Yazıcıların Kıblesi Hat Sanatında Yakut Musta’sımi

  • #


Yazı: Yrd. Doç. Dr. Hüseyin GÜNDÜZ*

Hat sanatı, İslam kültür ve medeniyeti doğrultusunda Arap yazısına bağlı olarak ortaya çıkmış ve gelişmiş güzel sanatların bir dalıdır. Arap yazısı, İslam dininin doğuşuyla gelişmeye başlamış ve sonraki yüzyıllarda Türk hattatlarının katkısı ile bir sanat dalı haline gelmiştir.

İslam yazısının ilki; dik ve köşeli, kufi adı verilen yazıdır. Kufi yazının birçok çeşidi vardır Kur’an-ı Kerimin yazılmasında yaygın bir biçimde kullanılmıştır. Kufi yazı Selçuklu yapılarının vazgeçilmez bir unsurudur. Sülüs ve nesih yazılarının mucidi olarak kabul edilen İbn Mukle (ö. 940 M.), koyduğu kurallarla yazının gelişimine katkıda bulunmuştur. Hat sanatı, İbn Mukle ile birlikte X. yüzyılın başlarında kanun ve kaideleri belirlenmiş bir sanat özelliği kazanmıştır. Mukle; yazının kaidelerini tespit için üç esas kabul etmiştir. Bunlardan birincisi nokta, ikincisi daire, üçüncüsü ise bir elif’tir. Nokta; harflerin uzunluk ve derinliklerini, daire; dairevi harflerin dönüşlerini, elif harfi de dikey harflerin uzunluklarını göstermek için kullanılmıştır.

İbnü’l Bevvab (ö.1024 H.), İbn Mukle’nin hattını inceleyerek geliştirmiş ve güzelleştirmiştir. Sülüs ve nesih yazılarının yanı sıra muhakkak, reyhani, tevki’ ve rıka’ yazı çeşitleri de geliştirilerek Aklam-ı Sitte  (altı kalem) oluşturulmuştur. Kamış kalemin ucunu ilk kez eğri kesen Yakut Musta’sımi (ö.1298 M.), yazı tarihinde son derece önemli bir isimdir ve Aklam-ı Sitte’nin terakki ettiricisi olarak kabul edilir1. Yakut b. Abdullah, Hicretin 600. yılına doğru (1204 M) ortaya çıkmıştır2. Künyesi Ebü’l-Mecd, lakabı Cemaleddin’dir. Amasyalı olduğu söylenirse de bu konuyla ilgili kesin bir delil bulunmamaktadır. Halifenin sarayında iyi bir eğitim ve öğretim gören Yakut Musta’sımi şiir ve edebiyata düşkün bir insandı. Fakat onun şöhreti hat alanında oldu.
Yakut'un hat sanatını yakınlarından meşhur musikişinas Safiyüddin Abdülmü’min el Urmevi’den, daha sonra İbniHabib’den meşk ederek öğrendiği nakledilir4.Bazı eserlerde Yakut Musta’sımi, Şühde lakabıyla tanınan, fıkıh ve hadis bilgini hattat Zeyneb bint Ahmed b. Ebi el-Farac el-iberi’nin talebesi olarak gösterilse de bu uzak bir ihtimaldir. Yazı eğitimini tamamladıktan sonra yazıdaki asıl tekamülünü İbn Mukle ve özellikle Ali b.Hilal’in yazılarını inceledikten sonra elde etmiştir.Yakut; bu hattatların yazılarını incelemiş, en güzel harflerini seçmiş ve İbn Mukle ile görülmeye başlayan Aklam-ı Sitte’de yeni bir üslubun sahibi olmuştur5.

Yakut Musta’sımi yazıya ucu düz olarak kesilmiş kamış kalemle başlamış ama daha sonra kalem ağzını muharref yani meyilli keserek yazı yazmaya devam etmiş ve Aklam-ı Sitte’ye güzellik katmıştır. Yakut, hiçbir zaman yok olmayacak bir yazı çeşidi geliştirerek Kıbletül Küttab (yazıcıların kıblesi) adını almıştır6. Yakut üslubunun farklılığı bütün kalemlerde hissedilmekle birlikte Yakut üslubunda muhakkak ve reyhani yazılar klasik form ve güzelliğine ulaşmıştır. Sülüs ve nesih yazıları ise Yakut ekolünde karakter kazanmakla birlikte asıl gelişimlerini daha sonra Şeyh Hamdullah ekolünde tamamlamıştır. Tevki’ ve rıka’ yazıları Yakut öncesinde nispet ve ölçülerini bulmuştu. Yakut’un üslubu kısa zamanda tüm İslam hattatları tarafından benimsenmiş ve haklı olarak Yakut Musta’sımi hattatların kıblesi unvanını almıştır.

Yakut Musta’sımi 1258 M. yılında Hülagu Han’ın Bağdat’ı istilası sırasında bir süre bir minareye gizlenmişti. Daha sonra Alaeddin el-Cüveyni (ö.1282 M.) ve kardeşi Şemseddin el-Cüveyni (1286 M.) sevgi ve takdirlerini kazanmış, diğer sanatkar ve âlimler gibi büyük itibar görmüştü. Yakut; alim, şair ve kamil insandı. Abdülkadir Geylani kendisine hürmet eder ve onu ağırlardı. “Onun elinde Allahü Teala’nın sırlarından bir sır vardır” derdi7.

Yazı sanatında Yakut’un kemal derecesine erişmesinin bir nedeni de şüphesiz Halife Musta’sımi’nin ona bir köle gibi değil, hiçbir hükümdarın yapamayacağı biçimde iyi davranmış olmasıdır. Yakut da Halife’nin iyilik ve ihsanlarına nail olmak için durmadan yazmış ve yazdıklarını hükümdara göstermişti. Bununla birlikte hükümdar, İbnü’l Bevvav’ın yazılarını övmekten ve bu yazıları Yakut’un yazılarına tercih ettiğini belirtmekten çekinmezdi. Halifeyi bu düşüncesinden vazgeçirmek amacıyla Yakut bir kâğıt üzerine iki satır yazı yazar; birinin altına İbnü’l Bevvab’ın ketebesini, diğer satırın altına da kendi ketebesini attıktan sonra yazıyı hükümdara gönderir. Hiç bir şeyden şüphelenmeyen hükümdar yine alışık olduğu gibi İbnü’l Bevvab’a ait olduğunu sandığı yazıyı övünce Yakut: “Çok şükür ya Rabbi! Nihayet Halife, kölesi Yakut’un yazısını da beğenebildi!” diye sevinir.

Aldatıldığını fark eden Halife, Yakut’a çok kızar ve bir süre onu iltifat ve ihsanlarından yoksun bırakır. Bu olayın Yakut’un yazılarının güzelliğini kaybedip ilerlemesinin durmasına neden olduğu söylenir. Habib Efendi, bu durumun her şeyde ilerlemenin teşvik ve hevesten ileri geldiğinin ispatı olduğunu söyler.
Yakut Musta’sımi 698 H./1298 M. yılında Bağdat’ta vefat etmiş ve içinde kendi yazıları ile levhalarının bulunduğu caminin kabristanına defnedilmiştir9. Bir çok İslam ülkesinde pek çok öğrenci yetiştirmiş olan Yakut, Aklam-ı Sitte’nin her birini öğrettiği altı talebesiyle birlikte Esatize-i Seb’a (yedi üstad) diye anıla geldi. Bu hattatlardan her biri bir kalemde üstat olmakla birlikte diğer hatları da yazmışlardı. Yakut üslubunu İslam ülkelerinde yayan bu üstatların isimleri eserlerde farklı yazılmıştır. Çoğunlukla bahsedilen isimler şunlardır:

Ergun b. Abdullah Kamil (ö. 1343 M.): TSMK, E.H. nr. 222, 151; Revan, nr. 69, Ayasofya Ktp., nr. 4116 da yazı örnekleri,TİEM, 452 ve 202 numaralarda kayıtlı yazdığı iki Kur’an-ı Kerim bulunmaktadır. Şeyh Ahmed b. Sühreverdi: TSMK, E.H.249 ile Ayasofya Ktp., nr. 6’da yazıları bulunmaktadır. Mübarekşah Süyufi: TSMK,Y. nr. 365, H.nr. 838, E.H.,nr. 1002’ de güzel yazıları vardır. Mübarekşah b. Kutb: Ayasofya Ktb., nr. 4116’da yazısı bulunmaktadır. Abdullah b. Mahmud Sayrafi: TSMK,Y. nr. 5725,E.H.nr. 49, 124’te yazıları ile TİEM, 178 numarada kayıtlı, yazdığı Kur’an-ı Kerim bulunmaktadır. Ayrıca TSMK, Hazine Kitaplığı, 2310 ile Bağdat Kitaplığı, 410, 411 numaralarda kayıtlı murakkada Esatize-i Seb’a’ya ait yazı örnekleri vardır. Nurullah et-Tabib de Yakut’un talebeleri arasında adı geçen yedi üstattan  biridir.
Bazı eserlerde Yakut Musta’sımi’nin altı talebesinden bahsedilirken, Yusuf b. Yahya el-Meşhedi ile Seyyid Haydar Gunde-nüvis’in isimleri de bu altı kişi arasında zikredilir10. Tuhfe-i Hattatin’de adı geçen diğer talebeleri; Sabit b.Tavan (ö. 1233 M.), Es’ad ibni İbrahim b. Hasan, es-Sadr Ahmed b. Muhammed (ö.1244 M.), İbrahim b .Ebi Abdillah b. İbrahim (ö.1252 M.) İbrahim b. Süleyman (ö.1253 M.), Ahmed b. Hibetullah (ö.1258 M.),Hali l(ö. 1263 M.), Ahmed bin Ali (ö.1295 M.) Mahmud b. Ebu Bekr (ö.1300 M.), Nasrullah, Nizameddin Dede Konevi (ö.1301 M.), Ahmed b.İbrahim b. Zübeyr (ö.1307 M.), Muhammed b. Ahmed (ö.1311 M.), Ahmed b. İbrahim b. Abdurrahman (ö.1311 M.),Abdürrezzak b. Ahmed (ö.1323 M.),Nasrullah (ö.1328 M.), Hasan b. Muhammed (ö.1342 M.) 11 dir.

Yakut Musta’sımi ketebeli günümüze kadar ulaşan eserlerinin büyük bir kısmı Kur’an-ı Kerim’dir. Yakut’un bin bir Kur’an-ı Kerim yazdığı söylenir. Yakut’un Ayasofya’da 654 H. tarihli ve Bahçekapı’daki Hamidiye Türbesi’nde 662 H. tarihli iki Mushafı bulunmaktadır. Ayrıca Paris Bibliothéque Nationale’de bir mushafı bulunmaktadır 12. İstanbul TSM.

Emanet Hazinesi Kitaplığı nr. 61, 73, 75, 78, 79, 127, 216, 224, 225, 226, 227; İstanbul TİEM. nr.28, 328, 505, 507, 525; İstanbul İÜKA. nr. 6680; Konya Mevlana Müzesi nr.15,16; Kahire Daru’l Küttabi’l Mısırıyye M.NR. 20’de istinsah ettiği Kur’an-ı Kerim’ler bulunmaktadır. Yakut Musta’sımi’nin müzelerde ayet ve hadislerden ve güzel sözlerden oluşan murakka ve risaleleri de bulunmaktadır. Yakut’un imzası bulunan eserlerine ilaveten onun yazılarını taklit ederek yazılmış eserler de yer almaktadır.
DİPNOTLAR: 1. Hüseyin Gündüz, Faruk Taşkale “Rakseden Harfler”, İstanbul, 2000, sy. 9. 2. Şevket Rado, “Türk Hattatları”, İstanbul, sy. 29. 3. Muhittin Serin, “Hat Sanatı Ve Meşhur Hattatlar”, İstanbul, 1999, sy. 73. 4. Zehebi, Tarihu’l-İslam, Ayasofya, nr. 3014, vr. 28. 5. Muhittin Serin, a.g.e., sy. 73. 6. Şevket Rado, a.g.e., sy. 29. 7. Muhittin Serin, a.g.e., sy. 73. 8. Şevket Rado, a.g.e., sy. 29-30. 9. Şevket Rado, a.g.e., sy. 30. 10. Nihad M. Çetin, “Yakut Musta’sımi” İA.C.XIII, sy. 352-347. 11. Muhittin Serin, a.g.e., sy. 76. 12. Şevket Rado, a.g.e., sy. 29. KAYNAKÇA: Alparslan, Ali, “Osmanlı Hat Sanatı Tarihi”, İstanbul, 1999. / Çetin, Nihad, “Yakut Musta’sımi”, A.İ.XIII. / Derman, M.Uğur, “İslam Kültür Mirasında Hat Sanatı”, İstanbul. / Gündüz, Hüseyin-Taşkale, Faruk, “Rakseden Harfler”, İstanbul, 2000. / Rado, Şevket, “Türk Hattatları” İstanbul. / Serin, Muhittin, “Hat Sanatı Ve Meşhur Hattatlar”, İstanbul,1999. / Zehebi, “Tarihu’l-İslam”, Ayasofya, nr. 3014.

*(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Hat Anasanat Dalı)

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 1259 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK