Sergi

“Türckische Cammer" Dresden’de Bir Şark Masalı

  • #


Yazar: Semra ÇELİK

Almanya’nın müzeler şehri Dresden, geçtiğimiz yıl Mart ayında görkemli bir "kalıcı sergi"nin açılışına tanıklık etti. Daha önce 450 yıllık Dresden Devlet Sanat Koleksiyonu bünyesinde tutulan Osmanlı ve Doğu menşe'li eserler, ‘Türckische Cammer Müzesi’nde görücüye çıktı. Silahlardan günlük kıyafetlere, at koşumlarından Osmanlı sadrazam çadırlarına kadar geniş yelpazedeki pek çok sanatseverin büyük ilgisini çekiyor.

Dresden, uzun yıllar Doğu Almanya sınırlarında kaldığından mı bilinmez,  tarihi dokusunu iyi korumuş, sessiz , sakin,  huzur dolu bir Avrupa şehri görünümünde.  Günümüzde daha çok yaşlı kültür turistleri tarafından ziyaret edilen ve Elbe nehri kıyısında yer alan bu şehir,  geçmişte epey hareketli günler yaşamış. Dresden’in kalabalıkların ilgisini çekmesinin nedenleri arasında tabii güzelliklerinin yanı sıra, 1500’lü yıllara kadar uzanan ve oldukça zengin koleksiyonları bulunan eşsiz bir  müzeye sahip  olması da bulunuyor.
Türkish Cammer,  Avrupa’nın Türklere ve Doğu’ya olan korku ile hayranlığının en güzel örneklerini bünyesinde barındıran şaşırtıcı bir müze. Osmanlı’nın Avrupa seferleri sırasında savaşta kullandığı aletlerden, Avrupa sosyetesinin İslam dünyasına olan özentisi ile günlük hayatlarında kullandığı çeşitli eşyalara kadar çok farklı objeleri bünyesinde barındıran bu müze Rezidans Sarayı’nda göz kamaştırıyor. Önemli bir kısmı  Türkler’den ele geçen savaş ganimetleri olan eserlerin bazılarını Topkapı Müzesi’nde bile bulmak mümkün değil.

İtalya’nın Toskana bölgesinin başkenti Floransa, İtalyanların deyişiyle Firenze, Rönesans’ın beşiği, Avrupa’nın da en önemli kültür ve sanat merkezlerinden biri. Almanya’nın Saksonya eyaletinin başkenti Dresden de, Kuzey’in Floransa’sı olarak anılıyor. Elbe nehri kıyısındaki bu şehirde başınızı ne yana çevirseniz güzel sanat eserleri görmeniz mümkün. İşte bu özelliğiyle “Kuzey’in Floransa”sı adına layık bir kent Dresden… Tıpkı Floransa gibi, bu şehir de dünya çapında çok sayıda sanat eseri koleksiyonlarını barındırıyor.

Almanya’nın en yeşil şehirlerinden biri olarak da nam salmış olan Dresden, Barok stili mimarisi ve dünyaca ünlü birçok müze ve sanat koleksiyonuna ev sahipliği yapıyor.
Saksonya krallarının ikâmetgâhı olarak yüzyıllar içinde oluşan kültürel ve sanatsal ihtişamı ile uzun bir geçmişe sahip bu kent, Doğu ve Batı Almanya’nın birleşmesinin ardından doğu bölgesinin politik ve ekonomik merkezi olmasının yanında aynı zamanda kültür merkezi haline de geldi.

Müzeler şehri Dresden, geçtiğimiz yıl Mart ayında görkemli bir kalıcı serginin açılışına tanıklık etti. 450 yıllık Dresden Devlet Sanat Koleksiyonu bünyesinde tutulan Osmanlı ve Doğu menşeli 600 eser, ‘Türckische Cammer Müzesi’nde görücüye çıkarıldı. Müzede, adından da anlaşılacağı gibi 16. ve 19. yüzyıllar arasında kullanılan Türk ve Doğu kültürüne ait eserler sergilendi. Silahlardan günlük kıyafetlere, at koşumlarından Osmanlı sadrazam çadırlarına kadar çok geniş bir yelpazede 600 eser ilk kez gün yüzüne çıkarıldı. Askerî Eserler Müzesi’nde ayrılan 750 metrekarelik alanıyla müstakil bir müzeye dönüştürülen serginin gözdesi, 4 yüzyıldan fazla geçmişe sahip olan Osmanlı Büyük Sadrazam Çadırı idi. Uzunluğu 20 metre olan, 8 metre genişliğe ve 6 metre yüksekliğe sahip çadırın restorasyonu için 3,6 milyon Euro harcandı. Güçlü August olarak da anılan Saksonya Hükümdarı II. August’e ait ipek ve altın işli deri bezemeli saltanat çadırının yanı sıra ahşap malzemeden yapılan beş Osmanlı atına giydirilen ve değerli taşlarla süslü 400 yıllık koşum ve eyerler de serginin göz kamaştıran parçaları arasında yer aldı. 1703 yılına ait Osmanlı kaftanı da serginin görülmeye değer unsurları arasında gösterildi. Türckische Cammer’de (Türk Odası) sadece Türklere ait eserler yok. Osmanlı coğrafyasına yakın İran ve Arap kültürüne ait parçalar da Türk Odası’nda mevcut. Bu muhteşem serginin açılış hazırlıklarına da değinmeden geçmeyelim. Açılışından itibaren binlerce kişinin hayranlıkla gezdiği serginin hazırlık aşaması hiç de kolay olmadı. Saltanat Çadırı da dahil 600 kadar eseri bir bütünlük içerisinde teşhire hazırlamak için 38 kişi çalıştı ve bütün eserlerin restorasyonu tamı tamına 20 yıl sürdü. Restore edilen eserler arısında nadide el yazmaları da vardı.

Türckische Cammer’in Tarihçesi

Saksonya hükümdarları, yüzyıllar boyunca diplomatik armağanlar, satın alma ve çeşitli savaşlarda Osmanlılar’dan elde edilen ganimetler yoluyla topladıkları egzotik sanat eserlerinden, günümüze dek özenle muhafaza edilen büyük bir koleksiyon oluşturmuşlar. Almanya’nın müzeler şehri Dresden’deki bu eşsiz koleksiyon, Osmanlı tarihinin de çok görkemli bir bölümünü ziyaretçilerine sundu. Dresden Saksonya Prensliği Askeri Eserler Müzesi’ndeki Doğu Sanatları Koleksiyonu’nda yer alan eserlerin bir kısmının Osmanlı sanatı etkisiyle Avrupa atölyelerinde üretilmiş olması, Saksonya sarayının başka kültürlere ve Doğu sanatına yönelik ilgisini gözler önüne serdi.
Türckische Cammer koleksiyonun tarihçesine gelince… “Türckische Cammer”de, Doğu hayranlığını ve bu büyülü eserlerin köklü bir tarihsel geleneği yansıtması göze çarpan önemli bir unsur. Dresden Askeri Eserler Müzesi, 1591 yılından itibaren, ayrı bir koleksiyon oluşturan Türckische Cammer’e ait eserleri koruyarak bugüne ulaştırdı. Prens I. Christian’ın, iktidara gelişinden bir yıl sonra yani 1587’de; Floransa Dükü’nden, Mantova ve Savoia düklerinden, Doğu eserlerinden derlenen çeşitli armağanlar aldığı biliniyor. Bu durum Saksonya prenslerine ait koleksiyonların, 16. yüzyılda oluşmaya başladığını gösteriyor. 1614’ten itibaren de kaynaklarda ilk kez “Türckische Cammer” adına rastlanıyor. O zaman tutulan eser kayıtları, bu koleksiyonun bir başka özelliği olarak dikkat çekiyor. En eski envanter listeleri 1606 yılından, ilk özel kayıt da 1674 yılına ait.

Çok sayıda diplomatik armağanı ve topluca satın alınmış olan büyük miktarda eseri içermesi, Dresden’deki koleksiyonu özgün kılıyor. Yaylardan oluşan bir grup eser içinde yer alan 1586 tarihli bir örneğin dünyada bir eşi daha yok. Koleksiyonda Osmanlı günlük yaşam kültürüne ilişkin nesneler de yer alıyor; dört adet deriden katlanabilir içecek kabı günlük kullanım objelerine verilen önemi gösteriyor.

1. August Zamanında Türk Modası Favoriydi

Doğu sanatına ait eserlerin toplanması 18. yüzyılla birlikte doruğa ulaşmış. 1683’teki İkinci Viyana Kuşatması’ndan sonra Avrupa’nın Osmanlı egemenliğindeki ülkelerin kültürüne yönelik ilgisinde değişiklikler olmuş. Güçlü August olarak da anılan II. August’ün de birçok başka hükümdar gibi Türk modasına büyük yakınlık duyduğu, Polonya’da ve Dresden’de Türk konulu görkemli şölenler düzenlediği tarihi kaynaklarda yer alıyor. Bu şölenler için getirilen eserler buralarda öncelikle temsili amaçlar için kullanılmış. II. August’un oğlu II. Friedrich August von Sachsen ile Avusturya İmparatorunun kızı Maria Josepha’nın 1719 yılındaki düğünleri için düzenlenen büyük kutlamalarda Türk motiflerine özel bir yer verildiğini, Osmanlı saltanat çadırlarının dekor olarak kullanıldığını hatırlatalım.
İstanbul saray atölyelerinden gelen, altın ve değerli taşlarla süslü sanat ürünleri veya Transilvanyalı ustaların elinden çıkma Doğu etkisiyle üretilmiş gösterişli eserler şölen mekânlarının dekorasyonunda vazgeçilmezdi. Habsburg ve Osmanlı imparatorlukları arasındaki sınır bölgesine yerleşmiş, serbest çalışan zanaatkârlar her iki kültüre ait etkileri sanatlarına yansıtıyorlardı. Saksonya prensleri bu şekilde yüzyıllar boyunca, 16. ve 19. yüzyıllar arasına tarihlenen, Osmanlı silahları, at koşum takımları, giysiler, çadırlar, sancaklar ve başka sanat eserlerinden oluşan dünyanın en görkemli ve en önemli koleksiyonlarından birini yaratmış oldu.

Geçen yıl Mart ayında Rezidans Sarayı’ndaki yeni bölümün açılmasıyla “Türckische Cammer” hazineleri 70 yıldan sonra ilk kez bütün olarak ziyarete açıldı. Bu koleksiyondan seçilen bir grup eser 1942 yılına kadar Dresden’deki Johanneum’da sergilenmişti. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından eserlerin büyük bir kısmı Rusya’ya götürülmüştü. 1958’de Askeri Eserler Müzesi’ne ait koleksiyonun iade edilmesiyle St. Petersburg’dan tekrar Dresden’e getirildi. “Türckische Cammer”den derlenen küçük bir bölüm 1959’dan itibaren Zwinger’deki Semperbau’nun doğu salonundaki askeri eserler bölümüne dahil edildi.

Sergi İçin Özel Mekân Tasarımı

Rezidans Sarayı’nın yeniden inşa edilmesi kapsamında Askeri Eserler Müzesi’nin sergileme konsepti için yepyeni bir mekân tasarımı geliştirilmiş. Çadırlar, sancaklar, giysiler ve eyerler gibi dokuma eserlerin daha iyi korunabilmesi amacıyla ışığın yoğunluğu büyük oranda azaltılmış ve tüm sergilemeye bir gece atmosferi kazandırılmış. Muhteşem sanat eserleri koyu mavi duvarlar önünde özel bir ışıklandırma ile gösterilirken, bazı objelere özellikle vurgu yapılmış. Mücevherlerin ve altınların parıltılarıyla gizemli bir loşluğa sahip alanlar çok etkileyici bir karşıtlık sunuyor. Gece atmosferi bir mekânsızlık duygusu yaratmış, ortaya âdeta bir Şark masalı çıkmış. Saksonya prenslerine ait “Türckische Cammer” nihayet kültür tarihindeki önemine uygun bir sergileme ortamına kavuşmuş.


Rezidans Sarayı’nda  “Türckische Cammer”in Sergi Mekânları’na Bir Göz Atalım…

Giriş Holü/Oda I: Burada, II. August’un 1424 yılında İstanbul’dan satın aldırdığı eserler ve aralarında süslü koşum takımlarıyla donanmış beş atın da bulunduğu, padişahın armağanları sergileniyor. Ahşaptan at heykelleri bu sergi için tek tek özel olarak, tarihsel resimler ve “Türckische Cammer”deki eski düzenlemeler esas alınarak hazırlanmış.

Oda II: Burada da 16. ve 17. yüzyıla ait eserler sergileniyor. 1610-1612 yılları arasında Prag’da üretilen, sanatçı Johann Michael’in Doğu etkili süslemeli at koşum takımı ve silahları bu odanın en dikkat çeken eserleri.

Oda III: Bu uzun salonda II. August’un Doğu hayranlığı çeşitli eserlerle temsil ediliyor. 17. yüzyıla ait büyük Osmanlı çadırı odanın en göz alıcı eseri olarak ilgi çekiyor.
Multimedya Odası: Burada, serginin eserlerine ve tarihsel önemlerine dair birçok dilde bilgi alma imkânı sağlanıyor.

Görkemli Atlar ve Süslü Koşum Takımları

Atlar, Yeni Çağ boyunca hem insanlara eşlik etmiş, hem de bir statü simgesi kabul edilmiş. Atlar ayrıca süslü koşum takımlarıyla donatılmış atlar prenslerin ve kralların saraylarında en gözde armağanlar arasında yer almış. Koşum takımları Saksonya Sarayı’nda prenslere ait “Askeri Eserler Dairesi”nde (Rüstkammer) korunmakta, atlar da prenslik ahırlarının zemin katında kalırdı. Atlar yaşarken özenle bakılmalarının ötesinde, ahşaptan modelleri yapılacak ve özellikleri ile ırk bilgileri kayıtlara geçirilecek kadar değerli görülüyordu.

“Türckische Cammer”de, bu sergileme için özel olarak hazırlanmış, gerçek izlenimi veren sekiz at yer aldı. Askeri Eserler Müzesi, bu çalışmalarıyla hem tarihsel ölçütlere uygun, hem de eser koruma kuralları ve estetik bakış açısından başarılı bir müzecilik anlayışını temsil etti.
Askeri Eserler Dairesi’nin envanterlerinde beygirlerin renk bilgileri, adları ve kendine özgü yönleri ayrıntılarıyla yazılıdır. 1606 yılı envanterinde yaklaşık 60 atın farklı özellikleri ve renkleri kayıtlı. Askeri Eserler Dairesi’ndeki ahşap at modelleri de atların asaletine uygun güzellikte koşum takımlarıyla donatılmış. Bu etkileyici sergileme erken çağlardan itibaren Dresdenlileri ve Dresden’e gelen ziyaretçileri hayran bırakmıştır. 1803 yılında Dresden’e gelen mimar Karl Friedrich Schinkel gezi anılarında izlenimlerini şöyle anlatır:

“Dresden’deki Askeri Eserler Dairesi.

Ahşaptan atlar, gösterişli Türk ve İran koşum takımları ile donanmış. Her türden eski koşum eşyası ahşap modellere giydirilmiş. Ortaçağ’dan kalma zırhlar, en güzel şekilde işlenmiş eski ve yeni Çin, Türk ve İran silahları […].”

Askeri Eserler Dairesi’nin 1722’de Johanneum binasından taşınması sırasında ahşap atların bir kısmının kaybolduğu söylenir. Koleksiyonun kalan kısmı da 1945’teki büyük Dresden yangınında hemen hemen tümüyle yanarak yok olmuş.
Askeri Eserler Dairesi’nin - “Türckische Cammer” ve daha sonra “Riesensaal” ile birlikte - Rezidans Sarayı’nda bir müze olarak ziyarete açılması çalışmalarında, tarihsel kayıtlara dayanılarak yeni ahşap atlar hazırlanır. Her at, koşum takımlarının biçimi ve ölçüsü dikkate alınarak tekil olarak üretilir. Atların hazırlanması işini 1999’da, Dresden-Schönfeld’ten heykeltraş Walter Hilpert üstlenir. Askeri Eserler Müzesi koleksiyonlarındaki Osmanlı koşum takımları esas alınarak gerçekleşen kapsamlı görüşmelerden sonra Temmuz 1999’da, gerçek büyüklüğünde ahşap bir Arap atının ilk tasarımı tamamlanır. Gerçek ölçülerde, 150 kg. ağırlığında bir atın hazırlanması dört ay sürer.

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 1044 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK