Müze

Osmanlı Sarayı’nın Resim Mirası Gün Yüzüne Çıktı

  • #


Yazı: Fatma YAVUZ

Osmanlı Devleti’nden miras kalan ve TBMM Milli Saraylar’ın koleksiyonunda bulunan 202 seçme eser için bir müze kurularak sanatseverlerin ilgisine sunuldu. “Milli Saraylar Resim Müzesi” adıyla Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde açılan müzede, tematik bütünlük içinde 11 ayrı bölüm ve 3 salonda sergilenen tabloların tamamı, son dönem Osmanlı sarayının resim koleksiyonlarından oluşuyor. 1830’dan Cumhuriyet’in ilk yıllarına kadar, dönemine damga vurmuş yerli ve yabancı pek çok ressamın eserinin yer alığı müze, Türkiye’de bir ilk olması bakımından da büyük önem taşıyor.


Osmanlı Devleti’nden miras kalan, daha önceki zamanlara pek çoğu çeşitli sergiler aracılığıyla sanatseverlerin ilgisine sunulan seçme tablolar, kalıcı olarak gün yüzüne çıkarken bir müzenin hayat bulmasına da sebep oldu. Osmanlı Sarayı’nın koleksiyonlarında yer alan tablolardan seçilerek oluşturulan 202 seçme eser, ‘Mili Saraylar Resim Müzesi’nde sergilenmeye başladı.

1937-2012 yılları arasında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi İstanbul Resim Heykel Müzesi olarak kullanılan Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi, iki yıl süren tadilatının tamamlanmasıyla TBMM Milli Saraylar Resim Müzesi olarak tekrar hayat buldu. Müze, mimarisi ve süslemeleri ile, Osmanlı’nın bir dönemine ışık tutmasının yanı sıra içinde sergilenen eserler bakımından Türkiye’de bir ilk olma özelliği taşıyor. Kreatörlüğünü Milli Saraylar Tablo Koleksiyon Sorumlusu Gülsen Sevinç Kaya’nın yaptığı müze, daha önceki yıllarda çeşitli sergiler vesilesi ile sınırlı bir zaman diliminde görülebilen Osmanlı sarayının seçkin tablolarını, kalıcı ve sürekli bir biçimde ziyaret etme imkanı sunması bakımından da büyük önem taşıyor.


Bilindiği üzere, Osmanlı Devleti’nde Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla Sultan Abdülmecit ile birlikte başlayan değişim hareketleri, Sultan Abdülaziz ve Abdülhamid dönemlerinde de devam etti. Değişimler sosyal ve kültürel alanlarda olduğu kadar sanat dünyasında da hissedildi. Bu dönemde resim sanatı devlet eliyle desteklenerek, yeni sanatçıların doğmasına imkân verildi ve yurt dışından eser, sanatçılar getirtildi. Yeni dönem Osmanlısı'nda üretilen eserler şimdi konu bütünlüğü içinde tasnif edilerek Mili Saraylar Resim Müzesi’nde toplandı.

11 tematik bölüm ve 3 ayrı salondan oluşan müze, “Sultan Abdülmecid / Abdülaziz Salonu”, “Osmanlıda Batılılaşma”, “Abdülmecid Efendi / İstanbul Görünümleri”,”Goupil Galerisi’nden Saraya Alınan Tablolar”, “Ivan Konstantinoviç Ayvazovski Salonu”, “Saray Ressamları”, “Oryantalist Ressamlar / Doğunun Cazibesi”, “Yaver Ressamlar”, “Türk Ressamları (1870-1890)”, “Portreler ve Tarih Konulu Kompozisyonlar / Osmanlı Sarayında Manzara”, “Türk Ressamları (1890-1930)” bölümlerinden oluşuyor.

Müzede, yerli ve yabancı çok sayıda değerli ressamın dünyaca ünlü tabloları sergileniyor. Saray ressamı Stanislav Chlebowski'nin “Sultan Abdülaziz” adlı portresi, İtalyan sanatçı Zonaro’nun “Ertuğrul Süvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden Geçişi” adlı eseri, Osman Hamdi’nin meşhur “Saçlarını Taratan Genç Bir Kız” adlı tablosu, kendisi de ressam olan son halife Abdülmecit Efendi’nin ünlü eserleri ve daha niceleri müzede ziyaretçilerini bekliyor.


Osmanlı’da Resim Sanatı

Son dönem Osmanlı padişahları için resim sanatı ayrı bir önem arz eder. 18’inci yüzyılda Batı dünyası ile başlayan yoğun ve sürekli ilişkiler neticesinde Osmanlı Devleti’nde yeni bir dönem başlar. Bilimsel, teknik, sanatsal ve kültürel açıdan yaşanan değişimler resim sanatına da yansır. Batılılaşma hareketleriyle birlikte askeri eğitimde Batılı devletlerin örnek alınması asker kökenli ressamların doğmasını ortaya çıkarır. Özellikle 1793’te III. Selim döneminde açılan Mühendishane-i Berr-i Hümayun ve Mühendishane-i Bahr-i Hümayun askeri mühendislik okullarında resim derslerinin başlamasıyla batı tarzı resim yapan ilk Türk sanatçılar yetişir ve ‘yaver ressam’ tabiri doğar.

Resimde, çığır açan bir başka önemli gelişme ise Batı’nın Doğu’ya merak salması olarak açıklanır. Pek çok yabancı ressamın kitaplardan tanıdığı İstanbul’u ziyaret edip, bir kısmının uzun yıllar burada yaşamını sürdürdüğü bilinir. Padişahlar tarafından sanatın gelişmesi için yurt dışına yetenekli öğrenciler gönderilmesi, sanatçıların saraydan gelen siparişler üzerine eser üretmeleri, sergilerden eser satın alınması, saray ressamlığının öneminin artması gibi kültürel anlamda yaşanan gelişmeler bu döneme rast gelir.


Osmanlı resim saray koleksiyonu ilk kez Dolmabahçe’de, himayesinde Türk ve Batılı ressamlar çalıştıran Sultan Abdülaziz zamanında oluşturulur. Yaşanan bu gelişmelerle 19’uncu yüzyılda İstanbul merkezli bir sanat ortamı doğar.

Bütün bu dönemlerde üretilen ve Osmanlı sarayı koleksiyonlarına giren, tarih itibarıyla da 1830’dan 1930’lu yıllar arasında bir asır boyunca üretilen bu tabloların arasından seçilen eserleri görmek ve “Osmanlı Resim Müzesi” olarak da adlandırılan ‘Milli Saraylar Resim Müzesi’ni sizler için dolaştık.

Eserler Kadar Bina Da Yapısıyla Dikkat Çekiyor

Müzeyi dolaşmaya başlamadan önce Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nin tarihi ile ilgili daha detaylı bilgi almak amacıyla Milli Saraylar Resim Müzesi Şefi Recep İmat ile görüştük. İmat, sergilenen eserler kadar binanın da çok değerli bir saray yapısı olduğunu belirtiyor. Sultan Abdülmecit’in, kardeşi Abdülaziz için yaptırdığı Veliaht Dairesi’nin inşasına 1855 yılında başlandığını söyleyen İmat, binanın 3 katlı ve 11 bin metrekare üzerine kurulduğunu aktarıyor. Müze Şefi İmat, yapı ile ilgili şu özet bilgileri veriyor: “Dairenin ilk kullanıcısı Sultan Abdülaziz’dir. Kaynaklarda buranın ismi önce ‘Aziz Efendi Dairesi’ sonra da ‘Efendiler’ olarak geçiyor. En son Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi adını alıyor. Osmanlı tarihi açısından bu yapının en önemli özelliği, Tanzimat’ın ilanıyla birlikte şehzadelerin dışa kapalı sürdürdükleri hayatın sona ermesinin mimari simgesidir.”


Sultan Abdülaziz ve V. Murad’ın bu daireden padişah olarak tahta çıktığını belirten İmat, Sultan II. Abdülhamit, Sultan V. Mehmed Reşad, Yusuf İzzetin Efendi, Sultan VI. Mehmed ve Halife Abdülmecid’in, veliahtlık dönemlerinde bu daireyi kullandığını anlatıyor.

“Sultan Abdülmecit /Sultan Abdülaziz”

2 katlı olan müzenin ilk bölümü üst katta yer alan tavan ve duvar süslemeleri ile insanı büyüleyen havasıyla Osmanlı Devleti’nin iki büyük ve önemli padişahı için ayrılmış. İki kardeş padişah “Sultan Abdülmecit / Sultan Abdülaziz” adını taşıyan bu salonda, padişahların karşılıklı duvarlarda asılı duran portreleri sanatseverleri karşılıyor.

Döneminde, Osmanlı Devleti’nde anayasal düzenin başlangıcı kabul edilen Tanzimat Fermanı ilan edilen ve imparatorluğun 31’inci padişahı olan Sultan Abdülmecit’in resmi, padişah tarafından Paris’e resim tahsili için gönderilen saray ressamı Rupen Manas’a atfedilmiş. 3 metre 45 cm büyüklüğündeki Sultan Abdülaziz’in portresi ise 1867 yılında Polonyalı ressam Stanislaw Chlebowski tarafından tuale yansıtılmış.


“Osmanlı'da Batılılaşma”

‘Sultan Abdülmecit/Sultan Abdülaziz Salonu’nun sağ tarafındaki oda “Osmanlı’da Batılılaşma” ismini taşıyan bölüme açılıyor. Bu bölüm, 18’inci yüzyılda Batı devletleri ile artan ilişkiler neticesinde Osmanlı İmparatorluğu’nda askeri ve sosyal alanda görülen değişimlerin açık izlerini taşır nitelikte. “Osmanlı'da Batılılaşma” tematik bölümünde, François Dubais, Alberto Pasini, Pierre Desire Guillement gibi ressamların eserleri yer alıyor.

Odaya ilk girişte Fransız ressam François Dubois’in “Asakir-i Mansure-i Muhammediyye’nin Geçit Töreni” isimli yağlıboya tablosu dikkat çekiyor. Ressam bu eserinde, Sultan II. Mahmut’un Hz. Muhammet’in (SAV) adına ithafen kurduğu yeni orduyu resmetmiş. Portre ve tarihi konulu resimleriyle ünlü 1874 yılında Türkiye’nin ilk resim okulu olan ‘Desen ve Resim Akademisi’ni açan Guillement’in kırmızı bindallısıyla elinde tesbih olan “Saraylı Kadın” tablosu ise dönemin kadınlarının giysi ve aksesuar tarzlarıyla ilgili ipuçları veriyor.


“Abdülmecit Efendi / İstanbul Görünümleri”

Abdülmecit Efendi’nin Veliaht Dairesi’ndeki kütüphanesi olan oda “Abdülmecit Efendi/İstanbul Görünümleri” konulu eserlerle sanatseverlerin beğenisine sunulmuş. Hat ve müzik olmak üzere sanatın bütün dalları ile ilgilenen Osmanlı Devleti’nin son veliahdı ve halifesi olan Abdülmecit Efendi odasında, yerli ve yabancı ressamların fırçasından çıkan İstanbul manzaralı 17 sanat eseri yer alıyor.

Alman oryantalist sanatçı Max Friedrich Rabes’in “Küçüksu Çeşmesi”, Theodore Van Rysselberghe’in “Galata Köprüsü”, Salvatore Valeri’nin “Kâğıthane’den Görünüm” adlı yağlıboya resimleri bu bölümde sergilen eserler arasında. Valeri’nin, Sultan II. Mahmut dönemine ait Çağlayan Kasrı’nı betimlediği eser, bir fotoğraf ya da gravürden yapılmış izlenimi uyandırıyor.

“Goupil Galerisi’nden Saraya Satın Alınan Tablolar”

Veliaht Dairesi’nin iki odasında sergilenen bu bölümdeki eserler, 19’uncu yüzyılın en önemli sanat galerisi olan ve merkezi Paris’te bulunan Goupil Galerisi’nden saraya satın alınan tablolardan oluşuyor. Sultan Abdülaziz döneminde, sultanın ve yaveri Şeker Ahmet Paşa’nın beğenileriyle Alman, Fransız, Belçikalı, İtalyan pek çok ressama ait eserler getirtilip ve Dolmabahçe Sarayı’nda ilk kez batı tarzı tablolardan oluşan bir koleksiyon hazırlanıyor.

Bu bölümde sergilenen Joseph Pierre Oliver Coomans’un 1874 yılına ait “Genç Bir Kadın ile Çocuklar” isimli ahşap üzerine yağlıboya tablosu, Alfred De Dreux’un “Şahlanmış At” ile Alfred Wahlberg’in 1872 tarihli “İsveç Limanı’nda Ağustos Gecesi” eseri satın alınan tablolardan bazıları.


“İvan Konstantinoviç Ayvazovski Salonu”

Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nin merasim salonu olarak kullanılan ve büyük salonlarından biri olan bölümü ise ünlü ressam İvan Konstantinoviç Ayvazovski için ayrılmış. Müzede, bu bölümün ayrı bir özelliği de bulunuyor. Milli Saraylar Resim Müzesi şefi Recep İmat bu durumu şöyle açıklıyor: “Buradaki tavan ve duvar süslemeleri yapıya özeldir. Duvarları stuk kaplamalıdır. Stuk, saray yapılarında ender rastlanan, duvara mermer görünümü veren özel bir sıva tekniğidir.”

Milli Saraylar Koleksiyonu’nda ressam Ayvazovski’ye ait doğa ve kent görünümlerini yansıttığı toplam 31 eser bulunurken, kendisine ayrılan kısımda 19 eseri sergileniyor. Rus ressamın tablolarından “Fırtınalı Denizde Kaza”, “Bir Deniz Savaşı”, “Ay Işığında Eyüp”, “Denizde Bir Yelkenli”, “Ayrılış”, “Kumsalda Öküz Arabası” adlı eserleri müzede sergileniyor.

Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz ve Sultan Abdülhamit dönemlerine tanıklık eden ve İstanbul aşığı olan Ayvazovski manzara ve deniz ressamı olarak bilinse de Osmanlı günlük yaşantısını konu edinen eserlere de imza atmış. Uzun yıllar Osmanlı ile iyi ilişkiler içerisinde bulunan sanatçı ayrıca Sultan Abdülaziz, Sultan V. Murat ile Sultan II. Abdülhamit’in portrelerini yaparak saray ressamı olarak tarihteki yerini almış.

“Saray Ressamları”

Müzenin üst kat odalarından bir tanesi de padişahların istekleri üzerine çalışan ressamlar için ayrılmış. Odada, Sultan Abdülaziz dönemi saray ressamı olan Polonyalı Stanislaw Chlebowski ile İtalyan ressam Fausto Zonaro gibi ünlü sanatçıların eserlerinden oluşan 11 eşsiz parça yer alıyor.

1864’te Sultan Abdülaziz’in daveti ile Dolmabahçe Sarayı’na gelen Chlebowski, sarayda kendisine tahsis edilen dairede Türk savaş sahnelerinin resimlerini yapmış bir sanatçı. Chlebowski’nin resim müzesinde sergilenen bir eserinde, Mohaç Meydan Savaşı ile “Sultan III. Mehmet’in Eğri Savaşı”nı tualine yansıttığı görülüyor.


Yine tarihte önemli yer tutan Zonaro’ya ait, “Üsküdar”, “Salacak”, “Üsküdar Şemsi Paşa-Kızkulesi”, “Kayığa Binen Kadınlar”, “Anne Sevgisi” isimlerinde yağlı boya resimleri müzedeki yerlerini almış. Ressam, “Denize Giden Yolda, İstanbul’dan Bir Görünüm”, “Kaiser II. Wilhelm’in Yıldız-Şale’ye Gelişi” isimli sulu boya ve “İzzet Holo Paşa” pastel çalışmaları da ün kazanmış.

1901’de “Ertuğrul Süvari Alayı’nın Galata Köprüsü’nden Geçişi” adlı tablosunu Sultan II. Abdülhamit’in isteğiyle tuale yansıtan ve Mecidi Nişanı ödüllendirilen Zonaro, eserinde Fatih Sultan Mehmet’in atından esinlenmiş olup, beyaz atlar üstünde ilerleyen koyu renk üniformalı Ertuğrul Süvari Alayı’nı işlemiş. Sanatçı aynı zamanda “Dömeke Savaşı” tablosuyla da Dördüncü Derece Osmanlı Nişanı’nı almış.

“Oryantalist Ressamlar; Doğu’nun Cazibesi”

Sultan Abdülmecit / Sultan Abdülaziz Salonu’nun sol tarafındaki ilk kapı ise “Oryantalist Ressamlar; Doğu’nun Cazibesi” adını alan Doğu’nun Avrupalı gözüyle resmedildiği kompozisyonlar için ayrılmış.


Oryantalist ressamlar Doğu’yu daha yakından görmek ve tanımak amacıyla bilimsel, askeri, diplomatik ve ticari görevlerle Doğuya gelmişler, başta Osmanlı olmak üzere Ortadoğu ve Kuzey Afrika topraklarında incelemelerde bulunarak bu dünyayı resimlerine taşımışlar.

Ressamların eserlerinde çöl, vaha ve kent görüntülerinin yer aldığı manzaralar, harem sahneleri, yiğitliği yansıtan savaş ve av sahneleri gibi Doğu’ya özgü konular işlenmiş. Bu bölümde de, Wictor Pierre Huguet’in 1868 yılına ait “Ağaçlar Altında Dinlenen Doğulu Çocuk”, De Feney’in 1874 yılına ait “Mısır’da Cami nünde Alışveriş Yapanlar”, Adalphe Schreyer’in “Arap Süvarisi” gibi tabloları yer alıyor.

“Portreler ve Tarihi Konulu Kompozisyonlar / Osmanlı Sarayında Manzara”

Müzenin zemin katındaki en büyük salon “Portreler ve Tarihi Konulu Kompozisyonlar/ Osmanlı Sarayında Manzara” adlı bölüm için ayrılmış. Çok sayıda yerli ve yabancı ressama ait eserin yer aldığı bu bölümde, kapının giriş bölümünde Abdülmecit Efendi’ye ait “Sultan II. Abdülhamit’in Hal’i ” yağlıboya resmi canlı renkleriyle konuklarını karşılıyor.

Sultan Abdülaziz’in oğlu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son veliahtı ve halifesi Abdülmecit Efendi, saray yaşantısını kendisinin ve aile bireylerinin portrelerine yansıtmış bir sanatçı. Salonda ressama ait pek çok portre ile at ve insan figürlerinin kullanıldığı çalışma yer alıyor.


Eserler arasında savaş sahnelerinden manzara resimlerine, saray yaşantısından portrelere farklı konularda pek çok tablo bulunuyor. Hippolite Berteaux’un Sultan III. Selim” yağlı boya tablosu, Zonaro’nun Fatih Sultan Mehmet’i işlediği eserleri ve devlet dairelerine portresi asılan ilk padişah olarak bilinen Wilhem Reuter’in imzasını taşıyan “Sultan II. Mahmut” tablosunu görmek isteyenlerin müzeyi ziyaret etmesi gerekiyor.

“Türk Ressamlar (1870-1890)”

Bu odada göze ilk çarpan eser kapının hemen karşısındaki duvarı süsleyen Osman Hamdi Bey’in “Saçlarını Taratan Genç Bir Kız” tablosu. Figürlü çalışmaları Batı oryantalizmine cevap niteliği taşıyan sanatçı çalışmalarında fotoğraflardan yararlanmış. Osmanlı kadınının günlük yaşamını betimlediği bu eserinde sanatçı Foto Sebah’ın 1881 tarihli fotoğrafını kullanmış.


Bu bölümde, Goupil Galerisi’nden aldırdığı tablolarla saray tablo koleksiyonunun oluşmasına katkı sağlayan Şeker Ahmet Ali Paşa’ya ait natürmort çalışmalar da yer alıyor. Bu salonda ayrıca Süleyman Seyyid, Ahmet Emin, Osman Nuri Paşa, Hoca Ali Rıza Efendi gibi Türk ressamların tabloları da birbiri ardınca dizilmiş.

“Yaver Ressamlar”

Yaver ressamlara ayrılan bu bölümü, Türk resim sanatının gelişimine katkı sağlayan birinci kuşak ressamlar olarak da adlandırmak mümkün. Çünkü Batılı anlamda Türk resminin ilk örneklerini veren asker ressamlardır. Askeri okullarda mesleki olarak verilen topografik çizim ve resimler, resme yeteneği olan öğrencilerin keşfedilmesini sağlamış. İlk eserlerinde manzara ve mimari betimlemeler üzerinde çalışan temsilcilerin bir kısmı Osmanlı sarayında yaver ressam olarak görev yapmış. Bu meslek Sultan Abdülmecit döneminde başlarken, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid dönemlerinde de devam etmiş. İlk yaver ressam, Abdülmecit döneminde saraya alınan ve kahramanlık konusunu ilk kez işleyen Osman Nuri Paşa’dır. Bu odada Türk resim tarihinde önemli yer tutan Şeker Ahmet Ali Paşa, Hüseyin Zeki Paşa, Halil Paşa gibi sanatçıların eserleri bulunuyor.


“Türk Ressamları (1890-1930)”

Müzede bir bölüm de 1890 ile 1930 yılları arasında Türk resim tarihine damga vuran isimler için ayrılmış. Bu kısım da; Hüseyin Zekai Paşa’dan Hoca Ali Rıza’ya, Şevket Dağ’dan İbrahim Çallı’ya, Batılı anlamda Türk resminin üçüncü ve dördüncü kuşak ressamlarının eserleri yer alıyor. Bu oda, Osmanlı Ressamlar Cemiyeti’ni oluşturan genç ressamlar arasında yer alan İbrahim Çallı’nın Askeri Müze’de sergilenen “Silah Arkadaşlığı” tablosunun eskizlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Türk resminde manzaraları ile ünlenen Hoca Ali Rıza’ya ait Türk-İslam eserlerinin resmedildiği tablolar ise görülmeye değer güzellikte.

Genel hatlarıyla size tanıtmaya çalıştığımız, Osmanlı Devleti’nden miras kalan 202 eşsiz tablonun sergilendiği Milli Saraylar Resim Müzesi, pazartesi ve perşembe günleri hariç her gün 09.00 ila 17.00 saatleri arasında Dolmabahçe Sarayı Veliaht Dairesi’nde ziyaret edebilir.

İSMEK El Sanatları Dergisi 18 İNDİR

Bu yazı 4068 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK