Sultan Kaftanlarının Camdaki İhtişamı

  • #


Yazı: İrem GÜVEN

Üç kıtaya hükmeden Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünü ve ihtişamını yansıtan, zengin renk ve desenlerle bezeli padişah kaftanları, cam sanatçısı Işıl Yaltıraklı’nın ilk kişisel sergisinde bambaşka bir boyuta taşındı. Yaltıraklı’nın “Tılsımlı Camlar” adlı sergisinde, 120 kiloluk cam bloklar üzerine uygulanan sultan kaftanları ve tılsımlı kaftanlar göz kamaştırdı.

Osmanlı denilince akla ilk gelen sözcüklerden biri de ihtişamdır. Üç kıtaya hükmeden, tarihe en güçlü Türk devleti olarak adını yazdıran Osmanlı İmparatorluğu’nun sahip olduğu ihtişamın izleri, geçmişten günümüze sirayet eden pek çok unsurla kendini gösteriyor. Osmanlı döneminden kalma tarihi yapılar, müzelerde bakmaya doyamadığımız saray eşyaları, padişahların ve sultanların kullandığı şahsi eşyalar ve daha niceleri…


İhtişamını gücünden alan muhteşem Osmanlı’da padişahların kıyafetleri de, göz alıcı ayrıntılarıyla o ihtişamı en güçlü şekilde yansıtıyordu. Devletin heybetini temsil için giyim kuşama büyük önem veren Osmanlı sultanları, lüks kumaşlardan dikilmiş kaftanlar giyerlerdi. Sultanların mükemmellik arayışları Osmanlı’da dokumacılığın gelişmesinde önemli bir yer tutar. Saray kıyafetleri ve mefruşat için kullanılan kumaşlar, saray bünyesindeki atölyelerde hassa nakkaşlarının göz nuru dökerek titizlikle hazırladığı desenlere göre dokunurdu. Bu atölyelerin yeterli olmadığı durumlarda ise İstanbul ve Bursa’daki başka atölyelere sipariş verilirdi. İpekli kumaşlarda çözgü tellerinin sayısından boyasına varıncaya dek her detayın esaslarına uygun olup    olmadığına dikkat edilirdi.

Başlarda son derece sade olan padişah kıyafetleri, sonraları kaftanlara kürkler ve kıymetli taşların ilave edilmesiyle imparatorluğun ihtişamına yaraşır bir hale getirilmiştir. Özel tekniklerle korunarak günümüze dek gelebilmiş, adeta bir görsel şölen olarak müzelerde görebildiğimiz sultan kaftanlarında boyut büyüklüğü göze çarpar. Muhteşem kumaş dokuması ve kumaşa işli kıymetli taşlarla adeta “İşte, siyasi güç ile sanatın buluştuğu yer” dedirten sultan kaftanlarında boyutların büyük olmasındaki amaç, padişahın görkemine görkem katmaktı.

Kaftanlar içe ve dışa giyilmek üzere iki türde dokunurdu. Dışa giyilen kaftanlara merasim kaftanları denirdi. Bunlar altın telli çatma veya seraserden yapılırdı. Kaftanların çoğu önü açık, küçük dik yakalı, uzun yahut kısa kollu, cepli ve yanları yırtmaçlı olurdu. Biçim bakımından diğerleriyle aynı olan dış kaftanlarda, kol üzerinden omuzdan aşağıya kaftan boyu kadar “yen” adı verilen ikinci bir kol bulunuyordu. Bu yenlerin, sultanın görünüşüne ayrı bir görkem katmasının yanı sıra törenlerde öpülmek gibi tarihsel ritüele dair bir görevi de vardı.

Osmanlı sultanlarının giydikleri kaftanların iç ve dış olmak üzere iki türde olduğunu söylemiştik. Sultanların içten giydikleri kaftanların bir de “tılsımlı” olanları vardı. Osmanlı padişahlarının, bu kaftanları savaşta galip gelmek, nazardan korunmak ve şifa bulmak için giyindikleri söylenir. Tılsımlı kaftanların kumaşı Denizli’den saraya getirilirdi. Hattatların kâğıdı terbiye etmek için kullandığı aharlama yöntemiyle yazıya elverişli hale getirilen kumaşlar nakkaşlar atölyesinde işlenirdi. Bir hattatın tek bir kaftan üzerinde 3, kimi zaman 4 yıl çalıştığı rivayet olunur. Tılsımlı kaftanların üzerindeki harf ve rakamların işaret ettiği anlam bugün halen gizemini koruyor. Sekiz bin çözgü ipiyle dokunan gömleklere işlenen şifrelerin Osmanlı tarihine ışık tutacağına inanılıyor.


Gönlünü Cama Paşabahçe’de Kaptırdı

Müzelerde özel koruma altına alınan Osmanlı padişahlarının, imparatorluğun gücünü ve ihtişamını yansıtan kaftanları, cam sanatçısı Işıl Yaltıraklı’nın “Tılsımlı Camlar” adlı sergisinde farklı bir boyuta taşındı. Işıl Yaltıraklı ile Göztepe’deki evinde sergiyi, cam sanatında yola ilk çıkışını ve gelecekteki projelerini konuştuk.

Sanatçıya, camla tanışma serüvenini sorduk ilk olarak. “Kendimi bildim bileli hep cam işi yaptım” diyen Yaltıraklı, camla tanışmasının biraz tesadüf eseri olduğunu söylüyor. Yaltıraklı, Üsküdar Mithat Paşa Kız Teknik Lisesi’nin geleneksel Türk süslemeleri ve teknik resim bölümünden mezun olmuş. Okuldan sonra güzel sanatlar akademisine devam etmek istemiş, ancak koşullar el vermediğinden akademiye girememiş. Bugün pek çok cam sanatçısı için bir okul olan Beykoz Paşabahçe Cam Fabrikası’na girdiğini anlatan Işıl Yaltıraklı, burada yedi yıl çalışmış. Cam sanatına gönlünü Paşabahçe’de kaptıran sanatçı, gün gelmiş fabrikada sürekli olarak aynı şeyleri yapmaktan sıkılmış. Yaratıcılık anlamında Paşabahçe’nin artık kendisine bir şey katmadığını düşündüğü sırada fabrikada çalıştığı bölüm kapatılınca da bir tanıdığının antikacı dükkânında çalışmaya başlamış. Işıl Yaltıraklı’nın Osmanlı camlarıyla tanışması da işte bu antikacı dükkânında gerçekleşmiş. “Çalışma hayatımın her evresinde Osmanlı camları vardı” diyen sanatçı, ilk sergisine konu olan kaftan konseptinin de Osmanlı’dan ilhamla oluştuğunu belirtiyor. Söz kaftanlara gelmişken, sergi fikrinin nasıl ortaya çıktığını soruyoruz. Işıl Yaltıraklı, alanında bir ilk olan Bali Müzayede Sergi Salonu’ndaki sergi projesinin 10 yıllık bir geçmişi olduğunu belirtiyor. Bu sergiyle en büyük hayalinin gerçekleştiğini ifade eden sanatçı, 5-6 yaşlarında küçük bir çocukken babasına söylediği gibi “bugüne kadar kimsenin yapmadığı bir şeyi” yapmak için yola çıktığını belirtiyor ve ekliyor, “Boyalarla çok farklı bir şey yapacağım derdim. Babam da ‘Ah bu kız yine hayal görüyor’ derdi. Ama hayal etmediğiniz zaman sanat yapmanız mümkün değil. Hayallerim 30 yıl sonra gerçek oldu.

“Tılsımlı Camlar” sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunulan toplam 23 parça eserin ortaya çıkmasının bir buçuk yıl gibi bir zaman aldığını kaydeden sanatçı, maliyetin bir hayli yüksek olduğunu ve bu çalışmanın sponsorlar sayesinde ortaya çıktığını vurguluyor.


Projenin hayata geçirilmesinin de hoş bir tesadüf eseri olduğuna değinen Işıl Yaltıraklı, bu hoş tesadüfü şöyle anlatıyor: “Birtakım boyaları çürüterek ve eriterek elde ettiğim görsel efektler oldu. Camda kadife atlas kumaş dokularını elde edebildiğimi gördüm. Görseli kuvvetli efektler elde edince bu sergi projesi kafamda oluştu. Dört çalışma yaptım. O sırada Güral ailesinin Sapanca’daki Güral Sapanca Otel projesinde çalışıyordum. Yapmış olduğum kaftanlar otelin konseptine de çok uygundu, o nedenle otelde dekoratif malzeme olarak kullanıldı. Böyle olunca benim sergiyle ilgili düşüncelerimi bir süre daha askıya almam gerekti. Burada 2008’in sonuna kadar çalışmamı öngören bir sözleşmem vardı. Süre sonunda İstanbul’a döndüğümde artık sergi projemi hayata geçirmem gerekiyordu. Ama bu iş ciddi bir maddi imkân gerektiriyordu ve ben buna sahip değildim. İşin esasında altın, gümüş ve kristal taşların kullanımı söz konusu olduğundan ciddi maliyetli bir projeydi hayata geçirmek istediğim. Ve bir gün, hiç beklemediğim bir telefon aldım.”

Tılsımlı Camlar 1,5 Yılda Doğdu

Işıl Yaltıraklı’nın o hiç beklemediği telefon, Doğuş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Talu’nun asistanından geliyordu. Yaltıraklı’nın anlattığına göre, Gönül Talu ve Doğuş İnşaat Yönetim Kurulu üyesi olan oğlu Burak Talu, bir hafta sonu aileleriyle birlikte Güral Sapanca Otel’e kalmaya gidiyorlar. Gönül Bey, Işıl Yaltıraklı’nın maharetli ellerinden çıkan cam kaftanları görünce hayran oluyor ve kimin yaptığını öğrenmek istiyor. Böylece sanatçıyla irtibata geçiliyor. Gönül Talu’nun daveti üzerine kendisini holdingde ziyaret eden Işıl Yaltıraklı, projenin kabul edilme sürecini şu sözlerle dile getiriyor; “Konuşmanın sonunda Gönül Bey, ‘Ne yapmak istiyorsun?’ diye sordu, ben de yapmak istediğim yegâne şeyin kapsamlı bir konsept hazırlayıp bunu bir sergide sunmak olduğunu söyledim. Böyle bir sergi çalışması için bir fizibilite raporu istedi, ben de o raporu hazırladım. Daha o günün akşamında Gönül Bey ve Burak Bey’in, çalışmama kendi kişisel imkânlarıyla sponsor olacakları haberini aldım. Hiçbir şirket kaynağını kullanmadan tamamen kendi bütçeleriyle baba-oğul bana destek oldular. Ve biz 1,5 yıl gibi bir zamanda inanılmaz bir çalışmayla inanılmaz ürünler yaptık.”


19 cm.’lik Cam Bloklara Çok İnce İşçilik

Yaptığı çalışmaların hepsinin kendine özgü ve tek olduğunu ifade eden Işıl Yaltıraklı, “Hepsi birbirinden farklı çok değişik ürünler ortaya çıktı. Onlar (Baba-oğul Talu’ları kastediyor), gönüllerini, yüreklerini ve paralarını koydular bu işe, ben de yeteneğimi. Büyük emek gerektiren bir çalışma oldu, ama sonunda sevgiyle ortaya çıkan bir konsept oluştu.” diyor.

“Neden kaftan?” diye soruyoruz sanatçıya. Sergilenen 23 parça eserden bir tanesinin bayan kıyafeti olduğunu söyleyen Işıl Yaltıraklı, “Ben erkek kaftanlarının dokusunu çok güzel yakaladım. O nedenle konsept olarak kaftanı seçtim. Ayrıca padişah kaftanlarının desenleri, sultan kıyafetlerinden çok daha güzel. Benim çalışmamı daha çok ortaya çıkaracağını düşündüm.” diye yanıtlıyor sorumuzu. Her bir eseri aslından esinlenerek ve kendi yorumunu katarak ortaya çıkardığını söyleyen sanatçı, “Baktığımız zaman orijinal kaftanın neredeyse aynısını görüyor gibi oluyorsunuz, ama orada yorum katıp değiştirdiğim çok şeyler var.” diyor.

Sergilenen eserlerin, orijinal ebatlarına çok uygun olduğuna dikkat çeken Işıl Yaltıraklı, ürünlerin her birinin 120 kiloluk cam bloklar halinde olduğuna işaret ediyor. Konseptte Kanuni Sultan Süleyman’dan Fatih Sultan Mehmet’e, Sultan II. Bayezit Han’a kadar birçok Osmanlı padişahının kaftanı ile şehzadelere ait kaftanlar yer alıyor. Kaftan konsepti içinde yer alan eserler arasında 3 adet de hat olduğunu söyleyen sanatçı, Mehmet Şevki Efendi’nin üç eserini, aslına sadık kalarak, sadece görsel yorum katarak cam bloklara uyguladığını anlatıyor. O denli büyük cam bloklara, insanın bakmaya doyamayacağı bir güzelliği âdeta pahalı bir elbise gibi giydirirken ne tür teknikler kullandığını soruyoruz sanatçıya. Işıl Yaltıraklı bakın nasıl anlatıyor işin sırrını: “19 milim blok cam, yani 2 cm.’lik camı şeffaf olarak alıyorum. Önce yapmak istediğim desenin ana hattını ortaya çıkarıyorum. Sonra desenin içindeki detayları veriyorum. Kendi keşfim olan hamursal bir malzeme var, onunla camın o kısımlarını yumuşatıyorum, özel keski ve bıçaklarımla oyuyorum deseni. Bu işlemi tamamıyla camın arkasından yapıyorum, ön kısım bildiğiniz düz cam yüzeyi görünüyor. Arka taraftan çeşitli ebatlarda oyarak işliyorum. Oyuntuların hepsinin derinlikleri farklı olduğu için desene ayrı bir görsellik katıyor bu. 2-3 kat boya ve malzeme kullanarak, her katını ayrı ayrı fırınlayarak çalışıyorum. En son kol düğmeleri ve yaka düğmeleri ile desenlerin ortasındaki taşlar -ki eskiden zümrüt, yakut gibi değerli taşlar kullanılırmış- yerine swarovski taşlar kullanarak çalışmaya son halini veriyorum. İnce işçiliğin çok fazla olduğu bir çalışma.”


Bu kadar ince işçilik gerektiren bir çalışmadan bahsederken sergilenen her bir parçanın ne kadar sürede ortaya çıktığını merak ediyoruz. Her bir ürünün 25 ilâ 45 gün arasında ortaya çıktığını söylüyor Işıl Yaltıraklı ve en uzun süren çalışmalardan birinin Şehzade Mustafa’nın kaftanı olduğunu ekliyor.

Serginin adı basına “Tılsımlı Camlar” olarak lanse edildi. Yaltıraklı,  “Bunun nedeni de konsepte dâhil olan ürünlerden ikisinin ‘tılsımlı kaftan’ olması.” diyor. Bu kaftanların kimlere ait olduğunu sorduğumuz cam sanatçısı, “Biri 1. Mahmut’a ait, diğerinin hangi padişaha ait olduğu belli değil.” cevabını veriyor.

Tılsımlı Kaftanlar İtalya Yolcusu

Işıl Yaltıraklı, “Tılsımlı Camlar” sergisinin basından ve sanatseverlerden gördüğü ilgiden oldukça memnun. Bir anlamda sanatsal açıdan kendisini ifade edebilme fırsatı bulmuş sanatçı. Serginin açılmasında maddi ve manevi desteği bulunan Doğuş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Gönül Talu ve Yönetim Kurulu Üyesi oğlu Burak Talu’ya teşekkür borçlu olduğunu belirtmeden geçemeyen Yaltıraklı, “Fotoğraf çekiminden katalog yapımına kadar, başından sonuna hep destek verdiler. Destekleri hâlen devam ediyor” diyor. Serginin, sanat yaşamı için bir dönüm noktası olduğunu vurgulayan Yaltıraklı, Tılsımlı Camlar’dan sonra İtalya’da düzenlenecek uluslararası bir sergi için davet aldığını ifade ediyor. Sanatçıların buluştuğu dijital bir platform olan Lebriz’e üye olduğunu söyleyen Işıl Yaltıraklı, İtalya’da düzenlenecek sergiye grubun yöneticileri ve sanatçılarıyla birlikte katılacak. Yaltıraklı, dünya çapında pek çok sanatçıya ait eserlerin sergileneceği kapsamlı sergiye dört parça eserle dâhil olacak. Ürünlerden ikisi sergideki iki kaftan olacak; biri tılsımlı gömlek, diğeri de yıldızlı bir kaftan. Sanatçı, İtalya’daki sergiye iki de soyut çalışmasıyla katılacak.


Cam sanatında varmak istediği noktanın ne olduğunu sorduğumuz Yaltıraklı şöyle cevaplıyor sorumuzu; “Cam, muhafaza edilebilmesi, belli noktalara ulaştırılabilmesi zor bir malzeme. Benim seçmiş olduğum branş kolay değil, ama kolay olanı herkes yapıyor zaten. Benim tercihim zordan yana oldu. Camla yapılabilecek şeyler sadece kaftan veya hatla sınırlı değil. Bulmuş olduğum bu teknikle çok modern bir pano da yapabilirim, soyut çalışmalar da… Aslında mimari projelerle de ilgili olabilecek bir şey bu. Yaratıcı mimarların çok işine yarayabilecek bir konsept. Bu sergiyle gelmek istediğim noktaya belli bir ölçüde geldiğimi düşünüyorum, ama bu işte ‘Ben artık oldum’ diye bir şey yok elbette. Çünkü kendimi hep çırak gibi hissediyorum, ustayım demiyorum hiçbir zaman. Her yeni çalışmaya amatör bir ruhla bakıyorum. O heyecanım hiç sönmedi. Zaten bunu devam ettirmek istiyorsam o heyecanın da hiç gitmemesi gerekiyor. Hep amatör bir ruhla bakıyorum.”

Cam sanatçısı Işıl Yaltıraklı’ya son olarak kendisini diğer cam sanatçılarından ayıran en önemli niteliğin ne olduğunu soruyoruz. Sanatçı, en büyük farkı kendisine özgü malzeme karışımlarıyla yarattığını, çalışırken adeta bir kimyacı gibi formüller ürettiğini dile getiriyor. Yaltıraklı, çalışmalarında en büyük destekçinin, kuyumculuk teknolojisi mezunu kızı Melike olduğunu da gururla ifade ediyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 13 İNDİR

Bu yazı 1278 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK