Halı

Osmanlı Saray Halı ve Seccadeleri

  • #


Yazı: Derya TECİMER *

Türk halı sanatı, geleneksel motifler ve kompozisyonlar açısından değişimler göstererek günümüze kadar devam etmiştir. 16. yüzyılın son yarışında “Osmanlı Saray Halıları” adıyla teknik ve dekor bakımından farklı bir grup görülmektedir. Yine bu yüzyılda sultanlar, ibadet etmek için olağanüstü güzellikte seccadeler kullanmışlardır. Bu seccadelerin büyük kısmı ise Bursa ve İstanbul’da saray için hali dokuyan atölyelerde yapılmıştır. Ata sanatı olarak kabul edilen hali sanatımız, geleneksel motifleri ve kompozisyonları açısından değişimler göstererek günümüze kadar devam etmiştir. Türk halılarının klasik gelişimi yanında, 16. yüzyılın son yarışında teknik ve dekor bakımından tamamen farklı bir grup görülür ki, bunlara “Osmanlı Saray Halıları” adı verilmiştir. Stilizasyon ve üsluplaştırma adı verilen süsleme anlayışının sanat dünyasında bir dönüm noktası olduğunu ve klasik motiflerin bu metotla ortaya çıktığını kabul edersek; 16.yy’dan 19.yy’a kadar uygulanmış saray hali ve seccadelerinde bahsi geçen süsleme anlayışının hakim olduğunu, bu dönemi üslup olarak etkisi altına aldığını görürüz. Günümüze kadar gelen örneklerde, daha çok Hatai grubu adı altında toplanan bitki kaynaklı motifler, penç, yaprak, hatai, yarı üsluplandırılmış çiçekler görülür. Bitkisel kökenli motiflerle birlikte meyveler ve bahar açmış ağaçlar da bu dönemde birçok sanat dalında karşımıza çıkmaktadır. Halılarda ikinci grubu ise rumi motifi ve çeşitleri oluşturmaktadır. Dönemler arasında büyük farklılıklar gösteren bulut motifi de bu dönem hali ve seccadelerinde görülmektedir.
1514’te Tebriz’in, sonra 1517’de Kahire’nin de Osmanlılarca fethedilmesi, Türk hali sanatında yeni teknik ve desen anlayışına yol açmıştır. Kahire tezgâhlarında yapılan ilk halılarda, 15401550 arasında Memlûk halılarının renk ve motifleri ile karışık örnekler görülmüş, fakat kısa zamanda Osmanlı Sarayı’nın natüralist üslubu hâkim olmuştur. Herhangi bir gelişmeye bağlanmadan, birden meydana çıkan halılarda saz denilen hançer yapraklar, palmet ve madalyonlar, tamamıyla natüralist lale, sümbül, karanfil ve nar çiçekleri ile birleştirilerek yepyeni bir üslup yaratılmıştır. Kumaş, çini, tezhip, cilt kapakları ve kalem işleri gibi Osmanlı sanatının çeşitli kollarında ortaya çıkan natüralist yaprak ve çiçek dekoru bu halılarda da kendini gösterir. Çok ince ve zengin desenli bu lüks halılarda uçları birbirine daha yakın olduğu için İran düğümü tercih edilmiştir. Yün ve pamuktan yapılan düğümler (metrekarede 200.000-700.000 arasında) daha sık olup, kadifeyi andıran yumuşak bir tesir bırakır. İpek düğüm yoktur, yalnız argaç ve arışlarda bazen ipek kullanılmıştır.(1) Osmanlı saray halılarının İstanbul’dan gönderilen örneklere göre Kahire’de yapıldığı fikri, ilk defa Erdmann tarafından ileri sürülmüş ve geniş ölçüde benimsenmiştir. Fakat Kuhnel, bunlardan bazılarının teknik özelliklerine göre İstanbul’da veya 1474’ten beri halılarının adı geçen ipekçilik merkezi Bursa’da yapılabileceğini belirtmiştir. III. Sultan Murat’ın 1585 tarihli bir fermanı bu görüşü desteklemektedir. Bunda 11 hali ustasının, boyanmış yün ipliklerle Kahire’den İstanbul’a gönderilmesi emredilmektedir. Osmanlı halıları kolayca renk tutan, çok yumuşak ipek gibi bir yünden yapılmıştır ki, bu cins yün Mısır’da bulunuyordu. Kahire’ de yapılanlarda argaç ve arışlar boyasız veya bazen sarımsı veya kırmızı yün iplikten olduğu halde, Bursa’da boyalı ipekten tek veya üç iplikten bükülmüştür. Beyaz ve açık mavi renkler için pamuk kullanılmıştır. 16. yüzyıl ortasında başlayan Osmanlı saray seccadeleri lüks hediye olarak Avrupa’ya gönderilmiştir. Bunların İstanbul, Bursa ve Edirne gibi saraya yakın çevrelerde yapıldığı düşünülebilir. Osmanlı saray halıları, XIX. yüzyılın ikinci yarısında Hereke Fabrika-i Hümayunu ile son gelişme dönemine girmiştir. Bu fabrika Sultan Abdülmecit döneminde 1843 yılında kurulmuştur(2). Fabrikada hali üretimi, 1844 yılında padişahın emriyle kurulan hali tezgâhlarında başlanmıştır(3). Bir başka kaynağa göre ise; bu fabrikada hali üretimine 1891 yılında başlanmıştır(4). “1833 yılında Defterdar’ da ‘Feshane-i Fabrika-i Hûmayun’un kurulduğu ve daha sonra genişletilerek 1843 yılında hali imalatına başladığı da bilinmektedir. Hereke fabrikası atölyelerinde hali dokumalarına 1891’de başlandığına göre, Feshane halıcılığının tarihi daha eski olması gerekir. Ancak Hereke ve Feshane’de daha evvelki tarihlerde de hali dokunduğu ancak bu halılara müessese adı yazılmadığı düşünülmektedir. Hereke halılarının eski örneklerine rastlandığı halde, Feshane halılarının eski örneklerine pek rastlanmamaktadır”(5).


Seccadeler

Namaz kılmaya yarayan mihrap biçimli motiflerle dokunan dikdörtgen boyutlu halılar seccade diye adlandırılırlar. Seccadeler gerek renk, gerek desen açısından gösterdiği zenginlik yanında, camilerin mistik havasını evlere taşınması ile değer kazanır. Namaz kılmak amacıyla yapılan seccadeler, cicim, zili ve kilim tarzında dokunduğu gibi, Kutnu, Kemha, Atlas gibi kumaşlardan da dokunmuş olabilir. Seccadeler genellikle dikdörtgendir ve mihrap, ayetlik, tabanlık gibi bölümlere ayrılırlar. Mihrap önemli bir yer tutmaktadır ve kandil askısı, şu testisi gibi dinsel öğeleri taşıyan desenler kullanılmaktadır(6). 16. yy başında İmparatorluğun geniş sınırlarına ulaştığı devirde sultanlar, ibadet etmek için genellikle sanat açısından olağanüstü güzellikte seccadeler kullanmışlardır. Büyük bir kısmı Bursa’da ve İstanbul’da saray için hali dokuyan atölyelerde dokunmuştur. Sultan seccadeleri sarayda sultanlar ve yakınları tarafından kullanılmıştır. Topkapı Sarayı hareminde Valide Sultan dairesinde ibadet etmeye yarayan, duvarlarında Kabe tasviri bulunan bölüm Namaz Odası adını almıştır. Sarayda kullanılan seccadelerin bakımı, temizliği ve kullanıma hazırlanması için özel seccadeci denilen kimselerin görevlendirildiği kaynaklarda yazılıdır. Seccadeler yalnızca sarayda kullanılmak için yapılmamış, sultanların gittikleri her yere taşınmışlardır. İran sanatının tüm dallarında kullanılan yazı, dekoratif ve mistik anlayışıyla saray seccadelerinde de kullanılmaya başlanmıştır. Genellikle ayakla basılan alt kısmında kullanılmamasının sebebi Kur’an yazısı olduğu için gösterilen saygıdandır. Seccadelerdeki desen kompozisyonu ise, tabandan mihrabın tepesine doğru kalın olan ve iriden başlayarak gitgide incelecek şekilde düzenlenmiştir. Rumi, Hatai ve Çin bulutlu kompozisyonları klasik Osmanlı süslemeleri biçimindedir. Malzeme olarak Orta Anadolu yünü kullanılmıştır. Çözgüler ince bükümlü kına rengi yün ipliği, keten ipliği, ipek yün karışımı ya da yalnız ipek ipliği olarak kullanılmıştır. Küfi yazı süslemelerine sim de karıştırılmıştır, sarma tekniğindedir. Renkler sıcak, parlak ve ahenklidir. 80x80 veya 100x100 Gördes düğümü vardır. Çözgüler ince bükümlü kına rengi yündendir.

Saray Seccadeleri

Osmanlı saray halısında olduğu gibi Kahire’den malzemeleriyle birlikte İstanbul’a getirilen ustaların etkisi, seccadelerin gelişiminde de kendini göstermiştir. Bu dönemde seccadeler malzeme açısından değişiklik sergilemişlerdir. Teknik ve malzeme açısından oluşan bu değişiklik Osmanlı saray halılarının etkisiyle doğru paralelde ilerlemiştir. Osmanlı saray halılarındaki bordür özellikleri ve sonsuzluk prensibi seccadelerin mihrap nişlerinin dolgusu olarak kullanılmışlardır. Bunların İstanbul ve Bursa’da yapılmış olduğunun en iyi kanıtı; özellikle doğal çiçekli bordürlerin saray seccadelerinde son derece başarılı bir biçimde kullanılmasıdır. Osmanlı saray halılarında kullanılan Çin bulutu motifi ile iri narçiçeklerini kuşatan hançer yaprakları ve bahar çiçekli dalları, saray seccadelerinin mihrap nişinde zarif bir dolgu motifi olarak kullanılmıştır. XVI. yüzyıl ortalarından itibaren yapılmaya başlanan seccadeler, Osmanlı saray halıları grubuna dahil edilmektedirler. Seccadelerde de Osmanlı saray halılarında olduğu gibi Iran düğümü kullanılmıştır. Düğümler, yün olup sadece beyaz ve açık mavi kısımlarda pamuk kullanılmıştır. İstanbul ve Bursa’da yapılmış olanlarda çözgü ve atkılar ipekten imal edilmişlerdir. Mihrap nişleri yuvarlak dilimli olup, bazıları ince sütunlarda iki veya üç bölüme ayrılmışlardır. Bazı seccadelerde nişlerin iç tek renkte, bazılarında ise zamanın saray üslubunu ortaya çıkaran, hançeri yapraklar, bahar çiçekli ve hataili dallarla dolgulanmışlardır. Seccadelerin kemerli olanları da bilinmektedir. Daha sonra Uşak ve Gördes seccadelerine örnek teşkil edecek kemer şekilleri ve sütunlar da mevcuttur. Ladik seccadelerinde, Gördes düğümü kullanılmış olmasına rağmen, doğal çiçekli ve kıvrık yapraklı bordürler yeni bir biçimlemeye sürdürülmüştür. XVII. yy’den itibaren Osmanlı saray halılarını kaynak edinen seccadeler çok çeşitli örnekler sergilemiş ve çok miktarda üretilmiştir. Kıvrak kontörlü mihrapları değişik renk ve dekorları ile güzel kompozisyonlar oluşturmuşlardır. Genellikle çok zengin motiflerle doldurulmuş mihrap zemini daima tek renk olmuştur. Mihrap üstüne asılı bir kandil, ayak yerlerine de işlemeli takunya motifleri yerleştirilmiştir. Osmanlı saray halılarında olduğu gibi seccadeler de doğal çiçekler ile yaprak dekoruna rastlanmaktadır. Bahar açmış erik dalları, lale, karanfil, gül ve sümbüller çok hoş bir kompozisyon yaratır. Bu seccadelerin yıpranmış olmalarına rağmen pek çok güzel örneği İstanbul Türk ve İslam eserleri müzesinde bulunmaktadır. Çeşitli renk ve desende yapılan Hereke seccadelerinin kendilerine has kompozisyonları yoktur. Bordürlerdeki Kur’an ayetleri ve kartuş düzeni, mihrap nişinin içini kaplayan kıvrık dallı rumiler ve bulut motifleri ve Iran desenleri XVI. ve XVII. yüzyıl İran iğlerinden gayet itinalı bir şekilde taklit edilmişlerdir. Topkapı Sarayı’nda 35 adet Hereke seccade bulunmaktadır. Bu seccadeler kendi içlerinde de, mihrap zeminli madalyonlu, madalyonlu uşak kompozisyonlu, mihrap zemini geometrik, mihrap zemini ince kıvrık dalı, kandilli, mihrap zemini rumili, bulut motifli ve vazolu seccadeler olmak üzere 8 grupta toplanırlar. Bunların çok az yazısı olanları olduğu gibi, bordürlerinde sülüs ve talik ayetlerin yazıldığı, köşelere kufi madalyonlar yerleştirildiği de görülür. Gördes ve Hekim düğümünün birlikte kullanılması atkıların ipek olması bunların teknik özellikleri olup, Osmanlı saray halısı geleneklerini devam ettirmişlerdir. Çiçek dolgularında, Çin bulutlarında, rumilerde kıvraklık sağladığı için Hekim düğümü, Gördes düğümüne yardımcı olarak kullanılmıştır. * M.S.G.Ü Geleneksel Türk San. Böl. Halı-Kilim-Eski Kumaş Desenleri Ana Sanat Dalı, Arş. Gör. KAYNAKÇA (1) Oktay Aslanapa, Türk Halı Sanatının Bin Yılı sf. 137 (2) Ö. Küçükerman; Hereke Fabrikası, Sümerbank Genel Müdürlüğü, Ankara, 1986, s.50. (3) C. Ergene; a.g.m., s.27. (4) Ö. Küçükerman; a.g.e., s.51. (5) H. Arseven;Feshane Halıları, Türkiyemiz, Yıl 16, sayfa 47. Ekim, Akbank Yayınları, İstanbul, 1985, s.16-19. (6) Kenan Özbel, El Sanatları, Anadolu Halı Seccadeleri, 11. cilt s. 6 C.H.P. Halk Evleri Bürosu, İstanbul 1949  

Bu yazı 2711 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK