Sergi

Ağa Han Hazineleri İstanbullular İle Buluştu

  • #


Yazı: Azra DURU

İslam dünyasının farklı coğrafyalardaki şaheserleri Sakıp Sabancı Müzesi’nde İstanbullular ile buluştu. İlk defa nüfusunun çoğu Müslüman olan bir ülkede görücüye çıkan eserler, Türkiye’de daha çok “Ağa Han Mimarlık Ödülleri”yle tanınan Ağa Han’ın koleksiyonundan oluşuyor. Sunumuyla da göz kamaştıran sergi, sanatseverleri İslam kültür ve sanatı hakkında bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’nin (SSM), Ağa Han Kültür Vakfı’nın işbirliğiyle düzenlediği ‘Ağa Han Müzesi Hazineleri’ sergisi kapsamında, İslam dünyasının Endonezya’dan Sicilya’ya, Endülüs’ten Çin’e uzanan farklı coğrafyalarda aynı döneme denk gelen yansımaları, ilk kez vitrine çıktı. En değerli İslam sanat eserlerini bünyesinde barındıran ve 2013 yılında ziyarete açılacak Ağa Han Müzesi’nin başyapıtlarını sanatseverlerle buluşturan sergi, ilk kez halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede gerçekleştiriliyor. Sergide; seramik, ahşap, metal, kumaş gibi materyallerden yapılmış ve üzerlerinde Kur’an-ı Kerim’den ayetlerin yer aldığı objelerin yanı sıra, elyazmaları ve minyatürler de yer alıyor.
Adı; zenginlik, ihtişam, medeniyet, çağdaşlık ve zarafetle birlikte anılan Ağa Han, 1977’den beri İslam kültürünü başarıyla yorumlayan çağdaş tasarımlara verilen “Ağa Han Mimarlık Ödülleri”yle sanat dünyasında saygın bir yere sahip. Harvard Üniversitesi İslam tarihi bölümünden mezun olan Ağa Han, üniversitede okuduğu yıllarda koleksiyonerliğe merak salar ve böylece bugünkü Ağa Han İslam eserleri koleksiyonu oluşur. 2007'den beri Londra, Paris, Madrid, Barcelona, Berlin, Lizbon gibi kentleri dolaşan sergi, ilk kez yolunu Müslüman bir ülkeye düşürüyor. Ağa Han Müzesi Hazineleri, aynı zamanda 2013'te Kanada'nın Toronto şehrinde açılacak İslam eserlerinin sergileneceği Ağa Han Müzesi'ni de müjdeliyor. Özellikle 11 Eylül sonrası, Amerika'da oluşan İslam karşıtlığını yıkmak için yola koyulan sergi, insanları İslam kültür ve sanatı hakkında bilgilendirmeyi amaçlıyor.

Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer, İslami sanatların seçkin örneklerinden oluşan serginin, koleksiyonun toplandığı ülkelerin coğrafi ve kültürel çeşitliliği aracılığıyla, İslam’ın evrenselliğine işaret ettiğini ve İslam sanatının Avrupa’dan Çin’e ulaşan bir coğrafyadan beslendiğini ve beslediği kültürleri gözler önüne serdiğini belirtiyor. Dr. Ölçer, “2013’te Toronto’da hizmete girecek Ağa Han Müzesi’nin başyapıtlarından seçmeler, Avrupa’da pek çok kentte sergilenmesine karşın, ilk kez Müslüman bir ülkede sanatseverlerle buluşuyor. Serginin; İslam sanatının dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan ve hiç görmediğimiz yansımalarını gözler önüne sererek, beki de zaman zaman unuttuğumuz hoşgörü ve karşılıklı anlayış hislerini tazeleyeceğini umuyoruz.” diyor.

Ağa Han Kültür Vakfı Genel Müdür Luis Monreal ise sergideki başyapıtların, Toronto’da 2013’te açılacak Ağa Han Müzesi’ne ait olduğunu belirterek, “Kuzey Amerika’da böyle bir müze kurma fikri, Batı dünyasına İslam kültürünün çeşitliliğini göstermek amacıyla ortaya çıktı. Çünkü İslamiyet, geniş bir coğrafyaya yayılan, farklı mezheplerden inananlarıyla, bin 300 yıldan uzun bir geçmişe sahip bulunuyor. İslam sanat ve geleneğinin evrensel yönünü de göreceğimiz sergide yer alan eserler arasında, Çin’den İspanya’ya kadar çok geniş bir coğrafyayı kapsayan eserler bulunuyor.” şeklinde konuşuyor.


Şimdiye Kadarki En İyi Sergi İstanbul’da

Sergide; ahşap, seramik, metal, kumaş gibi materyallerden yapılmış ve üzerlerinde Kur'an-ı Kerim’den ayetlerin yer aldığı objeler, elyazmaları ve minyatürler yer alıyor. Yazılı istiridye kabuğu (18. yy.), üzerinde şiirlerin yazdığı ahşap kirişler (12 yy.), Siyavuş ile Ferengis'in düğününü anlatan nüshalar (17. yy.), Sultan II. Selim'in (16. yy.) portresi, Hint Sultanlığı'nın Kur'an yaprağı ve daha ismini sayamadığımız bine yakın nadide eser... Sergide dikkat çeken eserlerden bir tanesi de İbn-i Sina’nın "El-Kanun fi’t-Tıb" isimli kitabı. 600 yıl Avrupa üniversitelerinde ders kitabı olarak okutulan eser, İbn-i Sina’nın ölümünden 15 yıl sonra yazılmış. Sergide kitap sanatının İslam dünyasında yıllar içinde nasıl geliştiği de görülüyor.

Sakıp Sabancı Müzesi, bu sergide "Efsane İstanbul: Bizantion'dan İstanbul'a - Bir Başkentin 8000 Yılı" sergisini kurgulayan mimar Boris Micka ile çalışmış. Micra, eserleri, İstanbullulara farklı bir deneyim yaşatacak ve ziyaretçiyi sıkmayacak interaktif bir düzenle yerleştirmiş. İslam sanatına farklı bir bakış açısı getiren sergide, 4 eserin üzerindeki yazılar, dokunmatik ekranlar yardımıyla Farsça, Türkçe ve İngilizce olarak ekrana yansıtılmış. Böylece müzeyi gezenler, dünya edebiyatının şaheserlerinden biri kabul edilen İranlı şair Nizami'nin 12. yüzyılın sonlarında yazdığı "Hamse"sini, 15. yüzyılda Timuri edebiyatçısı Hüseyin el-Vaiz el Kaşif'in masal derlemesini, Firdevsi'nin ünlü destanı Şehname'nin 1492'de Şiraz'da yazılan resimli nüshası ile 1654 tarihli İsfahan'da yazılan nüshasını okuyabiliyor. Ağa Han Kültür Vakfı Genel Müdür Luis Monreal eserlerin İstanbul'un ardından da Malezya, Güneydoğu Asya ülkelerinde ve ABD'de sanatseverlerle buluşacağını belirtirken "Bu sergiye katılım müze için hazırlık gibiydi. Koleksiyonun içindeki eserleri farklı şekillerde yorumlamalarına izin verildi. Farklı bir yorum ortaya çıktı. İltifat etmek için değil, samimi bir şekilde söylemek istiyorum. İstanbul şimdiye kadarki en iyi sergiyi bir araya getirdi. Hazırlanan katalog da en iyisi." dedi.


Toronto'ya İslam Eserleri Müzesi

Müzede sergilenen eserler, Japon Mimar Fumihiko Maki tarafından tasarlanan ve pek çok kez “dünyanın en yaşanılası şehri” seçilen Toronto’da 2013’te açılacak Ağa Han Müzesi’nde yer alacak. Müzenin, Kuzey Amerika’da İslam sanatı ve kültürüne ayrılan ilk büyük kapsamlı eğitim ve sergi merkezi olması hedefleniyor. İslam toplumlarının düşünsel, kültürel, sanatsal ve dinsel mirasıyla ilişkili, çeşitli dönemlerden ve coğrafyalardan kalma ürünleri toplama, koruma ve sergileme misyonunu üstlenen müze, önceliğini toplumsal eğitime verecek. Küratör Benoit Junod’un şu sözleri eserlerin Toronto’da müzede sergilenecek olmasının önemini belirtir nitelikte; “11 Eylül’den sonra yaşanan, ‘medeniyetler çatışması’ değil ‘cehalet çatışması’dır. Batı dünyası, ne yazık ki İslamiyet hakkında fazla bilgi sahibi değil. İnsanoğlu bilmediği şeylere karşı hem korku besler hem de tavır alır. Kanaatimce, İslam’a karşı oluşan önyargıyı kırmak için, önce bu ‘bilinmezlik’ perdesinin aralanması gerekir. İslam geleneği doğru şekilde yansıtılmalı, İslam kültür ve sanatının evrenselliği vurgulanmalıdır.”.

Hükümdar Atına Biniyor

Ali B. Nakib Hamza'nın müzehhep elyazması Tuhfetü'l-Letaif'inden yaprak, 1593-94'te bitirilip III. Murad'a sunulmuş. Kırmızı, kahverengi, leylak, somon pembesi ve nane yeşilinin çarpıcı koleksiyonu, hükümdarın önünde toplanmış orduyu tasvir ediyor. Gece ordular toplanırken hükümdar savaş atına binmeye çalışıyor.


Kayık Biçimli Dilenci Kâsesi

Keşkülün üst bandını süsleyen nestalik hattı okuyup çeviren Melikian-Chirvani objenin bir hankâh şeyhine ait olduğunu düşünüyor. Bir sufinin değerli eşyalarından biri olduğu tahmin edilen kâseye oyulan dizelerin mistisizmi, ağzı ejderhalarla süslü objenin çok katlı sembolizmini ve derviş ibadetindeki simgesel rolünü yansıtır. (İran 16 yy.)

'Mavi Kur'an'dan Yaprak

Bu yaprak, Kur'an yazmalarının en ünlülerinden 'Mavi Kur'an'dan... Metinde Bakara Suresi'nin 148-155. ayetleri yer alıyor. Günümüze ulaşmış hiçbir yazma Kur'an'da buradaki gibi koyu mavi bir zemin aracılığıyla altın harfler ortaya çıkarılmamış. Fatımiler döneminde Kuzey Afrika'da, Mısır'ın 969'daki fethinden önce üretilmiş.


Hacı Ali yapımı ‘Usturlab’

Hicri 1212 / 1797-1798 tarihli Isfahan Kacar dönemine ait Usturlab. Döküm ve oyma pirinçten. Gök cisimlerinin gözlemlenmesinde ve zaman ayarı yapmakta kullanılan usturlab, sabit ve hareketli plakalardan oluşur. Üzerlerinde meridyen, paralel daireleri, astronomi ve astrolojiyle ilgili terim ve isimler bulunan bu plakaların üzerlerine yerleştirilen ve rete adı verilen yıldız haritası sayesinde yıldızların yerleri tespit edilebilmekte ve bu yıldızlara göre de zaman ve uzaklık ölçülebilmektedir.

Ağa Han Kimdir?

Ağa Han, Hindistan’daki Müslüman İsmailî mezhebinden olanların dinî başkanlarına verdikleri addır. Bu unvan, ilk olarak Hasan Ali Şah (1800-1881) için kullanılmıştır. Hasan Ali Şah’ın doğrudan doğruya Hz. Muhammed’in kızı Hz. Fatma ile Hz. Ali’nin soyundan geldiğine inanılıyordu. Hindistan’a yerleşince, İsmaililer’in dinî başkanı oldu. Ölümünden sonra, yerine oğlu II. Ağa Han geçti. 1885’te II. Ağa Han da ölünce, devrimizde Ağa Han olarak tanınan Muhammed Şah, Ağa Han’lık unvanını devraldı (1877-1957). İran Şah sülalesinden gelen annesinin gözetiminde, İslam ve Doğu eğitiminin yanı sıra Batı eğitimi de aldı. Kendi cemaatinin sorunlarıyla yakından ilgilenen III. Ağa Han, aynı zamanda tüm Hindistan Müslümanlarının önderi haline geldi. Hindistan'daki Müslüman azınlığın çıkarlarının korunup durumlarının iyileştirilmesi amacıyla 1906’da genel vali Lord Minto'yu ziyaret eden Müslüman temsilcilere başkanlık etti. 1909’daki Morley-Minto reformları Hint Müslümanlarına ayrı seçim hakkı getirdi. Tüm Hint Müslümanları Birliği'nin ilk yıllarında başkanlığını yürüten III. Ağa Han, Aligarh'daki Müslüman okulunun üniversiteye dönüştürülmesi için bir fon kurulmasına önayak oldu; bu amacı 1920'de gerçekleşti. I. Dünya Savaşı'nda İtilaf Devletleri'ni destekledi.
Ama savaşı izleyen barış konferansında Osmanlı Devleti'ne karşı insaflı davranılması gerektiğini savundu. Hindistan Anayasa reformuyla ilgili olarak 1930-1932 arasında Londra’da yapılan yuvarlak masa toplantılarında önemli bir rol oynadı. 1932'de hem Cenevre Dünya Silahsızlanma Konferansı'nda, Milletler Cemiyeti Kurulu'nda Hindistan'ı temsil etti. 1934-1937 arasında Milletler Cemiyeti'nde ülkesini temsil etmeyi sürdürdü. 1937'de Cemiyet'in başkanlığına seçildi. II. Dünya Savaşı sırasında İsviçre'ye yerleşerek siyasal yaşamdan çekildi. Ağa Han’ın ölümünden sonra, yerine torunu Kerim, IV. Ağa Han oldu.

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 665 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK