Müze

Gaziantep’in "Yaşayan" Müzesi

  • #


Yazı: Emine Uçak ERDOĞAN

Gaziantep’in kaybolmaya yüz tutan el sanatlarını yeni nesillere sadece bilgi olarak değil, görgü ve kültürel bilinç olarak da aktarmayı hedefleyen bir ‘yaşayan müzesi’ var artık. Aslına uygun olarak restore edilen tarihi Gümrük Han’da kurulan müzede, el sanatlarının örnekleri otantik bir ortamda hem yapılıyor, hem sergileniyor, hem de ilgi duyanlara ulaştırılıyor.

Sergileme, koruma, tanıtma gibi işlevleri olan müzeyi; ‘hapseden’ olarak tanımlayan sanat uzmanları da var günümüzde. Kısmen yaygınlık kazanan bu görüşlerde, müzelerin, eserler için bir tür hapishane işlevi gördüğü belirtilir. Bu arada bizde bizzat cezaevlerinin de müzeye dönüştürüldüğü örnekleri hatırlatmak lazım. İşte müzeciliği ‘yok olanı hatırlatan kurumlar’ olmaktan çıkarıp, bizzat yaşatan mekânlara dönüştürmek fikrinden yola çıkarak ‘yaşayan müze’ler oluşturmak, tüm dünyada olduğu gibi bizde de ilgi görmeye başladı. Beypazarı’ndaki yaşayan müze örneğindeki gibi… Bunun başarılı bir örneği ise geçtiğimiz aylarda Gaziantep’te sanatseverlerle buluştu.
Gaziantep’in kaybolmaya yüz tutan el sanatları ve meslekleri, aslına uygun olarak restore edilen Gümrük Han’da; yeni nesiller için üretim, sergileme ve tanıtım yönleriyle yeniden canlandırılıyor. Müzeyi hayata geçiren Şahinbey Belediyesi, el sanatlarının, kültürel kimlikler için en canlı ve en anlamlı belgeler olduğu, ancak zamanla bu kimliğin kaybolmayla karşı karşıya kalmasından hareketle, gelecek nesiller için tekrar yaşatma sosyal sorumluluk ilkesinden yola çıkmış.

Kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarının doğru ve ilk elden anlatılması ve farklı bir anlayışta hayat bulması, el sanatlarının kayıt altına alınması gibi envanter değeri taşıyan konuların ele alınacağı bu yeni ve farklı müzecilik anlayışında; yöredeki ihtiyaç sahiplerinin sosyo ekonomik açıdan desteklenmesi de hedefleniyor. Belediyeye ait eğitim merkezlerinde el sanatları öğrenen Şahinbeyli hanımların ürettiği eserler, hem ‘yaşayan müze’de sergileniyor hem de onları beğenen alıcıları ile buluşuyor. Müzede özel olarak hazırlanan bölümde kursiyerler tarafından üretilen Antep İşi El İşlemesi, Sim Sırma, Tel Kırma, Makine Nakışı, Sarma İşi, Türkişi gibi teknikler ile üretilen çeşitli mefruşat ürünleri ve hediyelik eşyalar, Pazartesi günleri hariç, haftanın her günü alıcılarını bekliyor.

Kültürel Kodların Dile Geldiği Mekân

Kapısından içeri girdiğiniz anda bir müzeden çok, Gaziantep’in köklü kültürünün, folklorunun dile geldiği özel bir mekânda olduğunuzu hissediyorsunuz. Yemeniciler, yorgancılar, kutnucular, takunyacılar, Antep’in kendine has işlemeleri ve daha niceleri. Hepsi 1800’lü yıllarda yapılan ve geçtiğimiz yıl restore edilerek Gaziantep’in kültürel hayatına tekrar kazandırılan Gümrük Han’da hem üretilmeye, hem sergilenmeye hem de meraklısıyla buluşturulmaya çalışılıyor. Sadece Gaziantep’in değil, diğer yörelerin el sanatları da yaşatılıyor bu müzede. Ahşap-bakır-sedef-gümüş işlemeciliği gibi.
Yaşayan müze dedik ya; bir tezgâhın başında, yaşlı bir yemeni ustasına da rastlamanız mümkün, ahşap oymacılığına merak sarmış bir gence de. Bu yaşayan müzede, tezgâhtan yeni çıkmış bir ürünü satın almanın tarifsiz zevkini yaşayabilmek de mümkün. Yemeni atölyesinde bir yanda klasik yemeniler üretilirken, birbirinden farklı renk ve modellerde yemeni tasarımlarıyla da karşılaşmak sevindirici. Tezgâhında, gelen gidene aldırmadan çalışan yaşlı usta; hâki renkli bir deriyi; yemeni haline getirmekle meşgul. İlerlemiş yaşına rağmen oldukça dikkatli ve titiz, her detayı incelikle gözden geçiriyor.

Antep’le Özdeşleşen Bir Yemenli

Yemeni hakkında kısa bilgi vermek gerekirse; üstü kırmızı ya da siyah deriden tabanı ise köseleden dikilen topuksuz ayakkabılara yemeni deniyor. Yemen kökenli bu ayakkabılar Gaziantep’le özdeşleşmiş günümüzde. Çünkü Kilis ve Gaziantep dışında yemeni üretilen yer neredeyse kalmamış.

Yemeni esas olarak gön ve yüz olmak üzere iki kısımdan oluşuyor. Gön, manda ve sığır derisinden yapılmış olup, yere gelen kısım ile bunun üzerine dana derisinden yapılmış taban kayışı ve bezlerden ibarettir. Yüz ise sırt ile birbirine birleştirilmiş ve çirişle yapıştırılmış sahtiyan ve meşinden oluşuyor. Yemeni yapımında 5 farklı hayvan derisi kullanılıyor. Alt taban manda veya sığır derisinden, yüzü keçi derisinden, iç astar koyun derisinden, iç taban sığır veya keçi derisinden, kenarı oğlak (sızı) derisinden yapılıyor.
Yemeni imalatında kesinlikle plastik madde kullanılmıyor ve tüm dikişler elle yapılıyor. Ökçesiz olan bu yemenilerin tersinden dikilmesi gerekiyor. Dikim işi bittikten sonra düz tarafı çevrilerek asıl giyilecek durumunu alıyor. Düz tarafı çevrildikten sonra kalıplanıyor. Etrafı düzgünce kesilerek kalıptan çıkarılıyor, kenar dikişi yapılıp satışa ve giyime hazır hale getiriliyor. Diğer ayakkabılarda ise bu özelliklerin çoğu bulunmuyor. Yemeninin, sağlık açısından çok sıhhatli bir ayakkabı olduğunu da hatırlatalım.

Müzenin başka bir sakini ise, 33 yıldır sedef işlemeciliğiyle uğraşan bir usta. Sandık, Kur’an rahlesi, ayna gibi klasik ürünlerin yanı sıra mumluk, satranç takımı gibi farklı ürünlere de rastlıyoruz bu sedef atölyesinde. Hepsinin ortak noktası, sedef işlerindeki nadide motifler.

Atölyeleri birbiri ardına gezerken, özellikle takunya üretimi ve satışı yapılan bölüm ilgimizi çekiyor. Camilerden hatırladığımız takunyalar, şık terliklere dönüştürülmüş. Tasarımlar birbirinden renkli ve ilgi çekici; tıpkı mozaik atölyesinde olduğu gibi… Zeugma’dan sonra mozaik, Gaziantepliler için daha da önemli olmuş. Mozaik atölyesinde aynı zamanda mozaik dersleri verildiğini ve özellikle gençlerin çok ilgi gösterdiğini öğreniyoruz.
Diğer bir tezgâhta ise kutnular dokunuyor. Kutnu da unutulmaya yüz tutan el sanatlarından. Kutnu bezi dokumacılığı, Türkiye’de yalnızca Gaziantep’te dokunan ipekli bir dokuma türüdür. Ham maddesi floş olan suni ipek ve pamuk ipliğidir. Tamamen el tezgâhlarında dokunan kutnu kumaşı değişik şekillerde dokunur. Kutnu kumaşı imalatı önceleri Halep, Hama ve Humus’ta üretilip Anadolu pazarına sunulurdu, daha sonraları bu ipekli dokumalar Gaziantep il merkezi başta olmak üzere ilçe ve köylerde de üretilmeye başlandı. Kutnu kumaşı yöresel bir kıyafet olarak kullanıldığı gibi, çeşitli aksesuar, turistik giysi, çanta, terlik, perdelik kumaş olarak da kullanılır.

Bütün bu farklı el sanatlarını yapılırken görmek için yolunuzu Gümrük Han’a düşürmeniz yeterli. Tarih kokan bu gezinin ardından kendinize hanın ortasında bulunan kafede bir kahve ısmarlamayı unutmayın. Kahvenize atölyelerden taşan birbirinden güzel el sanatlarının renk, ses ve kokuları da eşlik edecektir şüphesiz.

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 1435 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK