Makale

İran’ın Derin Kalbi Meşhed ve İmam Rıza Külliyesi

  • #


Yazı: Emine UÇAK ERDOĞAN   Fotoğraflar: Adnan ERDOĞAN

12 imamdan 8. olan İmam Rıza’nın Meşhed’deki türbesi; birbirinden devasa avluları, mescidleri, müzeleri, kütüphane, hastane, yemekhane gibi sosyal alanlarıyla âdeta bir şehir görünümünde. Yılda 12 milyon ziyaretçiyi ağırlayan türbeyi ziyaret eden Şiiler, yalnızca Fatiha okuyup ayrılmıyorlar buradan. Türbede Kerbala başta olmak üzere acı olayların yasını tutan Şiiler, türbe ziyaretinden Meşhedî olarak ayrılıyor.

Yazar Vahdettin İnce, İran’ın Meşhed kentini tanımlamak için uzun süre düşündüğünü belirttiği İran notları yazısında, yolculuğun sonuna doğru aradığı tanımı bulduğunu şu sözlerle anlatıyor;  “Meşhed derinlikti. Derindi. Onu bugüne kadar gördüğüm diğer kentlerden farklı kılan buydu. İran’ın irfani derinliğiyle tarihi derinliği kol kola vermişlerdi Meşhed ovasında. Firdevsi’nin, İbn-i Sina’nın, Gazali’nin, Molla Sadra’nın hikmeti ile Ehli Beyt’in irfanı Ostan-ı Horasan-ı Rezevi'nin uçsuz bucaksız derinliklerinde Kerimhani’nin semavi mersiyeleriyle mayalanıp yeniden geleceği kucaklamaya hazırlanıyordu.”
Benim ‘akış’ olarak yorumladığım bu hal için İnce’nin yaptığı tanımlama, Meşhed ve İmam Rıza Külliyesi’ni anlatmak için en uygunu sanırım. Özellikle “külliye” diyorum, çünkü birbirinden devasa avluları, mescidleri, türbeleri, müzeleri, kütüphane, hastane, yemekhane gibi sosyal alanlarıyla bir şehir görünümünde İmam Rıza Türbesi. Her gün milyonlarca insanın ziyaret ettiği 75 hektarlık türbe ve çevresine, Harem-i Motahhar (kutsal türbe yapıları) deniyor.

İmam Rıza, Ehl-i Beyt'in 12 imamından 8.’si. Türbesinin bulunduğu Meşhed’in tarihi, İmam Rıza’nın hayatıyla şekillenmiş âdeta. Abbasi halifelerinin mirasçısı olan İmam Rıza, 817 yılında yediği üzümlerden zehirlenerek burada ölmüş. O sıralarda küçük bir şehir olan Meşhed, zamanla İmam Rıza’nın türbesinin genişlemesi ve ziyaretçi akınıyla büyüyüp gelişmiş. İranlıların ve komşu devletlerde yaşayan başka Şiilerin en çok ziyaret ettiği mekânlardan olan Meşhed’e, yılda 12 milyon ziyaretçi geldiği belirtiliyor. Bu ziyaretçiler, türbeyi ziyaret edip, Fatiha okuyup ayrılmıyorlar.

Şii inancında camilerin günlük hayatta çok yaşayan mekânlar olması gibi türbeler de çok hareketli. Geleneksel Şii inancına göre türbe ziyaretinde Kerbala başta olmak üzere acı olayların yası tutulur. Türbelerde gözyaşlarıyla dua eden, yas tutan kadın, erkek İranlılar’ı görmek mümkün. Şiiler, İmam Rıza Türbesi’ni ziyaret edenleri Meşhedî olarak adlandırır.


Altın Kubbeli Türbenin Tarihi

İmam Rıza’nın ilk türbesinin 9. yüzyılda Halife Harun Reşit tarafından yapıldığı biliniyor. Bu türbe 10. yüzyılda saldırılar sonunda yıkıldı ve Gazneli Sultan Mahmud tarafından 1009 yılında yeniden yapıldı. 12. yüzyılda Moğollar, türbeye büyük zarar verdi. Daha sonra türbe tekrar restore edildi. 15. yüzyılda Timur’un oğlu Şahruh ve orduları Meşhed’e dokunmadı ve türbeye büyük saygı gösterdi. 18. yüzyılda Nadir Şah’ın türbe ve çevresine katkıları önemlidir. Türbenin etrafında bugün de hummalı bir inşaat faaliyeti sürüyor. Benim en çok dikkatimi çeken İran’ın özellikle cami ve türbe mimarisinin,  yeni inşaatlarda bile eskinin kadim estetiğini sürdürmesiydi. Kum, Nişabur, Meşhed, Tahran gibi kentlerde gördüğüm tüm yeni cami ve türbe inşaatları, klasik İran mimarisinden izler taşıyordu.

Türbenin kubbesi 42 metre çapında, 7 metre yüksekliğinde ve tamamı altın kaplı. Özellikle gece ışıklandırılmalarıyla bu altın kubbelerin görkemi çok uzaklardan bile fark ediliyor.  Yine mozoledeki örtü de tamamen altından işlenmiş. Bu örtüler ziyaretçilerin el sürmesi sebebiyle yıprandığı için birkaç yılda bir değiştiriliyormuş. Kubbede 16. yüzyılın hat sanatı ustalarından Ali Reza Abbasi’nin Kur’an’dan işlediği sureleri paylaşmak isterdim. Ancak türbeye girişte çok ciddi güvenlik önlemleri var ve fotoğraf makinesine kesinlikle izin verilmiyor. Bu arada türbeye Müslümanların dışında ziyaretçi de kabul edilmiyor.


Türbedeki Üç Müze de Görülmeye Değer

Türbe yapılarının içinde üç önemli müze var. Bunlardan ilki “Kur’an Müzesi”. Bu müzede yüzden fazla sayıda el yazması Kur’an bulunuyor. Bunların arasında, İmam Zeynülabidin’den kalma el yazması Kur’an da var. İkinci müze olan “Halı Müzesi”nde İran tarihiyle paralel halı örnekleri yer alıyor. Bunların içinde en ilgi çekici olan parça kuşkusuz “Yedi Sevgili Şehrin Halısı” adlı halıdır. Bu halının yapımında 10 bin kişi çalışmış ve 14 yıl içinde toplam 30 milyon kadar düğüm atılarak tamamlandığı belirtiliyor.

“Merkez Müze” olarak adlandırılan üçüncü müze ise türbe içindeki en büyük müze ve üç katlı. Giriş katında İmam Rıza Türbesi’nin çeşitli dönemlerindeki altın yaldızlı kaplamaları yer alıyor. Ve hepsi birbirinden daha haşmetli duruyor.  Kaçar döneminden kalan bir yüzü altın, bir yüzü gümüş kaplamalı kapıdaki Kur’an’dan bazı sürelerin yer aldığı hat çalışmaları olağanüstü. Kapının hemen yanında 18. yüzyıldan kalma binlerce küçük inci ile işlenmiş bir seccade de bulunuyor. Bunların dışında 1215 yılından kalma taştan mihrab, 800 yaşındaki bir ahşap kapı ve bir ton ağırlığındaki taştan su tankı hayli dikkat çekici. Yine müzede Meşhed başta olmak üzere İran tarihinin çeşitli dönemlerinden kalan tarihi eserler, altın yazmalar, süs ve ev eşyaları, tarihi kılıçlar görülmeye değer.

Müzenin ikinci katında son dönem İran görsel sanatları yer alıyor. İran’ın büyük minyatür sanatçılarından Mahmud Farsciyan’ın “Beşinci Gündeki Yaradılış” ve “Aşure Günü Öğleden Sonrası” adlı dikkat çekici eserlerinin orijinalleri de bu müzede yer alıyor. En başta belirttiğim gibi müzeleri, avluları, sosyal alanları, altın kubbesi, İran’ın karakteristik mimarisinin görkemiyle âdeta zamanın durduğu bir türbe burası. Avlularda namaza duran, dua eden, gözyaşı döken çocuğu, genci, yaşlısı, kadını, erkeğiyle bir insan denizi... Minarelerden okunan mersiyeler, Farsçanın o ahenkli tınısıyla edilen dualar, renkler, diller, yüzler birbirine sonra semaya karışıyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 13 İNDİR

Bu yazı 1549 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK