Sergi

İSMEK'ten Birbirinden Güzel 10 Sergi

  • #


Yazı: Nazlı BUĞDAYCI

İSMEK usta öğreticileri ve kursiyerleri büyük özveriyle hazırladıkları eserlerini, düzenlenen “10 Sergi” ile sanatseverlerin beğenisine sundu. Sergilenen, ebru, resim, tezhip, rölyef, hüsn-i hat, çini, minyatür, katı’, kaligrafi, cam süsleme, sedef, kalemişi, ahşap oyma ve bilimsel bitki çizimi branşlarındaki eserler ziyaretçiler tarafından büyük ilgi gördü.  İstanbul'un gözde mekanlarındaki bu özel sergilerle bütün bir senenin yorgunluğunu atan tüm hocalarımızın ve kursiyerlerimizin gönüllerine sağlık…


İnsan yaradılışı gereği güzel olana hasret çekmiş ve ömrü vafa ettiği sürece onu bulma sevdasına düşmüş.  Aradığı güzelliği bulabilmek için de dikkati, sabrı ve özveriyi elinden bırakmayıp,  azimle yoluna devam etmiş. Sanata adamış hayatlar hislerin dışa vurumunu farklı yöntemler kullanarak gerçekleştirmiş. Kimi notaların sesinde bulmuş huzuru, kimi mürekkepte, kimileri de ince bir fırçayla tuvale yansıtmış. Duygular paylaşılmış, paylaşıldıkça da sanattan alınan haz artmış. Özellikle duygu yoğunluğunun çok fazla hissedildiği geleneksel el sanatları zamanla farklı bir misyon yüklenerek bir medeniyetin sözcüsü durumuna gelmiş. Bir ulusun kültür tanımlamasının en iyi özeti olan geleneksel sanatlar alanında verilen ürünler, sanatçıların dünyalarına açılan pencereler olmuş. Sanat sevdasıyla bezenmiş gönüllerin sesleri tarih boyunca hiç susmamış.




İSMEK yıllık sergi programına ek olarak bize ait topraklarda yaşayan geleneksel el sanatlarımıza dair birbirinden özel 10 sergi hazırladı. İSMEK usta öğretici ve kursiyerleri tarafından üretilen ürünler sanatseverlerce büyük beğeni ve takdirle karşılanırken, eserlerle İstanbullulara adeta bir görsel şölen sunuldu.  İSMEK’liler geleneksel Türk-İslam sanatlarından ebru, çini, seramik, tezhip, minyatür, kalemişi, rölyef, Hüsn-i hat, katı’, kaligrafi gibi birçok branşta hazırladıkları çalışmaları ziyaretçilerin beğenisine sunarak sanattaki ustalıklarını sergileme imkânı buldu. İSMEK usta öğretici ve kursiyerleri geleneksel sanatlarımızın unutulmayıp, tarihi değerlerine sahip çıkan, gönülleri sanat aşkıyla dolu bir neslin yetiştiğini ortaya koydukları eserler ile göstermiş oldu.

Pek çok uygarlığın hüküm sürdüğü Anadolu topraklarında ortaya çıkıp, değiştirilip, geliştirilen geleneksel el sanatlarımız İSMEK’lilerin eserleri ile tekrar hayat bulurken, tarihi yapı ve dokulara bir kez daha kapı aralayarak farklı bir bakış açısı sunan çalışmalar görülmeye şayandı.  İstanbul’un en özel mekânlarındaki sergiler, sanatçı, bürokrat, akademisyen ve halkın katılımlarıyla gerçekleşti.


Renklerin Dansı Ebru Sanatı Büyüledi

Desenlerin ritmik ve dinamik hareketlerinin bir arada yer aldığı ebru sanatında ilk önce renklerin cazibesi çeker insanı. Alır götürür başka diyarlara. Kimi çocukluğunu hatırlar o tablolarda, kimi de bakar uzun uzun geçip giden yıllarına... O an yüzde beliren küçük bir tebessüm çok şeyi anlatır aslında. İnsan, ruhundan bir parça buluyorsa anlam kazanır her bir parça.


İSMEK usta öğreticileri ve kursiyerlerinin hazırladıkları ebru sergisi de tam bu anlatılanların kısa bir özeti gibiydi. Sanatseverlerin beğenisine sunulan bu ilk sergi, teknedeki renklerin ahenkle dans edip, sanatçıların özgünlüğüyle bütünleşen, “Dalgalandım da Duruldum” adlı ebru sergisi oldu. Her fırça darbesinde doğanın betimlendiği, hayallerin kıvamlı su üzerinde yüzdürüldüğü eserler göz kamaştırdı.

Ziyaretçilerin kendilerini Ebristan’da hissettikleri sergiye, İBB Eğitim Müdürü Mehmet Doğan, İSMEK Genel Koordinatörü Güven Çalışkan’ın yanı sıra kaligrafi sanatçısı Etem Çalışkan, klasik cilt sanatı ustası İslam Seçen, hattat Savaş Çevik gibi duayen sanatçılar ile çok sayıda sanatsever katıldı.


Ebru sanatında kullanılan ve özel bir teknik olan son yıllarda da sanatseverler tarafından büyük ilgi gören dalgalı ebru tekniğiyle üretilen eserler, İSMEK Ebru Zümre Başkanı Ömer Faruk Dere ve İSMEK usta öğreticisi Yasemin Acar Kara ile 22 ebru öğrencisi tarafından hazırlandı.

Sanatçı Dere, ebru sanatını ifade ederken şu tanımlamayı kullanıyor:  “Ebru sanatı, rengârenk ve sürprizlere açık olması sebebiyle sanatçıya geniş imkânlar tanır. Dalgalı ebru ise, ışık ve gölge oyunlarıyla derinleşen, ritmik hareketlerle seyredeni derinden etkileyen yapılışı bir hayli zor bir ebru tarzıdır. Bunun için de, ebru sanatı nasip işidir. Nasibimizde ne varsa teknemizde de o görünür.”


 İstanbul Böyle Bir Başka Güzel

Nasıl ki, “Bakmak ile görmek arasında bir fark var ise İstanbul’da yaşamak ve İstanbul’u yaşamak da tıpkı öyle. İsteyene öyle çok şey anlatmıştır ki bu şehir. Adına şiirler yazdırmış, şarkılar bestelenmiş. İnsana sihirli bir değnekle dokunmuş gibi kendine âşık eden bu kadim şehir nice aşklara nice ayrılıklara nice efsanelere sahne olmuş.  Uğruna ulu devletlerin senelerce savaşıp eskitemediği yüzüyle, pek çok sanatçıya ilham kaynağı olurken Nedim, Zonaro, Necip Fazıl Kısakürek, Pierre Loti, Fikret Mualla, İvan Ayvazovski bunlardan sadece birkaçı…

Hem tarihi değerleriyle hem de kozmopolit yapısıyla kendine münhasır İstanbul’u İstanbul yapan o kadar çok neden bulunabilir ki… Aşk ve nefreti, savaş ve barışı içinde barındıran bu şehirden kim etkilenmediğini söyleyebilir ki?


İSMEK resim öğretmenlerinin de kendi yorumlarıyla İstanbul’u yansıttıkları resim çalışmaları görülmeye değer nitelikteydi.  Ziyaretçilerine kısa bir İstanbul turu yaptıran “İstanbul’un İzdüşümleri” adlı sergide,  İSMEK’te eğitim veren 38 resim usta öğreticinin eserleri yer aldı.

İstanbul’un kalabalıklığından kurtularak deniz kenarında sessizliği dinleyen bir adam, kendine has mimarisiyle dar sokaklardaki o evler, kıyıları döven hırçın deniz, iyi ve kötü, güzel ve çirkine dair ne varsa sanatçıların kendi gözlerinden gördükleri İstanbul tuallere yansıdı. Sergide ayrıca soyuttan figüratife, peyzajdan diğerlerine kadar, birbirinden farklı biçim ve üslupla ortaya konan eserlerde, İstanbul’un sanatçılardaki izdüşümleri yer aldı.

İSMEK Resim Branşı Zümre Başkanı Emrah Tunaboylu, büyük emek vererek hazırladıkları sergide, “Günümüz kent insanının talep ettiği sanat eğitimini karşılayan önemli merkezlerden biri olan İSMEK aynı zamanda bünyesinde bulunan sanatçıların da önemli destekçisi.


Marmara Üniversitesi Sergi Salonu’nda düzenlenen bu büyük sergi ile kurumumuz öğretmenlerine olan desteğini bir basamak daha arttırarak, çalışmalarımızı sergileme olanağı sağladı. Bu sebeple, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve İSMEK’e bizlere verdiği destekten dolayı teşekkürlerimi sunuyorum.” şeklinde konuştu.

Sultanların Güzellikleri Göz Doldurdu

Son yıllarda yaptıkları çalışmalarla Türk İslam sanatlarında oluşan boşluğun doldurulmasında büyük katkı sağlayan İSMEK usta öğreticileri ve kursiyerlerinin eserlerini sergiledikleri bir diğer sergi de Mehasin-i Selatin oldu. Üç kıtada hüküm süren Osmanlı Devleti sultanlarını yâd etmek amacıyla düzenlenen tezhip sergisinde, 36 padişah ile özdeşleşen unsurlar işlendi. İSMEK tezhip branşı usta öğreticisi Hacer Sönmez ve kursiyerlerinin hazırladığı 36 eserin yer aldığı sergi, Dolmabahçe Sarayı Sergi Salonu’nda, İstanbul Valisi Hüseyin Avni Mutlu, İBB Eğitim Müdürü Mehmet Doğan, İSMEK yöneticileri ile çok sayıda davetli ve basın mensubunun katılımıyla gerçekleşti.


Vali Mutlu, eşi Gül Mutlu’nun da bir İSMEK kursiyeri olduğunu hatırlatarak burada yaptığı konuşmada, “On parmağında on marifet olan, sevgi dolu, üreten ve geleneksel sanatlarımıza sahip çıkan İSMEK kursiyerleri ile gurur duyuyoruz.” dedi.Tezhip sanatı ile ilgilenenleri döneminin sanat dünyasını biçimlendirip yönlendiren büyük tasarımcılar olarak adlandıran İSMEK Tezhip Branşı Usta Öğreticisi Hacer Sönmez niyetlerinin bu tarz sergilerle temiz ve yetenekli gönüllerin toprağına tezhip aşkının düşmesini sağlamak olduğunu belirtti.

Sönmez, “Osmanlı arkasında 30 binin üzerinde mimari eser, sayısız yazılı ve görsel sanat eseri ile dolu 623 yıllık şanlı bir tarih bırakmıştır. Kökleri yedi cihana yayılmış ulu bir çınar ve bu çınarın gölgesinde saltanat mühürlerini şanlı bir tarihin üzerine vuran cihan sultanlarını 28 ayrı elde işlenen eserlerle yâd ettik.” diye konuştu.

Şeyh Edebali’nin göğsünden çıkıp, bir imparatorluğun temellerini inşa edecek olan hilalin Osman Gazi’nin koynuna girmesiyle müjdelenen hükümdarlık, Evliya Çelebi’nin deyimiyle Bursa’nın Ayasofya’sı olan Beyazıt’ın yaptırdığı Ulu Cami, Fatih Sultan Mehmet Han’ın inşa ettirdiği Rumeli Hisarı gibi yapılardan esinlenilerek tezhibe uyarlanan çalışmalar, padişah tuğraları ve fermanların altın yaldızlarla bezendiği eserler göz doldurdu. Sergi ziyarete açık olduğu günlerde beş binin üzerinde konuğunu ağırladı.


‘Anlar'  Anda Yaşandı

Hayatın sadece bir saniyelik kesitinin dondurulduğu “Anlar” sergisi İSMEK’in bir diğer sergisiydi. Uzunsu'nun eserlerinden oluşan sergide 'anlar'da yaşanılan duygular ele alındı. “Anlarda yaşanır ne yaşanırsa… Anlarda yaşanır heyecanlar, kederler, neşeler…” diyerek yola çıkan İSMEK’lilerin sergide 64 rölyef eseri yer aldı. Gündelik hayatın en sıradan olaylarının bile çarpıcı şekilde anlatıldığı rölyef eserler ziyaretçiler tarafından beğeni ile karşılandı. Eserlerde, hüzün, mutluluk, aşk, özlem gibi duygular ele alınırken ayrılık, kavuşma, dargınlık ve barışma anlarına da tanıklık edildi.  Uzunsu, düzenlenen sergi ile ilgili duygularını şu sözlerle aktardı: “Bazen zamanın içinde küçücük bir detay, geçmişte yaşanan anılara götürür bizi. O anların geri gelmesi, tekrar yaşanmasıdır isteğimiz. Biz rölyef öğreticileri ve gönüllü öğrencilerimizle hayatımızda dondurduğumuz o anları sanatseverlerle paylaşmak istedik. Umarım eserlerde herkes kendi yaşamından bir kesit bulabilmiştir.”


Güzel Yazının En Güzel Örnekleri İSMEK Sergisinde Yer Aldı

İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte ortaya çıkan sanatlardan biridir hat. Kuran-ı Kerim’in toparlanıp yazılmasıyla birlikte önem arz eden bu güzel yazı sanatı, yıllar içerisinde değişimlere uğramışsa da günümüzde kadar ulaşması sağlanmıştır. Özellikle Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminden itibaren hat sanatı alanında muhteşem eserler verilmeye başlanmış böylelikle ünlü hattatların yetişmesine katkı sağlanmıştır.

Şeyh Hamdullah, Ahmet Şemseddin Karahisari, Derviş Ali, Hafız Osman, Eyyubi Mustafa Ömer, Mustafa Rakım gibi ünlü hattatlar bu sanata büyük katkı sağlarken 19. ve 20. yüzyıllarda hat sanatının en güzel örnekleri verilmiştir. Hat sanatı, kubbe, ferman ve beratlarda kullanılmış, Bursa Ulu Camii, Yeşil Camii gibi inşa edilen camiler bu sanatla bezenmiştir.

Hat sanatı şıklığı ve görselliğiyle birçok sanatçıyı da etkilemiştir. Ünlü ressam Pablo Picasso,  “İşte resim” diyerek hat sanatına olan hayranlığını dile getirmiştir. Matematik dehası Öklid ise hattı şöyle tanımlamıştır: “Hat, her ne kadar maddi aletlerle meydana gelse de, o ruha ait bir hendesedir.”

İSMEK’te, estetiğin ve geometrik kuralların bir arada olduğu ayrıca insan ruhunu hem dinlendiren hem de maneviyatını geliştiren geleneksel el sanatlarımızdan hüsn-i hat eserleri 10 sergi arasında yer aldı. “Hat Sanatından Enstantaneler” isimli sergi, İSMEK hüsn-i hat hocalarının çalıştıkları 45 eserden oluştu. Sergide, hem klasik hem de modern hat sanatı ürünleri bir arada yer aldı. Tezhip sanatı ile bütünleşen klasik hat levha formlarının yanı sıra hat sanatına özgü olan farklı yazı tekniklerinin denendiği çalışmalar beğeni ile karşılandı.


Toprağın Görünür Yüzü: Çini Sanatı

Anadolu’da köklü bir tarihi bulunan ve farklı teknikler kullanılarak günümüze kadar gelen çini süslemeleri, farklı dönemlerde yapılan cami, köşk, saray, çeşme ve türbelerin süslemelerinde görülen en dikkat çekici sanat dallarından biridir kuşkusuz. Toprağın seramiğe dönüştürülüp üzerine motif çizilerek renklerle canlılık katılmasıdır çini. İlk göze çarpan beyazın mavi ile buluşması yeşilin kırmızıyı sarıp sarmalamasıdır.

İSMEK’in özel sergileri İSMEK Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları Merkezi usta öğreticisi Levent Kum ile kursiyerlerinin çalışmalarından oluşan, iç ve dış mimari süslemelerinde en çok kullanılan Türk-İslam sanatlarından biri olan çini sanatı ile devam etti.  “Yüzleşme” adını taşıyan sergide, 35 sanat eserine yer verildi. İstanbul’un farklı bir bakış açısıyla ele alındığı eserlerde, İstanbul’un tarihi yapıları ile şehrin sembolü olan unsurlar bir araya getirildi.

İSMEK’te Nakkaşhane Geleneği Unutulmadı

Nakkaşhaneler, Osmanlı Devleti’nde sanatın gelişmesi ve zanaatkârların yetişmesi açısından büyük önem arz edermiş. Özellikle Fatih Sultan Mehmet döneminde devletin güçlenmesiyle sanat desteklenmiş ve gelişmiş. Fatih’in saltanata çıkışı ile birlikte Manisa Sarayı’ndaki kütüphane Edirne’ye taşınmış, yine onun döneminde Topkapı Sarayı’nda bir saray nakkaşhanesi kurulmuş.  Bu atölyede farklı bölgelerden İstanbul’a getirilen sanatkârlarla farklı alanlarda el sanatlarının üretimi sağlanmış. Yüzyıllar boyunca Topkapı Sarayı Nakkaşhanesi’nde onlarca müzehhip, hattat, cilt ve kâğıt ustası yetişmiş.


İSMEK’in 2012-2013 döneminde gerçekleştirdiği 10 sergiden yedinci sırayı İSMEK Türk İslam Sanatları (Temel) Kurs Merkezi usta öğreticileri ve kursiyerlerinin hazırladıkları eserlerden oluşan “Saray-ı Hümayun Nakkaşhanesi” aldı. Atalarımızdan miras kalan ve sanat ocağı olarak adlandırılan nakkaşhane geleneğini günümüze de taşımak isteyen İSMEK usta öğretici ve kursiyerlerinin çalışmaları uzun araştırma ve incelemeler sonucunda hazırlandı. Geleneksel Türk İslam sanatlarının hemen her dalından üretilen ve sanatseverlerin beğenisine sunulan eserler, Saray-ı Hümâyun Nakkaşhânesi’nde üretilen mushaf, minyatür, çini pano, hat ve tezhip levha, kündekâri kapı, sedef dolap, kalem işi ve miğfer örnekleri ile nadide mücevherler yerinde incelenirken, sanatçılar eserlerin tasarımında geleneksel motifleri kullandı. İstanbul Ticaret Odası Yeni Camii Hünkâr Kasrı Sergi Salonu’nda gerçekleşen sergiye sanatseverlerin ilgisi bir hayli yoğun oldu.

“İSMEK, Faaliyetleriyle Kültür Fethi Yapıyor”

İSMEK Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi usta öğretici ve kursiyerleri İstanbul’un fethinin 560.ıncı yılı anısına hazırladıkları Fetih ve Fatih temalı eserlerden oluşan “Aşkın Devrimi Fetih” adlı sergi gönülleri bir kez daha fethetti. Hüsn-i hat, minyatür, tezhip, ebru, katı’, kaligrafi, çini, cam süsleme, sedef, kalemişi, ahşap oyma ve bilimsel bitki çizimi branşlarında üretilen ve İstanbul’un fethini konu edinen 165 özgün eserden oluşan sergiye çok sayıda sanatkâr ve davetli katıldı.


Peygamberimiz Hz. Muhammed (S.A.V.)’in “Elbette Konstantiniyye feth olunacaktır. O’nu fetheden kumandan ne güzel kumandan ve ordu ne güzel ordudur.” hadis-i şerifi ile müjdelediği şehr-i İstanbul’u fetheden o kutlu kumandanın kaftan, zırh, mühür ve kılıcı ,ziyaretçilerini asırlar öncesi yolculuğa çıkarttı.  Bizans surlarını döven toplar, İstanbul siluetleri gönül dostu yüzlerce insanın bir araya gelmesine vesile oldu.

Bir o kadar anlamlı ve duygulu anların yaşandığı sergide, hocaların hocası usta kaligraf Etem Çalışkan, İstanbul’un fethinin ve Fatih Sultan Mehmet’in tarihteki önemine dikkatleri çekerek, İSMEK’in de kültür fethi açısından önemli faaliyetleri olduğuna değindi. Bu sergi vesilesiyle, kutlu kumandanın ve Akşemseddin Hazretlerinin huzurunda bir kez daha saygıyla eğildiğini belirten Çalışkan, “Fatih, dünyanın en büyük ve önemli insanlarından biridir. İlim, bilim adamıdır, sanatkârdır, çağ açıp çağ kapatmıştır. Bu serginin adı olan ‘Aşkın Devrimi Fetih’ onu ifade ediyor. Fatih’e ve Akşemseddin Hazretleri'ne teşekkür etmeliyiz.” diye konuştu.

“Sanat Geleceğe Bırakılan En Değerli Mirastır”  

İSMEK’in geleneksel el sanatları sergileri, İSMEK tezhip branşı usta öğreticilerinin eserlerinden oluşan “Fırçadaki Çiçekler” isimli sergi ile devam etti. 32 müzehhibin eserlerinden oluşan sergi, eserlerin de ruhuna uygun bir mekân olan Yeni Camii Hünkâr Kasrı Sergi Salonu’nda gerçekleşti. Hat levhalarını tezhip ile süsleyen eserlerle birlikte serbest tasarım çalışmalardan oluşan sergide, sanatçıların göz nuru, 61 çalışma yer aldı.


Geleceğe bırakılabilen en değerli mirasın sanat olduğunu düşünen İSMEK Tezhip Branşı Zümre Başkanı Hatice Aksu sergi açılışında yaptığı konuşmasında, sanatın, medeniyetlerin estetik zevkinin ve kültürünün dışa vurumu olduğunu belirtti. Aksu, “Cenab-ı Hakk kendi sanatını ve gücünü kimi zaman denizin altında, kimi zaman bir kuşun üstünde, kimi zaman da bir lalenin renklerinde gösterir.

Bunun yanı sıra, bir musiki eseri, bir abidevi mimari yapı, bir tuvale çizilmiş resim de Allah’ın sanatının, ilminin ve gücünün göstergeleridir. Ecdadımız olan eski sanatkârlar, eserlerini icra ederken sadece halkın ya da kendi beğenilerinin değil, Cenab-ı Hakk’ın beğenisi hususunda da hürmetkâr ve seçici davranmışlardır.” şeklinde konuştu. Aksu, ancak kalpleri marifetullah zevkiyle çarpan ve ruhlarında ortaya çıkan muhabbet, aşk, şevk ile bir sanatçının sanatını icra edebileceğini belirtirken, bir levhanın tezhibinde de müzehhibin sanat zevki, gönül zenginliği ve aşkı temaşa ettiğini söyledi.

Aşk ve Sevginin Buluşma Noktası Minyatür Sanatı Oldu

Aşk ve sevginin buluşması, renklerin kaynaşması, fırçanın dile gelmesidir minyatür. Yapıldığı dönemin mini bir özeti şeklinde olan minyatür sanatı, doğallığı, renklerinin canlılığı ile küçük boy portreleridir. Yakından bakıldığında sanatın ayrıntılarda gizlendiği çok ince ve özen isteyen bir sanattır. Sanat ile sanatçının bütünleşmesinin yanı sıra minyatür sanatı bir medeniyetin izlerinin apaçık taşıyıcısıdır.

On sergiden sonuncusu Dolmabahçe Sarayı Camlıköşk Koridoru’nda gerçekleşen “İstanbul’un Penç Halleri” isimli minyatür sergisi oldu. İSMEK minyatür zümre başkanı Taner Alakuş ve 12 kursiyerin hazırladığı sergide 50 sanat eseri yer aldı.

Sergide, İstanbul’un Fethi, Osmanlı’nın Sultanları, Kutsal Emanetler, Fatih’in rüyası gibi pek çok konunun işlendiği minyatür eser bulunurken, İstanbul’un simgelerinden Kız Kulesi, Ayasofya, Galata, Topkapı Sarayı gibi tarihi mekânlar ile İstanbul’la özdeşleşen lale gibi motiflerin işlendiği çalışmalar da ziyaretçilerinden tam not aldı.

İSMEK El Sanatları Dergisi 17 İNDİR

Bu yazı 1681 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK