Yazma Eserlerde Şiraze

  • #


Yazı: Gürcan MAVİLİ*

Kitabın sayfalarını tutan ana bağa verilen isimdir şiraze. Ciltçilik sanatında kullanılan teknik bir terim olmasına rağmen, gördüğü önemli işlevden olsa gerek, günlük dilin içinde pek çok deyimin içine girmiştir. Şirazesi dağılmak, şirazeden çıkmak, şirazesi kaymak deyimleri ise en sık kullanılanları… Yazma eserlerde kullanılan şirazeler ile ilgili genel bilgilerin yanı sıra nasıl yapıldığını merak ediyorsanız, fotoğraflar eşliğinde sunulan tarifin de olduğu bu çalışmamız emrinize amade…

İslam el yazmalarında, formalar birbirlerine ibrişim ile dikilerek bağlanır. Bu bağlama tekniği, kitabı tam olarak tutmaz. Kitabın sağlamlığının arttırılması için yeni bir işlemin daha yapılması gerekmektedir. Bu da kitabın her iki ucuna örülen şirazenin yapımı ile ilgilidir. Gizli kolon, şiraze kolonu ve şiraze’nin örülmesiyle tamamlanan bu işlem basamakları sayesinde hem kitabın sağlamlığı artmakta hem de güzel bir görüntü katmaktadır.


Hem Batı yazma eserlerin de, hem de Doğu yazmalarında; bir eserin klasik tarzda ciltlenmesi halinde mutlaka şiraze örülmüştür. Yazma bir kitabın uzun ömürlü olabilmesi, şirazesinin dayanıklılığına bağlıdır. Şirazesi bozulan bir kitap, çok kısa sürede dağılır. Bu yüzden de; ‘şirazeden çıkmak’, ‘şirazeden kaymak’, ‘şiraze-i alem’ ve ‘şirazesi bozulmak’ gibi deyimler günümüzde de halen kullanılmaktadır. Bu ifadeler, söylenilen kişiler hakkında pek hoş anlam içermez. Şirazenin dağılması örneğinden yola çıkarak, insanın karakterinin bozulmasına, gönderme yapılır. Bu bağlamda, bahsi geçen deyimler, bize şirazenin, yazma bir kitap için de ne kadar önemli bir işlevinin olduğunu anlatmaktadır.

Şiraze; sözlük anlamında birkaç farklı ifadeyi içermektedir. Bunlardan ilki, kitap ciltlerinin iki ucunda bulunan ve yaprakları muntazam şekilde tutan ibrişimden örülmüş ince şerit. İkinci anlamı pehlivan kispetinin paçası, üçüncü anlamı ise esas, düzen, nizam. Dördüncüsü, bağ, örgü.2 Diğer bir tanımlamada ise eski usülde ciltlenen kitapların yapraklarını cilde bağlamak için sırtlarındaki dikiş ve ipliklere tutturulan, şerit şeklindeki ince, ibrişimden örgü3 olarak açıklanmıştır. Kullanılmamakla birlikte, şiraze bağlayan, düzen veren, düzenleyen anlamında "şiraze-bend" ve şiraze yapılmaya elverişli4 (kitap) anlamında"şiraze-gir" gibi ifadeler de sözlüklerde yer almaktadır.


Arapça'da şiraze yerine kullanılan kelime ise "habk"tır. Sıkı bağlayıp sağlam yapmak ve kumaşı sıkı, sağlam ve üzerinde sanat eseri ortaya çıkacak şekilde güzel bir zemin üzere dokumak anlamına gelir.5 Şiraze, kitap sanatları ile ilgili birçok yazıda anlatılmıştır. Ancak bunların birçoğunda anlatım ve bilgi hataları bulunmaktadır.6 Bu hatalar ne yazık ki, bilgilerin doğruluğu araştırılmadan yayınlanmış, yanlış bilgi olarak yayılmaya devam etmiştir.

İslam el yazmalarında, formalar birbirlerine ibrişim ile dikilerek bağlanır. Bu bağlama tekniği, kitabı tam olarak tutmaz. Kitabın sağlamlığının arttırılması için yeni bir işlemin daha yapılması gerekmektedir. Bu da kitabın her iki ucuna örülen şirazenin yapımı ile ilgilidir.

Gizli kolon, şiraze kolonu ve şirazenin örülmesiyle tamamlanan bu işlem basamakları sayesinde hem kitabın sağlamlığı artmakta hem de güzel bir görünüm kazandırılmaktadır. 15. yüzyıla kadar kitapların bir kısmında şirazenin üstünü örten deri başlık mevcuttur. Bu başlıklar da zaman içerisinde kaybolmuştur. (Foto 1)
Şiraze, bilindiği gibi aslı ipek olan ibrişimle örülür. Eğer örgümüzü daha kalın iple örmek istiyorsak kordonat (ipek) ile örmemiz gerekir. Doğal boyalarla boyanan ipek ibrişimlerin çoğunun renkleri hala canlıdır (foto 2). Çoğunlukla birbirine uygun renkler tercih edilmiştir.

Kahverengi, sarı veya bej, bazen kırmızı ibrişim ile kullanılmıştır. Bordo, bazen lacivert ibrişimle bazen de yeşil ibrişimle eşleştirilmiştir. Sim ile örülmüş şirazeler de mevcuttur (foto 3). Kullanılan şirazenin, kalınlığı kitabın ölçülerine uygun olmalı. Fazla kalın veya fazla ince olarak örülmesi durumunda kitabın ve sayfaların tahrip olmasına sebebiyet vereceğinden uygun ölçülerde örmek doğru olacaktır. Şirazenin kalınlığını, altına yapıştırılan yastık adını verdiğimiz deri şerit belirler. Bu deri şerit'in üstü kapanıncaya kadar örülür. Şiraze, tek iğne ile örüldüğü gibi, yapılacak desene göre birden fazla iğne ile de örülebilir. Şirazenin; sıçan dişi, balık sırtı, sağ-sol yollu düz, zik zak, tek baklava, çift baklava, geçmeli ve alafranga gibi isimlerle adlandırılan birçok örme çeşidi bulunmaktadır.7 Ancak yazma eser kütüphanelerimizde bulunan kitapların çoğunda, şirazeler fare dişi adını verdiğimiz şirazedir. Kolay örülmesi, belki de fare dişi şirazenin çokça kullanılmasının nedeni olabilir.

Şiraze, kolonların atılma şekillerine göre de isim almaktadır. Kolonlar her bir formanın ortasından geçerek atılırsa nişanlı şiraze, formaların ortalarından girilmeyip eşit aralıklarla sayfaların arasından geçilerek atılırsa saplama şiraze adını alır. Kolonlarının her birinden geçmeyip, atlayarak örülen şirazeye de atlamalı şiraze adını veriyoruz.8

Şiraze Aşağıdaki İşlem Basamaklarından Geçerek Örülür;

1) Her bir forma arasına saplamaların yerleştirilmesi, saplama: Yaklaşık olarak,1 cm genişliğinde 10 cm uzunluğunda ince bir şerit kağıttır. Bu ölçü kitabın ebatlarına göre değişir. Kağıt şerit bir tarafı uzun bırakılacak şekilde ikiye katlanır.


2) Saplamanın uzun kısmı bir formaya, kısa parçası sonraki formaya girer. Her bir forma ortası işaretlenmiş olur.

3) Gizli kolon: (resim 4-5-6) İşaretlediğimiz her bir forma arasından giren kolona denir. Kullandığımız ip ibrişim ipliktir. İlk formadan giren iğne 2-3 santim sonra sırttan çıkar. Sonda kalan 5-6 cm'lik ip sırta yapıştırılır. Böylece her bir formanın birbirine dikimi sağlanmış olur. Dikim bittiğinde sırttan çıkan ip üzerine düğüm atılarak işlem tamamlanır. Gizli kolon kitabın sağlamlığını artırır. Bu dikiş ile birlikte şiraze için diğer bir aşamaya geçilir.

4) Şiraze kolonu; gizli kolon ile şiraze kolonunun karışmaması için gizli kolonun üzerine ince şerit kağıt konulur. Deri yastık yapıştırılmadan önce altına ipi yapıştırmalıyız, üstüne de deri şeriti yani yastığı. İlk formadan girip şeriti geçtikten sonra sırttan çıkarız. Tekrar aynı formadan girip çıkarız, oluşan halka, yastık üzerine konulmaz. Bu halka sıkıca dibe oturur, bu ipin içinden geçerek ikinci bir halka daha elde edilir. Bu halkanın da içinden geçerek hareketli bir düğüm elde ederiz. Bu düğüm yastığa 1-2 mm uzaklıkta olmalıdır. İğnemizi ilk formaya yakın bir sayfadan girerek düğümü sabitleriz. Böylece kanat oluşturulur.

5) Kolonlarımızı istersek her bir forma içinden, istersek atlayarak atabiliriz. Son formaya geldiğimizde başta yaptığımız kanat işlemini tekrar ederiz. Sayfalardan birinin içinden geçerek sırttan çıkılır. Dışarı çıkan ipe, 2'şer mm aralıklarla üç düğüm atılarak şiraze kolonu tamamlanır.

6) Şiraze örümü için, ibrişimler, kolondan kalan ipin üzerindeki düğümlere düğümlenir. İbrişim ipin birine, iğne geçirilir. İğnesiz ibrişim her zaman diğer ipin üstünde olur. İğnenin her kolondan geçişinde iğnesiz ip onun üstünde yer alır, böylece iğnesiz ip iki kolon arasına sıkıştırılır. Bu işlem tekrarlandıkça desen ortaya çıkar, her satır sonunda kanatlardan dönülerek ikinci sıraya başlanır. Yastık örtülünceye kadar bu işlem sürer.


Şiraze, kitabın formalarını yani cüzlerini tutar, böylece formaların birbirlerinden ayrılıp dağılmasını engeller. Birçok farklı örme teknikleriyle isimlendirilen şiraze teknikleri ne yazık ki, az yapılmış olmaları ve onarımlar sırasında dikkat edilmeden sökülmeleri neticesinde zamanla kaybolma riski taşırlar. Yazma eser kütüphanelerimizin çoğu dijital ortama geçmiştir. Her bir eser dijital ortama aktarılırken ayrıntılara girilerek çekim yapılması halinde nadide örneklerin zamanla kaybolmasının bir nebze önüne geçileceğini düşünüyorum.

*Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları-Cilt Anasanat Dalı

DİPNOTLAR 1) 16-Aralık-2009, Türk Yazmalar Hazinesi 1 Toplantısı’nda sunulmuştur, İSAM , Bağlarbaşı-İstanbul. 2) Devellioğlu, F.,Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Ankara, 1997, s.1000 3) Arseven, E., C., Sanat Ansiklopedisİ,İstanbul, 1983, c.4, s.1884 4) Devellioğlu, F.,Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Ankara, 1997, s.1000 5) Yazır, E.H. Büyük Kuran Tefsiri 6) Mavili, G., Geleneksel Cilt Sanatında Kullanılan Hatalı Terimler ve Anlatımlar,8. El Sanatları Sempozyumu, İzmir, s.286-290 7) Özen, E.,M., Yazma Kitap Sanatları Sözlüğü,İstanbul, 1985, s.67 8) Özen,E.M.,Türk Cilt Sanatı, Ankara, 1998, s. 12, İş Bankası Yayınları. KAYNAKLAR: 1) Devellioğlu, Ferit.,Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat, Ankara, 1997, s.1000 2) Arseven, E., Celal, Sanat Ansiklopedisi, İstanbul, 1983, c.4, s.1884 3) Mavili, Gürcan, Geleneksel Cilt Sanatında Kullanılan Hatalı Terimler ve Anlatımlar,8. El Sanatları Sempozyumu, İzmir, s.286-290 4) Özen, E.,Mine, Yazma Kitap Sanatları Sözlüğü,İstanbul, 1985, s.67


İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 2166 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK