Müzik Aleti Yapımı

Dünyaya Ud Yapan Fizik Mühendisi Emir Değirmenli

  • #


Yazı: Semra ÇELİK    Fotoğraflar: Uğur GÜRPINAR

Müzikle iç içe bir ailede büyüyen Emir Değirmenli, aslında genç bir fizik mühendisi. Ama hayatını mühendislikten değil, ud yapımından kazanıyor. Aldığı fizik eğitiminden de yararlanarak büyük bir özenle yaptığı udlar, internet üzerinden Avrupa’ya ve Amerika’ya satılıyor.

Emir Değirmenli… O, genç bir fizik mühendisi, ancak fakültede öğrendiği fizik kanunlarını mühendislik alanında değil, lutiyelikte (ud yapımında) kullanıyor. Yaşıtları popüler müzik dinleyip gitar çalmaya heves ederken, o gönlünü geleneksel müziğimize kaptırmış. İyi bir dinleyici olmanın yanı sıra ud çalmaya, bunun ötesinde bir de udun yapımına merak sarmış. Emir Değirmenli ile fizik eğitimi alırken ud yapımını meslek olarak seçmeye nasıl karar verdiğini, gelecekteki hedeflerini ve daha pek çok konuyu konuştuk.
Müzikle iç içe, üç çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olan Emir Değirmenli’nin annesi de çok güzel ud çalar. Bu satırların yazarının da Emir Değirmenli’nin annesi Sabiha Hanım’ın içli ud nağmeleriyle kulaklarının pasının silinmişliği vardır. Hemen her üyesinin bir sanat dalıyla -amatörce de olsa- ilgilendiği ailede müzik, resim ve el işçiliği gerektiren uğraşlarının tamamı Sabiha Hanım’da toplanmış desek yeridir. Hâsılı yetenekle birlikte müzik zevkini de aileden miras almış genç sanatçı. Dedesinin de çok güzel ud ve cümbüş çaldığını öğrendiğimiz Emir Değirmenli, geleneksel müziğimizin temel çalgılarından olan ud ile ortaokul sıralarında tanışmış.

Değirmenli, “Annemin ud çalıyor olması, benim için udla tanışma fırsatı oldu.  O yaşlarda en çok tercih edilen müzik aleti gitar olur, ama ben ud çalmaya ve ilk icra derslerimi almaya başladım. Üniversiteye hazırlık dönemine kadar da çalmaya devam ettim.” diye konuşuyor. Üniversite üçüncü sınıftayken ud yapımı üzerine eğitim veren bir atölyede ilk udunu yapma fırsatı yakalayan Değirmenli, kendi elinden çıkan o ilk sazın sesini duyduktan sonra yapmak istediği şeyin, kendisi için doğru olan mesleğin bu olduğunu anlamış. Sanatçı, “Bir amatör ud yapım atölyesinde ilk ustam Cavit Büyükgüral’la tanışma fırsatım oldu ve hemen ertesi gün çalışmalara başladık. Açıkçası çok planlanmış bir süreç değildi, ama sanki hep o günü bekliyormuş gibi heyecanlı ve hızlı bir süreçti.” sözleriyle anlatıyor bu dönemi.


“Keşke” Demedim Hiç

Bir yandan fakülteye devam edip, bir yandan da ud yapımıyla uğraşan sanatçı, ikincisinden itibaren yaptığı udlar beğenilmeye ve satılmaya başlayınca, maddi bir kazanç elde etmenin cesaretiyle hiç bitmeyecek bir araştırma ve geliştirme süreci ile karşı karşıya olduğunu anlamış. Böylece yaptığı işten büyük zevk alan Değirmenli, ‘Neden mesleğim ud yapımcılığı olmasın’ diye düşünmüş ve mezuniyetinden sonra da bu alanda çalışmaya karar vermiş. Lutiyelikte ilk ustası olan Cavit Büyükgüral’ın dışında kimlerden eğitim aldığını sorduğumuz genç sanatçı; Cafer Açın, Yücel Açın ve Fevzi Daloğlu gibi alanında uzman hocalarla çalışma fırsatı bulduğunu belirtiyor.

Hacettepe Üniversitesi Fizik Mühendisliği Bölümü’nde okuduğu sıralarda ailesinin desteği ile kendi atölyesini kurduğunu anlatan Emir Değirmenli’ye, aldığı fizik eğitiminin ud yaparken işine yarayıp yaramadığını soruyoruz. “Üniversite eğitimimin ud yapımına katkıları gerçekten çok fazla. Bizim işimiz sadece ahşaba şekil vererek, cilalayarak onun güzel bir görünüm elde etmesini sağlamak değil. İyi bir enstrümanın taşıması gereken belli ses kaliteleri var” diyen Değirmenli, ses üzerinde yaptığı değişikliklerin kontrolü ve iyileştirilmesinde tamamen fizikten, yani ses analizleri ve ölçümlerinden faydalandığını vurguluyor.

Zaman zaman “Keşke eğitim aldığım branşta bir kariyer yapsaydım” diye düşünüp düşünmediğini merak ediyoruz. “Keşke başka bir alanda kariyer yapsaydım demiyorum. Çünkü şu an ud yapımının yanı sıra ses fiziği ve özellikle de enstrüman yapımında fiziğin kullanılması üzerine çalışmalar yapıyorum” diyen Değirmenli, ayrıca Gazi Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuarı’nda öğretim görevlisi olarak çalıştığını ve yaptığı araştırmaları öğrencileriyle paylaştığını ifade ediyor.  İnsanın sevdiği, keyif aldığı işi yapıyor olması güzel şey de, konunun bir de maddi boyutu var. “Mühendislik yapmak varken, ud yapımıyla uğraşmak para kazandıran bir şey mi?” diye düşünmeden edemiyoruz. Emir Değirmenli’nin buna cevabı şu oluyor; “Bence bir işi iyi yapmak için çok çabalarsanız ve sürekli yenilikler katmaya çalışırsanız, bunun devamında maddi olarak da tatmini yakalayabilirsiniz.”


Müşterilerinin Çoğu Avrupa’dan

Lutiyeliğe çekirdekten, alaylı olarak başlayan genç sanatçı, emeğinin yanına bir de sevgisini katarak yaptığı udların satışında teknolojiden yararlandığını söylüyor. Satışlarını tamamen internet üzerinden yaptığını kaydeden Emir Değirmenli, satış sürecini şöyle anlatıyor: “Sipariş sonrası biten udun, eğer alacak kişi deneyemeyecek kadar uzaktaysa ayrıntılı fotoğraflarını ve ses kaydını gönderirim, eğer istekleri doğrultusundaysa da kargoyla udu gönderiyorum.” Satışların büyük bir kısmı, neredeyse yarısından fazlası yurt dışına gerçekleşiyormuş. Avrupa’daki ud tutkunlarının her geçen gün arttığına dikkat çeken sanatçı, daha çok Avrupa ülkelerinden ve Amerika’dan siparişler aldığını vurguluyor.

Müşteri profilinden bahsetmesini istediğimiz Değirmenli, müşteri profilinin, bir yapımcının gelişimi için gerçekten çok önemli olduğunu söyleyerek, “Müşterilerimin çoğu ses ve işçilik konusunda çok titiz ve ne istediğini bilen insanlar. Bu anlamda gerçekten beni zorluyorlar, ama ben şikâyetçi değilim. Söylediğim gibi bence gelişim için en güzel müşteri profiline sahibim.” diye konuşuyor.  Profesyonel olarak yalnızca ud yapımıyla uğraşıyor Emir Değirmenli. Ud ile icra edilen Geleneksel Türk Müziği’ne karşı olan ilgisi bu noktada etkili olmuş elbette. Ama bunun yanı sıra sadece tek bir enstrümana yoğunlaşarak daha iyiyi yapma çabası da kayda değer bir etken olmuş genç sanatçı için. “Bana göre tek bir enstrümanda uzmanlaşıp, sadece onun üzerine çalışmalar yapmak, sonucu mutlaka hep daha iyiye götürecektir” diyen Değirmenli, diğer enstrümanların araştırılması ve yapım süreçleri hakkında bilgi sahibi olunması, hatta bazı üretimler yapılmasının insanın ufkunu genişleten bir şey olduğunu, ancak tüm enstrümanları çok iyi yapma hedefinin kendisine pek gerçekçi gelmediğini vurguluyor.
Ud yapımının herkesin yapabileceği bir uğraş olup olmadığını, bir udun ne kadar sürede tamamlandığını, iyi bir udun nasıl olması gerektiğini, hazır işin erbabını bulmuşken soralım istiyoruz. Emir Değirmenli, sabırla tek tek yanıtlıyor sorularımızı. Sanatçının anlattığına göre aslında biraz el becerisi olan herkesin yapabileceği bir şey lutiyelik, ancak çalışma koşullarının sağlanması gerekiyor. “Evde dahi bir oda ufak bir atölye haline dönüştürülerek burada çalışmalar yapılabilir. Malzeme temini için yine belli keresteciler ve nalburlara başvurulabilir ve belli noktalarda, söz gelimi kaba kesimlerde marangozlardan faydalanılabilir” diyen Değirmenli’ye göre profesyonel olarak bazı çalışmalar yapılacaksa, daha büyük bir atölyeye ve özel aletlere ihtiyaç duyulur.

Bir udun ne kadar sürede tamamlandığına da değinen Değirmenli, bu sürenin udun projesine göre değiştiğini, ancak tam zamanlı bir çalışma ile yaklaşık dört haftada bir udun tamamlanabildiğini belirtiyor. Gazi Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak ders vermeye başladığından bu yana bu sürenin doğal olarak biraz daha uzadığını da ekliyor genç sanatçı.


Malzemelerinin Bazılarını  Kendi Üretiyor

Değirmenli, yeri gelmişken iyi bir udun nasıl olması gerektiğine de değiniyor. “İyi bir ud için önce ses özelliklerini konuşmamız gerekiyor. Ses rengi tercihi kişiden kişiye göre değişse de bir udun sesinin yeterli bir volümde olması, tel aralığının dengeli olması lazım. Güzel bir ton ve tele vurduktan sonra sesin belli bir miktar uzaması beklenir. Tüm bunları yaparken klavyedeki tel yüksekliğinin uygun olması şart. Burguların akordu iyi korumalı, çok temiz bir işçilik ve görselliğe sahip olmalıdır.”

Ud yapımında temel malzeme ahşap. Ahşap işleme üzerine de çok çeşitli malzemelerin kullanıldığını öğreniyoruz Emir Değirmenli’den. Kesim, zımparalama ve cila için kullanılan birbirinden farklı özelleşmiş birçok makine ve el aletini kullandığını anlatıyor. Hatta bunların da birçoğunu kendisinin ürettiğini belirtmeden edemiyor genç sanatçı. Bunların yanında kullanılacak kısma uygun ahşap çeşitleri, tutkallar, cilalar, farklı ölçülerde zımpara kâğıtları, özel raybalar, matkaplar, sistreler, rendeler ve iskarpelalar Değirmenli’nin ud yapımında ihtiyaç duyduğu diğer gereçler.


Kimi Malzemeler Yurt Dışından Geliyor

“Geleneksel sazımız udun temel malzemesinin ahşap olduğunu biliyoruz. Peki en çok hangi ağacı tercih ediyorsunuz ud yaparken ve malzemeleri nereden temin ediyorsunuz?” diye soruyoruz sanatçıya. Pelesenk, vengi, abanoz, ceviz ve ladin gibi türlerin enstrüman yapımında kullanılabilecek kalitede ağaçlar olduğunu belirtiyor Emir Değirmenli. Bu malzemelerin bazılarının yurt dışından ithâl olmak zorunda olduğunu anlatan Değirmenli, malzemelerin iyilerinin elde edilmesinin hiç de kolay olmadığını vurguluyor. Bu nedenle sadece enstrüman yapımcılarının isteklerini anlayıp onlara malzeme sağlayan kişi ve kerestecilerin mevcut olduğunu da söylüyor.

Ustasına, ud yapımında işin püf noktasının ne olduğunu da soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor Emir Değirmenli: “Enstrüman yapımının en önemli püf noktası, ses tablası ve balkon sistemindedir. Her ustanın kendine göre bir sistemi vardır. Ağaç seçimi, uygun kıvama kadar inceltme ve balkonlama yerleri bu noktada belirleyicidir. Benim kullandığım tabii birçok proje var, ancak püf noktası nedir sorusuna cevabım herhalde şu şekilde olabilir: Ses tablası üzerinde çok detaylı çalışır ve her müdahalemi sadece kulakla dinleyerek ya da elle kıvamına bakarak değil, frekans analizleri ile de takip ederek sürekli notlar alırım.”


Her Aşaması Ayrı Bir Özen İstiyor

Genç ud ustası Emir Değirmenli’den, ud yapımında her aşamanın ayrı bir özen gerektirdiğini öğreniyoruz. Anlattığına göre, ud yapımına ‘tekne’ denilen, vücuda denk gelen bombeli kısımla başlanıyor. Bunun için ince şeritler halinde kesilmiş çeşitli ahşap dilimler, sıcak bir kalıpta bükülerek, rendelenerek işleniyor ve yine başka bir kalıp üzerinde kemik tutkal ile bir araya getiriliyor. İstenirse bu dilimlerin arasına ince ahşap parçaları konuluyor böylece görsel olarak dilimler birbirinden ayrılmış oluyor.

Daha sonra sap ve burguluk parçalarının yapımına geçiliyor. Sap kısmına, elin rahat bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere özel bombe şekli veriliyor ve teknede kullanılan ağaç ile kaplanıyor. Daha sonra ‘burguluk’ kısmına geçiliyor. Burguluk, tellerin gerginliğini kontrol eden, bu sayede akort yapmayı sağlayan kısımdır. Burguluğun hazırlanıp montaj yapılmasından sonra sıra en önemli kısım olan ses tablasının yapımına geliyor. Ses tablasının yapımı, gerekli ölçüde inceltilmiş iki parça ladinin birleştirilmesi, daha sonrada ses deliklerinin ve flato yuvalarının açılması ile başlıyor. ‘Balkon’ denilen ve ud bittiğinde içeride kalacak olan taşıyıcılar ses tablasına yapıştırılıyor ve gerekli ayarlamalar yapılarak tekne ile uyumlu hale getiriliyor. Emir Değirmenli, ses tablası ve balkon sistemlerinin ses üzerine olan etkisinin çok önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Tüm bu aşamalardan geçen uda,  en son cila işlemi uygulanıyor. Sonrasında tellerin bağlandığı eşikler yapıştırılıp tel bağlanarak çalınır duruma getiriliyor. Mütevazılık gösterip uzun çalışma saatleri nedeniyle udu eskisi gibi icra edemediğini söyleyen Emir Değirmenli, yapımını tamamladığı udu ilk önce kendisi çalarak denediğini ifade ediyor.

Emir Değirmenli’ye son olarak uğraştığı ud yapımıyla ilgili olarak bir hedefinin olup olmadığını soruyoruz. Şöyle yanıtlıyor bu sorumuzu Değirmenli, “Şu an hayatıma sadece bir ud yapımcısı olarak değil, aynı zamanda bir akademisyen olarak devam ediyorum. Gelmek istediğim noktayı hiç düşünmedim ama en çok yapmak istediğim şey, ud başta olmak  kaydıyla tüm Türk Müziği çalgılarımızın üretimlerinde kullanılmak üzere bilimsel bir yöntem oluşturmak. Benim de kızılelmam bu sanırım.”

İSMEK El Sanatları Dergisi 13 İNDİR

Bu yazı 1329 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK