Kur’ân-ı Kerîm’in İlk Nüshaları Türk-İslâm Sanatları Müzesi'nde  

  • #


Yazı: Mutia SOYLU

Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Kur’an-ı Kerim’in ilk nüshaları olarak kabul edilen ‘Şam Evrakı Koleksiyonu’nun nadir parçaları ile büyük bir bölümü ilk kez sergilenen el yazması Kur’an-ı Kerim ve cüzlerinden oluşan 250 eserin yer aldığı bir sergiye ev sahipliği yaptı. Kutsal emanetlerin de sergilendiği “1400. Yılında Kur’an Sergisi” sanatseverleri hayran bıraktı.

Her dinin doğuşu, kendi sanatını beraberinde getirmiştir. İslam dini de ortaya çıkıp yayılmaya başlamasından itibaren kendi sanatının doğup gelişmesine yol açmıştır. Arabistan’da ortaya çıkıp çok geniş bir bölgeye yayılan İslam dini, hâkim olduğu coğrafyaların sanatlarından da etkilenerek yepyeni bir sanat anlayışının ortaya çıkmasına sebep oldu. İslam sanatı, İslam dininin yayıldığı ülkelerde mimari alanın yanı sıra özellikle hat, tezhip, minyatür ve ciltçilik sanatlarında kendini gösterdi. Türkler olarak bizim geleneksel sanatlarımızın bir bölümü İslamiyet öncesi döneme dayanırken, İslamiyeti kabul edişimizle birlikte sanat alanında doğal olarak bir Türk-İslam sentezi ortaya çıkmış oldu. Tezyini sanatlar, mimari ve Türk Musikisi bu sentezin etkisinde kaldı. Altın çağını Kanuni döneminde yaşayan Türk-İslam sanatının en güzel örnekleri bugün Türk-İslam Eserleri Müzesi çatısı altında muhafaza ediliyor.
Kuruluş çalışmaları 1913 yılında tamamlanıp 1914 yılında Süleymaniye Camii külliyesi içindeki imaret binasında ziyarete açılan müze, o dönem “Evkaf-ı İslamiye Müzesi” yani İslam Vakıfları Müzesi adıyla anılıyordu. Türk ve İslam sanatı eserlerini topluca kapsayan ilk Türk müzesi olan Evkaf-ı İslamiye Müzesi, Cumhuriyetin ilanından sonra Türk ve İslâm Eserleri Müzesi adını aldı. 1983 yılında Süleymaniye imaret binasından, bugün hâlen içinde bulunduğu İbrahim Paşa Sarayı’na taşınan müze, konusunda dünyanın sayılı müzeleri arasında yer alıyor. İslam sanatının hemen her döneminden ve her türünden seçkin esere sahip olan Türk-İslam Eserleri Müzesi, 40 bin eseri aşan bir koleksiyona sahip.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin sahip olduğu en değerli koleksiyonlardan biri de Kur’an koleksiyonu. 8. yüzyıldan 20. yüzyıla dek uzanan tarihi süreç içerisinde, İslam ülkeleri ve Osmanlı topraklarında ortaya konmuş İslam Sanatı’nın nadir örneklerinden oluşan bu koleksiyon, dünyanın sayılı koleksiyonları arasında gösteriliyor.

Şam Evrakı Koleksiyonu Hayranlık Uyandırdı

Dünyanın sayılı koleksiyonları arasında yer alan ve pek çok örneği yayımlanmamış Kur’an-ı Kerim’lere sahip Türk ve İslâm Eserleri Müzesi, bu yıl çok önemli bir sergiye ev sahipliği yaptı.  Müze, Kur’an-ı Kerim’in indirilişinin 1400. yılında görkemli bir koleksiyonu sanatseverlerle buluşturdu.
“1400. Yılında Kur’an Sergisi”; Emevî, Abbasî, Fatımi, Eyyûbi, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Memlûk, İlhanlı, Celâyiri, Timuri, Türkmen, Osmanlı, Safevi ve Babûri, Osmanlı döneminin sanat hamileri için, döneminin ünlü sanatçıları tarafından hazırlanan Kur’an-ı Kerimler; hat, tezhip ve ciltlerindeki kalite ile hayranlık uyandırdı. Yıldız Holding’in ana sponsorluğunda, Antik A.Ş organizasyonuyla düzenlenen ve küratörlüğünü Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nden Sevgi Kutluay ve Ali Serkander Demirkol’un yürüttüğü sergide, sanatseverler pek çok ilki bir arada görme şansına sahip oldu. Bunlardan biri de, Kur’an-ı Kerim’in ilk el yazmaları olarak kabul edilen ve “Şam Evrakı Koleksiyonu” diye bilinen ceylan derisi el yazmalarıydı.

Türk-İslam Eserleri Müzesi Müdürü Seraceddin Şahin, koleksiyonun Şam Evrakı olarak adlandırılmasının, Şam Emeviye Camii’nden getirilmesinden kaynaklandığını ifade ediyor. Şahin, 19. yüzyıl sonunda caminin büyük bir yangın geçirmesi nedeniyle Şam Evrakı Koleksiyonu evraklarının pek çoğunun harap olduğunu, kurtarılan belgeler arasından seçilenlerin ise 1911 yılında İstanbul Topkapı Sarayı’na getirildiğini anlatıyor. Müze müdürü, koleksiyonun, 1913 yılında Evkaf-ı İslamiye Müzesi kurulunca Topkapı Sarayı’ndan bu müzeye gönderildiğini notunu da ekliyor.
Seraceddin Şahin’in verdiği bilgiye göre, Şam Evrakı Koleksiyonu, parşömen ve deri cilt örneklerinden oluşuyor. Yaklaşık 250 bin civarında Kur’an sayfasından oluşan koleksiyon içinde dikkat çekenler arasında, ceylan derisi üzerinde kûfi hatla yazılmış yapraklar geliyor. Bu yapraklar arasında, ahşap iskelet üzerine deri geçirilerek yapılmış en erken dönem cilt örnekleri de bulunuyor. Şam Evrakları arasındaki Kur’an-ı Kerim yaprakları; sanatsal özelliklerinin yanı sıra üzerinde tarihli bir vakıf kaydı bulunan en erken örnekler olması nedeniyle de önem taşıyor. Bu örneklerdeki tarih, Hicri 262 ve Miladi 875-876 yıllarını gösteriyor.

Sultanların Kur’anları Yüksek Sanat Özelliğine Sahip

Şam Evrakları üzerindeki araştırmalar, 1964 yılından bu yana ağırlıklı olarak yabancı araştırmacılar tarafından yürütüldü. İstanbul 2010 Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında düzenlenen “1400. Yılında Kur’an Sergisi” ile birlikte ilk defa çeşitli sergi ve yayınlarda yer alan birkaç yaprak dışında, yaklaşık 50 eser, koleksiyonun nadide parçaları olarak gün yüzüne çıkarılmış oldu.

Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde 4 Eylül-1 Aralık 2010 tarihleri arasında gerçekleştirilen ve günde ortalama bin kişinin ziyaret ettiği sergi sayesinde, yabancı yayınlar aracılığıyla bilim dünyasına tanıtılan Kur’an-ı Kerim sayfaları ilk kez Türkiye’de sanatseverlerle buluşmuş oldu. Sergide ayrıca Emevi ve Abbasi dönemine tarihlenen kutu ciltler, parşömen üzerine yazılmış rulo Kur’an-ı Kerim örnekleri ve Kur’an sayfaları da yer aldı.

Emevi ve Abbasi dönemi el yazması Kur’an-ı Kerim’lerin yanı sıra Osmanlı dönemi el yazmaları da sergide sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Diğer dönemlerle karşılaştırıldığında Osmanlı dönemi el yazmalarını nasıl değerlendirdiğini sorduğumuz Türk ve İslam Eserleri Müzesi Müdürü Seraceddin Şahin, “Kur’an-ı Kerim Mekke’de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı”  ifadesini hatırlatarak Osmanlı döneminin hat sanatında ne kadar iyi olduğuna vurgu yapıyor.
Osmanlı’da hat mektebinin kurucusu Şeyh Hamdullah’ın yanı sıra Ahmet Karahisari, Hafız Osman ve Mustafa İzzet Efendi ve daha pek çok hattatın, sanatlarında birer ekol olduklarına dikkat çeken Seraceddin Şahin, 1400. Yılında Kur’an Sergisi’nde bu ünlü hattatların el yazması eserlerine de yer verildiğine değiniyor.

Müze müdürü Şahin’in belirttiğine göre, sergilenen Kur’an-ı Kerimler aynı zamanda üzerindeki kayıtlar ve mühürler açısından da birer belge niteliği taşıyor. Şahin, İlhanlı Sultanı Olcayto, Memlük Sultanı Kayıtbay gibi sultanların hazinesi için hazırlanan cüzler ve Kur’an-ı Kerim’lerin, dönemin sultanlarının kitap sanatlarına düşkünlüğünü göstermesinin yanında, Kur’an-ı Kerimlerin sanat kalitesi ve Kur’an’a verilen önemin de göstergesi sayılacağını vurguluyor. Seraceddin Şahin, Kanuni Sultan Süleyman ve Sultan I. Ahmed gibi Osmanlı sultanlarının inşa ettirdikleri camilere vakfetmek için hazırlattıkları Kur’an-ı Kerimler’in yüksek sanat özelliklerinin, Osmanlı döneminde Kur’an-ı Kerim’e verilen önemi yansıttığını belirtiyor.

Serginin Kataloğu Başvuru Kitabı Niteliğinde

“1400. Yılında Kur’an Sergisi” iki bölümden oluşuyor ve bir bölümünde kutsal emanetlere de yer veriliyor. Serginin kutsal emanetler bölümünde Hz. Muhammed’e ait ayak izi, Sakal-ı Şerifler, Kâbe örtüleri ve Kâbe anahtarlarının sergilendiğini söyleyen müze müdürü Şahin, kutsal emanetlerin sergiyi zenginleştirdiğini kaydediyor.
“1400. Yılında Kur’an Sergisi” için bir de katalog hazırlanmış. Şahin, hazırlanan bu kataloğun serginin ebedileştirilmesi anlamında bir ilk olacağı belirtiliyor. Bugüne kadar münferit olarak yayınlanan, bazılarıysa hiç yayınlanmamış olan Kur’ân-ı Kerîmler’in ilk kez toplu olarak bu katalogda yer alması dikkat çekiyor. Konunun meraklıları için başvuru kitabı niteliği taşıyan katalogda ayrıca Kur’ân’ın indirilmesi ve toplanması, Kur’an ve Hz. Muhammed (S.A.V.), hat sanatı ve hattatlar, tezhip ve cilt sanatı ile ilgili makaleler de yer aldı.

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 2486 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK