Sergi

Aşk-ı Nebî ve Zikir Taneleri

  • #


Yazı: Ahmet MUTLU

“Mahlûkatın sayısı kadar Allah’a giden yol vardır.” derler. Allah’ın el-Mübdi isminin tecelli ettiği her sanat eseri kadar da Allah’a giden yol vardır. Bir Hilye-i Şerif, onu seyreden muhatabı farkına varmasa da, elinden tutar ve Allah’a giden bir yol açıverir önüne. Koleksiyoner Mehmet Çebi de, her biri önümüzde yeni bir yol açan, açtıkları yollarda bir de kılavuz olan Hilye-i Şerifler ile tespihlerden oluşan bir sergi düzenledi. 500 eserden oluşan Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri, dünyanın en büyük Hilye-i Şerif sergisi olma özelliği de taşıyor.

1970’li yıllarda evimizde birçok hat levhası vardı. Ne yazdığını ben bilmezdim, fakat aile büyüklerimizin tavırlarından hürmete layık olduklarını hissederek yaşardık. İsimleri yazan büyüklerin şahs-ı manevilerine bir edepsizlik olmasın diye, levhaların üzerinde sürekli bir örtü bulundurulurdu. Cuma günleri, kandil geceleri, bayram sabahları ya da sair zamanlarda misafir ağırlandığında açılırdı levhaların örtüsü. Bilhassa Hilye-i Şeriflerin; ashabın, pirânın ve meşayıhın isimlerinin yazılı olduğu levhalar.
O yıllar, maddi yoksulluk ve muhtelif sıkıntılar, hem sanatla hem de sanat eserlerinin oluşmasına zemin hazırlayan kadim medeniyet anlayışıyla biraz ters düşse de; gayretli sanatkârlar ile evinde, dükkânında, çeyiz sandığında bu eserleri muhafaza eden kültür adamları sayesinde bu anlayış, yok olmaktan kurtuldu. Günümüzde ise klasik Türk İslam sanatlarında verilen eserlere gösterilen ilgi oldukça fazla. Bu ilgisi lise yıllarında başlayan Mehmet Çebi de, binlerce “hat”tı, çeşit çeşit tespihle zikredebileceği bir koleksiyonun muhafızlığını yapıyor.

Çebi’nin Elinden de Birçok Hat Tutmuş

Mehmet Çebi, Bakırköy İmam Hatip Lisesi’nden mezun olduktan sonra İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni kazanır. Fakültenin Beyazıt’ta olması, bir medeniyeti Çebi’nin elinin altına sunar: Camiler, çeşmeler, kütüphaneler ve bilhassa ayaklı kütüphaneler…

“Fakülte yıllarımda Çınaraltı’na ve Sahaflar Çarşısı’na gide gele, lise yıllarından itibaren sanata olan merakım artarak devam etti. O yıllarda Çınaraltı ve Sahaflar Çarşısı, klasik sanat eserlerinin alınıp satıldığı en önemli merkezlerin başında geliyordu.” sözleriyle sanatla ünsiyetinin pekiştiği mekânları anan Çebi, ilk göz ağrılarına da oralarda sahip olur. Çebi, öğrencilik yıllarında, önemli sayılabilecek ilk hat, ferman ve tespihlerini bu çarşılardan almaya başlar.
Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde okuyan bir gencin ilgisi, klasik sanatlardan ziyade tarihle, biraz sosyolojiyle ve hatta ülkelerin idare biçimleriyle paralel olmalı değil mi sorusu gelebilir zihinlere. Aslında hüsn-i hat da, farklı bir gözle bakıldığında hem bin yıllık bir tarihi ihtiva ediyor bünyesinde, hem de sosyolojik neticeler sunuyor.

Çebi de bu bakış açısıyla, belki de bir refleks olarak bu ilgide ısrar etmiş. Çebi, bu ısrarını, şu şekilde izah ediyor: “Almış olduğumuz kültür ve bilgi, daha lise yıllarında bizi bu sanatlara sevk etmeye başlamıştı. Hem medeniyet, hem de maneviyat dünyamıza hitap eden sanat dallarımızın başında da hüsn-i hat geliyordu.”

Beyazıt’tan Yola Çıkan Hat Koleksiyonu

1980’lerin ikinci yarısında ilk hat eserini alarak yola çıkan Çebi, günümüzde binlerce levhaya sahip. Klasik ve modern eserlerden oluşan koleksiyonunda hangi usta hattatların eserleri yok ki! Hafız Osman, Mahmut Celaleddin, Kazasker Mustafa İzzet, Mustafa Halim Özyazıcı, Hamid Aytaç...

Çebi, bu üstatların yanı sıra, günümüzün önemli isimlerinin levhalarıyla da koleksiyonunu zenginleştiriyor. Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, Fuat Başar gibi kıdemli hattatlarımızla birlikte, Müslüman coğrafyasından Cuma Muhammed Hemahir, Ahmet Felsefi, Muhammed Cevadzade gibi hattatların da eserleri var Çebi’de. Mehmet Bey, eser biriktirmekle kalmayıp İslam sanatlarında üretilen eserler dünyanın her köşesine ulaşsın diye onlarca sergi düzenleyip koleksiyonundaki eserleri sanatseverlerle buluşturmuş.

Sergi, Başbakan'ın İsteğiyle Düzenlendi

Mehmet Çebi, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Dubai’nin hemen yanında Sharjah İslam Medeniyetleri Müzesi’nde düzenlediği bir sergide, Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüşür. Düzenleyeceği diğer sergiler hakkında Çebi’den bilgiler alan Erdoğan, yeni sergilenecek eser sayısını da sorar. Erdoğan, “64” cevabını alınca, çok daha geniş kapsamlı bir sergi yapılmasını arzu ettiğini belirtir. Çebi de “Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri” sergisi için kolları sıvar.
Bu vesileyle Çebi, Başbakan Erdoğan’ın da arzusu üzerine dünyanın en büyük Hilye-i Şerif ve tespih sergisini düzenledi. Başbakanlık himayesinde 26 Ocak 2013 tarihinde Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen serginin açılış törenine, sanat ve siyaset dünyasından birçok ismin yanı sıra sanatseverler de yoğun ilgi gösterdi. Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Erdoğan'ın kızı Sümeyye Erdoğan’ın da hazır bulundukları törende Erdoğan, açılış kurdelesini, “Kültür dünyamıza zenginlikler katmasını temenni ediyorum.” duasıyla kesti.

Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri sergisinde yaklaşık 200 adet Hilye-i Şerif sanatseverlerle buluştu. Hasan Çelebi, Hüseyin Kutlu, Fuad Başar, Turan Sevgili, Hüseyin Gündüz gibi kıdemli hattatlarımızla birlikte, onların öğrencileri olan Gürkan Pehlivan, Levent Karaduman, Mithat Topaç, Hüseyin Hüsnü Türkmen gibi genç hattatların da Hilye-i Şerifleri sergide yer aldı. Osmanlı döneminden kalma tespihlerle bu günün tespih ustalarından Zekai Şenyurt, Hüseyin Çelik, İmdat ve Feyzullah Kalaycı ile Bünyamin Usta gibi sanatçılarının tespihleri de sanatseverlerin, bilhassa Başbakan Erdoğan’ın beğenisine mazhar oldu.

Mehmet Çebi’nin sergisi, 200 adet Hilye-i Şerifle birlikte 300 adet de tespihten oluştu. Kadim kültürümüzün mühim bir parçası olarak günümüze kadar gelen tespih sanatında, Çebi’ye göre bilinen önemli koleksiyonerlerin hemen hepsi erkeklerden oluşuyor ama bu, hanımların tespihe ilgisiz oldukları anlamına gelmiyor.
“Çok sayıda tespih sever hanımefendinin olduğunu biliyorum.” diyen Çebi, bir de müjde veriyor: “İnşallah, İstanbul’da bir tespih müzesi açma düşüncemiz de var. Müze, sergide gördüğünüz tespihlerle birlikte mercan, kehribar, kuka, bağa, fildişi, necef gibi malzemelerden yapılmış daha birçok eserlere beraber, günümüz sanatçılarının yaptığı balık dişi, fildişi, kehribar, gergedan boynuzu, anber tespihlerden oluşacak. Müze açıldıktan sonra, hanımların ilgisinin artacağını tahmin ediyorum.”

Klasik ve Modern Bir Arada

Mehmet Çebi’nin diğer sergilerinde olduğu gibi Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri’nde yer alan Hilye-i Şeriflerin arasında da klasik tarzın yanında modern ve boyut kazandırılmış eserler de bulunuyor. Son dönemde özellikle genç hattatlar tarafından yazılan özgün ve modern Hilye-i Şerifler için, olumlu görüş bildiren sanatseverler de var, “klasiğe halel getiriliyor” düşüncesinde olanlar da. Gerek koleksiyoner, gerekse sanatsever olarak bu husustaki düşüncelerini merak ettiğimiz Çebi, sanatta çeşitliliğin önemli olduğunu ifade ediyor.

Klasik Hilyenin 17. yüzyıldan beri binlerce hattat tarafından yazıldığını ve yazılmaya da devam edeceğini belirten Çebi, “Bir şey güzelse, tutuluyorsa klasik oluyor malumunuz. Bu yol çok kuvvetli bir şekilde bu gün de devam ediyor. Ama bu, yeni, özgün, modern denemelerin yapılmayacağı anlamına gelmemeli. Günümüz sanatçıları bu manada yeni eserler de ortaya koyma çabasında olmalı ki, sanat gelişerek ve çeşitlenerek devam etsin.” diyerek fikrini beyan ediyor.
Bununla birlikte Çebi’ye göre, modern bakış açısıyla tasarlanan Hilyeler, kimi sanatçıların savunduğu gibi klasiğe halel getirmiyor. Modern veya özgün Hilye diye ifade edilen Hilyelerin de hat kuralları dâhilinde icra edildiğini belirten Çebi, sözlerine şu şekilde devam ediyor:

“Bunları üreten sanatçıların hepsi klasik manada eğitimden geçmiş, icazetlerini almış hattatlar. Ortaya çıkan görüntü yeni olduğu ve daha öncekilere benzemediği için modern eserler diye telakki ediliyor. Ben de size soruyorum; sanat zaten böyle bir şey değil mi? Gelişen, tekâmül eden, dönüşen, tekrara düşmeden yeni şeyler ortaya koyulması gereken bir şey değil mi sanat?”

Bizim milletimizin, temeli asırlar öncesinde atılan tefekkürü, Mehmet Çebi’nin Aşk-ı Nebi ve Zikir Taneleri sergisi ile bir kez daha somutlaştı. Dünyanın dört bir yanından hattatların ve tespih ustalarının eserleri, bu sergi vesilesi ile üzerlerindeki hicap örtüsünü kaldırttı, beğeni topladı. Bir sonraki sergilerde, Hilye-i Şeriflerin de bizleri beğenmesi temennisi ile…

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 1108 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK