Giyim

Erkek Modasında İlklere İmza Atan Bir İsim: Faruk SARAÇ

  • #


Yazı: Hatice ÜRÜN

Erkek modasında ilklere imza atan Faruk Saraç, azim ve kararlılığın yetenekle birleştiği takdirde insanı nerelere götürebileceğinin en güzel örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor. Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu, Faruk Saraç'ın geldiği noktayı gayet güzel özetliyor.

Şanlıurfa’da başlayan hayat yolculuğu... Çocukluğunda yaşadığı anne acısı ve futbolcu olma hayalleri… Babanın titizliği ve şıklığından etkilenme... Babasından unutamadığı nasihat; “Elinizde altın bileziğiniz olsun, topluma faydalı olun”... Üniversite için gelinen İstanbul’dan bir daha ayrılmadan devam eden bir kariyer hayatı... İlk erkek modacımız... Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun “Renk imiş her ne varsa âlemde” mısrasının etkisiyle gardıroptaki klasik renkler dışında bordo, yeşil, mavilerin erkek giyiminde yer alması... Moda ve terzilik üzerine eğitim almamasına rağmen yetenek sayesinde gelen başarı...  Hala çizimleri elde yapıp bilgisayar kullanmayan, kumaş kartelasını yanından ayırmayan, stilist ve modelist kullanmayan, provaları kendisi yapan bir tasarımcı... Türkiye’de YÖK'e bağlı ilk ve tek Tasarım Meslek Yüksek Okul sahibi olan bir isim… Televizyon programının sonunda ilk barteri kullanan ve Milli Takım kıyafetlerini ilk tasarlayan kimse… Soyadını söyleyemeyecek ve açılışlara tek başına gidemeyecek kadar utangaç bir insan olan Faruk Saraç'la yaşamı, okulu ve mesleki başarı öyküsü üzerine konuştuk.
Faruk Saraç, mavi gökyüzü dışında, sarı rengin hâkim olduğu gölgede 50 derece sıcaklığı olan Urfa’nın kavruk coğrafyasında 1955 tarihinde dünyaya gelir. Üç kardeşten ortancası olan Faruk Bey için şıklıkta idol; bankada memur olarak çalışan, kravatsız sokağa çıkmayan giyimine her zaman özen gösteren, titiz bir kişiliğe sahip olan babasıdır. Babasıyla ilgili; “Babam öğle tatili başlayınca çarşı içindeki evimize 15 dakika yürüyüp gelir, takım elbisesini çıkarıp pijamalarını giyer, yemeğini yedikten sonra bir miktar uyur, çıkarttığı kıyafetleri kendisi ütüler, giyinip işine geri giderdi.” diye konuşuyor Saraç.

Sanat enstitüsü biçki-dikiş kursuna gitmiş olan anne Cemile Hanım çocukların kıyafetlerini ayaklı dikiş makinesiyle dikerken, küçük Faruk annesini hayranlıkla seyreder. Kimi zaman yıkanan yorganların kaplama dikişlerinde annesine yardımcı olur. Yaramaz bir çocukluk geçiren modacımız, ilköğretimin birinci sınıfına Nizip’te başlar, ikinci sınıftan lise sona kadar Urfa merkezde eğitimine devam eder. Okul hayatında futbol oynamaya başlar ve Urfa Spor Genç Takımı’nda top koşturur. Üniversiteyi okumak için 1973 yılında bir daha geri dönmemek üzere İstanbul’a gelir.

Sabaha karşı elindeki adresle Harem’den Kadıköy Altıyol’a kadar yürür, o zamanlar Opera Sineması vardır. İstanbul’a ilk gelişiyle ilgili, “Yıldız Tezcan ile Ahmet Sezgin’in afişine 10-15 dakika kadar baktım, o zamanın Kadıköy’ünde insanlar apartmanlardan aşağıya sepetlere para bırakdı, gelen sütçü parayı alıp süt şişesini bırakıyordu” diyen Saraç,  yıllar sonunda Opera Onur Çarşısı’nın kapısında durduğu yere Butik Faruk’u açar.  Liseyi bitirdiğinde yabancı dilde sadece “Help, help” demeyi bilirken, girdiği üniversite sınavında Marmara Üniversitesi Yabancı Diller Fakültesi İngilizce Bölümü'nü kazanmıştır Faruk Saraç. Bir taraftan okur, bir taraftan da futbol oynamaya devam eder. Urfaspor, Tophane Tayfunspor, Konya Ereğlispor, Adanaspor’da oynar ve Beşiktaş A Takımı'na kadar yükselir. Karagümrükspor’da oynarken menisküsten dolayı futbola veda eder.

Osmanbey’de çalışan akrabasının kumaş deposunda işe başlar. Mesleki başarısında en önemli etken olan kumaşları burada tanır ve kumaşın bütün özelliklerini öğrenir. Mesleğin inceliklerini öğrenmede kat ettiği yolu şu sözlerle dile getiriyor Faruk Saraç: “İyi bir tasarımcı olmak için iki önemli özellik vardır; birisi iyi bir göz, diğeri iyi bir parmak ucu. Kumaşı en yakın dostum olarak sevdim, sürekli kartelâm yakınımdadır. Kumaşın dilini çok iyi bilirim. Parmağımın ucuna alıp dokunduğum zaman, kumaş bana ne yapacağımı anlatır. İyi bir göze sahip olmak da farklı bir bakış açısıyla kumaşı yorumlama becerisidir.”
İflas etmiş bir esnaftan, akrabasının parasını tahsil etmek için elinde bir kâğıtla Kadıköy’e gelir Faruk Saraç. Adres, İstanbul’a sabah erken gelip sinema afişine baktığı Kadıköy Opera Çarşısı’dır. Dükkânda boş oturan mağaza sahibine “Sen kasada dur, ben çalışır borcunu öderim” der. “Gerçekten de çok çalıştım, işlerim yolunda gitti, bütün borç senetlerini ödemeye başladım, son senedi bir arife gününde ödeyip borcunu kapattım. Sonrasında biriktirdiğim parayla ona bir kamyon aldım, dükkân sana yakışır dedi ve dükkânın hava parasını da ödeyip dükkân sahibi oldum.” diyor ünlü modacı.

1981 tarihinde dışarıdan aldığı kıyafetlerle “Butik Faruk” adında ilk mağazasını açar. Dükkânına bir anneyle çocuk gelir, mağaza içindeki kıyafetlere bakan erkek çocuğu, “Ben marka istiyorum, marka istiyorum” diye tutturur. Bu serzeniş Faruk Bey’in hayatında büyük bir değişime sebep olur. O günün akşamı modacımız aldığı bütün kıyafetleri iade eder, artık Giorgio Armani, Christian Dior, Chanel gibi kendi adıyla marka olma yoluna giden bir süreç başlar.

Ünlü modacı, kendi el yazısı ile imza formundaki “Faruk Saraç” etiketini 1987 yılında oluşturur. Bu tarihten itibaren titiz ve emek vererek gece yarılarına kadar çalışmaya başlar. 1991 tarihinde biri Swiss Otel’de, diğeri Nişantaşı’nda iki dükkân açar. Bir müşterinin mağazasına kumaşıyla gelip, “Bana kıyafet diker misin?” teklifi üzerine, makine başına oturan usta bir makineci ve evinden getirdiği ütü ile kişiye özel dikime (Haute Couture) başlar. Cem Özer’e, ilk TV programında giymek üzere diktiği bordo renkli takım elbise, çok ilgi görür. Ertesi gün arayan Cem Özer’e “Sana kıyafet hazırlarım, programın sonunda benim adımı yaz, benden bahset” der. İlk defa bir televizyon programı sonunda ‘barter’ uygulamasını Faruk Bey başlatır. Böylece müşteri portföyü genişler.  Zaman zaman kravatlarda İtalyan kumaşlarını kullanmaya başlayan Saraç, desen üretir ve renk oluşturur. Yabancı hanedan mensuplarına, TV programlarına, starlara, işadamlarına, siyasetçilere, Türk sinemasına markasını taşır.

Sayısız koleksiyon ve sanatsal tasarımlarıyla, 200’e yakın defileyle hâlâ işine devam ediyor Faruk Saraç. Saraç, moda anlayışını şu sözlerle dile getiriyor: “Bana göre moda, insanın fiziğine göre model, tenine göre renk seçimidir. Renk özgündür, kişiye özeldir. Atatürk sadece siyah rengi kullanmıştır.”
Bütün koleksiyonlarının çizimlerini moda veya terzilik üzerine hiçbir eğitim almamış olmasına rağmen çizimlerini kendisi yapar, mezurayı kalem gibi kullanır, malzeme ve kumaşları seçer, uygulamasını yapar. Koleksiyonlarında çocukluğunda en çok gördüğü sarı ve mavi gökyüzü renklerini kullanır. 1997 yılında bir hayalini gerçekleştirir, hazır giyim ve Haute Couture’ü bir arada yürüteceği Levent’teki Faruk Saraç Moda Merkezi’ni açan Faruk Saraç’ın sanatsal koleksiyonları şöyledir:

Sarı Zeybek:

1998 tarihinde Atatürk’ün şıklık ve giyim zevkinden ilham alınan kıyafetlerin aslına bağlı kalınarak, askeri, resmi, günlük kıyafetlerinden birebir dikilerek 453 parça kostüm tasarlandı. Cumhuriyetimizin 75. yılı için, Ulu Önder’in 60. ölüm yıldönümünde ilk özel koleksiyonu “Sarı Zeybek” koleksiyonun sunumu, 1750 davetli huzurunda Dolmabahçe

Sarayı’nda ilk kez yapılan bir defileyle gerçekleştirildi. Bu proje için 400’ü aşkın Atatürk fotoğrafı üzerinde inceleme yapılmış, Anıtkabir’deki orijinal kıyafetler incelenmiş, desenlere uygun kumaşlar özel dokutulmuştur. Atatürk’ün giydiği kıyafetlerin yaka modelleri ve kol manşet ayrıntılarının yanı sıra süveterler ve çoraplarına varana kadar bütün detaylar titizlikle incelenmiş ve her parça o dönemin dikim teknikleri temel alınarak hazırlanmıştır. Aynı koleksiyonun ikinci defilesi Anıtkabir’de 2006 senesinde kapatılan kapılar, koleksiyonu görmeye gelen 5 bin davetli için açılmıştır.

Ankara semalarında F-16 jetleri saygı uçuşu yapmış, defile sonunda da Anıtkabir’in 11. basamağında bir başarı plaketi verilmiştir. Faruk Bey, verilen plaketten hem gurur duymuş, hem de hüzünlü bir çocukluk anısı gelmiş hatırına. Bu anıyı şöyle anlatıyor Saraç; “Çocukken anne ve babamla ziyarete gittiğim Anıtkabir’de çektirdiğimiz hatıra fotoğrafında durduğumuz basamağın sayısı 11 idi. Plaket de merdivenin 11. basamağında verildi."

Padişahın Esvabı:

Türkiye İş Bankası’nın “Tesavir-i Ali Osman Padişahın Portresi” sergisinden sonra gelen “5-6 padişah kıyafeti hazırlar mısın?” teklifi üzerine hazırlanan bir koleksiyon. 700 yıllık Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait araştırmayla başlanan süreçte İstanbul’daki bütün saraylar, müzeler, türbe ve camiler gezildikten sonra eldeki padişah portrelerine ait dokümanlardaki ayrıntılar belirlenir. Topkapı Sarayı Müzesi arşivinde bulunan kaftan, mintan, şalvar, entari ve cepkenler, müzenin kıyafet ve kumaş sorumlusu Dr. Hülya Tezcan’la incelenip, kumaş bilgileri hakkında bilgi alındıktan sonra işleme ve süslemelerin orijinal kalıpları çıkartılmıştır.
Dönemin pamuklu ve ipekli dokumaları yakından incelenmiş, atlas kumaşlar Hereke Fabrikası’nda dokutulmuştur. Ayrıca o zaman müze müdürü olan Prof. Dr. Filiz Çağman’dan, padişahların yaşamları hakkında bilgi alınmıştır. 80 kişilik kadronun yaptığı çalışmalar doğrultusunda 2 bin 500 metre kumaş kullanılmış. 4,5 metre şalvar, kaftanı, iç mintanı, entarisi ve kavuğuna, derken ortalama bazı kıyafetlerde 50 metreye yakın kumaş kullanılmıştır. Kendi kültürümüze sahip çıkmak, gelecek nesillere iyi yapılan işler bırakmak üzere yapılan projede 36 padişah, 6 valide sultan, 1 şehzade ve 1 çengi kıyafeti olmak üzere toplam 700 parça kıyafet, 2000 yılında 43 mankenin podyuma çıktığı Topkapı Sarayı Aya İrini’deki defilede gösterilir. TRT ve birçok televizyon kanalı defileyi canlı yayınlar. Çırağan Sarayı'ndaki ikinci defile ise 2009 tarihinde yapılmıştır. Kıyafetler bugün Levent’te bulunan Faruk Saraç Moda Vakfı’nda muhafaza edilmektedir.

Geçmişten Günümüze Polis:

İçişleri Bakanlığı’ndan Polis Teşkilatı’nın 161. yıldönümü için gelen teklif üzerine, bu proje 1287 tarihinden Tanzimat, Meşrutiyet ve Cumhuriyet döneminden günümüze kadar polis kıyafetlerinin çalışıldığı bir koleksiyondur. Polis arşivinde, 600 adet fotoğraf üzerinde 3 ay süren araştırma ve incelemeler, 8 ayda sonuca ulaşmıştır. Özel kalıp ve dikim tekniklerinin kullanıldığı kıyafetler, günümüz kumaşlarına uyarlanmıştır.

7 mankenin sunduğu 375 parça koleksiyonun ilk defilesi, 10 Nisan 2006 tarihinde Ankara’da, Çırağan Sarayı’nda 1200 davetliye sunulan ikinci İstanbul defilesi, 11 Nisan 2006 tarihinde yapılmıştır. Aksesuarlar, rozet, hançer ve kılıçlar ve diğer takılar gerçeğinin birebir kopyası şeklinde yapılmış, ayakkabıların tamamı el işçiliğiyle vücut bulmuştur.

Polis Teşkilatı’nda; adını hiç duymadığımız Subaşı’ndan Asesbaşı’na,  Böcekbaşı’ndan Kullukçu Çavuşu’na kadar önemli rütbeler, tiyatro oyuncuları tarafından senaryo doğrultusunda canlandırılmıştır. Koleksiyon, şu an Emniyet Genel Müdürlüğü Polis Akademisi Müzesi’nde sergilenmektedir.

Tılsım:

Faruk Saraç’ın, 25. sanat yılına özel bir koleksiyondur. Saraç bu koleksiyon için, “İnsanın nereden gelip, nereye gittiğini, kâinatı ve onun içindeki insanı, insanın diğer canlı ve cansızlarla mükemmel ahengini göz önüne sunmak istedim.” diyor. Kâinatın 4 elementi olan hava, su, ateş ve topraktan, ayrıca Topkapı Sarayı’ndaki tılsımlı gömlekten etkilenen tasarımcımız, astrolojiden de faydalanmış, bunun için yurt dışından uydu fotoğrafları getirtmiş, Hatay ve Denizli’de özel kumaşlar dokutmuştur. Bir buçuk sene süren çalışmayla, Esma-ül Hüsna’da yer alan 99 sayısı mucibince yılın her bir gününe denk 365 parça koleksiyonun sunumu, 99 manken tarafından İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde 2007 yılındaki bir defile ile yapılmıştır.

Kurumsal çalışmalarının başında ise Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın 150. kuruluş yılına özel hazırlanmış “Demir Kanatlar” koleksiyonu gelir. Bu koleksiyonda kurumda çalışan gar müdürü, tren şefi, makinist, hareket memuru, kondüktör, hostes, yataklı servis görevlisi, gişe ve danışma memuru ve diğer çalışanların yazlık ve kışlık olarak en şık ve en rahat giysileri hazırlanmıştır. Sirkeci Garı’na yanaşan trenden inen mankenlerin sunduğu 159 parça bay ve bayan kıyafetlerinde T.C.D.D. logosu kullanılmıştır.

“Orman Yangınlarına Ulusal Destek” kampanyasında 50 yıldır aynı kıyafeti giyen ormancılar için yeşil renkte, yazın terletmeyen kışın üşütmeyip, yangına dayanıklı malzemeler kullanılarak tasarlanan 300 parçalık kıyafet hazırlanmıştır. Bu koleksiyonun defilesi de 2006 tarihinde Maslak Park Orman’da yapılmıştır.
“Milenyum Polisi” koleksiyonu, Polis Teşkilatı’nın 162. yılı için “havaalanı”, “genel hizmet”, “trafik” ve “çevik kuvvet” olmak üzere dört ayrı grupta hazırlanmıştır. Lacivert rengin biraz daha koyulaştığı, tüm polis üniformalarının üzerine ay ve yıldız nakşedilmiş, kimlik numarası tüm ceket ve gömleklerde kullanılmıştır. Teknolojik kumaşların kullanıldığı 600 parçalık koleksiyonun defilesi 2008 yılında Çırağan Sarayı’nda yapılmıştır.

Sağlık Bakanlığı’na hazırlanan 400 bin sağlık personeli kıyafetleri doktor, hemşire, ameliyathane, görüntüleme, laboratuar, acil, danışma, büro ve hizmet grupları başlığı altında sekiz ayrı grupta oluşturulmuştur. Doktor ve hemşireler için ana renk beyaz, ameliyathane çalışanlarına yeşil, görüntüleme ve laboratuar çalışanları için mavi, temizlik hizmetlileri için ise bordo renk  tasarlanmıştır. 350 kıyafetin defilesi 2007 yılında Sepetçiler Kasrı’nda gerçekleşmiştir.

Tamamı el işçiliğiyle hazırlanan 150 parçalık bir başka koleksiyon da Kültür Bakanlığı Mehteran Takımı Sanat Yönetmeni Ahmet Özhan tarafından gelen teklif üzerine, 7 ayda hazırlanmıştır.  Türk Hava Yolları Yer Hizmetleri Personeli için yazlık ve kışlık üniformalardan hazırlanan 250 parçalık koleksiyonun defilesi Atatürk Hava Limanı Dış Hatlar Terminali'nde yapılmıştır. Kadın ve erkek kıyafetleri için 7 ayrı alternatif, gömleklerde ise 70 farklı model çalışılmış, pardösüden kabana, şemsiyeden çantaya, kaşkolden ayakkabıya tasarlanan kıyafetlerde sade ama şıklık ön planda tutulmuştur. 2009 tarihine ait koleksiyonda lacivert ana renk, kırmızı ve beyaz yardımcı ve tamamlayıcı renk olarak kullanılmıştır. T.H.Y. logosu kıyafetlere işlenmiş, kargo ve apron işçilerinin kıyafetleri de ayrıca değerlendirilmiştir.

Diğer kurumsal görsel sanatlar için hazırladığı çalışmaları arasında 1994 yılında Fenerbahçe Spor Kulübü kıyafetleri, 1995-1997 tarihlerinde Milli Takım kıyafetleri, Topkapı Sarayı için Yeniçeri kıyafetleri, 2001 senesinde Altın Kanatlar (Belgesel Film), 2006 yılında Mimar Sinan (Belgesel Film), Pir Sultan Abdal, 72. Koğuş, 6 Haftada Dans Dersi, Özel Hayatlar dizi film ve tiyatro kıyafetleri için kostümler hazırlamıştır. Bir senede 2 veya 3 koleksiyon hazırlayan tasarımcımız, hazırlayacağı çalışmanın konusu hakkında fikir sahibi olmakla işe başlar. Şu an Adalet Bakanlığı’na bağlı hakim ve savcıların cübbelerinin tasarımını ve UMKE’nin Hizmet Birimi ile Kurtarma Ekip ve Ekipmanları'nın komplike tasarımını ve 112 acil servisin tasarımlarını hazırlamaktadır. Koleksiyon hazırlarken asla yapılanı tekrar değil, kendi projeleri doğrultusunda yeni bir şeyler ortaya koymayı tercih eder.

30 yıllık meslek hayatında asla “Ben biliyorum” demeyen Faruk Saraç, “Bu topraklarda hayat bulduk. Gelecek nesillere sadece mal, mülk, miras bırakmamak gerekir. Sağlık ve eğitim hizmeti son derece önemlidir. Ülkeme değer verip, vatanıma saygıya değer eserler bırakmayı kendime önemli bir amaç bildim. Her şeyi satın alabilirsiniz, ama sevgiyi ve bilgiyi alamazsınız, o verilir.” diyor Faruk Saraç.
Bursa’da hiçbir kurum ve kuruluştan yardım almadan tamamen kendi bütçesiyle Türkiye’de ilk ve tek Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne Faruk Saraç Tasarım Meslek Yüksek Okulu’nu açmıştır. 1852 yılında inşa edilen 5 katlı kâgir yapının, ilk iki katı kesme taş. Diğer katları tuğla olan Fabrika-i Hümayun, saraylarda kullanılacak ipek kumaş ve halıların iplik üretimini karşılamak üzere devlet eliyle kurulmuştur. 30 yıldır boş olan fabrikayı restore edip “eğitim” ve “sanat” merkezi haline getirmiştir. Üniversite sınavıyla öğrenci alan ve 2 yıl süreyle eğitim veren okulda 350 öğrenciden 200’ü tam burslu eğitim almaktadır. Okulun yüzde 20’sini yetimhaneden gelen, 18 yaşını doldurmuş genç öğrenciler oluşturmaktadır. Bu öğrencilere her ay asgari ücrete denk burs verilerek, istediği bölüme kaydı yaptırılır. İlk yıl İngilizce eğitim alan talebe, okuldan mezun olur. Faruk Saraç okulla ilgili olarak, “Annesi, babası vefat eden öğrencilerimizin hayatta başarılı olmasını, kendi ayakları üzerinde durmasını sağlıyoruz. Hepimizin dünyaya gelişinin bir sebebi, yapmamız gereken bir görev vardır.” diye konuşuyor.

Pazartesi ve salı günleri bu okulda erkek giyimi üzerine ders veren Faruk Saraç, ölçü almadan kumaş kesimine, provadan kıyafet dikime kadar bütün bilgilerini paylaşmakta ve birebir atölyede manken üzerinde uygulamalı eğitim yaptırmaktadır. Yurt dışından öğrencileri de bulunan okulun akademik programı; "Moda Tasarım", "Dış Ticaret", "Lojistik", "İşletme Yönetimi", "Marka İletişim", "Halkla İlişkiler ve Tanıtım", "Moda Tasarım" ve "Sertifika" programlarından oluşur. Okulda bedensel engelliler için de özel bir sınıf hazırlanmakta. Emekli olan insanların, vakitlerini boşa geçirmeyip okul öğrencilerine hayatı, karşılaşacağı zorlukları, yaşamda onları neyin beklediğine dair bilgilerini paylaşımı da yapılmak istenen projeler içindedir.

Faruk Saraç, söyleşimizin sonunda şu sözleri dile getiriyor: “Hayat uzun soluklu bir maraton. Başarılı olmak istiyorsan, gençliğinde çok çalışıp yorulman, kendini yenilemen lazım. Hayatta muvaffakiyet sağlamak için belli mesai harcamayan insanlar başarısızlığını bütün ömrü boyunca çekerler.”  Erkek modasında ilklere imza atan Faruk Saraç, azim ve kararlılığın yetenekle birleştiği takdirde insanı nerelere götürebileceğinin en güzel örneklerinden biri olarak karşımızda duruyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 13 İNDİR

Bu yazı 1725 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK