Yumurta Oyma Sanatı

Sanatın En Kırılgan Hali

  • #


Yazı: Mutia SOYLU

İncecik, kırılmaya pek müsait olan yumurta kabukları, Yusuf Eygören’in maharetli ellerinde birer sanat eserine dönüşüyor. Dişçilerin dolgu yaparken kullandığına benzer bir el matkabıyla âdeta bir cerrah titizliğiyle çalışarak kabukların üzerini çiçek ve hat motifleriyle beziyor Eygören. Kırılmalarını önlemek içinse motiflendirilmiş kabukları cam fanuslarla korumaya alıyor, daha sonra led ışıklarla renklendiriyor. Türkiye’nin ilk yumurta oyma ustası Eygören’in en büyük hayali, Allah’ın 99 ismiyle bezediği eserler üretip bir sergi açmak… Bilim adamları her gün tüketmenin yararlı mı, yoksa zararlı mı olduğu konusundaki polemiği sürdüredursun, her derde deva yumurta bu kez farklı bir yönüyle çıkıyor karşımıza. Kahvaltı sofralarının olmazsa olmazı yumurta, Yusuf Eygören’in maharetli ellerinde sabır ve ince bir işçilikle sanat eserine dönüşüyor.
Sıradan yumurtaların nasıl birer sanat eserine dönüştüğünü görmek için yumurta oyma ustası Yusuf Eygören’i, İkitelli İSTOÇ’taki atölyesinde ziyaret ettik. Sıcak bir hoş geldin ile karşılıyor bizi Eygören. İki katlı atölyenin ilk katında bir marangoz tornası gözümüze çarpıyor. Söyleşimizi yapmak üzere ikinci kata çıkıyoruz. Duvarlardaki raflarda kimi tamamlanmış, kimi de henüz yapım aşamasında olan, oyularak üzerlerine motifler işlenmiş küçük abajurlar dikkatimizi çekiyor. Bir köşede küçük bir masa ve hemen yanında da dişçilerin dolgu yaparken kullandığına benzer mini bir el matkabı duruyor.“Yumurtaları bu aletle oyuyor olmalı.” diye düşünüyoruz. Ustanın eliyle demlediği dumanı üstünde demli çayımızı yudumlarken yumurta oyma sanatıyla nasıl tanıştığını soruyoruz.
Yıllarca plastik imalatı işinde çalışmış Yusuf Eygören. Ve bir gün, “Emekli olmanın vakti geldi.” deyip, işi gücü bırakmış. Dünyayı gezmiş bir süre. Yaklaşık 40 ülkeye gittiğini söyleyen Eygören, bakmış ki gezmenin sonu yok, kendisine yeni bir uğraş bulmak istemiş. İnternette karşılaştığı yumurta oyma sanatına ilgi duyan Eygören, “Ben de yapabilir miyim acaba?” diyerek sıvamış kolları. Eygören, emeklilik hayatını renklendirmek için giriştiği yumurta oyma sanatına başlamasını, “Ukraynalı bir sanatçının yaptığı çalışmaları gördüm internette. Görür görmez içimde fırtınalar koptu âdeta. Hemen gittim bir koli yumurta aldım. İlk yumurtanın içini kabuğu kırmadan boşaltmak, benim için büyük bir başarıydı.” sözleriyle anlatıyor.

Motiflendirilen Kabukların İşlevsel Olması Önemli

Elbette iş yumurtanın içindeki besin kısmını boşaltmakla bitmiyor. Eygören’in anlattığına göre, yumurtayı boşalttıktan sonra içini iyice yıkamak gerekiyor. Kuruyup iyice sertleşen kabuğun üzerine istenen motifler ince bir kalem yardımıyla çiziliyor. Daha sonra ince uçlu bir elektrikli matkap yardımıyla oyma işlemi yapılıyor. Saatlerce süren oyma işlemi, kimi zaman küçük bir dikkatsizlik veya yumurta kabuğunun mukavemetsizliği sonucu kırılıvermesiyle hayal kırıklığı ile neticelenebiliyor.
Türkiye’nin ilk yumurta oyma ustası olan Yusuf Eygören, yumurtaları matkapla oyduğu çalışma tezgâhının hemen yanındaki dolabın kapağını açıyor. İçindeki koli koli yumurtaları gösteriyor. Pek çoğunun içi daha önceden boşaltılıp, motiflenerek oymaya hazır hale getirilmiş. İşlenebilecek kadar iyi yumurta bulmakta güçlük çektiğini söylüyor işin ustası. Yumurtanın hem büyük olması, hem de kabuğunun sağlam olması gerekiyormuş anlattığına göre. Genellikle beyaz kabuklu yumurtaları tercih ettiğini söyleyen Eygören, koyu renkli yumurtaların işlendiğinde güzel görüntü vermediğini düşünüyor. “Bu işi deve kuşu yumurtasıyla da yapanlar var. Esasında deve kuşu yumurtasıyla çalışmak daha kolay, çünkü kabuğunun kırılma riski çok az. Ama tavuk yumurtası öyle değil. Çok dikkatli çalışmanız gerekiyor.” diyen Eygören, birkaç kez hindi yumurtası üzerinde çalıştığını fakat onda da yumurta bulmanın kolay olmadığını ifade ediyor.
Yumurtanın kabuğunu âdeta bir cerrah titizliğiyle oyarak, üzerine istediği motifi işledikten sonra o kabuğu işlevsel hale getirmek gerektiğini düşünmüş Yusuf Eygören. Oyarak desen verilen yumurtaların uygun bir ışıklandırmayla esas güzelliğe kavuştuğunu söylerken gözleri ışıldıyor Eygören’in. “Bu küçük yumurtaları oyduktan sonra onlara asıl güzelliği veren içine tuttuğum lambaydı. O güzelliği keşfedince artık gece gündüz bütün işim gücüm bu oldu.” diyen yumurta oyma ustası, yaptığı işe olan tutkusunu şu sözlerle dile getiriyor: “Emekli olmadan önce işe giderken sabah saat 10.00’da kalkardım, şimdi ise 6.00’da kalkıyorum. Çok sevdim bu işi.”

Fanuslar Su Bardağından, Cam Vazodan

Motiflendirdiği yumurta kabuklarını, hem kırılmalarını önlemek hem de işlevsel hale getirmek için abajura dönüştürmüş Yusuf Eygören. “Baktım ki, yumurta kabuklarını tek başına muhafaza etmek zor, hemen kırılıyor. Cam fanus içerisine almayı denedim.” diyen Eygören, daha estetik olması için fanusun altına ahşaptan bir kaide ve üzerine de kaide ile uyumlu yine ahşaptan kubbeler yapmış. Oyularak estetik bir form kazandırılan yumurta kabuklarını, içlerine led ışık düzenekleri yerleştirerek aydınlatıyormuş Eygören. Yumurta oyma ustasının belirttiğine göre led lamba ısınmadığı için yumurta kabuğuna zarar vermiyor ve böylece kabuğun rengini değiştirmiyormuş. Yusuf Eygören, ışıklandırılmış yumurta kabuklarını oturttuğu ahşap platformları da, atölyenin birinci katında gördüğümüz marangoz tornasında kendisi yapıyor. Ahşap platformun altında, gerektiğinde lambanın değiştirilebilmesi için küçük bir açıklık bırakılıyor. İnce ince işlenip desenlendirilen yumurta kabuklarını cam bir fanusun içinde korumaya aldığını söylemiştik Eygören’in. İşte bu cam fanus, kimi zaman bir su bardağı, kimi zaman bir kadeh, kimi zaman da şık bir vazo olabiliyor. Ama tamamlanmış bir kompozisyonda bu cam fanusun bir bardak veya vazodan bozma bir koruyucu olduğunu anlamak pek mümkün değil. Bu da işin ustasının maharetini gösteriyor bize.
Yumurta kabuğun uzun yıllar dayanabilmesi için üzerine herhangi bir koruyucu cila sürüp sürmediğini merak ediyoruz. Eygören, gördüğümüzün, bildiğimiz yumurta kabuğu olduğunu, üzerine hiçbir koruyucu madde sürmediğini ifade ediyor.

Hat Sanatını Yumurtaya Uyguladı

Yusuf Eygören, emeklilik hayatını renklendirmek için giriştiği yumurta oyma sanatıyla üç yılı aşkın bir süredir ilgileniyor. Türkiye’de bu sanatı ilk defa kendisinin başlattığını söyleyen Eygören, son dönemde yeni yeni ustalar yetiştiğini ifade ediyor. Ancak kendisini diğer ustalardan ayıran bir fark olduğunu belirten Eygören, “Bizim en büyük farkımız yumurta kabuklarına hat motifleri uygulamamız. Dünyada şimdiye kadar hiçbir yumurta oyma ustasının hat motifi kullandığını görmedim.” diyor. İşin ustasına, tümüyle bitmiş, fişe takılmaya hazır, yumurta kabuğundan bir abajurun ne kadar sürede tamamlandığını soruyoruz. Ahşabı, lambası ve fanus yapacağı cam malzeme hazırsa eğer, yumurtayı desenlendirip oyma işlemini yaparak tamamen hazır hale getirmenin, iki-üç gün sürebildiğini belirtiyor Eygören. İncecik, hemen kırılıvermeye pek müsait bir malzemeyle çalışıyor Yusuf Eygören. Bu faktör de göz önünde tutulduğunda çok kısa bir süreymiş gibi geliyor bize bu iki-üç gün. Fakat anlattığına göre, yaptığı işe duyduğu sevgi, sabah erken saatlerde atölyeye sürüklüyor yumurta oyma ustasını. Eygören, sabahtan akşama kadar şevkle ve titizlikle çalışıp tamamlıyor her bir abajuru.
Söyleşimiz sürerken gözlerimiz bir yandan da yapımı devam eden veya tamamlanmış objelere takılıyor. “Bugüne kadar kaç tane yapmıştır acaba?” diye aklımızdan geçiriyoruz. Yaklaşık 500 kadar yumurta üzerinde çalışıp, her birini birer aydınlatma objesi haline getirdiğini öğreniyoruz. Ama atölyede bulunanların sınırlı sayıda olduğunu hatırlatınca, açıklama ihtiyacı hissediyor Yusuf Eygören. “Yaptıklarımı elimde tutmam ben; eşe, dosta, burada görüp beğenenlere hediye etmeyi seviyorum. Burada gördüklerinizin çoğu yapım aşamasında zaten. Şimdiye dek hiç satmadım desem yalan olmaz. Kermeslere de bağışladığım oldu. Kısacası yaptıklarımı hediye etmekten mutluluk duyuyorum.” diye konuşuyor. Çok severek sürdürdüğü bu uğraşı geliştirmek için çalıştığını ve bunun için internetten çok faydalandığını anlatan Eygören, “Keşke bu işe çok daha önce başlasaydım dediğim zamanlar oluyor.” diyor ve hemen ekliyor sonra da: “Ama o zaman da diyorum ki 15-20 sene önce başlamış olsaydım imkânsızlıklarla karşılaşacaktım. Mesela led ışık, internet yoktu o zamanlarda. Bu kadar güzel olmayacaktı yaptıklarım belki de.”
Yusuf Eygören’e son olarak, yumurta oyma sanatında varmak istediği noktayı soruyoruz. En büyük hedefinin, ürettiklerini bir sergide sanatseverlerin beğenisine sunmak olduğunu belirten Eygören, “Esmaü-l Hüsna’yı yani Allah’ın 99 ismini yumurta kabukları üzerine işlemek istiyorum. Yanı sıra çiçek, hat gibi motiflerle süslediklerimi de dahil edip 300 kadar eserle bir sergi açmayı planlıyorum. Bugüne kadar hiç sergi açmadım, bu ilk olacak. Belirttiğim gibi yaptıklarımı hediye ediyorum, elimde sergi açacak kadar malzeme yok şu anda.” diyor ve sergiden elde edilen geliri de hayır kurumlarına bağışlayacağını hatırlatıyor. Eygören, bu sanatın gelecekte de yaşatılması için öğrenmek isteyenlere kapısının her zaman açık olduğunu da sözlerine ekliyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 6306 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK