Sergi

Alvarlı Efe’nin Dizeleri, ‘Elin Dili’nde Yankılanıyor

  • #


Yazı: Ali Burhan EREN

Şair Nevî, hüsn-i hat sanatı için ‘elin dili’ diyor. Geçtiğimiz nisan ayının sonunda Erzurum’da, âlim, mürşit, mutasavvıf ve şair Alvarlı Efe Hazretleri ile ilgili düzenlenen kapsamlı anma etkinliğinin bir parçası da gelenekli Türk İslam sanatları sergisi oldu. Sergi, Alvarlı Efe’nin şiir ve sözlerinin, hat başta olmak üzere tezhip, şükûfe, ebru, çini ve naht sanatlarında yorumlanmış eserlerden oluştu. Efe Hazretleri’nin gönül diliyle söylediği nutk-u şerifleri, ‘elin dili’ ile birleşince sergi, simgeli anlatımların bulunduğu temaşa etmeye değer bir şölene dönüştü.

İlim, sanat ve kültür dünyasına eserleri ile hizmet vermiş, İslam medeniyetinin imarı ve ihyası için çaba sarf etmiş ve bu emekleri ile üzerimizde hakkı bulunan büyükler için zaman zaman anma etkinlikleri düzenlenir. Anılan kişiye duyulan vefayı izhar eden bu etkinlikler, o kişiye mahsus özgül değeri ne azaltır, ne de çoğaltır. Hangi formda ve hangi çapta olursa olsun bir anma etkinliği, anılan kişi için değil; o kişiyi ananlar ve o anma esnasında hazır bulunanlar, o anmaya şahitlik edenler içindir. Çünkü bir anma etkinliğine anılanın değil, onu anan kimselerin ve bu anma esnasında hazır bulunanın ihtiyacı vardır. Ve çünkü aslolan şey, anılan kişinin yazdığı, söylediği ve işaret ettiği her ne ise dikkatin ona çekilmesi, onun hatırlatılmasıdır. Anılan kişinin içinde yaşadığı zamana ve sonrasına emanet bıraktığı birikimin değerlendirilip tetkik edilmesi, nazarların onun ortaya koyduğu asara yöneltilmesi, bunun duyurulması ve yeniden hatırlatılmasıdır. İşte bir anma etkinliği, ister uluslararası devasa bir organizasyon, ister küçük çapta mahalli bir etkinlik olsun; bunları ne ölçüde ve hangi nitelikte gerçekleştirirse misyonunu o ölçüde yerine getirmiş olur.
Yakın dönemde ve bugün, ilim sanat ve kültür dünyasında eserleri ile yolumuzu aydınlatan büyükler için düzenlenen kimi anma etkinlikleri, bazen içerikleri bakımından zayıf kalarak ve anılan kişinin portresinin asli unsurlarını kaçırarak, bazen de popülizme kurban edilerek henüz gerçekleştirildikleri anda ölüyor; feyiz ve bereketten mahrum kalarak ne yapıldığı âna, ne de geleceğe bir iz bırakabiliyorlar. Siyasetin ve ‘marka değeri’ni artırma peşinde olan kimi kurum ve kuruluşların da ön ayak olup boy gösterdiği bu türden anma etkinliklerinin sıkça görüldüğü böyle bir zamanda, Nisan 2013 tarihinde Erzurum’da gerçekleştirilen bir anma etkinliği pek çok bakımdan örnek teşkil eden bir organizasyon olarak kayıtlara geçti.

Dört Başı Mamur Bir Anma Etkinliği

Alim, mürşit mutasavvıf ve şair kimliği ile bilinen, halk arasında yaygın olarak “Alvarlı Efe” ya da “Efe Hazretleri” ismi ile nam salmış Hâce Muhammet Lütfi Hazretleri ile ilgili gerçekleştirilen anma etkinliği, içeriği, katılımcıları ve düzenleyenleri bakımından hayli bereketli bir organizasyona sahne oldu. Sempozyum, konser, sergi ve el işi sergisinden müteşekkil anma etkinliğinin altında ise Erzurum Belediyesi, Atatürk Üniversitesi ve Avarlı Efe Hazretleri İlim ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın imzası yer aldı.
Alvarlı Efe’nin, şiirleri ile ilgili yapılan çalışmalardan onun mutasavvıf kişiliğine, bir alim ve mürşit olarak portresinden İstiklal Savaşı’nda cephede gösterdiği yararlılıklara kadar pek çok yönü, Erzurum Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen ve iki gün süren sempozyumda onlarca bildirinin konusu oldu. Bilim Kültür ve Sanat Derneği (BİKSAD) tarafından düzenlenen ve Alvarlı Efe’nin, Türk halk müziği ve tekke musikisi formlarında bestelenmiş güftelerini içeren konser ise, onun başka bir yönünü ortaya koydu. Ahmet Şahin ve Mehmet Kemiksiz başta olmak üzere, her iki musikimizin usta hanende ve sazendelerinin icra ettiği bu konser, Efe Hazretleri’nin nutk-u şeriflerinin etkisini ve bu eserlerin ne kadar sevildiğini göstermesi bakımından dikkat çekiciydi.

Onun ilim ve irfan mektebini bugün sürdüren Avarlı Efe Hazretleri İlim ve Sosyal Hizmetler Vakfı’nın kadın kolları tarafından, vakıf yararına düzenlenen bir el işi sergisi de yer aldı etkinlikte. El işi sergisi, kendi alanında niteliğe ve sunuma ilişkin bir ölçü vermesinin yanı sıra, sorumluluğun aile boyu paylaşıldığını, paylaşılması gerektiğini de gösterdi.


Sergi, Emanete Sahip Çıkıldığının Bir Nişanesi

Efe Hazretleri’nin eserlerini ve hizmetlerini bugünün dikkatine sunan bu anma etkinliğinin önemli bir parçası da gelenekli Türk İslam sanatları sergisi oldu. Hüsn-i hat, tezhip, şükûfe, ebru, çini ve naht sanat dallarında hazırlanan ve 69 eseri içeren serginin, bu sanatlarda ortaya konan benzer sergilerden ayrılan kendine mahsus özellikleri vardı.

Ardından bir anma etkinliği düzenlenen kişi, gelenekli ya da modern, plastik sanatlarda eser veren biri değilse, bir sergi ile anılması sık karşılaşılan bir durum değil. Tamamı Alvarlı Efe’nin Hulâsatü'l-Hakayık adlı eserinden seçilmiş, onun gönül diliyle söylediği şiir, beyit ve dörtlüklerinin hüsn-i hatla yazılmış ve tezhiplenmiş levhalarından oluşan sergi, ayet ve hadislerin yanı sıra şiir ve kelam-ı kibarı da hüsn-i hatla yorumlayan kadim geleneği sürdürmesi bakımından önem taşıyor.

Sergiyi anlamlı kılan bir diğer özellik, sergide eserleri yer alan sanatçıların, Alvarlı Efe Hazretleri Vakfı’nın Hekimoğlu Ali Paşa Külliyesi’nde faaliyete geçirdiği Uygulamalı Türk İslâm Sanatları Kütüphanesi’nde ve yine bu vakfın Konya’da açtığı Destegül Güzel Sanatlar Mektebi’nde sanat eğitimlerini tamamlayıp icâzet alan hattat, müzehhip, ebrucu, çinici ve nahhatlardan oluşması… İşte bu, ömrü boyunca çevresini ilim ve irfanla aydınlatan Alvarlı Efe’nin bıraktığı manevi mirasın, Hattat Hüseyin Kutlu Hoca’nın öncülüğünde verilen büyük gayret ve hizmetlerin de yardımıyla, yerinde kalmadığını, Efe Hazretleri'nin en güzel haliyle, bir ‘yâd-ı cemil’ ile anıldığını gösteriyor. Geleneksel usül ve terbiye ile yetişen onlarca sanatçının, onun hikmetli sözlerini, kesp ettikleri sanatları ile yeniden yorumlayarak Alvarlı’nın memleketinde bir sergi açmaları, bırakılan emanete sahip çıkıldığının bir nişanesi...
Sergi, İslam medeniyetinin bedii zevklerle ikame ve ihya edileceğine, ilm-i cemalin sanat ve incelikle olabileceğine de vurgu yapıyor. Sergi için hazırlanan albümün takdim yazısında bu konuya değinilerek, kalb-i selîme, akl-ı selim ve zevk-ı selim sahibi olmadan ulaşılamayacağını en iyi bilmesi gerekenlerin tasavvuf ve tarîkati meslek edinenler olduğu belirtiliyor ve şöyle deniyor: “Bu albümün bu cihete işaret eden bir yanı olduğunu da söyleyebiliriz. Günümüzde Müslümanların mensubu bulundukları dîni, bir medeniyet olarak idrak etmede büyük zorluklar yaşadıkları ne yazık ki acı bir gerçektir. Sanat ve estetiğin olmadığı yerde medeniyetten söz edilemeyeceğine göre, hâlâ bomboş duran bu sahayı artık fark etmenin zamanı geldiğini düşünmekteyiz. Efe Hazretleri Vakfı camiası olarak bu idrak ve anlayışla Efe Hazretleri’nin izinde yolumuza devam edeceğiz inşaallah.”

Sergi, Şiir-Hat İlişkisini Gündeme Getiriyor

Günümüzde geleneksel Türk İslam sanatlarında birkaç tema etrafında sıkışıp kalmış sergi açma uygulamasına yeni temaları işaret etmesi bakımından da önemli olan sergi, son yıllarda henüz hecelenmeye başlanan ve neredeyse bütünüyle bakir olan bir alanı, ‘şiir-hat ilişkisi’ni de gündeme getiriyor. Sergi onlarca eserden oluşan bir veri sunarak incelemeleri ve kafa yormaları için araştırmacıları ve kalem erbabını konuya davet ediyor bir bakıma.
Takip edebildiğimiz kadarıyla, artık yayınlanmayan Kaşgar edebiyat dergisinin yıllar önce küçük ölçekteki bir dosya ile gündeme getirdiği, Dursun Ali Tökel başta olmak üzere, henüz bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıdaki kalem erbabının eğildiği, ‘Hat sanatı şiir esteteğine ne katıyor?’ başlığı ile özetlenebilecek bu konu ile ilgili, örneklerden hareketle çözümlemelerin yapıldığı kapsamlı bir makaleye, bir araştırmaya maalesef imza atılmış değil.

Yazıldığı mekanın, okuyacak kişilerin görme uzaklığının ve işlevinin, hat yazı çeşitlerinin seçilirken önemli olduğu, geleneksel usül ve uygulamada bu anlamda genelgeçer bazı kaidelerin olduğu, konu ile ilgililerin malumu. Geçmişte, beyit ve kıtaların yaygın olarak talik yazı ile yazıldığı şiirde, yine de hangi tür şiirlerin genelde hangi yazı türü ile yazıldığı, vezinlerin simetrisinin hat istifinde neye tekabül ettiği ve bu anlamda yaygın yönelimlerin olup olmadığı, hala araştırılmaya, üzerinde söz söylenmeye muhtaç konular.

Bir sanat eseri olan şiir, başka bir sanat eseri olan hüsn-i hatla yazıldığında ortaya çıkan eser hat sanatının bir örneği olmakla beraber şiirde dile getirilen konunun, şairin hassasiyetinin ortaya çıkan hat eserinde ne ölçüde verildiği ve bu ilişkide şeklin içeriği yansıtıp yansıtmadığı sorularının, girizgâhını oluşturduğu şiir-hat ilişkisinin ortaya konmasında, Alvarlı Efe Hazretleri’nin şiirlerini onun açtığı iklimde yetişen sanatçıların sergi ölçeğindeki eserleri önemli bir veri ve bugüne ait bir kaynak olarak duruyor.
Sözün başında anma programlarının anılan için değil, ananlar ve anmaya şahitlik edenler için olduğunu söylemiştik. Alvarlı Efe Hazretleri için yapılan, katılımcıları ve içeriği bakımından hayli bereketli olan ve örnek teşkil eden bu anma etkinliğinde, sanatçılar ortaya koydukları eserler ile üzerlerine düşeni yerine getirmiş, emanete sahip çıkmış olduklarını gösterdiler. Şimdi sıra buna şahitlik eden bizlerde. Serginin albümünde yer alan takdim yazısının bitiminde, “O vadiden derlenen güldestemiz sizlere emanet olsun.” denirken, sergi ile muhatap olanların Efe Hazretleri’nin eserlerini okumaya davet edilmesinin yanı sıra, genelde klasik İslam sanatları, özelde hüsn-i hat ile arası epeyce açık olan kalem erbabı da konu ile ilgili düşünmeye ve yazmaya çağırılıyor; emanetin büyük kısmı onlara teslim ediliyor olmalı…

Sergide Eserleri Yer Alan Sanatçılar

Hamit Aytaç, Hüseyin Kutlu, Semih İrteş, Mamure Öz, Fevzi Günüç, Sadreddin Özçimi, Ali Rıza Özcan, Erol Dönmez, Şehnaz Özcan, Betül Kırkan, Feyza Kırkan, Ersan Perçem, Cavide Pala, Orhan Dağlı, Merve Altunel, Emine Sağman Şirvan, Selma Özpala, Yasin Kurt, Rüveyda Akkılıç, Esra Köksal, Güvenç Olbak, Habibe Kalafat, Mahmut Şahin, Hasan Mahmudov, Abdullah Aydemir, Nurdan Erkal, Vahide Karababa, Ayşe Feyza Dikmen, Sinan Doğan, Kenan Yüksel, Gül Dönmez, Havva Tuntaş, Hüsna Kolukısa, Zeynep Atabey, N. Hatice Yücel, Emine Karaman, Nurgül Bahriye Koyuncu, Feyza Kutlu, Hatice Gerçek, Nilüfer Kurfeyz, Selim Sağlam, Meltem Uçar, Ayşe Cömert, Mafirat Onat, Ayşe Nurgül Kabasakal, Zülal Çay, Süleyman Şenol, Abdülkadir Uçaroğlu, Zehra Karataş, Rabia Kunduz, Nadire Büyükşalvarcı ve Zeynep Adalı.

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 1157 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK