Sergi

Piri Reis’in Meşhur Dünya Haritası 500 Yaşında

  • #


Yazı: Serap TEKİN

2013, Dünya denizcilik tarihinde önemli izler bırakan kaptan, eşsiz bir kartograf ve deniz bilimleri üstadı Piri Reis’in, 1513’te Gelibolu’da çizip 1517’de Yavuz Sultan Selim’e sunduğu ve günümüze sadece bir parçası ulaşan ünlü dünya haritasının çizilişinin 500. yılı… UNESCO’nun 2013’ü Piri Reis yılı ilan etmesi dolayısıyla, düzenlenen etkinliklerin kayda değer olanlarından biri de, Topkapı Sarayı’nda açılan “Piri Reis Haritaları” sergisiydi. Sergide haritaları ve meşhur eseri Kitab-ı Bahriye’yi dünya gözüyle gördükten sonra, bu yılı fırsat bilerek onu ve hayatını daha yakından tanımak için rotamızı, ünlü denizcimizin hayatına ve eserlerine doğru çevirerek bir sefer düzenledik. Nice kitabın ve kütüphanenin kıyılarında demirleyerek gerçekleştirdiğimiz bereketli seferden, sizin için kıymetli bilgilerle döndük.
UNESCO, 2011 bitiminde Paris’te gerçekleştirdiği 36. Genel Konferansı’nda 2013 yılını, Piri Reis Haritası’nın çizilişinin 500. yılı nedeniyle ünlü denizcimizi ve haritasını anma ve kutlama yılı olarak kararlaştırdı. Bu karar gereğince de 2013 yılı, ünlü denizcimiz ile ilgili birtakım etkinliklere sahne olmaya başladı. Yıl bitimine kadar hangi çapta, daha ne etkinlikler düzenlenir bilinmez; ancak bugüne kadar yapılanların arasında en kayda değer olanı, Topkapı Sarayı’nda açılan sergiydi. 23 Ocak-11 Şubat tarihleri arasında Topkapı Sarayı Müzesi’nde açık kalan sergide Piri Reis’in haritaları ve eserleri sergilendi. Sergiyi ziyaret edenler, Topkapı Sarayı Kütüphanesi envanterinde bulunan Piri Reis’in, günümüz de hala diğer parçaları kayıp olan Orta ve Güney Amerika’nın doğu kıyıları ile Batı Afrika kıyılarını içine alan ünlü haritasının parçasını dünya gözüyle görme fırsatı buldu.

Tabii onun harita portolanlarının yanı sıra ünlü denizcimizin Akdeniz’i ekonomik ve içtimai yönleriyle anlattığı, iki farklı telifi bulunan ünlü Kitâb-ı Bahriye isimli kitabını da görebildiler. Daha önce ikişer kez İstanbul’da, ABD ve Avrupa’da, bir kez de Ankara’da sergilenen haritaları göremeyenler için bu yıl içinde bir fırsatları daha olacak. Topkapı Sarayı Müzesi Müdür Yardımcısı Gülendam Nakipoğlu, Piri Reis’in eserlerinin yıl içerisinde müzede tekrar sergileneceğini ve bu serginin daha kapsamlı olacağını söylüyor çünkü.

Piri Reis’in Hayatı da Haritaları Gibi

Piri Reis’in hayatı da haritalarının akıbetiyle aynı... Tıpkı kayıp harita parçaları gibi, onun hayatının kimi kesitleri de bugün malumumuz değil ve hayatına ilişkin bazı temel soruların cevapları henüz yok. Onunla ilgili ilk bilgilerimiz, dünyanın dört bir yanına seyahat ederken hazırlayacağı haritalar ve kitaplar için çalıştığı, notlar aldığı ve pek çok kaynak topladığı… Ve onun haritalarından oluşan sadece üç eserin günümüze ulaştığı… Ki bunların en önemlisi de bu yıl, çizilişinin 500. yılını kutladığımız ünlü dünya haritasıdır. Haritanın hem içerik hem de görüntü bakımından şiirlere konu olacak kadar bir sanat eseri niteliği taşıdığı… Denizcilik ilminde, yaşadığı zamanda derin bir bilgiye sahip önemli bir alim olduğu, ana dili dışında iyi derecede Rumca, İtalyanca, İspanyolca ve Portekizce bildiği… Devlet bünyesinde Hint Kaptanlığı, Kızıl ve Umman denizleri ile Basra Körfezi Amiralliği gibi hizmetler üstlendiği…


Ancak eserleri kadar hayat hikayesi de birçok eksik parçaya ve soru işaretine sahip. Tarihçiler, hayatındaki pek çok kesiti henüz bütünüyle çözebilmiş değil. Gözden ve yaşadığı dönemde gündemden nasıl ve neden düştü? Birden bire neden Hint Kaptanlığına getirildi? Çizdiği haritaların kayıp parçalarına ne oldu? Bu sorular büyük ölçüde henüz cevapsız. Hakkında yazılmış kurgusal hayat hikayelerinin aksine bilinen tek şey ise idama mahkum edilmesi ve idam edilen pek çok devlet ricali gibi bir nişanesiz mezarda metfun olduğu…

Endülüslüleri Gemilerle Afrika’ya Taşıdı

Doğum tarihi tam olarak bilinmese de kaynaklar, Piri Reis’in 1465-1470 yılları arasında Gelibolu’da dünyaya geldiğini kaydeder. İbn-i Kemal şöyle der: “Gelibolu’da doğan çocuklar timsah gibi su içinde büyürler. Beşikleri ecel tekneleridir. Sabah ve akşam gemi seslerinin ninnisiyle uyurlar.”1 Bu ninniyle uyuyup büyüyen Piri’nin asıl adı Muhittin Piri’dir. Babası Hacı Mehmet, o zamanların ünlü denizcilerinden Kemal Reis’in erkek kardeşidir. On iki yaşına geldiğinde denizcilik mesleğine amcası Kemal Reis’in yanında, o asrın geleneğine uygun olarak korsan olarak başlamış, ondört yılını da korsanlıkla geçirmiştir. Bir süre Sicilya, Korsika, Sardunya, Fransa kıyılarına yapılan akınlara katılmıştır. 1486’da Endülüs’te Müslümanların hakimiyetindeki son şehir olan Gırnata’da katliama uğrayan Müslümanlar Osmanlı Devleti’nden yardım isteyince o yıllarda deniz aşırı sefere çıkacak donanması bulunmayan Osmanlı Devleti, Kemal Reis’i Osmanlı bayrağı altında İspanya’ya göndermiş ve bu sefere katılan Piri Reis amcası Kemal Reis ile birlikte Müslümanları İspanya’dan Kuzey Afrika’ya taşımışlar, onları katledilmekten kurtarmışlardır.

Venedik üzerine sefer hazırlığına girişen İkinci Beyazıt fütuhata devam etmek maksadı ve deniz kuvvetlerini güçlendirmek emeliyle Akdeniz’de korsanlık yapan denizcileri Osmanlı donanmasına çağırması üzerine 1494’te amcası Kemal Reis’le birlikte Piri Reis, padişahın huzuruna çıkmış ve birlikte Osmanlı donanmasının resmi hizmetine girmişlerdir. Piri Reis Osmanlı donanmasının Venedik donanmasına karşı sağlamaya çalıştığı deniz kontrolü mücadelesinde Osmanlı donanmasında gemi komutanı olarak yer almış ve ilk kez savaş gemisi kaptanı olmuştur. Yapılan başarılı savaşlar sonucu Venedikliler barış istemek zorunda kalmış, iki devlet arasında barış antlaşması yapılmıştır.

Piri Reis’in 1500’de Modon Kalesi’nin fethi sırasındaki gayretlerinden, Şair Safâi, Fethnâme-i İnebahtı ve Moton adlı eserinde övgüyle bahsetmiştir. Yine ünlü denizcimiz, Navarin Kalesi’nin Kemal Reis tarafından geri alınması haberini İstanbul’a götürmüş, İkinci Beyazıt Han’ın huzuruna çıkmıştır. 1511’de amcası Kemal Reis’i bir deniz kazasında kaybettikten sonra Piri Reis’in Gelibolu’ya gittiğini ve burada bir müddet inzivaya çekildiğini görürüz. İlk eseri olan dünya haritasını da işte burada, bu inzivaya çekildiği dönemde çizmiştir. Yavuz Sultan Selim’in (1512-1520) Mısır seferin sırasında Cafer Ağa kumandasındaki filoya dahil olarak Nil yolundan Kahire’ye gitmiş, Cafer Ağa’nın huzura kabulü sırasında haritasını Yavuz Sultan Selim’e sunmuştur. Piri Reis, 1517’de haritasını padişaha sunduktan sonra bir yandan gemi reisliği ve filo komutanlığı yapmış, bir yandan da ilerde yazacağı Kitab-ı Bahriye’sinde kullanacağı bilgiler için araştırma ve inceleme çalışmalarını sürdürmüştür.


Savaş Stratejisinin Bedelini Hayatıyla Ödedi

1521’e gelindiğinde Kitab-ı Bahriye’nin yazımını ana hatlarıyla tamamlamıştır. Ancak kitap son şekli verilmemiş haldedir henüz. Bu yüzden de istinsah edilerek çoğaltılmamış, tek bir nüsha halindedir. 1524 yılında kendisine verilen bir görev, kitabının Kanuni Sultan Süleyman’a sunulmasına ortam hazırlamıştır ki özetle şu şekilde gelişmiştir. Kanuni Sultan Süleyman, Vezir-i Azam İbrahim Paşa’yı, Mısır Beylerbeyi Ahmet Paşa’nın isyanı üzerine Mısır’a göndermiştir. İbrahim Paşa kara yerine deniz yolunu kullanarak daha kısa sürede Mısır’a varma arzusundadır. Fakat kötü hava koşulları Paşa’yı, Marmaris’ten sonra karayolunu kullanmak zorunda bırakmıştır. Bu deniz yolculuğu, Piri Reis’in İbrahim Paşa tarafından tanınmasına vesile olmuştur. Piri Reis’in sefer esnasında karşılaşılan sorunlarda sık sık kendi yazılarına müracaat etmesi Paşa’nın dikkatini çekmiş, müsveddeleri inceleyerek Piri Reis’e notlarını temize çekip kitap haline getirmesini tavsiye etmiştir.

Bu sözlerden kuvvet bulan Piri Reis Gelibolu’da düzenlediği Kitâb-ı Bahriye’yi İbrahim Paşa vasıtayla Kanuni Sultan Süleyman’a takdim etmiştir. Daha sonra eserinin önsözüne eklediği bilgiden, eserin padişah tarafından takdirle karşılandığını öğreniyoruz. Ancak bu takdir dolu günler çok uzun sürmez. Çünkü İbrahim Paşa’nın öldürüldükten sonra kendisi de gözden düşmüştür. Fakat her zaman Barbaros Hayrettin Paşa’nın koruması altındadır ve güvendedir. 1546’da Barbaros Hayrettin Paşa’nın vefatının ardından son Hint Denizleri Kaptanlığı’na getirilmiştir ve bu onun son yükselişidir.

1552’de bu görevde iken Umman ve Basra üzerine 30 gemiyle çıktığı seferde Hürmüz Kalesi’ni kuşatmıştır. Üstün Portekiz donanmasının baskın yapması imkan dahilinde olması ve mevcut Osmanlı donanmasının Portekiz donanması ile baş edebilecek yeterlilikte olmaması dolayısıyla Piri Reis düşman karşısına daha güçlü çıkmak düşüncesi ile donanmasını Basra Körfezi’nde bırakarak mevcut filodan üç gemi seçerek Süveyş’e, oradan da karayoluyla Kahire’ye ulaşır. Lakin burada hiç iyi karşılanmamıştır. Çünkü onun bu stratejisini yanlış bulan Mısır Beylerbeyi Davut Paşa, Piri Reis’i bu hareketiyle sorumluluğu altındaki donanmayı savaş meydanında bırakıp kaçmış bir kumandan gibi telakki etmiş ve onu hapse attırmıştır. Kanuni Sultan Süleyman’a bu şekilde beyan verilmiş ve Mısır Divanı’nda ölümle cezalandırılmıştır. Vefat ettiğinde seksen yaşının üzerinde olan ve hiç varisi olmadığı için terekesine devlet tarafından da el konulan Piri Reis, dört asır sonra eserleriyle yeniden dirilmek üzere, 16’ncı asrın tarihine gömülmüştür.

Dünya Haritası Nasıl Keşfedildi?

Piri Reis’in ünlü haritasının parçası, Topkapı Sarayı’nın kadim eserler müzesi haline getirildiği sıralarda Milli Müzeler Müdürü Halil Edhem Bey tarafından 1929 tarihinde Berlin Üniversitesi profesörlerinden Adolf Deismann’ın ricası üzerine Harem dairesinde tesadüfen bulunur. İstanbul’da bulunan Paul Kahle, haritayı inceleme fırsatı bulur ve haritanın 1498’de Kristof Kolomb’un yaptığı ancak günümüze ulaşmayan Dünya haritasının kısmen kopyası olduğunu belirtir. Bu bilgi, bilim çevrelerinde ve basında büyük ilgi toplar ve birçok yayınla dünyaya duyurulup, tanıtılır. Türk Tarih Kurumu tarafından harita büyük bir itina ile bastırılır. Harita etrafındaki detaylı bilgi notu, haritanın tarihi ve sahibi konusunda hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekildedir: “İş bu haritayı Kemal Reis’in erkek kardeşinin oğlu sanıyla ünlü Hacı Mehmet’in oğlu piri 919 yılı Muharreminde Gelibolu’da yazmıştır.”

Deve derisi üzerine 9 ayrı renk kullanılarak itina ile çizilmiş olan haritanın kalan parçası, 63x89.3 cm ebatlarındadır ve üst kısmı koparılmıştır. Eldeki mevcut parçanın tam olarak haritanın kaçta kaçı olduğu sadece tahmini ve bazı hesaplara dayanarak söylenmektedir. Kimilerine göre parça bütünün üçte biri, kimilerine göre ise sekizde biridir. Haritadaki haşiyelerden bazı kısımlar okunamadığı için kayıp parçalara ne olduğu muammadır. Ancak haritanın tamamının Mısır’da Yavuz Sultan Selim’e bizzat kendisi tarafından takdim edildiği kesindir ve bunu Kitâb-ı Bahriye’sindeki şu cümlelerde de ifade eder: “Bu fakir dahi mukaddema bir hartı bünyad edip şimdiden olan hartılardan ezaf muzaaf ziyade türlü tasarruflar gösterip Hind ve Çin bahırlerinin taze çıkan haritaları ki diyarı rumda kimesne anı bu zamana dek malum edinmemiştir anları da bile kaydedip…”3 Haritanın günümüze kalan parçasında enlem ve boylam derece bölümleri yoktur. Üçü küçük, ikisi büyük 5 rüzgar gülü ve çeşitli yön çizgileri bulunmaktadır. Bilindiği kadarıyla portulan tarzı yapılan haritalarda 17 rüzgar gülü vardır. Bu da gösteriyor ki eğer parçaların tamamı günümüze ulaşsaydı elimizde bütün bir dünya haritasının portulanı olacaktı.
Piri Reis haritasının kenar yazısında, Kristof Kolomb’un haritasından ve Portekiz haritalarından istifade ettiğini belirtmiştir. O devirde denizciler gittikleri ülkeleri tanıyabilmek için, portulan yani resmedilmiş haritalar kullanıyordu ki ve o zamanlarda portulanlar denizciler için çok önemli kaynaklardı. Portulan bir harita olan Piri reis haritası da sanki bir tablo gibi bir çok renkli resimlerle ve açıklayıcı yazılarla süslüdür. Bunlar hayali insan ve hayvan resimleri bu resimlerin ve ilgili yerlerin yanına ne zaman kim tarafından keşfedildiğine, bu yerlerin özelliklerine, kimlerden faydalandığına dair notlar yazmıştır.

Haritaya bakıldığında Portekiz, Marakeş ve Gine merkezlerine birer hükümdar resmi konulmuştur. Afrika kısmına bir fil ve devekuşu Güney Amerika'da lama ve puma resimleri denizlerde ve sahillerde bir çok gemi resmi, haritanın kuzey tarafına büyük bir balığın üzerinde ateş yakmakta olan bir kadınla bir erkek o civarda bir kayık ve içinde üç kişi bulunan büyük bir gemi resmi yaparak yanına yazdığı notta orta çağda çok intişar etmiş binbir gece masallarına geçmiş olan Santo Brandan efsanesini hikaye etmiştir. Güney Amerika sahillerine yakın yapılmış olan bir gemi resminin yanına yazdığı notta oralarda fırtınaya tutulmuş olan bir gemicinin haritasında yazılmış olan malumatı hülasa etmiştir. Santiano adası civarında yapılan bir gemi resminin yanına Portekiz’de yetişmiş bir Cenevizlinin bu adaları bulduğunu eklemiştir.

İkinci Eseri Kitâb-ı Bahriye

Yukarıda Piri Reis’in kısa hayat hikayesini anarken belirttiğimiz üzere, Kitab-ı Bahriye İbrahim Paşa’nın tavsiyesi üzerine 1521’de kaleme alınmıştır. Eserin 1562 de ikinci telifini de tamamlayarak Kanuni Sultan Süleyman’a takdim etmiştir.Her iki telife ait nüshalar günümüze ulaşmıştır. Fakat kendi el yazması olan özgün Kitab-ı Bahriye bulunamamıştır. Piri Reis’in kitabı o zamanlar Ege ve Akdeniz kıyılarında bulunan şehir ve memleketleri tarif eden kendi çizdiği ve resmettiği portulan haritaları aynı zamanda da denizciliğe ve gemiciliğe dair önemli bilgileri içermektedir. Bu kitap hem o asrın en mütekâmil haritacılık tekniği olan portulan çizimi açısından hem de içeriği bakımından essiz bir eser niteliğindedir. Kitap içerik olarak deniz kılavuzu olmasının yanında, mükemmel bir coğrafya kitabıdır. Ayrıca seyahat kitabı da diyebiliriz. Eser, bir bakıma o yıllarda bugünkü bilim adamı dikkati ve anlayışı ile hazırlanmış nadir yapıtlardan biridir.

Eserin matbu ilk örneği 1935 tarihlidir. Türk Tarih Kurumu tarafından yapılan baskının önsözünde yer alan şu ifadeler Piri Reis’e ve onun eserlerine Cumhuriyet’in ilk yıllarında yöneltilen bakışı vermesi bakımından da manidardır: “Türk milletinin yetiştirdiği en ulu deha, (Ne mutlu Türküm diyene) vecizesiyle asırların edebiyatına sığamayacak kadar geniş bir hakikati hulasa ederken yalnız gönlünün okyanusunda köpürüp taşan sevgiden değil, muasır ilmin hakiki vesikalarına müstenit sarsılmaz bir imandan ilham alıyordu.”

Kitab-ı Bahriye 84 sayfadan oluşan 23 fasla ayrılmış ve 972 beyitlik bir mukaddime ile başlamaktadır. Afet İnan, konu ile ilgili eserinde Kitab-ı Bahriye’nin mukaddimesindeki fasılların içeriğini şu şekilde özetlemiştir:

Kitab-ı Bahriye’de Neler Var?

1 ve 2. fasıllarda; kitabı yapmaktaki maksadı ve amcası Kemal Reis’le beraber denizlerde yaptıkları anlatılmıştır. 3-4 ve 5. fasıllarda; fırtınaya, rüzgârlara ve pusulaya dair bilgiler verilmektedir. 6 ve 7. fasıllar; haritalara ve haritalardaki remizlere dairdir. 8. fasılda; dünyayı kaplayan denizlerin dörtte birinde kıtaların olduğu bilgisi verilir ve yedi deniz de isimleri ile kaydedilmiştir. 9. fasılda; Portekizlerin coğrafi keşiflerine değinilmektedir. 10. fasılda; Habeş memleketi Ümit Burnu’na kadar uzatılarak Hollandalılar ve Portekizlilerin Kızıl Deniz’de Cidde’ye kadar geldikleri bilgisi ve Türklerinin bunları oralardan uzaklaştırmaları temennisi yer alır. 11.fasılda; kendisinin “Heyet Topu” dediği mücessem kürede, kutuplar, medarlar istiva hattı ve Portekizlilerin bunlar hakkındaki bilgileri işlenir. 12. fasılda; Portekizlilerin kendi memleketlerinden Hindistan’a, müsait mevsime göre nasıl sefer yaptıkları, gayet faydalı bir şekilde anlatılır. 13. fasılda; umumiyetle denizler hakkında bilgiler verilerek rivayetlere dayanan gemici hikâyeleri anlatılır. Aynı zamanda Çin Denizi’nden bahsedilerek burası doğunun nihayeti addedilerek Çin halkı, adetleri ve çinicilik sanatı hakkında malumat verilir. 14 ve 15. fasıllarda; Hint Denizi ve oralardaki mevsim rüzgarlarının izahı tamamen şimdi bilinenlere uygun bir tarzda beyan edilmiştir. Ayrıca Kutup Yıldızı hakkında da bilgi verir. 16. fasılda; Basra Körfezi ile ilgili i işitilenlerden hareketle verilen bilgilerin yanı sıra, buradan nasıl inci çıkarıldığı hususunda bilgiler de yer alır. 17, 18, 19 ve 20. fasıllarda; Hint Okyanusu’na “ Bahri Zence” adı verilerek sahil ve adalardan bahsedilir. 21, 22 ve 23. fasıllarda; ise Atlas Okyanusu Bahri Mağrib ve Bahri Azam diye iki kısımda anlatılır ve denizin öte ucunda Antilya Kıtasının bulunduğu belirtilir.

Piri Reis, Bu 84 sahifelik kısımda, kendi zamanının bütün deniz bilgilerini vermeye çalışmıştır. Kitabın asıl metni ise 85. sayfadan itibaren başlar ve 848. sayfada sonlanır. Bu kısım gemiciler tarafında kolaylıkla okunup kullanabilsin diye nesir halinde yazılmıştır. Kitap Akdeniz sahillerinde Sultaniye ve Kilid’ül Bahr Kaleleri ile başlayıp kuzey sahilleri boyunca Ege Denizi, Yunanistan, Adriyatik kıyıları, Kıbrıs, Ege Denizi’nin Anadolu sahillerindeki ada, körfez ve limanlarını ayrıntılı olarak tanıtır. Şehir portulanlarında önemli binaların resimlerini de belirtmiştir. Şehirler hakkında özellikle limanlar hakkında bilgileri de eklemiştir.

Yeni Dünya Önce Onun Haritasında Yer Aldı


Piri Reis bu haritasını birinci dünya haritasından yaklaşık on beş yıl sonra 1528’de Gelibolu’da yapmıştır. Bu haritanın sadece ilki gibi bir kısmı günümüze ulaşmış ve diğer parçaları kayıptır. Üst ve sol parçası olduğu tahmin edilen haritanın ihtiva ettiği kısım Atlantik (Atlas) Okyanusu’nun kuzeyi, Kuzey ve Orta Amerika’nın o sıralarda Avrupalılar tarafından henüz keşfedilmemiş sahilleridir. Bu haritada dört rüzgar gülü vardır. Birinci haritada görülmeyen sereta medarı olarak bilinen yengeç bu haritada çizilmiştir. Yengeç dönencesinin çizilmiş olması kopuk kısımlarda ekvator ve oğlak dönencelerinin de çizilmiş olabileceğini düşündürmektedir. Harita ceylan derisi üzerine 8 renk kullanılarak boyanmış Osmanlı tarzı bir çerçeve ile süslenmiştir. İlk haritadan daha itinalı çizilmiştir. Çerçevenin sadece kuzey ve batı olması, bunun da bir parça olduğunu göstermektedir. Birinci de olduğu gibi Piri Reis’in ismi ve haritanın tarihi yer almaktadır. Bu harita ilkine göre daha büyük ölçekli hazırlanmış ve daha gerçekçi olarak çizilmiştir. Günümüzde kullanılan tekniğe daha uygun çizilmiştir. Bu harita Kuzey Amerika’nın günümüze ulaşan ilk ilmi haritası olması bakımından büyük önem taşımaktadır. İkinci Harita da Piri Reis, zamanında yapılan keşifleri ilgiyle takip ederek birinci haritasında Kristof Kolomb’un haritasına itimad ederek, yanılmış olduğu yerleri ikinci haritadan doğru tespit etmiştir. Keşfedilmiş yerleri göstermiş, keşfedilmeyen tarafları hiç çizmemiş ve haritanın üzerinde buraları beyaz bırakmıştır. Ayrıca bu yerleri bilmediği için çizmediğini de düştüğü notta belirtmiştir. Bu haritanın diğer haritasına oranla teknik açıdan hatasız olduğu söylenebilir ki haritacılık ilmi bakımından değerine paha biçilemez.

DİPNOTLAR: * İSMEK Giyim Branşı Usta Öğreticisi 1) İnan Afet,“Türk AmiraliPiri Reis’in Hayatı ve Eserleri “TTK Basım evi 1954 Ankara s. 6 2) (2) Ülkekul, Cevat” XVI. Yüzyılın Denizci bir Bilim Adamı Yaşamı ve Yapıtlarıyla Piri Reis” Cilt 1 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları 7/2007 s.93. 3) (4) Piri Reis Kitabı Bahriye s.5 KAYNAKLAR: 1) İnan, Afet “Türk AmiraliPiri Reis’in Hayatı ve Eserleri “ TTK Basım evi 1954 Ankara s. 6-9-12-14-15-17-22-23-24-30-53 2) Ülkekul, Cevat” XVI. Yüzyılın Denizci bir Bilim Adamı Yaşamı ve Yapıtlarıyla Piri Reis” Cilt 1 Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yayınları 7/2007 s. 93-96-103-179-185-187-189 3) Ülkekul, Cevat “Büyük Türk Denizcisi Kemal Reis” Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 5/2007 4) Piri Reis Haritası Hakkında İzahname“ TTAK yayınları No:1 s3-4-5-6 5) Çığ, Muazzez İlmiye ” Piri Reis Haritası üzerinde Amerika’da yapılan geniş ve derin çalışmaları içern eski deniz krallarının haritaları” Belleten, C.LVI, Ağustos, Sayı:216’dan ayrıbasım TTK Basımevi-Ankara 1992 s 409-410-411-413 6) Reis Piri “Kitab-ı Bahriye “TTK – Ankara 1. Baskı 1935 7) Reis Piri” Kitab-ı Bahriye “TTK – Ankara 2. Baskı 2002 8) Ezgü, Fuad “Piri Reis”, İslam Ansiklopedisi, MEB 1964 CIX s561-565 9) Cezar ,Mustafa, Mufassal Osmanlı Tarihi CiltII Seher matbaası İstanbul 1958 s1005 10) Duman, Faruk Piri Reis Yedi Deniz Can Yayınları İstanbul 2005 1.Basım 11) Orhonlu, Cengiz Hint Kaptanlığı ve Piri Reis Belleten TTK yayınları Cilt XXXIV, Sayı 133-136 Ankara, 1970 s.48-58 12) Aksaray, y.Bülent, “Piri Reis’in Yaşamı, Yapıtları ve Bahriyesinden Şeçmeler” Piri Reis Araştırma Merkezi Yayını, Sayı:7 , İstanbul, 2007 s.48-58 12.Reis Piri Kitab-ı Bahriye İ.Ü 6605 s5b 13) Öztuna, Yılmaz “Başlangıcından zamanımıza Kadar Türkiye Tarihi” C VI.Hayat Kitapları, İstanbul, 1965 14) Prof. Dr. Ak, Mahmut – Demirsoy, Soner “Yedikıta dergisi” Şubat 2013 Sayı 54 15) Deniz Ticaret Dergisi Nisan 2012 16) Unesco resmi sitesi 17) Topkapı Sarayı Müzesi Piri Reis Haritaları Sergi broşürü 18) Öğ. Tğm. Tantıvermiş, Abdullah “ Yakamoz Dergisi “ Ocak 2012 Sayı 43 Deniz Lisesi Komutanlığı 19) Prof. Dr. Önalp, Ertuğrul Ankara Üni.” Piri Reis’in Hürmüz Seferi ve İdamı Hakkındaki Türk ve Portekiz Tarihçilerinin Düşünceleri “ Yazısı 20) Özen, Mine Esiner , “Piri Reis ve Müntehab-ı Kitab-ı Bahriye” Osmanlı Bilimi Araştırmaları VII-2, 2006

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 1782 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK