Mimari

Osmanlı’nın Son Sarayı: Yıldız  

  • #


Yazı: Hatice ÜRÜN  Fotoğraflar: Tolga SUBAŞI

Osmanlı’da saray halkının mesire ve dinlenme yeri olan Yıldız Sarayı bahçelerine çeşitli dönemlerde düzenlemeler yapılmasına rağmen bahçenin ihyası Sultan Abdülaziz zamanında başlayıp Abdülhamid-i Sani’de son şeklini alır. Saray bahçeleri içinde Dış Bahçe (Yıldız Korusu) en büyük, İç Bahçe (Has Bahçe, Selamlık Bahçesi) ise ikinci büyüklükteki bahçedir.

İç Bahçe



Has Bahçe:

İç Bahçe’de Selamlık Bahçesi olarak da anılan, sadece Sultan II. Abdülhamid ve aile mensuplarının kullandığı, Küçük Mabeyn Dairesi’nin ön cephesinde yüksek duvarlarla çevrili bahçeye İç Harem Kapısı’ndan ulaşılır. İç Bahçe’de en dikkat çekici unsur, büyük bir ırmak şeklinde olan 300 metre uzunluğunda ve 15-20 metre genişliğindeki havuzdur. Havuz yüksekten bakıldığında eski yazıdaki "He" harfine benzediği için Hamid Havuzu olarak anılır. Bu havuzun kenarında sandal ve motorlu filikalar, boy boy ağaçlar, havuzda renkli balıklar, suyun yüzünde seyrek görülen cinste kuğu kuşları, İsviçre’den getirilmiş nadide pelikan ve Japon İmparatoru’nun hediye ettiği Japon ördekleri yüzerdi. Sultan yoğun mesaisinden vakit buldukça İç Bahçe’de dolaşır, havuzun kenarında gezinti yapardı. Yıldız Sarayı bahçelerinde hem dekoratif amaçla, hem de üzerinden suyun akmasıyla serinlik vermesi için taş ve harcın karıştırılmasıyla oluşturulan kaskadlardan biri (yapay şelaleler) yaptırılmıştır. Biri havuzun baş kısmında, diğeri ise seranın ortasındadır. Havuzun kenarında, ağaç dalı motifli üç köprü ile karşı kıyıya geçiş sağlanmış, ayrıca taştan örme ayaklarla taşınan suni mağaralar (grottolar) vardır. Has Bahçe düzeni 8. yüzyıl Uzakdoğu etkisine sahip olmasına rağmen, 19. yüzyıl İngiliz bahçelerindeki, ortasında havuz olan ada örneklerine sahiptir.
Saray Marangozhanesi tarafından imal edilen, padişahın, bizzat resmini çizip tarif ettiği banklar, kanepe ve koltukların yanı sıra, İç Bahçe’de ayrıca bir de tenis sahası vardı. Havuz boyunca bütünüyle iç tarafa nazır güzel sanatların dallarına ayrılmış, köşklerdeki odaların biri resim salonu, bir diğeri fotoğraf atölyesi, biri de müzik salonu olarak kullanılırdı.

Yıldız Sarayı’nda en eski yapı, 1805 yılında Sultan III. Selim tarafından yaptırılan Osmanlı Rokoko üslubundaki çeşmedir. Gövde kısmı ve kaidesi mermer olan çeşmenin çatısı, ahşap üzerine kurşun kaplamadır. Köşelerde dört küçük, ortada bir büyük soğan kubbeden oluşan çeşmenin aynı olan dört cephesinde akan musluğu vardır. Su kanalı, çeşmenin saçaklarındaki yağmur suyunu toplamak amacıyla yapılmıştır.

Çeşmenin 10 metre güneyinde, 1878 tarihinde Sultan Abdülhamid tarafından 5 vakit ezan okunan bahçeye mermerden bir namazgâh yaptırılmıştır.

Has Bahçe’deki ağaçlar arasında salkım, nadide cinsten vanilyalar, söğüt, çitlenbik, manolya, çınar, erguvan, menengiç, göknar, beyaz ve siyah cinsten bambuların yanı sıra Sultan Abdülhamid’in İtalyan bahçıvanı Romeo Scanciani’nin dikip büyüttüğü birçok kamelya ağaçları da vardır. İç Bahçe’de krizantem, karanfil, gül, yasemen, lâle, zerrin, hanımeli, nergis, menekşe, zambak gibi çeşit çeşit çiçekler birbirleriyle âdeta rekabet ederdi. Kış Bahçesi’nde kuşlar serbest olarak salıverildiğinden daldan dala uçar, gagaları ile kıymetli ağaç ve fidanları zedelerdi. Zarar gören ağaçların değiştirilip yeniden dikilmesi icap ediyordu. Saray bahçelerinin birinde, bozulan nadir nebatatlar için hususi bir limonluğa “Nebatat Hastanesi” yapılmıştı ve her türlü usulle tedavi edilen bitkiler burada yeniden canlandırılmaya çalışılırdı. Kış Bahçesi’nde öten nadide cinslerden çeşitli kuşlar, süslü kafesler içinde dallara asılı dururdu. Has Bahçede her cins kuş vardı. Bunlar arasında tavuslar, sülünler, Sultan Hamid’i görünce “çok yaşa padişahım” diyen papağanlar, güvercinler bulunurdu. Hünkâr’ın günlük hayatında değişmeyen bir âdeti kuşlarını, papağanlarını ziyaret edip, onları yemlemekti.


Kebap Köşkü (Kameriyeler):

Sultan Abdülhamid tarafından yaptırılan, biri rustik altıgen yıldız planlı, III. Selim çeşmesinin yanında, diğeri de metal sekizgen plan üzerinde Cihannüma Köşkü’nün yakınında metal iki kameriye vardır. Kameriyeler kum, çimento, su karışımı harcın birbirini saran ahşap dallar formunda taşıyıcı kısımlarda demir kullanılarak yapılan tek katlı pavyon yapılardır.

Ada Köşkü:

  Sultan Abdülhamid-i Sani tarafından, havuz kenarındaki filikasına binip, havuz üzerindeki adada kahve içip dinlenmek maksadıyla yaptırılmıştır. Bütün bahçeyi gözler önüne seren, tek katlı, oturma ve ocak bölümü olan tek katlı pavyon yapıdır.

Cihannûma Köşkü:

  İç Bahçe içinde Sultan Abdülhamid’in dinlenmek maksadıyla yaptırdığı kârgir yapı. Bodrum,  zemin katında mutfak, birinci kat ve çatı katındaki camekânlı odadan padişahın Boğaz’ı, Marmara’yı ve yarımadayı Zeiss marka dürbünüyle temaşa ettiği dört katlı, sivri beşik çatılı büyükçe bir köşktür. Tavanları çiçek ve manzara resimleriyle süslü, duvarları kalem işleri ile bezelidir.


Müze:

Yıldız Sarayı’nın değerli eşyalarının sergilendiği bir müze Has Bahçe’nin içinde yer alırdı. Sultanın yirmi beşinci cülûs yılı sebebiyle yabancı memleketlerin hükümdarları, kıymetli hediyeler göndermiştir. Sergilenen kıymetli eşyalardan bazıları şunlardır: Padişah olduğu zaman Avusturya İmparatoru’nun hediyesi olan (A.H logolu) Fischer fabrikasında yapılmış bir çift vazo, Alman İmparatoru’nun “Aramızdaki dostluğun hatırası” diyerek hediye ettiği altın bir tabaka ve baston vardır. Rus İmparatoru’nun hediyesi camekânlı bir dolap içinde üzerinde altın ve pırlanta işlemeli tuğra ve armalı kutu içine yeşim taşından yapılmış muhtelif parçalar, İmparator Napolyon tarafından hediye edilen lacivert renkli dört düzine Sevre tabakları vardır. İran Şahı Muzaffereddin’in ziyarete geldiğinde hediye ettiği, üzerinde ‘Lâ ilâhe İllâllah, Muhammedun Resulallah’ yazan bir çekmece içinde Kur’an-ı Kerim, ecdattan hatıra duvar saatleri, mücevher işlemeli zırhlar, resim, minyatür, mücevherle ciltlenmiş kitaplar, cep saatleri, yeşil mermerden eşyalar, ziynet eşyaları ve mücevherler vardır.(1)

Husûsi Ahır:

  Sultan Hamid’in, Yıldız Parkı Dış Bahçesi haricinde bir de Selamlık Bahçe’sinde ahırı vardır. Gri ve beyaz renkte 12 Arap atı bahçede serbestçe dolaşır, usta bir binici olan padişah, at binme egzersizlerini bu bahçede yapardı.


Dış Bahçe (Yıldız Koruluğu)

Hünkârın ve yakın çevresinin kullandığı, Sultan Abdülaziz tarafından Çırağan Sarayı’nın “Mabeyn Bahçesi” olarak anılan ve günümüzde Yıldız Parkı olarak bilinen en büyük saray bahçesi olan koruluktur. Sultan Abdülaziz ilk olarak Malta Köşkü’nü, sonrasında tulânî bir gölü ve müntehasına kâgir bir bina olan Çadır Köşkü'nü inşa ettirir ve bahçede Avrupa’daki hayvanat bahçelerini aratmayacak binalar vücuda gelir. Yapma ağaçlar içinde tel kafeslerde her iklim yaşayabilecek kuşlar için yuvalar, vahşi hayvanlar için büyük demirlerle örülü kafesler ile fil, aslan, kaplan gibi hayvanların heykelleri bahçeyi süsler. Sultan II. Abdülhamid padişah olduktan sonra bahçe etrafındaki arsaları satın alarak koruluğu genişletip, Yıldız Sarayı’na bağlı dış bahçeler haline getirtir.

Dış Bahçe’de güvercinlik, tavukluk, meyve bahçeleri, limonluk (süs seraları), hayvanat bahçeleri ve kışlaları inşa edilmiştir. Sultan Hamid için turfanda bamya ve çilek yetiştirilen husûsi süs serası da vardır. Sultan Hamid’in hususi limonluğudur. Burada, turfanda bamya ve çilek yetiştirilirdi.

Dış Bahçe’de 1860 yılında Alman Schlef bahçevanbaşı olmuş, 1862 tarihinde Avrupa’dan getirttiği ağaçlarla Alman Vienhild bahçede çalışmış, meyve ağaçlarıyla ve bostanların son eksiklerini İtalyan Skesioni, geri kalan eksiklikleri, Alman Koch kardeşlerle babaları Heinrich ilgilenmiştir. Yabancı çalışanlar dışında Tatar Zeynel Ağa, Adil Ağa, Necip Ağa gibi Türk bahçevanlar da görev almışlardır(2)


Malta Köşkü:

Sultan Abdülaziz tarafından mimar Sarkis Balyan’a yaptırılan iki katlı, Yıldız Parkı’nın sağ tepeliğine inşa edildiği için Boğaz’ın bütün güzelliklerini gözler önüne seren, Çırağan Sarayı’nın cihannüması sayılan pavyon binadır. Bu köşkte Sultan V. Murad şehzadeliği sırasında ve Abdülhamid-i Sani padişah olduktan sonra meydana gelen Ali Suavi olayı sonrası ikinci kere annesiyle ikâmet eder. Malta Köşkü, bahçesinde kurulan çadır sayesinde bir tarihi olaya “Yıldız Mahkemeleri”ne şahitlik eder. II. Abdülhamid tarafından Yıldız Sarayı’na bağlanan köşk, saray halkının mesire, dinlenme ve ziyafet salonu olarak kullanılırdı. Her cephesi üç bölüm olarak tasarlanmış köşkün dört kapısı vardır. Denize nazır olan kapıdan içeri girildiğinde dört köşede kuğu motifleriyle süslü çeşmenin ağzından akan su ile dolan mermer büyük havuzlu bir salon göze çarpar.

Çadır Köşkü:

Sultan Abdülaziz tarafından Sarkis Balyan’a yaptırılan Mecidiye Kapısı’ndan girildiğinde Yıldız Parkı’ndaki sol tepeliğinde dinlenme amacıyla inşa edilmiş zemin kat üzeri tek katlı pavyon köşktür. Köşkün tavan süslemeleri, pencerelerdeki oyma işçiliği, dört cephesindeki birbirinden farklı manzarası köşke ayrı bir güzellik katar. Köşkte İstanbul’a geldiği zaman Prens Henry kalmış ve Yıldız Mahkemesi sanıkları bu binada sorguya çekilip hapsedilmiştir.

Acem Köşkü:

Yıldız Parkı’nın Mecidiye Kapısı’ndan içeri girildiğinde Sultan II. Abdülhamid Han tarafından, kendisini ziyarete gelecek olan İran Şahı Muzaffereddin’in kabulü için yapılan tek katlı pavyon binadır. Köşk, Sultan Reşat zamanında yıktırılmıştır.

Hayvanat Bahçesi:

Acem Köşkü'nün eski yerine Sultan Abdülaziz zamanında yapılan hayvanat bahçesi Sultan Abdülhamid döneminde ihya edilmiştir. Bu bahçede Habeşistan İmparatoru’nun hediyesi bir çift zebra, devekuşları, zürafalar, maymunlar, geyik ve gazaller, tavuk ve sülünler, tavşanlar, koyunlar, en iyi ve nadir renkte papağan, kanarya, güvercin, dudu, kumrular, köpekler, Sultan’ın sevdiği ve özel yeri olan Ankara kedileri ve gölge yüzen göz alıcı kuğular vardı. Bu hayvanların tabiatlarından anlayan bakıcılar vardı. Köpek hastanesi ve hamam da hayvanat bahçesi içindedir. Bu hayvanların bazılarını hükümdarlar hediye amaçlı göndermiştir.


Has Ahır:

Saray ve padişahın atlarının yetiştirildiği ahır ve manej Dış Bahçe’dedir. Zat-ı Şahane’nin Cuma selamlığında kullandığı iki beyaz Avusturya atıyla Ahırlar Emiri, diğer kısrak ve beygirlerle siyah beyaz giyimli seyisler ilgilenirdi. Ahır o dönemin modern usullerine uygun olarak tanzim olunmuş ve gelen yabancı konuklara çeşitli cinste at ve aygırlar teşhir ve temaşa edilmiştir.

Bahçıvanbaşı Köşkü:

Yıldız Parkı Dış Bahçe’sinde yer alan Abdülhamid-i Sani tarafından bahçevanbaşı Sesvter’in ikâmeti için yapılmış olan, orta katı eski silahların sergilendiği müze olarak kullanılan ve Sultan Reşat’ın ziyafet davetlerini verdiği köşktür.(3)

Talimhane Köşkü:

Sultan Abdülhamid tarafından Alman İmparatoru’nun resmi geçitleri rahat izlemesi için yapılmıştır. Sultan’ın küçük köşklerin yapımı için bulduğu sistem şöyledir: Binanın iskeleti oluşturulduktan sonra tel ile kaplanıp üzeri çimento ile kaplanır. Bu köşk prefabrik usulle yapıldığı için üç günde inşa edilmiştir. Hünkâr bazı akşamlar bu köşke gidip askerlerin talimlerini izler, yemeklerin tadına bakar, eksik bir şey olduğunda uyarırdı. Köşk, Sultan Vahiddün zamanında yıkılmıştır.

Şale Kasr-ı Hümâyun:

Sultan II. Abdülhamid tarafından Alman İmparatoru’nun teşrif ve ikâmeti için Sarkis Balyan’a farklı zamanlarda yaptırılan birbirine bitişik iki bölümden meydana gelen köşktür. Adını İsviçre’de bulunan ahşap, çatısı dik, küçük dağ evine benzediği için “chalet”den alır. İlk bölüm olan Şale Köşkü, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in 1889 tarihinde kabulü için, ikinci kısım olan Merasim Köşkü ise 1899 yılında İmparator ve eşinin ikinci ziyaretlerinde ikâmetleri sebebiyle inşa edilmiştir. Osmanlı konut geleneğine uygun olarak yapılan binanın Şale Köşkü harem, Merasim Köşkü ise selamlık olarak kullanılmıştır. Sultanın Dairesi ile Şale Köşkü arasında uzun yol denilen bir koridorla geçiş sağlanmıştır.

İki katlı yarı kârgir köşkün toplam oda ve salon sayısı 64’tür. 1 numaralı köşkün en görkemli salonu 406 metre kare genişliğindeki büyük salondur. Simetrik olarak sıralanan 6 kapıya mukabil, 1 de yanda olmak üzere toplam 7 kapısı vardır. Kapılar arasındaki 3 merdiven alt kat ile üst kat arasındaki bağlantıyı sağlar. Boyları 2-3 metre civarı olan 11 adet çini soba, Yıldız Çini fabrikasının mamulüdür. Köşk süslemelerinde Rokoko, Barok ve İslamî motifleri yansıtan kalem işleri ve desenlerle tezyin edilmiş, odaların müştemilatı milletlerin usullerine uygun eşya ve gerekli objelerle döşenmiştir. İkinci kattaki koridorda sıralı dolapların içinde saray kuşhanesinde ölen kuşların uçuyor havası verilerek içleri doldurulmuş şekilde teşhiri yapılırdı. Köşke Cumhuriyet döneminde numaralar verilerek Merasim Köşkü’nün en büyük kabul salonu 1 olarak numaralandırılmış, Şale Köşkü’nün en alt katı 64 numara ile son bulmuştur.


Yıldız Çini Fabrikası:

Sultan II. Abdülhamid tarafından hususi mimarı İtalyan D’ Aranco’ya 1890-1892 tarihleri arasında sarayın porselen tabak ve kâse ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra Anadolu’da gerileyen Türk el sanatının geliştirilip yaşatılmasını da sağlamak amacıyla Dış Bahçe’nin doğu kısmına inşa olmuştur. İstanbul’da kurulan Beykoz’dan sonra ikinci porselen fabrikası, Fransa Büyük Elçisi Paul Cambon’un aracılığıyla Sevre Fabrikası’ndan getirilen bir usta ve birkaç işçi ile üretime başlayan fabrikanın ilk baş desinatörü Garabed Atamyan, fabrika müdürü ise Date isimli bir Fransız’dır. Saraya bağlı fabrikaların en masraflısı olmasının sebebi porselenin ham maddesi olan kaolinin, kullanılan kalıpların, çini mühendislerinin ve feldspatın Fransa’daki Sevre Fabrikası’ndan geliyor olmasıydı. Şatoyu andıran, iki kule ortasında kemerli bir kapısı, duvarı kırmızı sırlı tuğla ile örülü fabrikanın planı eski bir Osmanlı tüfeğini andırır. Üç bölümden müteşekkil fabrikanın müdüriyet kısmı önde üçgen şekilde yapılmış olup, atölye ve fırın kısımları da oldukça geniştir.

1894 tarihine yaşanan büyük İstanbul depreminde tahrip olan fabrika onarılarak üretime yeniden başlar. 1894 imalata başlangıç olarak kabul edilir ve eserlerin arkasında 1312 H. yazılıdır. Bu tarihten sonra yapıldığı tarih ayrı olarak yazılır (1312 sene 6, 1312 sene 10) Yıldız Fabrika-i Hümayun’un amblemi ay yıldızdır. Eserlerin hepsinde tarih, damga ve sanatçının imzası bulunur. Genellikle yeşile boyanan porselenler zaman zamanda altın yaldızla süslenir. Üretime başlandıktan sonra ürünlerde çoğunlukla Osmanlı arması kullanılmış, Sultan Abdülhamid’in tuğrası ve mühür olarak da kullandığı Arapça Ayın ve Ha harfleri, Latin harfleriyle sultanın A.H olan isim baş harfleri de eserlere kazınmıştır. Bu armalı porselenler arasında fincanlar, tabaklar, vazolar, duvar tabakları, levhalar yer alır. Bu yazının ilk bölümü 9. sayımızda yayınlanmıştır.

Dipnotlar

Mrs. Max Müller, İstanbul’dan Mektuplar, Tercüman 1001 Temel Eser, Çeviren Afife Buğra, İstanbul 1978, Sayfa 49 ve Ayşe OSMANOĞLU, Babam Sultan Abdülhamid, Selis Kitaplar 2008, Sayfa,56–57  
  • Ayşe OSMANOĞLU, Babam Sultan Abdülhamid, Selis Kitaplar 2008 sayfa 90
   
  • Nevin KURTAY, Yıldız Sarayı Üzerine Yapılan Çalışmaların Değerlendirilmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Yüksek Lisans Tezi sayfa 153
 

Kaynaklar:

1. Antik A.Ş Fotoğraf Arşivi 2007 ve 2008  
  • Ayşe OSMANOĞLU, Babam Sultan Abdülhamid, Selis Kitaplar 2008
   
  • Erdoğan SEVGİN, İstanbul Saraylarında Adım Adım Yıldız Parkı ve Şale Köşkü, Resimli Tarih Mecmuası, Sayı 6 Temmuz 1966
   
  • Feryal İREZ- Vahide GEZGÖR, Yıldız Sarayı Kasr-ı Hümâyunlarından Şale, T.B.M.M. Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları 1993
   
  • Fuad EZGÜ, Yıldız Sarayı Tarihçesi, Harb Akademileri Yayınevi, 1962
   
  • Hamza TAŞÇI, Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki Ay Yıldız Damgalı Yıldız Porslenelerinde İSTANBUL Manzaraları, Antik Dekor, Sayı 25 1994
   
  • Nedret BAYRAKTAR, Çini Fabrika-i Hümâyûnu Mamûlatı Ay Yıldız Damgalı Porselenler Yıldız Porselenleri, Antik Dekor, Sayı 6 Nisan 1990
   
  • Nedret BAYRAKTAR, Yıldız Porselenleri, T.B.M.M. ,Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları 1998
   
  • Nevin KURTAY, Yıldız Sarayı Üzerine Yapılan Çalışmaların Değerlendirilmesi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat Tarihi Yüksek Lisans Tezi
   
  • Mrs. Max Müller, İstanbul’dan Mektuplar, Tercüman 1001 Temel Eser, Çeviren Afife Buğra, İstanbul 1978,
   
  • Osman NURİ, Yıldız Sarayı, Abdülhamid-i Sanî ve Devri Saltanatı, Yıldız Sarayı Vakfı Yayınları 1998
   
  • Prof. Dr. Önder KÜÇÜKERMAN, Dünya Saraylarının Prestij Teknolojisi: Porselen Sanatı ve Yıldız Çini Fabrikası, Sümerbank 1987
   
  • Prof. Dr. Önder KÜÇÜKERMAN Nedret BAYRAKTAR Sema KARAKAŞLI, Milli Saraylar Koleksiyonu’nda Yıldız Porseleni, T.B.M.M. ,Milli Saraylar Daire Başkanlığı Yayınları 1998
   
  • Prof. Dr. Önder KÜÇÜKERMAN, Saray Bahçesindeki Yıldız Çini Fabrika-i Hümâyûnu ve 110 Yıllık Porselen Koleksiyonu, Antik Dekor, Sayı 70 Nisan- Mayıs 2002
   
  • Prof. Dr. Pars TUĞLACI, Osmanlı Mimarlığında Balyan Ailesi’nin Rolü, Yeni Çığır Kitabevi 1993
   
  • Şadiye OSMANOĞLU, Babam Abdülhamid Saray ve Sürgün Yılları, L&M Yayınları 2007
   
  • Tahsin Paşa’nın Yıldız Hatıraları, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1999
   
  • Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi 13. Cilt, Milli Eğitim Basımevi 1986
 

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 1335 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK