Müze

Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’nde Kıyafetten Keyfiyete Yolculuk

  • #


Yazı: Hatice ÜRÜN    Fotoğraflar: Mustafa İPEK

Fatih Sultan Mehmed Han’ın muallimlerinden ve Divan edebiyatının önemli şairlerinden Şair Ahmet Paşa’nın, Osmanlı mimari üslubuyla yaptırdığı tarihi medresesi, 2004 yılından beri güzel bir müzeye ev sahipliği yapıyor. Bursa’nın ve ülkemizin ilk ve tek özel etnografya müzesi olma özelliğini taşıyan Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’nde, 17. yüzyıl halk kültürümüze ait yüzlerce obje ve kıyafet sergileniyor. Müzede, o dönemlerde kadınların, erkeklerin, çocukların ve hatta o günkü Yahudi ve Hıristiyan din adamlarının kullandıkları kıyafetler arz-ı endam ediyor. Anadolu’nun ve Balkanların çeşitli yörelerinde incelemeler yaparak 300 kadar kıyafeti kendi çaba ve gayretiyle bir bütün haline getiren Esat Uluumay’ı ve müzesini, Bursa’da ziyaret ettik.
Bursa Muradiye Mahallesi Şair Ahmet Paşa Medresesi’nde, Kafkasya’dan Macaristan’a, Irak’tan Yemen’e kadar halkın “adamlık veya yabanlık ” olarak isimlendirdiği 100 Osmanlı halk kıyafetinin ve 500 takısının sergilendiği, ülkemizin ilk ve tek özel etnografya müzesi 2004 senesinden beri hizmet veriyor. Esat Uluumay’ın Osmanlı kıyafet kültürü üzerine yaptığı araştırmaları ve 52 yıllık birikimi neticesinde, tepelik, oyalı yazma, entari, cepken, çarık, galoş, pazubent gibi, geleneksel kıyafet kültürümüzün ayrılmaz parçaları, zengin bir koleksiyonda buluştu. Uluumay’ın çeşitli yörelerden parça parça bir araya getirdiği geleneksel kıyafet ve takıları, Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’nde keyifle temaşa ettik.

Esat Uluumay, Ulu Şehrin Ev Sahiplerinden

Yedi göbek Bursalı bir ailenin çocuğu olan Esat Uluumay, 1939 yılında Bursa’da dünyaya gelir. İlk, orta ve lise tahsilini doğduğu ilde, üniversite eğitimini ise İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde tamamlar. Çocukluğundan itibaren sanat ve sporun çeşitli dallarıyla ilgilenen Uluumay, 9 yaşındayken halk oyunları oynamaya başlar. Bu heves Uluumay’ı yıllar sonra Anadolu Folklor Vakfı kurucu üyeliği ile Bursa Kılıç Kalkan ve Folklor Derneği Şube Başkanlığı’nda yöneticilik vazifelerinin yanı sıra, özgün bir koleksiyonerliğe de götürecektir. Uluumay, bir gün babasında, kılıç kalkan oyununda erkeklerin göbek altına bağlanan ve ‘Zıpka’ diye isimlendirilen pantolonu görür. Babasının, “Oğlum, erkeklerinin mahrem yerleri vardır, teşhir edilemez.” sözü üzerine folklor kıyafetleri üzerine araştırmalara başlar. Halk oyunları ve kıyafet araştırmaları sayesinde Brezilya, Avustralya, Japonya, Amerika, Irak, Yemen, Macaristan ve daha birçok ülkeyi gezer; folklor ve kıyafetlerini inceleme imkânı bulur. Bir hevesle yollara revan olan Uluumay, 1960 yıllarında başladığı geleneksel Osmanlı kıyafetleri toplamaya, 1980’li yıllara kadar yoğun olarak devam eder. “Başlığından kemerine, aksesuarından ayakkabısına kadar bir dönem kıyafeti ortalama 10 ila 20 parçanın bir araya gelmesiyle oluşmaktadır. Kafkasya’dan Macaristan’a, Irak’tan Yemen’e kadar olan tüm Osmanlı coğrafyasından, antikacılardan kıyafetler satın aldım.” diyen Uluumay, yaptığı araştırmalar neticesinde, Osmanlı halk kıyafetlerini çok güzel bir şekilde öğrenir ve hangi parçanın hangi yöreye ait olduğu bilinciyle, ileride sergileyeceği kıyafetleri bir bütün haline getirir.
Halkın o yıllarda eski kıyafetlerden kurtulma çabası içinde olduğunu üzülerek ifade den Uluumay, “Herkes, sandıklarında, dolabında atalarından kalma eşyaları, antikacılara ya da bir leğen, bir ibrik karşılığında bohçacı kadınlara satıyordu.” sözüyle de belirttiği gibi, ekonomik durumu kötüye giden ailelerden de bazı eşyaları, sergilemek üzere satın alır.

İlk Özel Etnografya Müzemizi Açtı

Yıllar ilerledikçe, Uluumay’ın bohçası da kabarmaya başlar. Osmanlı coğrafyasının birçok yöresinden, özgün halk kıyafetlerine ve takılarına sahiptir artık. Bursa’ya sıklıkla gelen Prof. Dr. Nurhan Atasoy’un, “Artık bunları müze haline getir.” tavsiyesi, Uluumay’ın kıyafet ve takı toplama şevkini daha da artırır. Atasoy’un sözünden sonra, kıyafet seçimi yaparken müze açma mantığıyla hareket eder. Fakat müzayedelerde, açık arttırmalarda çıkan parçaların fiyatları o kadar yüksektir ki, çoğu zaman bütçesiyle mezattaki fiyatı denkleştirmesi mümkün olmaz. Fakat müze açabileceği kadar eşya birikince, tarihi Şair Ahmet Paşa Medresesi 1999 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü Bakanlar Kurulu Kararı ile Bursa Valiliği tarafından Esat Uluumay’a tahsis edilir.
O günkü haliyle müze olarak kullanılmaya uygun bulunmayan medrese için kara kara düşünen Uluumay’ın yardımına ise, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Bursa Ticaret Odası yetişir. Bugünün parasıyla 500 bin TL civarında bir masrafla restore edilen Şair Ahmet Paşa Medresesi, 18 Eylül 2004 tarihinde, Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi olarak hizmete başlar.

Ayinesi Kıyafettir Kişinin

Kıyafet, kültürün önemli bir parçasıdır. Kıyafet sayesinde bireyler, içinde bulundukları toplumun gelenek ve göreneklerini, dini görüşünü, ahlak sistemini ve iklim koşullarını tabii olarak gösterir; hayat tarzıyla ilgili mesajlar verir. Uluumay’ın müzesi de, sergilenen kıyafetleri stilize ederek geleneğe bağlı, bugünü yakalamış kesim ve kumaş farklılıkları sayesinde kendi kıyafet kültürümüzün dünya ülkelerinde doğru tanıtılmasına imkân sağlıyor.
Eskiden insanlar kendi yaşantılarına dair söyleyemediklerini, giydikleri kıyafetler ve kullandıkları takılarla dışa yansıtırlardı. Çoraplarındaki desenler, elbisesindeki motifler, başörtüsü yahut fesindeki oyalardan kıyafetindeki tamamlayıcı aksesuarlara kadar çeşitli mesajlar verirlerdi. Mamafih,bir insanın bekâr, evli ya da dul olduğunu, evlenmek isteyip istemediğini, çocuklu veya çocuksuz oluşunu kıyafetlerinden anlamak mümkündü. Bu durumla ilgili olarak Esat Uluumay, “Bir kıyafetin yüzyıllar içinde şekil almasını etkileyen unsurlar; o yörenin iklimi, topografyası, ekonomisi, o yöredeki geçmiş medeniyetlerin izleri, etnik yapısı, dini inancı, dünya görüşü, kullandığı kumaş ve işlemesi kadar önem arz eder. Ayrıca kıyafetin giyildiği zaman ve mekân ile kişinin özellikleri, kıyafetin biçimini, modelini, rengini, süslemelerini ve aksesuarlarını değiştirebilir. Düğünde, bayramda, eğlencede ya da ev ziyaretinde giyilen kıyafetlerle, sokakta giyilen kıyafetler arasında farklar vardır.” diye izah ediyor.

Hanımların Aksesuarları da Hanımlar Kadar Estetik

Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’ni gezerken, eski zaman hanımlarının kullandığı kıyafetleri hem görüyor hem de haklarında bilgi sahibi oluyoruz. Müzenin tarihi eşyalarından öğrendiğimize göre, yüzyıllardan beri sarayda, şehirlerde, köylerde, Anadolu’nun ve Balkanların birçok yerinde giyilmiş, izleri günümüzde de görülen hanım kıyafetleri entari, üç etek, şalvar ve cekettir.


Şalvar, çakşır olarak da anılan, kışın sıcak yazın serin tutup kişiye hareket serbestliği sağlayan, ağlı veya ağsız, paçalı ya da paçasız çeşitleri olan iki etek ve üç eteğin ayrılmaz parçasıdır. Çeşitli yörelere göre könçek, kömçek, köncek, çintan, çinti, çintidon olarak da anılır. Çizgili kumaştan imal edilenlere ise alaca don denilmektedir. Kazak, Türkmen, Bursa-Keles, Amasya, Balıkesir, Çanakkale ve bazı yörelerimizde şalvarın paça kısımlarına çeşitli işlemeler yapılmıştır. Üç etek, üç parçadan oluşan, gömlek veya uzun salta üzerine giyilen, çeşitli renk ve desenlerle dokunan geleneksel kadın kıyafetimizdir. Göynek ise, içlik olarak da anılan, üç etek altına giyilen, pamuklu dokunmuş kumaştan yapılan; yakası işli veya düz olanlarda göğüslükle birlikte kullanılan bir eşyadır. Bursa-Keles, Çanakkale, Amasya ve bazı illerde kalın beyaz pamuklu kumaş; Bergama, Edremit, İzmir taraflarında ince pamuklu kumaş kullanılmıştır. Göğüslük, kolu olmayan, bele kadar uzanan, dikdörtgen, üç etek ve saltanın içine giyilen, enseden bir düğme veya bağcıkla bağlanan, gömleğin görünmemesi için kullanılan; çeşitli yörelere göre göğüs kapama, bartlak, bağardak, barınlık, bağırtak adıyla bilinen geleneksel giyimin bir parçasıdır. Giyilecek yer ve bölgelere göre düz kumaştan, boncuklu veya nakış işlemelidir.

Önlük, yabanlık kıyafetlerle kullanılan, giyilecek yere ve bölgeye göre kanaviçe, pul ve boncukla süslü; futa, dizlik, gerge gibi isimlerle de anılan, tek etek ve üç etek üzerine bağlanan; Romanya, Batı Trakya ve Tataristan’da giyilen mahalli kıyafetin ayrılmaz bir öğesidir. Cepken, çuha veya kadifeden dikilir. Çeşitli bölgelerde cepken, fermene, erkane, güdük, kebe, kazeki ve sarka isimlerini alır. Önü, arkası ve kolları kordonet, boncuk ve sırma nakışla süslenmiştir.

Gelinlik ve yabanlıklar genelde saten ve kadifeden dikilip günlük kullanılan saltalardan daha süslü ve gösterişlidir. Azerbaycan, Kırgızistan, Başkurdistan, Tataristan, Sivas, Erzurum, Kayseri, Kütahya Beypazarı’nda giyilen, tunik şeklinde uzun kadife veya satenden yapılan, sırma işlemeli sim, pul ve boncuklarla süslü olanlarına uzun salta veya kap denilmektedir.
Kuşak, üç etek ve tek etek üzerine kullanılan, giysiyi tamamlayıcı kemer ve uçkur olarak da anılan, ipek veya yünden, Bursa Keles’te yerli dokuma ipekle saçakları simlerle yapılmış, genelde köşegen katlanıp iki ucu arkadan sarkıtılmak üzere koza denilen püsküllerle kullanılan geleneksel kıyafetin bir parçasıdır. Kumaştan olan kemerler dışında yaygın olarak gümüşten yapılan, iri tokalı, fişekli veya parçalı gümüş ya da kumaş üzerine savatlı gümüşten oluşanları da vardır. Madeni Kemerler Bursa Keles, Afyon, Beypazarı ve çeşitli yörelerde yaygın olarak kullanılır.

Başlığını Söyle, Kim Olduğunu Söyleyeyim

Başlıklar, kadının sosyal ve ekonomik durumuna göre altın veya gümüş paralarla dizilmiş, mercan ve boncuklarla süslü, çeşitli yörelere göre değişkenlik gösteren tepeliklerdir ve kıyafetin tamamlayıcı öğesidir. Sakalduk ise, şakaklardan yanak üzerine, çene altına kadar inip altın, gümüş, madeni para ve boncuklarla süslenen; sakandırak olarak da anılan çene bağlarıdır.

Kadın giyimini oluşturan parçalar çok çeşitlidir. Pamuklu kumaştan yapılan etek, cepken ve göyneğin yer aldığı üç etek, cepken altında gömlek ve köyçek ile birlikte Yörük ve Türkmen kadınlarının giyindiği giysilerdir. Başlık olarak bilinen könçekler büyük çeşitlilik göstermektedir. Bu başlıklar arasında ise gelin başlıklarının yeri apayrıdır. Özellikle Uşak ve Çorum’da etrafı sarılarak yapılan, renkli kuş tüyleri ve aynalarla süslenen yüksek gelin başlıkları dikkat çekmektedir. Bu gelin başlıkları hem baş üzerinde hazırlanabilir hem de hazır olarak temin edilebilir. Baş üzerinde hazırlanan başlıklar Bursa’nın Keles ve Dursunbey ilçelerinde, hazır olarak bulunanlar ise Sarkıtmalı’da öne çıkmıştır. Takılar ise, saray ve halk takıları olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Saray takılarında altın, platin, elmas ve zümrüt kullanılırken; halk takılarında gümüş ve bafun gibi yarı değerli taşlar kullanılmıştır.


Osmanlı Erkeğinin Kıyafeti de Fiyakalı

Erkek geleneksel kıyafetleri şalvar, gömlek, yelek ve kemerden oluşur. Pantolon olarak kullanılan yünlü kumaşlar grubundan olan şayak veya çuhadan imal olma zıpka, bol kesimiyle ayakları sarıp topuklara kadar uzanır. Zıpkalar, Karadeniz ve Kars civarlarında uzun olup, Bursa, Kütahya Afyon ve Ege taraflarında genç delikanlılar tarafından dize kadar kullanılırken, evli erkeklerin zıpkaları daha uzundur. Aydın ve Ege efelerinin zıpkalarına dizlik denir. Diz altı ve dize kadar uzanan, dizlik denilen çoraplarının altına da deriden tozluk diye tabir edilen çizmelerini giyerler. Batıda, ayak bileklerini saran pamuklu kumaştan imal zıpkalar Urfa’ya kadar genişleyip bollaşır.

Bürümcük veya kıvırtma denilen kumaştan dokunmuş gömlekler de erkek kıyafetinde mutlaka yer alır. Cepken veya yelek genelde çuhadan dikilip, gömlek üzerine giyilir ve her yörede önem arz eder. Urfa’dan sonra erkekler, maşlah denilen pamuklu, yünlü veya ipekli dokuma tezgâhlarında dokunmuş entari kullanmaya başlar. Müzedeki erkek cepkenleri içinde en dikkat çekici olanı, çuhadan yapılmış ön kısımları mercanlarla süslenmiş kaytan işlemeli Üsküp yöresine ait cepkendir. Fesler, yörelere göre değişiklik göstererek tam fes, dal fes ve abaniye denilen sarıklı fes adını almıştır. Ayrıca Antep ve Suriye taraflarında kullanılan, kaplama denilen, Şam’da dokunmuş ipek üzerine kasnakta suzini veya zincir işi yapılmış kumaşları sarık olarak kefiye kullanmışlardır. Erkek giyiminde tamamlayıcı unsur olarak, belde muhakkak bir kuşak vardır. Beyaz, kırmızı ve kırmızı-yeşil renkte, dilim dilim olan bu kuşaklar kemer görevini gördüğü için silahlık yeridir.


Bir Çatı Altında, Bin Odalık Eşya Var

Müzede Bursa ve köylerinin yöresel kadın, erkek ve çocuk kıyafetlerinden başka Bursa seccadeleri, yazmaları, Bursa işi işlemeli bohçalar, oyalı ipek Bursa krepleri ve Bursa köylerinde kullanılan keçeden yapılmış arakıyeler de sergilenmekte. Müzede ayrıca Manisa, Aydın-Efe, Yatağan, Afyon Sandıklı-Şuhut, Eskişehir, Kütahya, Denizli, Çanakkale, Yörük, Biga Pomak, Prizren, Edirne, Türkmen, Kırcaali, Üsküp, Bosna, Gümülcine, Bartın, Erzurum, Çerkes, Çeçen ve Dağıstan, Antep, Urfa, Bitlis ve Suriye’de kullanılan kadın, erkek ve çocuk halk kıyafetleri de bulunmakta. Bunlarla birlikte Roma, Bizans ve Selçuklulardan Osmanlılara kadar kadın ve erkeklerde kullanılan halhal, zilli zurna, köstek, Kur’an-ı Kerim keseleri, pazubent, kemer, çeşitli şekil ve formda tepelikler, enfiye kutuları, hamaiyiller, eğerler, tütün tabakaları, kamçılar, terlikler, kına tasları, şifa tasları, hamam tasları, boncuklu eşyalar, nalınlar ve sürmedanlardan oluşan 1000 kadar eşya var. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin başhekimlerinden Bursa doğumlu Mazhar Osman’ın mührü de müzedeki müstesna eşyalar arasında. Müzenin kurucusu Esat Uluumay’ın anne, baba, dede ve anneannesine ait tespih, saat, para ve mühür keseleri de müzede sergilenmekte.

Müzede, kıyafet ve takı koleksiyonunun yanı sıra, müstakil olarak 6 farklı müze daha açabilecek eşyalar var. Bunlar, Osmanlı hamam kültürünü; Türklerde kahve, çeyiz eşya, at ve binicilik ile boncuk eşya kültürünü gün yüzüne çıkaran eşyalar. Müzede aynı zamanda moda ve tekstile, dericiliğe, takı ve kuyumculuğa, görsel ve plastik sanatlara, resim ve heykele kaynak teşkil edecek eserler de kendilerine yer bulmuş.


Yurt Dışından da İlgi Görüyor

Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’nin yurt dışında da tanınıyor olması, hinterlandının ne kadar geniş olduğunun açık bir göstergesi. Müzeyi ziyaret eden turistlerin yanı sıra, Amerika, Avrupa ve Avusturalya’dan müzeyle ilgili araştırma yapmak isteyen profesörler ve öğrenciler, günü birlik ziyaretlerde bulunuyormuş. Uluumay’dan öğrendiğimize göre, randevularını çok önceden alarak müzeyi inceleyen günübirlik ziyaretçiler, gün boyunca araştırma ve çizim yaptıkları için şehrin diğer zenginliklerini görmeye fırsat bulamıyorlarmış.

Esat Uluumay, Osmanlı coğrafyasının her köşesinden itina ile topladığı ve Bursa Şair Ahmet Paşa Medresesi’nde sergilemekte olduğu Osmanlı halk kıyafetleri ve takıları koleksiyonunun korunması için, müzeyi vakfa dönüştürme kararı alır. Vefat ettikten sonra, büyük paralar karşılığında bu tarih zenginliğinin ehil olmayan kişilere satılmasını önlemek adına, Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takıları Müzesi’nin vakfa dönüştürülmesini uygun bulur ve resmi işlemlere başlar. Böylelikle uzun yıllar boyunca bu nadide koleksiyonu, bozulmadan görme fırsatımız her zaman var olacak. Bu koleksiyonu yerinde görmek ve incelemek için ufak bir hatırlatma; sembolik ücret karşılığında, Pazartesi günü hariç haftanın altı günü sabah 09.00’dan akşam 17.00’ye kadar açık olan müze ziyaretçilerini bekliyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 16 İNDİR

Bu yazı 2459 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK