Şehir Rehberi

Safranbolu’da Akıp Geçer Zaman…

  • #


Yazı: Dilek CAN Fotoğraflar: Mustafa YILMAZ

Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan, hala “bizden” kalabilmiş tek kentimizdir Safranbolu… Dillere destan evleri, hanları, hamamları, sokakları, köprüleri, çarşıları, çeşmeleri ve camileriyle bir açık hava müzesidir adeta. Geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olan bu efsane kentin geleneksel el sanatları da teknolojiye ve zamana inat, büyük bir ustalıkla yaşatılmaya devam ediyor…

“Safranbolu’da Zaman”… Safranbolu denildiği zaman ilk aklıma gelen; “Karanlık bir gecede bir çeşmenin ağzından akan damlalar gibi akıp geçti zaman” dizeleriyle bu belgeseldir.

Değerli hocam, nadide kültür ve sanat insanı Süha Arın imzalı “Safranbolu’da Zaman” belgeseli, bu tarihi kentin mimarı, kültürel, sosyal açıdan tanıtılması ve korunması için kamuoyu oluşturma amacını taşıyan, 70’li yılların derin izlerine vakıf unutulmaz bir yapımdır… Hatta 2001 yılında, belgeselin, Safranbolu’nun ulusal ve uluslararası arenadaki tanıtımına büyük katkısı nedeniyle kent merkezindeki bir meydana “Süha Arın Meydanı” adı verilmişti. “Tahtacı Fatma”, “Kula’da Üç Gün”, “Dünya Durdukça Mimar Sinan” gibi 50’nin üzerinde unutulmaz filme imza atan, yurt içinde ve yurt dışında büyük başarılar kazanan, çok sayıda yönetmen, akademisyen ve sanatçı yetiştiren, 2004 yılında kaybettiğimiz hocam Süha Arın’ı bu vasıta ile rahmetle anıyorum.

Adını yörede yetişen safran bitkisinden alan Safranbolu, tarihi binlerce yıl öncesine dayanan eski yerleşim birimlerimizden biridir. Hititler, Frigler, Romalılar, Selçuklular, Osmanlılar gibi pek çok büyük uygarlığın beşiği olan kent, 18.-19. yüzyıllardan yadigar, kalem işleri ve ahşap oymalarla süslü çok katlı konak tipi evleri ile dillere destan olmuştur. Dönemin yaşama biçimini yansıtan ve mükemmel bir mimari anlayışla inşa edilen yaklaşık 2000 geleneksel Türk evi bulunmaktadır Safranbolu’da. Bunlardan sadece 800 kadarı yasal koruma altındadır.
Kent, 1975’te sit alanı ilan edilmiş, 1976’da “Safranbolu’da Zaman” belgeseliyle ün kazanmış, yıllar içerisinde gelen talepler doğrultusunda konaklar turizm tesislerine dönüşmeye başlamıştır. Bugün yurt içi ve yurt dışından pek çok kimse, naftalin kokulu tarihini; odalarında, sofalarında, sedirlerinde, ocaklarında, havuzlarında, dolaplarında, perdelerinde, yorganlarında saklayan bu evlerde bir gece olsun konaklamak için bu müze kente akın ekmektedir. Havuzlu Konak, Türkiye’nin otele dönüştürülen ilk tarihi köşkü; Kaymakamlar Evi ise Safranbolu’daki evlerin kusursuz örneklerinden biridir. Kilerciler Konağı, Mümtazlar Konağı, Karauzümler Konağı gibi evler de diğer gezilebilir evlerdendir. Arnavut kaldırımlı dar sokaklarında nazlı bir gelin gibi salınan Safranbolu evlerinin bir güzelliği de hangi evden bakılırsa bakılsın manzaranın asla kapanmamasıdır.

Safranbolu’da zaman, daha çok kışlık evlerin bulunduğu, tarihi ve turistik mekanlara da sahip olan Çarşı kesimi ile yazlık evlerin yoğunlaştığı Bağlar’ da geçer… Eski dönemlerde açık hava namazgahı olarak kullanılan Hidirlik tepesi, çeşitli el sanatları üretimleri ve satışının yapıldığı çarşıları, Yemeniciler Arastası, Osmanlı mimarisinin en gelişmiş örneklerinden 17. yüzyıl yapımı Cinci Hani, bulunduğu yer kale olarak da bilinen Eski Hükümet Konağı, İncekaya şu kemeri, 1797 yapımı olan ve halen çalışan saat kulesi, Değirmenbaşı şu değirmeni, güneş saati, her köşe basında rastlayabileceğiniz muhteşem taş işçiliği çeşmeleri, sayıları 25’i bulan tarihi camileri ve doğal güzellikleri ile kültür gezisi yapmak isteyenler için Safranbolu bir yeryüzü cennetidir denilebilir… Ülkemizdeki korunması gereken yaklaşık 50 bin kadar kültür ve tabiat varlığının 1000’den fazlasının Safranbolu’da olması bu müze kentin önemini daha da artırmaktadır. Bu bakımdan dünyanın pek çok köşesinden güzelliklerin yer aldığı Unesco Dünya Mirası listesinde Safranbolu’nun da olmasına şaşmamak gerek…


Safranbolu’nun Lonca Çarşıları

Eski dönemlerde Safranbolu’da da üretim ve ticaret, bir tür esnaf örgütlenmesi olan lonca sistemi ile işletilen çarşılarda gerçekleşmekteymiş. Bugün hala Safranbolu’nun çarşılarında lonca geleneğinin devamı olarak üretim sürmekte ve geçmişin pırıltılarını taşıyan o nadide el sanatları yaşatılmakta. Kentte, Demirciler, Semerciler Çarşıları ve Yemeniciler Arastası gibi pek çok tarihi mekan bulunuyor.

Demirciler Çarşısı, sıcak ve soğuk el sanatlarının üretildiği bir lonca çarşısı. Bakırcı ve kalaycı esnaf, bu carsı içerisinde üretimlerine devam ediyor. Köprülü Mehmet Paşa Camii’ne bitişik 48 ahşap dükkândan oluşan Yemeniciler Arastası’nda ise yemeni denilen yöresel deri ayakkabılar üretilmekte. Restore edilen bu eski lonca çarşısı, günümüzde turistik amaçlı da kullanılıyor. Safranbolu’dan yolu geçecek olanlara güzel bir öneri de; Yemeniciler Arastası’ndaki Ahmet Demirezen Yemenicilik Müzesi. Müze, Anadolu kültüründe kaybolmaya yüz tutmuş yemenicilik el sanatlarına ilişkin çok güzel örnekler sunuyor.

Safranbolu çarşılarında maket evlerden kapı tokmakları ve eski zaman zillerine, çarıklara, eyerlere, nazar boncuklarına, rengarenk yorganlara, ahşap oymalara, bakır eşyalara, Kastamonu dokumalarından yapılmış giysi ve örtülere, elişi çeyizliklere, tahta oymalara, incik-boncuk ve işlemelerin binlerce çeşidine rastlayabilirsiniz. Türk kültürünün zenginliğinin ve zarafetinin bir simgesi sayılabilecek bu objeler, gerek yerli gerekse yabancı turistlerden yoğun ilgi görüyor.


Bir Gelenektir Kapı Tokmakları

Bilenler bilir Safranbolu evleri, kapı tokmakları ve eski zaman kapı zilleri ile de çok meşhurdur. Zamana meydan okuyan kapı tokmaklarından günümüze kadar gelebilenler, bizlere çok naif ve zarif bir dünyanın ipuçlarını verirler. Elbette ki bir bilenin ağzından dinlediğinizde anlarsınız bunu. Yoksa bu tokmaklar muhteşem işçiliğiyle eşsiz bir sanat unsurudur sadece ilk bakışta…

Safranbolu’da kapı tokmakları, farklı bir iletişim biçimi geliştirmiştir insanlar arasında. Şöyle ki; evlerin sakinleri misafirlerini kapı tokmaklarını çalışından anlarlar, yani o anki durumu bildiren gizli bir mesaj anlamı taşır tokmakların sesleri… Kapının dışında bekleyen kadın mı, erkek mi, çocuk mu, yoksa ailece misafirliğe gelen bir topluluk mu onu haber verir ev halkına…

Safranbolu evlerinde iki büyük kapaktan oluşan giriş kapılarının sağ tarafında bulunan motifsiz, büyük tokmak erkekler tarafından kullanılır, çalındığında ev içerisindeki hanımların toplanmaları gerektiğinin işaretidir. Aynı tokmağın üzerindeki yuvarlak tokmak, ailece misafirliğe gelenler tarafından kullanılır, bütün tokmaklardan daha çok ses çıkarır. Sol kapaktaki işlemeli tokmak ise kadınlar tarafından kullanılır, tiz ses çıkarır, erkeklerin avluyu boşaltmalarını gerektiğinin işaretidir. Çocuklar için bile bir tokmağı bulunan kapıların yanı sıra, tokmaklara bağlanan ipler de kendi içinde anlamlar taşır. Bu tokmaklar, sahipleri hakkında da bilgi vermeleri açısından da çok ilginçtirler. Örneğin kapılarda kız eli gibi tutacak gördüğünüzde o evde bekar kız var demektir…

Velhasıl Safranbolu’da “Karanlık bir gecede bir çeşmenin ağzından akan damlalar gibi akıp geçiyor zaman”… Anlı, şanlı bir tarihin ışığında, sadece kültür ve sanat hazinelerimiz zamandan bize yadigar kalan… Ve bu değerli mirası torunlarımıza iletebilmek saadeti yaşamımızda aslolan…


İSMEK El Sanatları Dergisi 3 İNDİR

Bu yazı 976 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK