Minyatür

Minyatür, Yedinci Sanatla Buluştu

  • #


Yazı: Mutia SOYLU

Osmanlı motifleri ile çağdaş sinemayı buluşturan Murat Palta, kült filmlerin afişlerini minyatür sanatıyla yeniden yorumladı. Genç sanatçı, hafızalarda yer eden “Kibar Feyzo”, “Eşkıya” gibi Yeşilçam filmlerin yanı sıra Hollywood yapımı “Star Wars”, “Kill Bill”, “Ucuz Roman- Pulp Fiction”, “Baba- The Godfather” filmlerinin afişlerini minyatür sanatıyla buluşturdu. Palta’nın, bir minyatür sanatkârının titizliliği ile ortaya koyduğu çalışmalar büyük ilgi gördü. Geleneksel sanatların, bugüne dek hep belli sınırların içinde kaldığını savunan Palta, yapmak istediği şeyin, gelenekselin üzerine yeni bir şeyler koymak, başka bir boyut kazandırmak olduğunu söylüyor.


Bilinen en eski örneklerine Milattan Önce (MÖ) 2. yüzyılda, Mısır’da rastlanan minyatür sanatı, hem Doğu dünyasında hem de Batı dünyasında çok eskiden beri bilinen bir resim türü. Çok ince işlenmiş ve küçük boyutlu olan bu resimler, Orta Çağ Avrupa’sında el yazması kitaplarda baş harfler kırmızı bir renkle boyanırdı. Harfe bu kırmızı rengi vermek için Latince adı “minium” olan kurşun oksit kullanılırdı. Minyatür sözcüğünün, işte bu minium kökünden türetildiği söylenir. Suluboya benzeri, karışımında arapzamkı denilen bir tür yapışkanın yoğunlukta olduğu boya, ‘tüykalem’ denilen çok ince fırçalarla kullanılırdı. Resim yapılacak kâğıdın üzerine yine arapzamkı katılmış üstübeç sürülürdü ve renklere saydamlık kazandırmak için kâğıdın yüzeyine ayrı bir kat da altın tozu sürüldüğü olurdu.

Anlatılmak istenen konunun eksiksiz olarak aktarılır olması, minyatür sanatının en önemli özelliklerinden biri. Bu sebepledir ki minyatür sanatında perspektif kullanılmaz. Uzaklık ve boy, renk veya gölgelerle belirtilmez. Genellikle  tarihi, edebi ve ilmi konuların ele alındığı minyatür sanatında Türkler, çoğunlukla tarihi olayları yansıtmayı tercih etmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun savaşlarını, seferlerini ve şenliklerini anlatan minyatür eserlerin her biri, bir yönüyle birer tarihi vesikadır aynı zamanda.


Minyatür sanatının bambaşka boyutunu ele alacağımız bu yazının girizgâhında geleneksel minyatür hakkında genel bilgilere yer verdik. Günümüzde halen Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde isim yapmış olan Nigarî (Reis Haydar), Nakşî ve Şah Kulu, Mustafa Çelebi, Selimiyeli Reşid, Süleyman Çelebi, Levnî ve Nasuh Efendi (Matrakçı Nasuh) gibi ustaların izinden yürüyen sanatçılar, gönül verdikleri minyatür sanatını sonraki nesillere aktarmak için çalışmalarını sürdürüyor elbette. Fakat bir isim var ki, çalışmalarıyla minyatür sanatına dair ezberleri bozuyor. Minyatür sanatını geleneksel anlayışın çok dışında dışında, bir şekilde yorumlayan Murat Palta’yla, ilk sergisine ev sahipliği yapan İstanbul-Nişantaşı’ndaki sanat galerisinde konuştuk.


Afiş Fikri Mezuniyet Tezi İçindi

Hat, tezhip, ebru gibi geleneksel sanatlarımızın günümüz temsilcileri -ki pek çoğu bu sanatları geleneksel değil, ‘gelenekli’ şeklinde adlandırmayı daha doğru buluyor- eserin, klasik kaideleri koruyarak bugüne adapte edilmesi gerektiğini savunuyor. Yani onlara göre günümüz Türk bezeme sanatkârları, çok sağlam bir temele sahip olmalı ve bu geleneksel temellere bağlı kalarak çağına uygun, kendi sanat algısını yansıtan eserler üretmeli.

Yirmi dört yaşında ilk kişisel sergisini açan Murat Palta’nın çalışmaları bu sanatlarda gelenekleri koruma eğiliminde olanları memnun eder mi bilinmez ama şaşırttığı kesin… Sizleri daha fazla meraklandırmadan genç sanatçının hafızalarda yer etmiş ünlü filmlerin afişlerini minyatür sanatı ile buluşturduğu, adını dünyaya duyuran çalışmalarından bahsedelim. Murat Palta’nın, hem yurt içinde, hem yurt dışında büyük ses getiren çalışmalarında Hollywood'dan “Star Wars”, “Kill Bill”, “Ucuz Roman- Pulp Fiction”, “Baba- The Godfather”  gibi yapımların yanı sıra “Kibar Feyzo”, “Eşkıya”, “Sevmek Zamanı” ve “Dünyayı Kurtaran Adam” gibi Yeşilçam filmlerinin afişleri yer alıyor.


Kült filmlerin afişlerini minyatür sanatıyla yorumlamak fikrinin nasıl ortaya çıktığını elbette merak ediyoruz ama evvela Murat Palta’yı biraz tanıyalım istiyoruz. Geleneksel minyatür sanatını dijital ile sentezleyen Palta, genç bir illüstratör aslında. 1990 İskenderun doğumlu olan genç sanatçı, yeteneğinin hangi yönde olduğunu vaktinde fark eden şanslı kişilerden biri. Şöyle ki, lisede matematiği pek de iyi olmadığından yabancı dil bölümünü tercih eden Palta bu bölümü de isteyip istemediğinden emin olamayınca, bilgisayar merakı ve o sıralar tanıştığı çizim programları sayesinde, üniversite eğitimi konusunda öteden beri ilgi duyduğu bir alana yönlendirir. Zira gördüklerini veya hayal ettiklerini resmetmek, küçüklüğünden bu yana hep yaptığı şeydir. “Kendimi bildim bileli bir şeyler çizerim.” diyen Palta, ailesinin de desteğiyle üniversite eğitimi için güzel sanatları tercih eder. Dumlupınar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü’nü kazanan Palta’nın gerçekten sevdiği, yeteneğini geliştirebildiği fakültenin son sınıfında mezuniyet tezi için giriştiği çalışma, ona şimdi bulunduğu yerin kapılarını açan anahtar olur.


Grafik öğrencisiyken mezuniyet tezinde neden minyatür sanatını kullanmayı tercih ettiği bizim için merak konusu olan sanatçı, “Fakültede ilk sene zaten temel bilgiler doğrultusunda klasik çizgilerle başlıyorsunuz. Grafik de kendi içinde bölümlere ayrılıyor, ki bunun içinde illüstrasyonu, tipografisi, logo tasarımı var. Bunların hepsinin zaten temelini gördük. Benim ilgim her zaman illüstrasyona yönelikti. Üniversitede ödevlerin, projelerin yanı sıra kendim de ilgim doğrultusunda bir şeyler çiziyordum.” diyor. Üniversite mezuniyeti için tez konusu olarak böyle bir çalışmaya girişmesinin hocaları nazarında -başlarda ortaya nasıl bir şey çıkacağı hakkında çekinceleri olmuş olsa da- epey ilgi uyandırdığını anlatan Murat Palta, afiş fikrinin tam olarak nasıl doğduğunu ise şu sözlerle dile getiriyor; “Bir gün kardeşimle Star Wars filmini izliyorduk. Film Osmanlı’da geçse yahut Darth Vader Türkiye’de komutan olsaydı nasıl olurdu diye konuşurken, baktık ki konu güzel. Bir iki çizim yaptım, minyatüre de çok iyi oturdu. İnternet sitesine yükledim ve çok iyi tepkiler aldım. Bu alanda daha önce hiç yapılmamış bir çalışma olması benim için önemliydi. Ben de tezimi bu konu üzerinde hazırlamayı seçtim.” Çalışmanın teknik boyutunu da şöyle özetliyor genç sanatçı; “İşin teknik kısmı eskizle başlıyor. Önce eskizde hangi sahnenin nasıl yer alacağını kâğıt üzerinde resmettim. Hocalar da zaten evvela çalışmanın eskizlerini görmek istediler. Aşamaların ne olduğunu, nasıl bir kompozisyon kullanacağımı görmek istediler. Ardından karakterleri dijital ortamda tek tek resmettikten sonra boş mekân üzerine figürleri yerleştirdim.”


“Minyatür İllüstrasyonun Atası”

Geleneksel sanatların, bugüne dek hep belli sınırların içinde kaldığını savunan grafik sanatçısı Murat Palta, adını duyuran afişleri tasarlarken minyatür sanatını tercih etmesi sebebinin de, Batı’nın ilgisini çekmek olduğunu dile getiriyor. Fakültede temel eğitimini aldığı minyatür sanatının, diğer geleneksel sanatlarımızdan daha fazla ilgisini çektiğini söyleyen Palta, “Bana göre, aslında illüstrasyonun atasıdır minyatür, hayatın kendisini kâğıt üzerine yansıtmaktır. Sanatçının kendi keyfine göre bir şeyler çizdiği bir sanat değil bu. Minyatür sanatçısı gün olmuş bir şairin şiirini resmetmiştir, gün olmuş tıpla ilgili bir konunun resmedilmesi istenmiştir kendisinden. İmparatorluk zamanında da tarihi olayların, seferlerin resmedilmesi istenmiştir minyatür sanatçısından.”


Çizgilerinden minyatür sanatının inceliklerini bildiği anlaşılan Murat Palta’ya, bir minyatür sanatçısından bu alanda ders alıp almadığını soruyoruz yeri gelmişken, o da ders almadığını ancak ilgi duyduğu için kendi çabasıyla bu alanda bir şeyler yapmaya gayret ettiğini ifade ediyor. Geleneksel minyatür sanatçıları arasında Levni’ye ayrı bir hayranlığı bulunduğuna yeri gelmişken değinmek isteyen Palta, Levni’nin figürlerindeki hareketliliği, akışı sevdiğini söylüyor. Ayrıca gelenekselin dışına çıkan bir çizgisi olması sebebiyle Siyah Kalem’in de etkilendiği bir başka isim olduğunu söylüyor.

Tez konusu kesinleşip, iş, Star Wars’ın dışında afişlerini yapacağı filmleri belirlemeye gelince gözettiği kriterlerin neler olduğunu öğrenmek istiyoruz. Üç maddede, şöyle sıralıyor sanatçı bu kriterleri; “Batı’nın dikkatini çekecek türden ama Doğu kültürüne adapte edilecek noktaları olsun istedim, bir şekilde minyatüre çevrilebilecek olsun, bir de klasik kült film olsun istedim. Bu üç maddeyi göz önünde bulundurup belirledim filmleri.”


Star Wars filminin dışında 10 afiş çalışması daha olmuş Palta’nın. Ayrıca Yeşilçam’ın 100. yılı için hazırladığı “Vurun Kahpeye”, “Kibar Feyzo”, “Eşkıya", “Sevmek Zamanı”, “Bir Zamanlar Anadolu’da” adlı filmlerin afişleri ve tabii bir de hazırlarken en çok keyif aldığı, Türk sinemasının unutulmazları arasında yer alan “Dünyayı Kurtaran Adam” filminin afişi. Gelelim Palta’nın adını dünyanın öteki ucuna duyuran filmlerin afişlerine… “Star Wars”ın yanı sıra “Kill Bill”, “Ucuz Roman- Pulp Fiction”, “Baba- The Godfather”, “Otomatik Portakal-A Clockwork Orange”, “Ucuz Roman-Pulp Fiction”, “Baba -The Godfather”, “Batman”, “Hayalet Avcıları Ghostbusters”. Genç sanatçı, afişlerine en ilginç tepkiyi, Kill Bill ve Pulp Fiction filmlerinin yapımcı şirketi Miramax’tan aldığını anlatıyor. Palta’nın hazırladığı bu iki kült filmin afişini resmi internet sitelerinde yayınlayan yapım şirketinden telif sözleşmesi gelince sanatçı ilk başta biraz şaşırmış. “Mesaj ilk geldiğinde birileri beni işletiyor sandım ama üç sayfalık telif sözleşmesini görünce, kimsenin bir şaka için bu kadar zahmete katlanmayacağını anladım.” diyerek şaşkınlığını dile getiriyor.


Bu dizeye eklemek istediği bir başka Hollywood veya Yeşilçam yapımı olup olmadığını sorduğumuz sanatçı, elbette eklemek istediği filmler olduğunu ama hepsini bir anda tüketmek de istemediğini ifade ederken, “Mesela Yüzüklerin Efendisi… Orta Dünya çok güzel adapte edilebilir. Ama dediğim gibi hepsini bir anda tüketmek istemiyorum.” diyor. Yeni film afişlerinden söz ederken, bu, onun için aynı konseptte yeni bir sergi anlamına gelmiyor söylediğine göre. Başka arayışlara da yönelmek ve adını bundan sonra da yaptığı farklı, şaşırtan çalışmalarla duyurmak istiyor Murat Palta. Belki de sanat çevreleri onu post-modern bir minyatür sanatçısı olarak anacak ileride. Zaten kendisi de, minyatürün, benimsediği, sevdiği bir sanat dalı olduğunu ve hayatında hep yer tutacağını söylüyor. “Elbette geleneksel Türk sanatları sadece minyatürden ibaret değil.” diyen Palta, geleneksel Türk sanatını bir şekilde modernize etmenin, peşinde sürekli koştuğu bir iş olacağı vurgusunu da yapıyor.


Farklı Bakış Açısı Sanat İçin Gerekli

Hafızalara kazınmış en ünlü Hollywood sahnelerini, Osmanlı sarayındaki bir minyatürcünün bakış açısıyla, teknolojiyi kullanarak yorumlayan genç sanatçı, Doğu ile Batı’yı, çağdaş ile gelenekseli harmanladığı çalışmalarına gösterilen ilginin kendisini oldukça şaşırttığını belirtiyor. Nasıl şaşırtmasın ki… Üniversite mezuniyet tezi diye başladığı çalışma, adını Türkiye sınırlarına taşımış. Öyle ki, afiş çalışmaları Huffington Post, Slate Magazine gibi prestijli pek çok yayında yer almış.

Dünyanın en önemli film yapım şirketlerinden Miramax’ın genç sanatçıya gösterdiği ilgiden bahsetmiştik. Bunun yanı sıra Amerikan haber kanalı CNN International da internet sitesinde Murat Palta’nın, Osmanlı minyatür geleneğinin görsel diline sadık kalarak hazırladığı çalışmalarına yer vermiş. Genç sanatçının sinemanın en ünlü sahnelerini 16. yüzyıl minyatürlerine dönüştürdüğü serisinin, medyatik bir fenomen halinde dünyayı dolaştıktan sonra  İtalya’da  Civico delle Cappuccine Müzesi’nde sergilendiğini de hatırlatalım.


Söyleşimizin yavaş yavaş sonuna gelirken, çalışmalarını “Tasvir-i Beyaz Perde” adlı sergisinde sanatseverlerin beğenisine sunma imkânı bulan Murat Palta’ya, afiş çalışmalarına, geleneksel anlamda minyatürle uğraşan sanatçıların tepkisinin nasıl olduğunu da sormak istiyoruz. Acaba, “Senin yaptıkların çocuk oyuncağı” derler mi diye düşünmemiş değil. Ama beklediğinin aksine olumlu tepkiler aldığını söyleyen Palta, Cezayir’de davet edildiği minyatür festivalinde de katılımcı sanatçılardan çok olumlu geri dönüşler aldığını belirterek, “Gelenekseli niye bozuyorsun, diye düşünenler de vardır belki ama bana direkt bir tepki gelmedi. Benim yapmak istediğim, gelenekselin üzerine yeni bir şeyler koymak, başka bir boyut kazandırmak.” diye konuşuyor.


Söyleşimizin sonunda, bir minyatür sanatçısının titizliği ile hazırladığı ve güncel sinema sahnelerini bambaşka bir zaman dilimine taşıyan Murat Palta, çok genç yaşta adını duyurma imkânı bulan bir sanatçı olarak yola yeni çıkanlara şu tavsiyede bulunuyor; “Farklı bakış açısı çok önemli. Bu nedenle sürekli yenilik arayışında olsunlar.”

 

İSMEK El Sanatları Dergisi 20 İNDİR

Bu yazı 1640 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK