Koleksiyoner

Osmanlı’nın Milyon Dolarlık Kaimeleri

  • #


Yazı: İrem GÜVEN

“Para, bir devletin kendisidir, kuvveti, itibarı ve geçmişidir.” Bu sözler, Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nin üçüncü kuşak patronu Mehmet Tezçakın’a ait. Damak tadı üzerine konuşmak yerine, ona para ile ilgili bu sözleri sarf ettiren, sahibi olduğu dünyanın en kapsamlı Osmanlı kâğıt para koleksiyonu. Tezçakın’ın milyon dolarlık koleksiyonu, tüm dünyadaki 12 bin 500 adet Osmanlı kaimesinden 7 bin 500’ünü kapsıyor. Osmanlı’nın ilk kâğıt parası da var koleksiyonda, Sultan Vahdettin zamanında basılan son para da. 7 bin 500 parça içinden 350 parçalık bir özel koleksiyon oluşturan Mehmet Tezçakın’ın en büyük hayali, Türkiye’de bir para müzesinin kurulması.

Lidyalıların ilk icat ettikleri zaman da bu kadar etkili miydi bilinmez ama bugün artık hayatımızın odak noktasında.  Kimi zaman, ‘Değer vermem, benim için önemli değil’, ‘Mutluluk getirmez’ gibi beylik laflarla atıfta bulunulsa da o hayatımızı yönetiyor, sosyal statümüzü belirliyor. Varlığıyla, yokluğuyla kişilerin, hatta ülkelerin kaderini belirleyen paradan söz ediyoruz. Şarkılara bile konu olmuş olan “Varlığı bir dert, yokluğu yara” para…  İster kâğıt olsun ister madeni, milletlerin kültürel değerlerinin de birer göstergesi para. Yalnızca ekonomik bir değer olmanın ötesinde, tıpkı bayrak gibi ülkelerin hüviyet göstergesi aynı zamanda. Üzerlerindeki amblemler, simgeledikleri toprakların alametifarikalarıdır. Bu satırlardan, paranın geçmişten günümüze serüvenini anlatacağımız düşünülmesin. Ele alacağımız konu yine parayla ilgili, ancak bahsi geçecek olan paralar, çok özel bir koleksiyonun, çok değerli parçaları. Osmanlı kâğıt paralarından oluşan koleksiyon, damak zevkine düşkün olanların çok yakından tanıdığı Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nin üçüncü kuşak patronu Mehmet Tezçakın’a ait. Sahibi olduğu ve değeri milyon dolarları bulan koleksiyonu hakkında bilgi almak üzere Mehmet Tezçakın’ı, Sultanahmet’teki tarihi restoranda ziyaret ettik.




Tezçakın, küçük yaşlarda gazoz kapağı, Türk büyüklerinin resimleri, çizgi romanlarla başlayan bir şeyler biriktirme sevdasının, nasıl para koleksiyonculuğuna dönüştüğünü, Osmanlı parası biriktirmeye nasıl başladığını, bugün sahip koleksiyonunun niteliğini ve nümismatikle pek çok şeyi paylaştı bizimle. Bir de para müzesi hayalini…

Müzayede Firmalarına Bilirkişilik Yapıyor

Osmanlı kâğıt paraları koleksiyoncusu Mehmet Tezçakın’ın koleksiyon merakı, çoğu koleksiyoncu gibi çocuk yaşlarda başlamış. Daha 7-8 yaşlarındayken tutulduğu bir şeyler biriktirme sevdası, onu pul biriktirmeye yöneltmiş. Sonradan pul merakının yerini, yabancı ülke paraları almış. “Sultanahmet’te dükkânda komilik zamanlarımda yabancı müşterilerin bana verdikleri kendi ülkelerine ait paraları biriktirmeye başladım. Ayrıca Cumhuriyetimizin ilk paralarını da biriktiriyordum. Bu merak daha ileriki zamanlarda para koleksiyonculuğuna dönüştü.” diyor Mehmet Tezçakın. Hem madeni hem de banknot olarak bütün dünya paralarını toplamaya başlayan Tezçakın, topladığı paraları tasnif ederken büyük keyif aldığını görmüş. Tutkusu perçinlendikçe, zaman içinde bilinçli bir koleksiyoner olmuş. Koleksiyonunu zenginleştirirken dâhil ettiği paraların biriktirmeye değer olup olmadığını anlamak için konuyla ilgili kitaplar, kataloglar alıp okuduğunu anlatıyor Tezçakın ve halen hatırı sayılır bir nümismatik kitaplığı bulunduğunu da ekliyor. O dönem sahip olduğu paralar üzerinde araştırmalar, tasnifler yaparken ve bütçesine göre bulabildiği paraları satın alırken, bu arada Cumhuriyet ve Osmanlı paraları da almaya başlamış. “Osmanlı paraları beni daha çok cezbetti.” diyor.  Bir müddet Osmanlı madeni paraları toplayan Mehmet Tezçakın, “Toplanacak paralar kategorize olmuştu ve hepsi belliydi. O düzendeki paraları toplarsanız, o koleksiyon bitmiş oluyordu. Bitmeyen bir koleksiyon arzuladım ben ve bunun için de Osmanlı kâğıt paralarına yöneldim.” diyor.

Otuz sene boyunca yalnız Osmanlı kâğıt paralarına odaklanan koleksiyoner, İngiltere Almanya, Hollanda gibi çeşitli ülkelerdeki müzayedelere, fuarlara katılmış ve tüm dünyada bulunan 12 bin 500 adet Osmanlı kâğıt parasından 7 bin 500’ünü toplamış bugüne kadar. Söylediğine göre, dünyadaki en büyük Osmanlı kâğıt paraları koleksiyonunun sahibi kendisi. Kimi tarihi eserlerimizin, kültür varlıklarımızın kaçırılarak yurt dışına götürüldüğü gerçeğini göz önüne aldığımızda, böyle bir değerin ülke içinde bir koleksiyonerin elinde bulunuyor olmasına sevindiğimizi belirtmeden geçmeyelim.

Tezçakın, küçük yaşlarda gazoz kapağı, Türk büyüklerinin resimleri, çizgi romanlarla başlayan bir şeyler biriktirme sevdasının, nasıl para koleksiyonculuğuna dönüştüğünü, Osmanlı parası biriktirmeye nasıl başladığını, bugün sahip koleksiyonunun niteliğini ve nümismatikle pek çok şeyi paylaştı bizimle. Bir de para müzesi hayalini…

Müzayede Firmalarına Bilirkişilik Yapıyor

Osmanlı kâğıt paraları koleksiyoncusu Mehmet Tezçakın’ın koleksiyon merakı, çoğu koleksiyoncu gibi çocuk yaşlarda başlamış. Daha 7-8 yaşlarındayken tutulduğu bir şeyler biriktirme sevdası, onu pul biriktirmeye yöneltmiş. Sonradan pul merakının yerini, yabancı ülke paraları almış. “Sultanahmet’te dükkânda komilik zamanlarımda yabancı müşterilerin bana verdikleri kendi ülkelerine ait paraları biriktirmeye başladım. Ayrıca Cumhuriyetimizin ilk paralarını da biriktiriyordum. Bu merak daha ileriki zamanlarda para koleksiyonculuğuna dönüştü.” diyor Mehmet Tezçakın. Hem madeni hem de banknot olarak bütün dünya paralarını toplamaya başlayan Tezçakın, topladığı paraları tasnif ederken büyük keyif aldığını görmüş. Tutkusu perçinlendikçe, zaman içinde bilinçli bir koleksiyoner olmuş. Koleksiyonunu zenginleştirirken dâhil ettiği paraların biriktirmeye değer olup olmadığını anlamak için konuyla ilgili kitaplar, kataloglar alıp okuduğunu anlatıyor Tezçakın ve halen hatırı sayılır bir nümismatik kitaplığı bulunduğunu da ekliyor. O dönem sahip olduğu paralar üzerinde araştırmalar, tasnifler yaparken ve bütçesine göre bulabildiği paraları satın alırken, bu arada Cumhuriyet ve Osmanlı paraları da almaya başlamış. “Osmanlı paraları beni daha çok cezbetti.” diyor.  Bir müddet Osmanlı madeni paraları toplayan Mehmet Tezçakın, “Toplanacak paralar kategorize olmuştu ve hepsi belliydi. O düzendeki paraları toplarsanız, o koleksiyon bitmiş oluyordu. Bitmeyen bir koleksiyon arzuladım ben ve bunun için de Osmanlı kâğıt paralarına yöneldim.” diyor.




Otuz sene boyunca yalnız Osmanlı kâğıt paralarına odaklanan koleksiyoner, İngiltere Almanya, Hollanda gibi çeşitli ülkelerdeki müzayedelere, fuarlara katılmış ve tüm dünyada bulunan 12 bin 500 adet Osmanlı kâğıt parasından 7 bin 500’ünü toplamış bugüne kadar. Söylediğine göre, dünyadaki en büyük Osmanlı kâğıt paraları koleksiyonunun sahibi kendisi. Kimi tarihi eserlerimizin, kültür varlıklarımızın kaçırılarak yurt dışına götürüldüğü gerçeğini göz önüne aldığımızda, böyle bir değerin ülke içinde bir koleksiyonerin elinde bulunuyor olmasına sevindiğimizi belirtmeden geçmeyelim.

Bu arada Tezçakın’la ilgili şu bilgiyi de hatırlatmakta yarar var; Tezçakın, dünyada pek çok önemli koleksiyon ve müzayede firmasına bilirkişilik yapıyor. Dünyanın en meşhur müzayede firmaları, Avrupa’daki para fuarlarında Osmanlı kâğıt paraları hakkında kendisine danışılıyor.  Nümismatik derneklerine de üye olan Tezçakın, “Dünyada, elinde koleksiyonu olan herkes bana gelir.” diyor.

Para koleksiyonculuğu ile ilgili sürekli araştırmalar yapan Mehmet Tezçakın, çalışmalarını bir kitapta toplamış. 2005 yılında basılan “Osmanlı İmparatorluğu Kâğıt Paraları” adlı kitap, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bir kültür yayını olarak kabul edilmiş. Tezçakın, hazırlığı beş seneyi bulan kitap için “Şu anda bütün üniversiteler ve yurt dışında koleksiyoncular tarafından bir başvuru kitabı olarak kabul ediliyor. Kitapta yer verdiğimiz banknot numaraları üzerinden sıralama ve koleksiyon yapabiliyorlar.” diyor ve ekliyor, “Kitabı hazırlayarak bir millî görevi yerine getirdiğim için çok mutlu oldum.”

Para Müzemiz Olmalı

Ona göre bir devletin paraları, bayrağı ve ile marşı ile eşdeğer, hatta daha da değerli bir simge. “Para, bir devletin kendisidir, kuvveti, itibarı ve geçmişidir. Bir devleti, idaresini, bölgesini, şeklini,  coğrafi yapısını, hükümdarlarını, ortadan kalkmış şehirlerini, kaybolmuş anıtlarını, tarihi olaylarını ve gerçekleri en iyi anlatan o devletin paralarıdır. Osmanlı kaimeleri de Türk ve Osmanlı devletlerinin kuvveti, itibarı ve kendisidir, tarihimizin aynasıdır.” diyen Osmanlı kâğıt para koleksiyoneri, en büyük arzusunun Türkiye’de bir para müzesi kurulması olduğunu ifade ediyor.

Para müzesinin, bir ülkenin kimliği görevini üstlendiğine vurgu yapan Mehmet Tezçakın, Türkiye’deki ilk ve tek evrensel para müzesinin İstanbul’da kurulması gerektiğini ve müzeyi kurma işini de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın üstlenmesini istediğini söyleyerek, “İBB Başkanı Sayın Topbaş ve ekibi olarak bu girişimle bir ilki daha gerçekleştirebilir, yurdumuzdaki diğer kurum ve belediyelere de örnek olarak tarihe geçebilir.” diye konuşuyor.




Tezçakın, bugün halen Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Para Müzesi, Darphane Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzesi, Türk İslam Eserleri Müzesi, Türkiye İş Bankası gibi müzelerde para sergilerinin bulunduğunu, ancak kiminin halka açık olmadığını, kiminin de kalıcı sergiler olmadığını ve spesifik bir para müzemiz olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu müzeler genel olarak kendi tarihleri ile ilgilenmiş olduklarından nümismatik açıdan para sergisi olarak değerlendirilmeleri gerekir.” diye konuşuyor.

Türkiye’de üniversitelerin hiçbirinde bir nümismatik kürsüsü olmadığına, nümismatiğin halen arkeleojinin bir kolu olarak okutulduğuna dikkat çekiyor koleksiyoner. Belirttiğine göre bu dal Avrupa’da ise beş yüz yıldan bu yana ayrı bir bilim dalı olarak inceleniyor. Tezçakın, üniversitelerimizde nümismatik kürsüsü kurulmayışını, bu alanda müzemiz olmadığına bağlıyor. “Tarihçiler kaynak bulamamak korkusuyla tarihimizdeki para konularına değinmekten kaçınıyor. Bu nedenlerle netleşmemiş bazı bilgileri aktarmakla yetiniyorlar. Finans tarihimiz maalesef gerçekleriyle yansıtılamıyor. Kendi finans tarihimizi, bizim paralarımızı inceleyen yabancı nümismatların yayınlarından alınan bilgilerle oluşturmaya çalışıyoruz.” diye de ekliyor.

Kolleksiyonculuk Sabır İşi

Sözü artık Mehmet Tezçakın’ın 7 bin 500 parçadan oluşan Osmanlı kâğıt paraları koleksiyonunun detaylarına getirmek istiyoruz. Tarihi Sultanahmet Köftecisi’nin üçüncü kuşak sahibi Tezçakın’ın eline geçen ilk Osmanlı kâğıt paraları, bir antikacıdan aldığı sandığın içinden çıkan 1 ve 2,5 kuruşluk kaimeler. Bu iki kaime, yıllar içinde büyüyen çok kapsamlı, geniş bir koleksiyonun mayası olmuş âdeta.  Sonradan Osmanlı’nın ilk parası olan el yazması kaimeleri de, bu eşsiz koleksiyondaki yerini almış. Tezçakın, Osmanlı’nın ilk parasını, İngiltere’deki bir müzayede firmasından satın almış.

Bu arada, en değerli koleksiyon parçalarının, el yazması kaimeler olduğunu da belirtmeden geçmeyelim.  Böylesine değerli bir koleksiyonu oluşturmak için hatırı sayılır meblağlar söz konusu olması diye düşünüyoruz. Tezçakın da hâlihazırda sahip olduğu koleksiyon için 30 sene içinde harcadığı paranın 6 milyon doları bulduğunu söyleyerek bizi doğruluyor.  Asıl koleksiyonun 350 parçadan oluştuğunu belirten Mehmet Tezçakın, harcadığı o kadar paranın bu asıl koleksiyon için olduğunu söyleyerek, “Bu asıl koleksiyonu toplarken eksik olan parçalar için başka bir koleksiyoncunun bütün bir koleksiyon satın almak zorunda kaldım. Bütün eksiklerimi tamamlamak için 46 koleksiyon satın aldım.” diye konuşuyor.

Onun koleksiyonuna da başka koleksiyonerlerden talip yok değil. İsrailli, Amerikalı, Arap koleksiyonculardan kendi koleksiyonlarında eksik olan parçalar için talepler geldiğini belirten Tezçakın, “Ama ben katiyen bu koleksiyonun bozulmadan bu şekilde kalması amacında olduğumdan gelen taleplere hiçbir zaman sıcak bakmadım.” diye konuşuyor. Öyle ya 30 senede heyecanla, zevkle ve büyük bir emekle, varını yoğunu harcayarak bir araya getirmiş. “Benim bir tapum bile olmadı bunca sene. Bu zevkimden dolayı olmamasını da çok dert etmiyorum. O kadar keyif aldım ki bu koleksiyonu hazırlarken. Bir de bu koleksiyonun birikmesi sırf parayla ilgili bir şey değil. Zaman lazım, aşk lazım.” diyor.

Koleksiyonsculuk paranın yanı sıra emek, sabır ve araştırmalar için zaman isteyen bir uğraş. Mehmet Tezçakın da bu tutkusu için epey mesai harcamış. Ailesinden de destek görmüş ama en büyük destekçisi eşi olmuş. “Bir parayı arayıp bulmak için sabahlara kadar beraber çalıştığımız oldu” diyor. Hatta Osmanlıca kaynakları okuyabilmek için rahmetli eski nümismat İbrahim ve Cevriye Artuk’tan birlikte Osmanlı dersleri bile almışlar.

İlk Kaimeler El Yazmasıydı

Tezçakın’a, koleksiyonda hangi dönemlere ait Osmanlı kaimeleri olduğunu soruyoruz. Abdülmecid zamanında 1840 yılında basılan ilk Osmanlı kâğıt parasından Sultan Vahdettin döneminden 1922 tarihli son paraya kadar bütün dönemlere ait paraların kendisinde mevcut olduğunu ifade ediyor. Bu çok özel koleksiyonun, asidi alınmış özel föylerde muhafaza edildiğini, arada bir havalandırıldığını ve kasalarda tutulduğunu, başka da özel bir saklama koşulu bulunmadığını anlatıyor.

Koleksiyonerliğe yıllarını veren Tezçakın’dan, Osmanlı kâğıt paralarının en belirgin özelliklerinden bahsetmesini istiyoruz. Anlattığına göre Osmanlı kâğıt paraları çeşitli zamanlarda, çeşitli özelliklerde çıkmış. Matbaanın, baskı kalıplarının olmadığı zamanlarda el yazması olarak piyasaya sürülmüş paralar. Daha sonra baskı kalıpları kullanılarak matbu kaimeler yapılmış fakat üzerlerindeki seri numaraları elle yazılmış. Genelde ince kâğıtlar kullanılmış kaimelerde. Ön ve arka yüzünde resmi yazılar bulunan Osmanlı kaimelerinden yalnızca ikisinde resim bulunuyor. Onun haricinde hepsi desen ve güzel motiflerle süslenmiş kaimeler. Üzerinde resim bulunan söz konusu iki para, bozuk para olarak, 1 ve 2,5 kuruşluk olarak basılmış.




El yazmaları ve ilkel kalıplarla basılan kaimeler, sonraki dönemlerde yerlerini Osmanlı Bankası’nın bastığı banknotlara bırakmış. Osmanlı Devleti’nin,  kâğıt paraları basma imtiyazını 1863 senesinde, Osmanlı Bankası’na verdiği bilgisini de hatırlatalım. Osmanlı Bankası bu paraları, Osmanlıca ve Fransızca olarak basmış. Zamanının büyük kısmını dünya paraları ve Osmanlı kâğıt paraları konusunda araştırmalar yapmaya ayıran koleksiyoner Mehmet Tezçakın,  Osmanlı Devleti’nin yurt dışında Almanya hükümetinin matbaalarında bastırdığı paraların da bulunduğunu dile getirerek, “Bunlar da hakiki banknot niteliğinde olan paralardı.” diyor. Paraların ebatlarına değiniyor Tezçakın. “Paralar dönemlerine göre giderek küçüldü veya büyüdü diyemeyiz. Her devirde küçük ve büyük ebatlı paralar basılmıştır. Bunlar değerlerine göre büyüklük gösterirler. Paranın değeri büyüdükçe ebat da büyümüştür.”

Söyleşimizin yavaş yavaş sonuna gelirken, kendisinden sonra koleksiyonun akıbeti ne olacak, ailede kendisinden başka koleksiyona meraklı olan var mı, diye soruyoruz.  “Koleksiyonculuk insanın içinden gelen bir duygu, herkeste olamıyor maalesef. Benim ailemde de bu uğraşa ilgi duyan yok şu anda. Üç oğlum, dört de torunum var. Belki torunların ilgisi olur ileride.” diyen Tezçakın, sözü yine para müzesine getiriyor ve şöyle devam ediyor; “Koleksiyonculukta ‘adam mezara, mal mezata’ diye bir düşünce var. Bundan çekiniyorum. Çünkü bir daha bir araya gelmesi imkânsız olan bu koleksiyonun dağılmasını istemiyorum. Bu paraların bir müzede sergilenmesini arzu ediyorum.”

Tezçakın, ilk Türk nümismatı olan Osmanlı devlet adamı Abdüllatif Suphi Paşa’nın para koleksiyonunu hatırlatıyor. Belirttiğine göre, Subhi Paşa’nın ölümünden sonra koleksiyonuna gerekli ihtimam gösterilmediğinden tüm sikkeleri dağılmış ve nadir parçalar Paris, Viyana ve Berlin müzelerine satılmış.

Mehmet Tezçakın, son olarak para koleksiyoncularının karşılaştıkları en ciddi soruna değiniyor. Belirttiğine göre, mevcut yasanın 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Hükümleri, para koleksiyonu yapmak isteyenleri korkutan bir içeriğe sahip. Kanuna göre 1840 zamanından evvelki her şeyin bireysel olarak alım satımı, toplanması yasak. “1840’tan önceki döneme ait olan bir şeyi toplamak istiyorsanız müzeye gideceksiniz, iki tane defter koyacaksınız, bu defterlere koleksiyonunu yapmak üzere edindiğiniz her şeyi teker teker not edeceksiniz. Müze her sene kontrol ediyor bunu. Bir tek parçası bile çalınsa, başına bir şey gelse hapis cezası alırsınız. Bu tür zorlukları var. Böyle olunca da dışarıdan birisi gelip, el altından alıp götürüyor sizin kültürünüze ait olan o şeyi.” diyen Tezçakın, bu konuyla ilgili mevcut yasanın yeniden düzenlenmesini beklediklerini dile getirdi. Mehmet Tezçakın’ın beklediği yasanın bir an önce çıkmasını dileyerek yanından ayrılıyoruz.

İSMEK El Sanatları Dergisi 21 İNDİR

Bu yazı 1380 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK