Kırkyama

İhtiyaçtan Doğup Sanata Evrilişin ’Kırkyama’lı Hikâyesi

  • #


Yazı: Ayşe ÇAL

Tek başlarına bir anlam ifade etmeyen kumaş parçalarının, maharetli ellerde sabır ve sevgiyle bir araya gelmesiyle ortaya çıkar kırkyama. Kimi zaman eşsiz bir doğa manzarasını, kimi zaman tarihi bir olayı betimler ve duygularımızı dillendirdiğimiz bir el sanatına dönüşür. Bir zamanlar tasarruf amacıyla atık kumaşlardan elde edilen kırkyamalar günümüzde, her ülkenin kendi geleneklerine ve yaşam tarzlarına uygun farklı yorumlar katmasıyla sanatsal bir kimliğe kavuşmuş durumda. Bu yıl ‘İSMEK’in Ustaları’ üst başlığı altında düzenlenen “Kübizm Bakışıyla Kırkyama” adlı sergi, hem kırkyamanın bugün geldiği noktayı yansıtması bakımından, hem de ev tekstili içinde yer alan bir branşın sanat boyutuna nasıl yükseleceğini göstermesi bakımından önemli bir örnek oluşturdu.


Kırkpare, yamalı bohça, parça bohça veya hanım dilendi bey beğendi, ya da İngilizcedeki adıyla ‘patchwork’… Yaygın adıyla kırkyama, bir kırlent, bir minder ya da belki bir çanta olarak hayatınızda var olmuştur. Yahut büyüklerinizin küçülen kıyafetlerinizin sağlam yerlerinden veya sizin için dikilen bir kıyafetin artan parçalarından oluşturduğu kırkyama bir minderin üzerine oturup pek çok anıyla birlikte sizi çocukluk günlerinize dalıp gitmişliğiniz vardır.

Tasarruf amacıyla eskiden hanımların küçük kumaş parçalarını birleştirip dikerek ortaya çıkardıkları bu uygulama, zamanla sadece tasarruf amacından çıkıp işin içine renkler, desenler, motifler ve tabii ki tasarım katılarak bir el sanatına dönüştürülmüştür.


Bugünkü şekliyle kırkyama sanatının, 1600'lerin başında ticari yollarla Hindistan'dan Avrupa'ya getirilen ve çok pahalı olduğu için en ufak bir parçasının dahi ziyan olmaması için artık parçalarının kırkyama yöntemiyle değerlendirilerek doğduğu ve üretilmiş en eski kırkyama örtünün 1708'de Kuzey İngiltere'de yapıldığı söylenir. Ancak kırkyamaya ait ilk izlere bir İskit Kabile Reisi’nin mezarında rastlanmıştır ve üzerinde hayvan motifleri bulunan bu örneğin M.Ö. 100 ilâ M.S. 100 yılları arasına ait olduğu sanılmaktadır.


Anadolu’daki İzler Selçuklulara Dayanıyor

İpek Yolu ile Avrupa’ya, buradan da göç eden insanlar aracılığıyla Amerika’ya kadar uzanan bu sanatın Anadolu kültüründeki kökleri ise Selçuklular dönemine kadar dayanır. O dönemde çeşitli kumaş parçalarının yan yana getirilerek dikilmesi suretiyle teknik açıdan tipik ahşap işine benzerlik gösteren bir takım motifler oluşturulmuştur. Selçuklu’da geçme işi olarak adlandırılan ve aslında birer kırkyama örneği olan bu çalışmalar daha sonraları Osmanlı toprakları içerisinde yer alan Bosna bölgesinde gelişim göstermiştir.


Osmanlı döneminde, Bosna’nın başkenti Banja Luka’da; güneş, yıldız, çiçek vb. merkezi kompozisyonlu kırk pare örnekleri ünlüydü ve yapıldığı yere atfen ‘baraluka’ adıyla tanınıyordu. Bu adı taşıyan el işi elbiselerin yapımı, uzunca bir süre sanat olarak icra edilmiş olup bugün hala Trakya ve özellikle Balkanlar'da bu adla bilinir. Yine aynı dönemlerde devrin sanat akımları doğrultusunda aplike desenlerle süslenen çadırlar; saray ve köşklerin dış mekâna taşınmış örnekleri olduğundan epeyce detaylıdırlar. Bugün tüm dünyada “patchwork” adıyla anılan bu sanat için Anadolu’da ise “yamalı bohça”, “kırkyama” ve “kırkpare” gibi adlar kullanılmıştır. Kırk pare, Anadolu’da bugün de yapılan bir halk sanatı ürünüdür. Giysi kesiminden artan parçalar geometrik biçimlerde kesilir ve geometrik bir düzenlemeyle bir araya getirilip birleştirilerek arkası tek parça bir kumaşla astarlanır. Kırkpare daha çok bohça yapımında kullanıldığından halk arasında “yamalı bohça” şeklinde de adlandırılır.

Kırkyama Ev Tekstili Olmaktan Çıkıyor

Bugün sadece ülkemizde değil farklı sentezlerle tüm dünyada çok yaygın olarak uygulanan ve birbirinden güzel örneklerini görebileceğimiz bir iğne işi olan kırkyama, kişinin tamamen kendi zevkine ve beğenisine göre farklı renk ve değişik türde kumaşlar kullanılarak yapılabildiği gibi herhangi bir tasarımın geometrik veya simetrik şekiller oluşturacak biçimde birleştirilmesiyle de elde ediliyor. Kırkyama ile genellikle kesilmiş kumaş parçaları ya da örgü parçalarının birleştirilmesi ile yorgan, yatak örtüsü, minder, nevresim takımları, battaniye, yastık kılıfı, şapka, atkı, bere, çanta gibi çeşitli tekstil ürünleri ya da aksesuarlar gibi günlük hayatta kullanım amaçlı objeler elde edilebiliyor.


Oldukça popüler olan kırkyama sanatı tabii ki artık günümüzde sadece atık ya da eski kumaş parçaları kullanılarak yapılmıyor. Artık bir sanat eseri olarak nitelendirilen ve sanatçısının hayal gücünü, tasarımdaki ustalığını ve kişisel zevklerini yansıtan kırkyamalar, bu el sanatı için üretilmiş renk renk, çeşit çeşit kumaşlar, iplikler, boncuklar ve daha pek çok malzeme kullanılarak özenle meydana geliyor. Belki tek tek bir anlam ifade etmiyor o küçük parçalar ama sabırla ve sevgiyle bir araya geldiklerinde kimi zaman bir kültürün izlerini, kimi zaman eşsiz bir doğa manzarasını, kimi zaman tarihi bir olayı, kimi zaman ise duygularımızı dillendirdiğimiz, somutlaştırdığımız bir bütünü meydana getiriyor.

Her ülke değişik tasarımlarla kendi geleneklerine ve yaşam tarzlarına uygun yorumluyor kırkyamayı. Farklılıklar genellikle seçilen konular, kullanılan motifler ve süslemelerde kendini gösteriyor. Bu sanat dalı, doğasındaki tasarruf anlayışı, sabır ve el emeği nedeniyle uygulandığı her yerde barışın ve dayanışmanın sembolü oluyor. Hindistan ve Pakistan’da minik aynalar, Afrika’da ise sade ve geometrik şekiller öne çıkıyor. Kırkyamanın ticari boyutta en üst seviyede olduğu Amerika’da ise genç kızların çeyizleri çift alyans modeli ile zenginleşirken Baltimore’da ise albüm aplikeleri, yoyolar, ipek ve kadifeli örnekleriyle karşımız çıkıyor kırkyamalar.


Her Kumaş Parçası Kırkyamaya Girmiyor

Bunca malzeme bolluğu içerisinde en güzel kırkyamalar nasıl bir malzemeyle ortaya çıkar derseniz işte bu noktada, kullanılacak kumaşta bazı özellikler aranıyor elbette. Örneğin yapılacak bir objede kullanılacak kumaşların aynı tür olması ve dokumasının çok sıkı ya da çok seyrek olmaması çalışmada kolaylık sağlaması ve dayanıklılık açısından önem taşıyor. Bu yüzden tamamen sentetik ya da pamuklu kumaşlar tercih ediliyor. Bu arada kumaşların kalınlık ve esnekliklerinin birbirine yakın olması da önemli bir husus. Çünkü bu, deformasyonu engelliyor. Kumaşların dikilmeden evvel yıkanması ve aprelerinin alınması ise eğer yıkama gerektirecek bir obje ise renk solması ve çekme gibi istenmeyen durumları önlüyor. Bunun yanında ince ve kaygan kumaşlar tercih edildiğinde bunları tela ile kalınlaştırmak, çalışırken kullanılan kumaşların atkı-çözgü yönüne dikkat etmek ve parçaların birbirine uymama ihtimaline karşı daima yedek kumaşlar hazır bulundurmak gibi basit hususlar da kırkyama da başarılı sonuçlar elde edilmesine yardımcı oluyor.


Kırkyamada, kumaş seçimi kadar günlük hayatımızda çok önemli yer tutan renklerin seçimi de önemli derecede rol oynuyor. Güzel hazırlanmış bir kırkyama çalışmasında hayranlık uyandıran ilk faktör, genellikle kullanılan renklerdir. Çünkü ilk olarak renk uyumu dikkat çeker. Sanatın diğer kollarında olduğu gibi kırkyamada da iyi bir sonuç elde edebilmenin yolu renklerin iyi planlanmasından geçer. Çeşitli renkleri bir arada kullanmak ve birbiriyle uyumlu renklerin ahengini yakalayarak bir desen oluşturmak, en az deseni yerinde kullanmak kadar gerçek bir beceri ve sanatsal bir hayal gücü ister.

İSMEK’te Eğitimi Veriliyor

Kırkyama, bizim kültürümüzde yakın zamana kadar bir el sanatı dalı olarak kabul edilmese de bugün gelinen noktada bu işi sanat boyutuyla ele alan sanatçılar yetişmeye, insanların bu sanata ilgi duymasıyla birlikte çeşitli kurslar açılmaya başladı. Bugün modern bir el sanatı olarak kabul gören kırkyama ile ilgili eğitim verilen kurumlardan biri de İSMEK…


İSMEK’te El Sanatları Teknolojisi alanında eğitimi verilen 44 branştan biri olan kırkyama branşında kursiyerlere, bu el sanatından yetkin usta öğreticiler tarafından eğitim veriliyor. Mesleki hesaplamaları yapabilme, kırkyama temel tekniklerini kavrayabilme, kırkyama parçalarını tekniğine uygun birleştirebilme, kırkyama sanatında kullanılan düz dikiş, ev tekstili kumaşları, overlok, ütüleme, kesim, basit nakış, temel iğne teknikleri, kenar bordürü, dekoratif kırkyama gibi konuları kapsayan kırkyama branşında, toplam 552 saatlik bir eğitim veriliyor. Teorik ve uygulamalı eğitimleri alan kursiyerlerin kırkyama sanatında nasıl ilerleyecekleri ise tamamen kendilerine kalıyor. Kimileri bu işi sadece bir hobi olarak sürdürürken, kimileri tekstil alanında çalışmaya yöneliyor. Bir farkındalık oluşturmak ya da kendini sanatla ifade etmek isteyenler ise hayal güçleriyle besleyip şekillendirdikleri özgün fikirlerini kırkyamayla buluşturarak sanata ve sanatsal çalışmalara yöneliyor.

Eski Kumaşlar Değil, Picasso Kırkyamada!

Sürdürdüğü eğitim hizmetleri dışında adeta yol gösterici bir kılavuz gibi kursiyerlerinin ufkunu açacak, onlara farklı bakış açıları kazandıracak farklı faaliyetlere de imza atan İSMEK, 2013-2014 eğitim dönemi içerisinde gerçekleştirdiği “İSMEK’in Ustaları” üst başlığıyla düzenlediği on sergi içinde kırkyama sanatına da yer verdi. “Kübizm Bakışıyla Kırkyama” adını taşıyan kırkyama sergisiyle, her ne kadar kendi içinde, kendine özgü teknikler barındırsa da kırkyamanın; bugün geldiği noktayı yansıtması ve ev tekstili içinde yer alan bir branşın sanat boyutuna nasıl yükseleceğini göstermesi bakımından önemli bir örnek oluşturdu.


Pablo Picasso ve Georges Braque gibi sanatçıların da öncüleri arasında yer aldığı ve plastik sanatlarda 20. yüzyılın en etkili yenilikçi akımlarından biri olan kübizm akımına mensup sanatçılar, Paul Cezanne’nin, “Doğadaki her şey küreye, koniye ve silindire dayanır.” sözünden hareketle çevrelerindeki her şeyi geometrik biçimler olarak görüyorlardı.


Sanatın gelişiminde bir devrim olarak nitelendirilen kübizm, geleneksel perspektife, ışık-gölge kullanımlarına ve sanatı, doğanın taklit edilmesi olarak gören kuramlara karşı çıkarak; doğadaki biçim, doku, renk ve mekânları taklit etmek yerine, parçalara ayrılmış nesneleri çeşitli yönlerden aynı anda algılanabilecek biçimde yan yana getirerek yeni bir gerçeklik oluşturmaya çalışmıştır. Bu akımı benimseyen sanatçılar, resimde renk oyunlarının yankılarını, güneş ışınlarının tabiat içinde uyandırdığı parıltıları bir yana bırakarak eşyanın geometrik yapısına önem vermişlerdir.


Kırkyama Artık Tablolarda

İSMEK kırkyama zümre başkanları Nermin Yıldırım ve Rabia Özdemir’in küratörlüğünde hazırlanan, 19 usta öğretici ve çok sayıda İSMEK kırkyama kursiyerlerinin eserlerini içeren sergide; Pablo Picasso, JoanMiro, Maide Arel, Georges Braque, StephanineClair, JuanGris, Tomas C. Fedro, Samantha Clair, Augute Herbin, Kazimir Malevich gibi, Kübizm akımına öncülük etmiş ünlü ressam ve sanatçıların eserlerinden esinlenerek oluşturulan 106 çalışma ortaya kondu. Marmara Üniversitesi Sultanahmet Kampüsü’nün sergi salonunda İstanbullu sanatseverlerle buluşan sergi, sanat çevreleri tarafından ilgi ile takip edildi.


Sergideki eserlerin yaklaşık iki buçuk aylık bir emek sonucu ortaya çıktığını söyleyen İSMEK Kırkyama Branşı Zümre Başkanı Nermin Yıldırım, “Kübizm Bakışıyla Kırkyama” sergisiyle bir anlamda kırkyamanın; faydaya yönelik kullanımından kurtarılarak tamamen sanatsal boyutuyla ele alındığını belirtiyor. Kursiyerlere bu işin eğitimleri verilirken teknik bilginin yanı sıra sanatsal bir bakış açısı kazandırma gayesiyle hareket ettiklerini özellikle vurgulayan Nermin Yıldırım, sergi fikrinin de aslında buradan doğduğunu belirtiyor ve ekliyor: “Kırkyama denildiğinde insanların zihninde yatak örtüsü, minder, yastık kılıfı gibi ev tekstili ürünler canlanıyor. Bu sergiyle insanların kafasından bu olguyu silmek istedik ve bunda da başarılı olduk. Eminim bundan sonra kırkyamaları sadece örtü olarak değil duvarları süsleyen tablolar olarak da sık sık görmek mümkün olacak.” diyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 18 İNDİR

Bu yazı 2681 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK