Kırkyama

Sabır, Üretim, Paylaşım: Kırkyama

  • #


Yazı: Emine UÇAK ERDOĞAN

Sabır, üretim ve paylaşımın buluşmasıyla ortaya çıkan estetik bir yorumdur kırkyama. Gölcük Belediyesi’nin düzenlediği Uluslararası Kırkyama Festivali, çağlar ötesinden gelen bu sanatın ilgililerine, hem gelenekçi hem modern yorumları evrensel boyutla karşılaştırma imkânı sundu.

Kırkyamaya olan ilgim sanırım çocukluğumda başladı. Bunun sebebi, her sabah gözümü açtığımda tam karşımdaki duvarda birbirinden renkli kumaşlarla yapılan, ismine ceplik dediğimiz bir kırkyama örneğini görmem idi.  Büyükçe bir kumaş üzerine yapılan birbirinden farklı desendeki ceplerden oluşan bir çalışmaydı bu.

Dolap veya çekmecelerin henüz çok kullanılmadığı o günlerde; iplikten, düğmeye, tokalardan, çoraplara envai çeşit malzeme işte bu kırkyama usulü yapılan cepliklerde saklanırdı. Hem evdeki kumaşları değerlendirmiş olurdu annelerimiz, hem de dağınıklığa güzel bir çözüm bulurlardı. Şimdilerde, ev tekstili satan mağazalarda bu cepliklerin modern versiyonlarını görmek mümkün.
Benim en çok hoşuma giden tarafı, artık giyemediğimiz elbiselerimizden bir parçanın sabah uyandığımızda hemen gözümüzün önündeki duvarda bize gülümsüyor oluşu idi. Çok istediğim halde yapamadığım, ama izleyicilik boyutundaki ilgimden de vazgeçmediğim bir uğraştır kırkyama… Hemen hemen bütün dünyada eldeki malzemelerin değerlendirilmesi ana fikriyle oluşan bir sanat artık kırkyama, nam-ı değer patchwork. Renklerin ve birbirinden farklı şekillerdeki kumaşların ahenkli dansı olan kırkyama, kendi tarzını, kendi farkını ortaya koymak isteyenler için biçilmiş bir kaftandır. Yaratıcılık gücünün dilediğince kullanılabildiği bu sanat, dikiş dikme tekniğini bilmeyenler için biraz zor olmakla birlikte, sabır ve başarma isteğiyle yapılamayacak bir iş değil.

Kırkyama Dünyada da Çok Yaygın

Temel malzemesi olan kumaşlarla istenilen model blokları üretilip puzzle gibi üretim yapabileceğiniz kırkyama, kullanım bakımından dünyada oldukça yaygın bir alan.  Tabii artık kullanılmış değil hiç kullanılmayan kumaşlarla da kırkyama yapılıyor. Her ülke farklı ürünlerle kendi geleneklerine ve yaşam formuna uygun yorumlar katıyor kırkyamaya. Hindistan ve Pakistan’da minik aynalar, Afrika’da ise sade ve geometrik şekiller öne çıkıyor. Kırkyamanın ticari kariyerinin en üst seviyede olduğu ülke ABD’de her genç kızın evlenmeden önce çeyiz olarak yapması beklenen çift alyans modeli, Baltimore’un albüm aplikeleri, yoyolar, ipek ve kadifeli modeller en çok rağbet gören örneklerden.

İlgi büyük olunca tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sık sık kırkyama festivalleri düzenleniyor. Bu festivallerin arasında Gölcük’te düzenlenen uluslararası festival, ayrıcalıklı bir yere sahipti bana kalırsa. Hem katılımdaki çeşitlilik, hem de festival boyunca yapılan etkinlikler açısından…
Gölcük Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Kırkyama Festivali, Değirmendere’de yapıldı. Sahildeki Çınarlık Meydanı, önce el sanatları ve hediyelik eşya firmaları ile hareketlendi. Ardından konuk kırkyamacılar alandaki yerlerini alarak Değirmendere’ye farklı bir hareketlilik kazandırdı. Yurt dışından katılan misafirler satış stantlarında yer alırken, bir kısmı Değirmendere Sanat Evi’nde gerçekleştirilen bir "dünya yorgan sergisi"ne katılarak, ülkelerine veya şehirlerine ait geleneksel nakışlı kırkyama yatak örtülerini sanatseverlerle paylaştı. Dünya El Sanatları Komitesi Dönemsel Başkanı Sayın Usha Krishna’nın da katıldığı festivalin en önemli etkinliklerinden biri de kuşkusuz bu Bir Dünya Yorgan sergisiydi. Sergide birbirinden güzel kırkyama yorgan ve örtüler izleyicilerin beğenisine sunuldu. Çin, Hindistan, Senegal, Bangladeş, Almanya, Kazakistan, Kırgızistan, Gagavuz Türkleri, Azerbaycan, Doğu Türkistan, Moğolistan, İngiltere, İzlanda, ABD ve Şili’den katılımcıların ürünlerini görme fırsatı bulduğumuz festivalde ilgimi en çok çeken stant Şili’ninki oldu. Güney Amerika’da kırkyamanın politik görüş ifade edilmek için kullanıldığını duymuştum. Bayan Gomez, bunu doğrulayarak kırkyamanın mektuplaşmanın yasak olduğu zamanlarda cezaevindeki tutuklular ile haberleşme için kullanıldığını anlatıyor. Stantta sergilenen ürünlerden büyük çoğunluğunda adeta birer öykü var. Bana Mostar’da gördüğüm kırkyama yorgan örneğini hatırlatıyor. Bir kültür merkezinde sergilenen yorganda Mostar’da savaş dolu yılların hikâyesi resmedilmişti.

Somut Olmayan Kültürel Miras

Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Öcal Oğuz, UNESCO’nun 2003 yılında yapılmış olan 32. Genel Konferansı’nda imzalanan “Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması (SOKÜM) Sözleşmesi”  uyarınca desteklediği festivalin öyküsünü şöyle anlatıyor: “Sözleşmeye göre, somut olmayan kültürel miras, toplulukların, grupların ve kimi durumlarda bireylerin, kültürel miraslarının bir parçası olarak tanımladıkları uygulamalar, temsiller, anlatımlar, bilgiler, beceriler ve bunlara ilişkin araçlar, gereçler ve kültürel mekânlar anlamına gelir. Kuşaktan kuşağa aktarılan bu somut olmayan kültürel miras, toplulukların ve grupların çevreleriyle, doğayla ve tarihleriyle etkileşimlerine bağlı olarak, sürekli bir biçimde yeniden yaratılır ve bu onlara kimlik ve devamlılık duygusu verir; böylece kültürel çeşitliliğe ve insan yaratıcılığına duyulan saygıya katkıda bulunur. Bu alanlardan beşincisi “el sanatları geleneğidir.” Bu tanım çerçevesinde yer alan kırkyama, Türk kültüründe çok belirgin ve ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Kırkyama, bilgi ve tecrübe paylaşımı ve kuşaklar arası kültürel devamlılığı gerektirir. Usta- çırak ilişkisine dayanan bu el sanatları geleneği aynı zamanda çok önemli bir “Yaşayan İnsan Hazinesi Programı”dır. Çünkü kırkyama zanaatkârları veya uygulayıcılar, bu “el sanatları geleneğini” gelecek kuşaklara aktarmaları açısından yaşamsal bir öneme sahiptirler. Yani kırkyama, onun zanaatkârları ve uygulayıcıları, kültürel devamlılık ve kültürel çeşitlilik için korunmalı ve gelecek kuşaklara aktarılmalıdır.”


Kumaşların Kardeşliği Kırkyama:

Ülkemizde  “kırkyama, kırkpare, yamalı bohça, parça bohça ve hanım dilendi bey beğendi” olarak pek çok adla tanınan kırkyama bazı kaynaklara göre Orta Asya, bazılarına göreyse Mısır kaynaklı. Bugün elde olan en eski patchwork parça, bir İskit Kabile Reisi’nin mezarında bulunmuş. M.Ö. 100 - M.S. 100 yılları arasına ait olduğu düşünülen parçanın üzerinde hayvan şekilleri yer aldığı belirtiliyor.

Kırkyama sanatının Anadolu kültüründeki temeli Selçuklular zamanına dayanıyor. Selçuklular zamanında geçme işi olarak adlandırılan bu çalışmalar, daha sonraları Osmanlı toprakları içerisinde yer alan Bosna bölgesinde gelişim göstermiştir. Bosna’nın başşehri Banyaluka’da icra edilen bu sanat, uzun yıllar o bölgenin adıyla anılmıştır. Osmanlı döneminde en güzel örnekler çadır ve gölgeliklerde görülüyor. Saray nakkaşhanesi tarafından yönlendirilen ve devrin sanat akımları doğrultusunda aplike desenlerle süslenen çadırlar, saray ve köşklerin dış mekâna taşınmış örnekleri olduğundan epey detaylıdırlar.
Patchwork’ün Avrupa’da ilk örnekleri ise yatak örtüsü olarak ortaya çıkmış. 1477 tarihli bir belgede bu bilgiye rastlanıyor. Bugünkü şekliyle patchwork, 1600 yıllarında Hindistan’dan Avrupa’ya değerli kumaşların getirilmesiyle doğmuş. Elbise, mobilya döşemesi ve örtü yapılan bu kumaşlar çok değerli olduklarından parçaların bile değerlendirilmesi gerektiği sonucunu ortaya çıkarmış. Bu anlamdaki ilk örtü 1708’de Kuzey İngiltere’de yapılmış.

Bu çalışmaların Amerika’daki gelişim süreci Avrupa’dan Amerika’ya göçlerle giden insanlar tarafından başlatılır. Amerikalılar ise bu sanatı kendi kültürlerine katıp, sanayisini kurmuşlardır. İster Doğu’da, ister Batı’da dünyanın neresinde olursa olsun adı kırkpare, yamalı bohça veya patchwork olsun kırkyama kumaşların ahenkli dansını, uyumunu, kardeşliğini yansıtıyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 1403 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK