalışırken kimi başarılı kimi başarısız sonuçlanan deneyimlerim oldu. Bu tecrübeler ustalaştırdı beni.” Görüşmemiz sırasında sanatının inceliklerini anlatmayı pek istemiyor sanatçı. Sebebini sorduğumuzdaysa; “İnsanların burada okuduklarıyla bu sanatı uygulamaya çalışmalarını istemiyorum. Daha evvel çalışmalarımın taklit edildiğini gördüm, resimle, sanatla hiçbir ilgisi olmayan bu ürünler neredeyse beni sanatımdan soğutacaktı. Öğrenmek isteyenlere, bu işi ciddiye alanlara severek eğitim verdim, vermeye de devam edeceğim.” diyen usta, sanatçının sanatına olan bağlılığını da böylelikle gösteriyor bize…

Şu sıralar Uçar, yaprak sanatını taş ya da camdan yüzlerce küçük parçanın bir araya getirilmesiyle oluşan mozaik sanatıyla birleştiriyor. Özel olarak üzerine eğildiği bu çalışmasında kurutulmuş bitkilerle insan portreleri oluşturuyor. Bugüne kadar yoğunluğu sebebiyle sergi açmaya fırsat bulamadığını dile getiren usta, yakın zamanda sergi açmayı planladığını da sözlerine ekliyor.

“Emek ve sabır verilen her şey güzeldir. Yeter ki her şey isteyerek, sevgiyle yapılsın…” diyerek sözlerini noktalıyor doğa aşığı Ömür Uçar…

İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 1267 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK