Makale

Osmanlı'da Nişanlar

  • #


Yazı: Elif Kübra YAZGAN Fotoğraflar: Tolga SUBAŞI

Devlet adına gösterilen üstün başarı ve yararlılıklardan ötürü hak eden kişileri onurlandırmak amacıyla verilen nişanlar, Avrupa kültürüne ait bir gelenektir. Osmanlı’da ilk örneklerine III. Selim döneminde rastlanan nişanlar varlığını 120 sene sürdürmüştür.  Avrupa’da daha çok haç şeklinde olan nişanlar, Osmanlı’da önceleri oval yahut çelenkli askı şeklindeyken, Abdülmecid döneminde çıkarılan İmtiyaz Nişanı ile birlikte yıldız formunu almıştır.

Nişanlar, padişah, sadrazam, devlet erkân ve ricaline, önemli sefirlere, yabancı hanedan mensuplarına,  devlete üstün başarı gösteren kimselere şeref ve şan işareti olarak göğse veya boyna takmaları için, altın ve gümüş madenlerden yapılmış, kıymetli taş ve mineyle süslenmiş, çeşitli derecelerde hazırlanıp beratla verilen alametlerdir. İlk olarak III. Selim ile başlayan devlet nişanları Sultan VI. Mehmet Vahideddin'le son bulur. Nişanlar Devleti Ali Osmanî'de varlıklarını yaklaşık 120 sene korumuşlardır.
Osmanlı İmparatorluğu’nda kullanılan ilk nişanlarda diğer İslâm ülkelerinin nişanlarında olduğu gibi çelenk, yıldız ve şemse (güneş ışını) motifleri resmedilmiştir. Bu nişanlardan sonra Sultan III. Selim ve Sultan II. Mahmud devrinde madalya ve nişanlar meslek sınıfına göre çeşitli amblemlerle (kılıç, çıpa, ay-yıldız) deneme ve uygulama şeklinde literatürdeki yerlerini almışlardır. Batı ülkelerinde daha ziyade haç sembolü kullanılmış, ayrıca güç ve kudret sembolü kabul edilen aslan, kartal gibi hayvan figürleri de nişanlarda yer almıştır. Altın ve gümüşten yapılan nişan ve şemseler mine ve taşlarla bezenip çeşitli form ve motiflerde dönem dönem yazı, imza ve padişahın amblemlerini çevreleyen kısımda “Hamiyyet”, “Sadâkat”, “Gayret”, “Şecaat”, “Adâlet”, "Hürriyet” veya “İnsâniyet”, “Muavenet” sözleriyle birlikte nişanın tarihi yazılıdır. Şemsenin şualarında taş bezemesi varsa murassa, yoksa rütbeli nişanlar sınıfına dahil edilir.

Berat isminde özel bir belge ile verilen nişanlarda padişahın tuğrası, nişan sahibinin adı, görevi, rütbesi, nişanın derecesi ve nişanın verilme sebebi yazılmıştır. Ayrıca özel bir nizamnameye uygun olarak çıkarılan nişanların madalyaları ile birlikte nişanın nasıl ve kıyafetin neresine asılacağı açıklanmıştır. Murassa olan nişanlar padişah tarafından bizzat törenle takılırdı. Eğer nişanı hak eden kişi taşrada ise nişan ve beratı yüksek devlet memurlarından bir zat ile taşraya gönderilip, kasabanın en büyük mülkiye amiri tarafından resmi törenle takılırdı.

Hilâl Nişanı

Çeşitli kaynaklarda kesin olmamakla birlikte Sultan III. Selim’in 1801 (1216) tarihinde elmastan, ortası ay nakışlı avize şeklinde boyuna takılmak üzere Hilâl Nişanı verdiği yazılıdır.

Nişan-ı İftihar

I. Mahmud zamanında (1223-1255) 1808- 1839 altın, elmas ve gümüşten yapılan Ula, Saniye, Salise ve Rabıa rütbeleri olan, sahibine berat ile birlikte verilen nişandır. Üniformanın göğüs seviyesinde düğmeler hizasına takılan onbaşı nişanları gümüşten yapılmış, üst rütbedeki subayların altından yapılan nişanları ise bir bağ sayesinde boyuna asılarak kullanılmıştır.

Onbaşı nişanı gümüş, ortasında bir yıldızla ve küçük bir şems şekli verilmiştir. Bir bağ yardımıyla takılan çavuş nişanı ise altından yapılmıştır. Mülâzım Sanî Nişanı altından onbaşı nişanı şeklinde, Mülâzımevvel Nişanı ise altından çavuş nişanı formunda yapılmıştır. Bu rütbelerden daha yüksek rütbeli subayların nişanları altından yapılmış, mücevherle ay veya ay yıldız şekli verilip büyük şemseler kullanılmıştır. Nişanlarda kullanılan mücevher taşların fazla ya da az olması rütbelerle doğru orantılıdır.

Deniz Kuvvetleri için; boyuna asılan, sahibinin rütbesine göre mücevheratla süslü nişanlar tanzim edilmiştir. Altından yapılan çıpa şeklinde mücevherlerle süslü nişanlar kaptanlar ve deniz harp subayları için vücuda gelmiştir. Çıpa üzerinde gemi teknesinden ibaret nişan Tersane-i Amire Cerhçi subayları için, yine çıpa üzerinde elmastan pergel ve bir ölçü aleti şeklindeki nişanda Gemi mühendisleri için hazırlanmıştır. Bu nişan örnekleri Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Dairesine kayıtlıdır.1

Sultan Abdülmecid zamanında Nişan-ı İftihar şeklen bazı değişikliğe uğramıştır. 1848 (1265) senesinde nişanların herkese verildiği fark edilince bu uygulama sona ermiş, nişanların gerektiğinde seleften halefe verilmesi karar alınmış ve İlmiye Tarikatı, Mahreç Mevlevilerinin nişanları olmadığından Şeyhülislam tarafından bizzat 14 tane verilmiştir.2

İmtiyaz Nişanı

Mecidî nişanından önce çıkartılan bu nişanın derece ve nizamnamesi yoktur. Ortası yuvarlak olan nişanın altın levha üzerinde Padişah Abdülmecid’in tuğrasını kırmızı mineli bir defne dalından çelenkle çevrelemiştir. Dış kısmı 35 kol üzerine murassa (pırlanta) taş ile çevrilidir. Nişan sahibinin vefatı halinde en büyük erkek evlat devletin berat vermesi sayesinde nişanı takabilmiştir. Kırmızı zemini bulunan nişan kurdelesinin sağ ve sol çizgileri sarı renktedir.


Mecidî Nişanı

Sultan Abdülmecid’in kendi adını taşıyan 5 ayrı rütbeli, sahibinin beratsız takamadığı, yaklaşık 70 sene kullanılan bu nişan, Osmanlı’daki en uzun ömürlü nişan olma özelliğini taşımaktadır.  Sadece 1. rütbesinin murassası olan bu nişan sahibine hayati kayıtla verilir, kişinin vefatı halinde hazineye iade edilme şartı vardır. Bir üst rütbe ile değiştirilen nişanın alt rütbesi, sahibinden geri alınıp yenisi ile değiştirilmiştir. Yedi bölümden beş ışınlı bu nişanın göbeğinde ay-yıldız motifi işlenmiş, padişahın tuğrasının bulunduğu altın kaplama, hafif bombeli, orta kısmın çevresi bordo mine dış kısımda altta “sene 1268”, solunda “Gayret”, yukarısında “Hamiyet”, sağında “Sadakat” yazılı altından kitabe metni vardır.  Bazı murassa (yakutlu) nişanlarının üst kısmına askı yerinde kırmızı mineli bir ay-yıldız monte edilmiştir.  Sultan Reşat döneminde çıkartılan bir nizamnameyle savaş sırasında üstün fedakârlık ve cesaret göstermiş “asker kişilerden” devlet erkânı ve subaya, ümera ve erlere nişan üzerine “çifte kılıç” eklenmiştir. 1. rütbe Mecidî Nişanı; 9-10 cm. eninde, kırmızı zemin üzerine yanlarında ince yeşil çizgili bant kurdelasının ucuna, şemsesi ise genellikle sol göğüs hizasında takmak şartıyla kullanılmıştır. 2. rütbe nişan boyuna, şemsesi ise sol göğüs hizasına, 3. rütbe nişanın şemsesi olmadığı için sol göğüs hizasına takmak kaydıyla kullanılmıştır. 4. ve 5. rütbeli nişanlar da göğsün sol tarafına takılıp kullanılmıştır. 5. rütbe nişanın diğer rütbelerden farklı olan kısmı padişahın tuğrasının bulunduğu orta kısmın tasarımı, gümüş veya altın kaplamalı gümüş olarak yapılmıştır. Sultan Abdülmecid’den sonraki farklı yıllarda da kullanılan nişan ise farklı kurumlarda imal edilmiş, ancak şekil ve ölçülerde tam bir standart elde edilmemiştir.

Şefkat Nişanı

Sadece kadınlara verilmek üzere, Sultan II. Abdülhamid döneminde (1876- 1909) üç dereceden imal bu nişanların birinci ve ikinci dereceleri murassa olup, çeşitli doğal afetlerde maddi ve manevi fayda sağlamış hanımlara verilmiştir. Altından yapılan nişanın orta göbeğinde Sultan Hamid’in El- Gazi unvanlı tuğrası ve 1295 tarihini yazılıdır. Güvez mineli orta göbek kısmında “İnsaniyet”, “Muavenet” ve “Hamiyet” kelimeleri levha olarak yazılmıştır. Kırmızı mineli yıldızın dış kısımları gümüşten dokuzar şualıdır ve bu şemselerin üzeri altından bir defne dalının yaprak ve tomurcuklarıyla çevrilidir. 1. Derece nişan yakuttan 5 şualı kırmızı minenin aralarında çiçek ve dal motifleriyle bezeli, 8-9 cm. eninde beyaz zemin üzerine kırmızı yeşil bir bant kurdela ve şemseden oluşur. Nişanın arkasında genel olarak ay yıldız arması bir çelen içinde yer almıştır. 2. Derece nişan 4-5 cm. eninde fiyonk şeklinde bir kurdela vasıtasıyla göğüs hizasına takmak kaydıyla kullanılmıştır. 3. Rütbedeki Şefkat nişanının mücevher olan kısımları kırmızı mineden yapılmıştır.

Nişanı Âli İmtiyaz

Sultan Abdülmecid’in imtiyaz nişanını andıran, Sultan Abdülaziz zamanına (1277- 1293) ait bu nişan murassa 35 şuadan oluşmuştur. Altın olan orta kısımdaki padişah tuğrası, kırmızı mineden yapılmış bir defne dalı ile çerçevelenmiştir. Nişanın rütbe ve nizamnamesi yoktur. Sahibinin vefatı halinde büyük erkek evlada takması şartı ile miras kalırdı. Pırlanta iğnesi nişanın arka kısmına yerleştirilmiştir. Zemini kırmızı olan kurdelasının yan kısmındaki çizgiler yeşildir.
Sultan II. Abdülhamid zamanında 1878 yılında çıkartılan Nişan-ı Ali İmtiyaz; askerlere, ilmiye ve mülkiye memurlarına ve devlete üstün hizmet göstermiş yabancı hanedan mensuplarına da verilmiştir. Nişanın orta göbeğinde, tuğranın çevresi “Gayret” , “Hamiyet”, “Şecaat”, “Sadakat” mineli kitabe metni bulunur. Kırmızı ve yeşil renkli 9-10 cm. genişliğinde bir bant kurdelası olan bu nişanın şemsesi ise sol göğüs hizasına takılmak kaydıyla kullanılırdı. Nişanlar arasında en görkemli olan bu nişanın göbek kısmı tamamen altın olup, şemse göbeğinde her biri en az 1 kırat olan 14 adet pırlanta (elmas) taşla bezenmiştir. Nişan ve şemsede yaklaşık 170 adet bulunan taş miktarı, dönem dönem değişikliğe uğramıştır.

Nişan-ı Âli Osmanî

Sultan Abdülaziz’in İrade-i Seniyesi ile 1862 yılında, her türlü devlet işlerinde üstün başarı gösterenlere imtiyaz ve iftihar işareti olarak, Mecidî Nişanından sonra en büyük Osmanlı nişanı 4 rütbede çıkartılan nişanların murassa ve kılıçlı olanları da vardır. Kaydı hayat şartıyla verilen bu nişan, beratla birlikte verilir, beratsız takılmazdı. Diğer rütbelerde olduğu gibi birinci rütbesi gümüşten yapılan bu nişan yeşil mineli ve 7 köşeli yıldız şeklindedir. Orta kısmı kabarık olan nişanın kırmızı mine üzerinde altından “El Müstenit Bittevfikat El Rabbaniye Abdülaziz Han Melikil Devletül Osmaniye” yazısının altında, yarım ay vardır. Nişanın üç rütbesi birbiriyle aynı, dördüncü biraz daha küçüktür.  Nişanın arka kapağında çifte davul ve âlem, Osmanlı’nın kuruluş tarihi olan Hicri 699 tarihi ve Darpane-i Amire’nin damgası vardır. Birinci derece nişanın şemsesi sol göğüs hizasına, nişan ise 9-10 cm. genişliğinde yeşil zemin üzerine kımızı bir kurdele yardımıyla boyuna takılırdı. Nişan sahibinin 1. rütbe Nişan-ı Osmanî alabilmesi için 1. rütbe Mecidî nişanı alması şarttı bu sistem diğer nişanlar içinde geçerlidir. 2. derece nişanla birinci derece hemen hemen aynı olup şemse boyu biraz daha küçük olup boyuna takmak için bant kurdelesi yoktur. Nişan şemseyle birlikte sol göğüs hizasına takmak şartıyla kullanılırdı.

Maarif Nişanı

Sultan Reşat tarafından 1328 (1910) tarihinde ilim, sanat, bilim ve eğitim sahalarında üstün başarı gösteren öğretim üyelerine verilmek üzere çıkartılmıştır. Kayd-ı hayat şartıyla ve beratsız takılamayan bu nişanın üç derecesi de gümüşten yapılmıştır. Beyaz mineli bir ay üzerine kırmızı mineli Sultan Reşat'ın tuğrası altın kaplama olup, beyaz mineden “Ulûm ve Fünûn ve Sanâyi Nefise” yazısı vardır. Beyaz mineli hilalin dış kısmına yeşil mineden defne ve meşe dalları işlenmiş, en üst kısmına ise 5 köşeli bir yıldız monte edilmiştir. Nişanın bazılarında arka yüzeyinde Darpane-i Amire damgası, bazılarında ise altın yaldız vardır. Nişanın 1. derecesi 37 mm. çapında, ortası kırmızı kenarları beyaz bir kurdele ile boyuna takılıp beraat harcı 500 kuruştur. 30 mm. çapında göğsün sol tarafına takılan ikinci derece nişanın beraat harcı 100 kuruştur. Üçüncü derece nişan 26 mm. çapında 50 kuruş berat harcı olup oda ikinci derece nişan gibi göğsün sol tarafına takılır. Bir öğretmenin üçüncü derece nişana sahip olması için sicilinin iyi olması ve mesleğinde üstün başarı gösterip en az 5 sene çalışmış olması gerekirdi. İkinci rütbeye sahip bir öğretmen birinci dereceye yükselmesi için 10 sene üstün başarıyla çalışması gerekirdi ve her rütbe yükseliminde alt rütbenin iadesi şarttı. Görev başında uygunsuz hali tespit edilen öğretmenlerin nişanları geri alınmıştır. Öğretmenler dışında okulda üstün başarı gösteren öğrenci ve eğitimde hizmet göstermiş yabancılara da verilmiştir.


Hanedan-ı Âli Osman Nişanı

Sultan Abdülhamid tarafından 1892 (1311) tarihinde çıkartılan bu nişan Osmanlı ve yabancı hanedan mensuplarına ve padişaha üstün hizmet gösteren sadık devlet memurlarına verilmek üzere 2 rütbeli, tamamı altın, şemsesi olmayan kırmızı ve beyaz mine ile bezeli bir bağ kurdela ile boyuna asılı bir kılâdedir (kolye). Nişanın ön en üstünde defne dalının üst kısmında Osmanlı Devletinin kuruluş tarihi olan Hicri 699 tarihinin altında, “El Müstenid Bittevfikat Errabbaniyye” levha kitabeden sonra El Gazili Tuğra nişanın ortasında en alt bölümde “Melik-ül Devlet-ül Osmaniye” yazısının en altında ise 1311 yazısı vardır. Nişanın arka tarafında V. Mehmet Reşat’ın El-Gazi unvanlı tuğrası mevcuttur. Bu nişan kırmızı taban üzerinde 19 adet ay-yıldız beyaz mine ile nakşedilmiş, nişanın en üstünde yer alan beyaz mineden ay yıldızın kolye ucuna bağlantılı olan bölümü ise bir adet İklil-i Şerif-i Delil (saltanat tacı) resmini içinde barındırır. Nişanın bütün masrafları Hazine-i Hassa-i Şahane’den ihsan olup, beratların harcı ve resimleri yoktur.3

Dipnotlar: 1-2. İbrahim ARTUK- Cevriye ARTUK, Osmanlı Nişanları, İstanbul Matbaası 1967 3. Metin ERÜRETEN, Osmanlı Madalyaları ve Nişanları, Kansu Matbaası, İstanbul 2001

Kaynaklar: 1. Metin ERÜRETEN, Osmanlı Madalyaları ve Nişanları, Kansu Matbaası, İstanbul 2001 2. Edhem ELDEM, İftihar ve İmtiyaz, Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma Merkezi, Aralık 2009 3. İbrahim ARTUK- CEVRİYE ARTUK, Osmanlı Nişanları, İstanbul Matbaası 1967 4.Ayten DENİSENKO, Askeri Müze Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi Madalya ve Nişanlar, Harbiye Askeri Müzesi Matbaası 5. Büyük Larousse, Milliyet Gazetecilik A.Ş, 15. Ve 17. Cilt 6. Yeni Rehber Ansiklopedisi, Türkiye Gazetesi, 15. Cilt, İstanbul 1994 

Not:

Görsel olarak koleksiyonundan yararlandığım Naim ARNAS Bey’e, Asar-ı Âtika’ya ve Denizler Müzayede Evine ilgilerinden dolayı teşekkür ederim.  


İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 3142 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK