Ağaç İşçiliği

Kızılcık Dalının En Zarif Hali: Devrek Bastonu

  • #


Yazı: Emine ŞAHİN

Bastonun sanatla yoğrulup kimlik kazandığı Devrek’te bastonculuk zamana meydan okuyor. İnce işlemeleri, malzemesi ve sanatçısının özeniyle Devrek bastonu dünya çapında da üne sahip. Kızılcık ağacını emek emek süsleyen ustaların sayısı azalsa da Devrek bastonu kendisini aşk ile işleyenlerin yüzünü güldürmeye devam ediyor.

Kimi zaman yaşlı bedenlerin vefalı dayanağı, kimi zaman dostlara verilen bir armağan, kimi zaman da asalet simgesidir “Devrek bastonu”. Özenle seçilip bekletilen kızılcık ağacının dalı sanatçının marifetiyle motiflere bürünür. Sedefler, gümüşler, bakırlar da en zarif halleriyle motiflere eşlik eder. İşte bu yüzden Devrek denilince baston, baston denilince de Devrek’in akla gelmesi boşuna değildir. Yıllara meydan okuyan bu sanat şimdilerde babalardan oğullara emanet. Eskinin geçim kaynağı vefa ile yapılır olmuş. Rüştü Çelebi de bastonculuğu babadan devralan isimlerden biri. Merhum Münteka Çelebi Usta’nın oğlu Rüştü Çelebi avukatlığı bırakarak baba mesleğini sürdürmeye karar vermiş. Bastonun vatanı Devrek’teki atölyesinden dünyanın dört bir yanına baston üreten Çelebi, Devrek bastonlarının kişinin sadece üçüncü ayağı değil ayrıca onun kişiliğini yansıtan ve giyimini tamamlayan bir aksesuar olduğunu anlatıyor. Çelebi, Devrek’in bastona isim vermesini de babasının şu sözleriyle açıklıyor “Baston her yerde bastondur, üzerinde sanat eseri varsa Devrek bastonudur.”


Sevgi, Duyarlılık Ve Aşk Mahsulü

Şimdilerde ucuz olması nedeniyle yerini seri üretimlere bırakmış gibi görünse de bastonculuk sanatı yüzyıllardır varlığını sürdürebilmiş. Bilinen ilk baston ustası olan Ali Ziya Efendi, askerliğini yaptığı sırada Mısır’da İngilizlere esir düşmüş. Esareti sırasında İngilizlerin şemsiyelerini tamir eden Ali Ziya Efendi giderek baston, asa ve pipo yapımına yönelmiş. Marangoz olduğu için eli bu işe yatkın olan Ali Ziya Efendi, Devrek’e döndüğünde tüm bilgisini, ruh ve düşünce dünyasıyla birleştirerek ortaya döküp birikimini yeni nesillere aktarmış. Devrek bastonu, 1933 yılında Zonguldak’ta düzenlenen tasarruf ve yerli malı haftasında Aziz Salman ustanın bastonlarını sergilemesiyle geniş bir topluluğa hitap edecek biçimde yöre dışına ilk çıkışını yapmış. İste Devrek’te bastonculuğun tarihi de böyle başlamış. O günlerden bu günlere çok şey değişmiş, ama Devrek bastonu her zaman değerini koruyabilmiş. Ustalarına veda eden bastonlar, bastonculuğu devralan evlatlara kısa sürede alışmış. Çelebi Usta’nın vasiyetini yerine getiren oğlu Rüştü Çelebi, Devrek bastonunu gönüllü olarak yaşatmaya devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan ve bir süre mesleğini yapan Çelebi bastonculuk yapmayı tercih etmiş. “Çelebi Bastonları” adıyla baba mesleğini sürdüren oğul Çelebi, Devrek bastonunun tanıtımına da katkıda bulunuyor. Klasik yapısına eklenen çeşitli aksesuarlar ile bastona yeni bir görüntü veren Çelebi’nin ürettiği bastonlar yurt içinden ve dışından yoğun ilgi görüyor. İngiltere Veliaht Prensi Charles, Ziyaü’l Hak, Ronald Regan, George Bush, Hafız Esad, Hüsnü Mübarek, Yaser Arafat, Margaret Thatcher, Helmut Kohl, François Mitterand, Fas Kralı Hasan gibi dünyanın dört bir yanındaki liderlerin elinde tuttuğu bastonlar Çelebi’nin dükkânından çıkıyor. Yıllardır üretilen bu bastonların her biri kişiye özel olarak yapılırken Çelebi bu durumu “Aynı imzayı atabilir misiniz? Karakter olarak birbirine benzer ama mutlaka her imzanız birbirinden farklıdır. Çünkü el bir makine değildir kopya işlevini görmez. Aynı gerekçelerle Devrek bastonu da iki kere yapılamaz.” diyerek açıklıyor. Çelebi, bastonlarımızın temel taşının Devrek kültürü ve sanat aşkı olduğunu anlatırken yine babasının bir sözüyle devam ediyor “Devrek bastonu bir sevgi, bir duyarlılık, bir aşk mahsulüdür. Bu sevgiyi, duyarlılığı ve aşkı taşıyamayan insanlar sadece baston üretebilirler.”


Kızılcığı Terbiye Etmek Sabır İster

Batı Karadeniz’in dik yamaçlarında yetişen kızılcığı, sabır ve inatla yoğuran Devrekli ustalar, bütün dünyaya parmak ısırtacak eserler ortaya koymuşlar senelerce. Bu sanat yüz senede o kadar mesafe kat etmiş ki, mesleğin anavatanı sayılan İngiltere’den gelenler bile, Devrekli ustaların bastonlarını almadan gidemez olmuş. Devrek bastonunun bu noktaya gelmesinde, merhum Münteka Çelebi Usta’nın büyük emekleri olmuş. Klasik baston anlayışının dışına çıkan Çelebi Usta’nın, manda boynuzundan yaptığı sap kısmı, kemikten ve yine boynuzdan bastonun gövdesine işlediği nakışlar, sedef, gümüş, bakır gibi değişik değerli metal ve taşlarla bezeme işleri bastona ayrı bir anlam katmış. Bir de buna göz nuru eklenince, ortaya bütün insanların hayran olduğu Çelebi Bastonları çıkmış. Kızılcık değneği, Çelebi Usta’nın elinde sanat olmuş. Merhum ustanın dükkânının en görünür yerine asarak kendisinden sonra gelen nesillere bıraktığı ve ustasından çırağına herkesin düstur edindiği manidar vasiyeti ise şöyle;

Oğlum;

Ben çok ağır yükler taşıdım, borçtan ağırını bilmedim. İyi yemekler yiyip insanlarla hoşça vakitler geçirdim, afiyet ve ibadetten güzelini bilmedim. Nice sıkıntılar çektim, muhtaç olmaktan acısını bilmedim. Dünya güzellerini gördüm, sanattan daha güzelini bilmedim.


Devrek Bastonu Bir Yılda Tamamlanıyor

Kızılcık ağacından yapılan Devrek Bastonu için öncelikle esnek bir ağaç olan kızılcık kesilip, dalları ayıklandıktan sonra bir yıl bekletiliyor. Bir yılın sonunda düzeltilip tornaya çekilen kızılcık bir kez daha beklemeye alınıyor. En az üç ay bekletilen dala, sap ve (manda boynuzundan yapılma) pabuç takılarak işlenmeye başlanıyor. İşlemede kullanılan malzemelere ustasının hayal gücü de eklenince görülmeye değer bastonlar ortaya çıkıyor. Sıra geliyor renk vermeye. Burada da kezzap, zift ve toz boya kullanılıyor. İmalat, el işi olduğu için sınırlı sayıda ve her biri birbirinden farklı oluyor. Bu yüzden Devrek bastonunun her biri kişiye özel olmasının yanı sıra ne kadar istense de ikinci bir benzeri yapılamıyor.
Devrek bastonunun dünyaca ünü bastonun üzerinde uygulanan işçilikten kaynaklanıyor. Dünyanın ve ülkemizin başka bölgelerinde yapılan diğer bastonlarda işçilik uygulaması sadece sap kısmında yer alıyor. Devrek’te ise bastonun gövdesi ince bir işçilikle işleniyor. Pabuç kısmında manda boynuzu kullanılarak ağacın aşınması ve kayması önleniyor. Manda boynuzu kullanılmasının bir diğer nedeni de hijyenik yapısı ile sokaktaki mikrobu eve taşımaması.

Devrekli Ustalar Saraylarda Marangozluk Yapmış

Devrek bastonu hakkında, en eski yazılı belgenin 1833 Kastamonu Salnamesinde yer aldığı belirtiliyor. Bu tarihi belgede Devrek’ten Kastamonu’nun bir kazası olarak bahsediliyor. Devrek’in sosyal ve siyasi yapısından sonra ekonomisini açıklarken, ormanlık olan Devrek ve çevresinde elişi yapımı sigaralık, sandık ve benzeri ürünlerin yanında kızılcık dalından yapılma bastondan övgü ile bahsetmiş ve uzun bir geçmişe sahip olduğu anlatılıyor. Ahşap sanatında kendini geliştirmiş olan Devrekli zanaatkâr ve ustalar genellikle Osmanlı’da sarayın marangozhanesinde görev yapmış. Bunlardan Ali Ziya Efendi de Osmanlı İmparatorluğu’nun Mısır seferinde, Mısır’ın İngilizler tarafından işgali ile esir düşer. İngiliz asilzade ve subaylarının elindeki bastonları gören ve onların bastonlarındaki sap işlemeciliğine öykünen Ali Ziya Efendi esaret sonrasında Devrek’e gelerek baston çalışmalarında yaşadığı tecrübeden faydalanmış. Cumhuriyetin kurulmasından sonra ülkenin düştüğü ekonomik darboğaz Devrek bastonuna da yansımış, ustalar geçimlerini sağlamak amacıyla baston imalatının yanında ek bir uğraş edinmek zorunda kalmış. Zamanla bu ek uğraşlar daha öne çıkmış ve bastonculuk unutulmaya başlamış. Öyle ki baston imalatı ek iş veya hobi olmaya başlamış. Bunun sonucu olarak da baston ustaları çırak yetiştirememiş. Böylece el sanatları için gerekli olan çırak kavramı ile ustaların becerilerini gelecek nesillere aktarma geleneği bozulmuş. Ancak 1980 sonrasında Çelebi Usta’nın Devrek bastonu imalatına başlaması ile Devrek bastonu geçmişten beri yapılan kısır motifleri aşmış, kendine yeni ufuklar belirlemiş. Bunun yanında başlatılan Devrek Baston ve Güreş Festivali ile önce bölgesel basın daha sonra ulusal basının ilgisi ile dikkatler Devrek bastonuna çekilmiş. Böylece Devrek bastonu eski meşhur günlerine tekrar ulaşmış.


Devrek Bastonu Kitaplaştı

Devrek’te Rüştü Çelebi gibi bastonculuğa gönül vermiş pek çok kişi bulunuyor. Devrek’te yaşayan Raşit Korum bunlardan sadece biri. Uzun yıllar Devrek bastonunun tarihini araştırmış. Dünyanın en küçük ve en büyük bastonunu yaparak Guinness Rekorlar Kitabı’na giren Korum, 15 yıldan bu yana bastonculuk yapıyor. Korum, aynı zamanda Türkiye’nin çeşitli illerinde açılan uluslararası fuarlarda Devrek bastonunu dünyaya tanıttığını belirtiyor. Korum, bastonculuk ve baston tarihiyle ilgili pek fazla bilgi olmadığını görünce baston tarihi anlatan bir kitap yazmak için kolları sıvamış. Tüm araştırmalarını topladığı ve “Baston Tarihi” adıyla yayınladığı kitabına Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömür Çelikdönmez ve Emekli Eğitim Müfettişi Ömer Yılmaz Raşit de katkıda bulunmuş.
Kitapta baston tarihinden, bastonun yapılışına, özelliklerine ve kullanılan figürlerin anlamlarına kadar pek çok bilgiye yer verilmiş. Bastonla ilgili tüm bilgileri bir kitapta birleştirmenin mutluluğunu yaşayan Korum, kitap yazmaya karar verme sürecini şöyle anlatıyor; “Bastonculuk yaparken, bastonla ilgili bilgileri arşivlemeye çalışıyordum. Bastonla ilgili çıkan gazete haberlerini ve bazı bilim adamlarının özellikle de Profesör Doktor Cengiz Ertem’in makalelerini biriktiriyordum. Bütün bu bilgi, belge ve arşivi emekli Milli Eğitim Müfettişi olan Ömer Yılmaz’a götürdüm. Bu arşivlerle birlikte bir baston tarihi kitabı yazalım dedi. Daha sonra çalışmalara Devrek Tarihi kitabı yazarı Başbakanlık Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Ömür Çelikdönmez de katıldı ve yaklaşık üç yılın sonunda bu kitap ortaya çıktı.” Araştırmalarına devam eden Korum ailece bastoncu olduklarını ve torunlarının bile bastonla uğraştığını söylüyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 11 İNDİR

Bu yazı 2538 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK