Heykel

Kumdan Kaleler Değil, Kumdan Heykeller

  • #


Yazı: Vera BATURALP

Antalya’da her yıl mayıs ayında düzenlenen Uluslararası Kum Heykel Festivali (SANDLAND), kum heykelciliğinde adını duyuran organizasyonlardan. Yalnızca nehir kumu ve su kullanılarak yapılan devasa büyüklükteki kumdan heykeller; insanı büyülüyor, adeta başka bir boyuta sürüklüyor. Çocukluğumuzun bu keyifli uğraşısı artık bir sanat olarak kabul ediliyor.

Kuma şekil vermek, kaleler yapmak sahilde hemen herkesin keyifle yaptığı uğraşlardandır. Son yıllarda sıkça karşımıza çıkan kum heykel sanatını, canlı olarak icra edilen performans sanatları arasında sayabiliriz. Bir kum heykelin yapım süreci iki aşamadan oluşuyor. İlk olarak, teknik ekip, sanatçı için ön çalışma yapıyor. Temel malzeme olan kum-su karışımı hazırlandıktan sonra makineler aracılığı ile sıkıştırılıyor. Nemlendirilen ve sıkıştırılan kum, küp halindeki kalıplara dökülüyor. Küp şeklindeki katı bloklar daha sonra sanatçının çalışacağı alana getiriliyor. İkinci aşama tamamen sanatçının hünerli ellerinde gerçekleşiyor. Sanatçı yukarıdan aşağıya doğru kumu keserek ve fazlalıkları sıyırıp atarak, ortalama bir hafta süre içerisinde bloklara nihai şeklini kazandırıyor.


Kum heykeltıraşlar yapılan heykelin boyutlarına göre çalışmalarını iki ya da üç kişilik bir ekiple yürütebiliyor. Boyutlar ortalama on metre genişlik, on beş metre yükseklikten oluşuyor. Çalışmaların sonucunda ise yüzlerce ton ağırlığında, metrelerce uzunluk ve yükseklikte devasa boyutta, muazzam eserler ortaya çıkıyor. Ortalama 15 bin ton kum ile yaklaşık 10 bin metrekarelik alanda yapılan devasa boyutlarda yüzlerce kum heykeli, adeta başka bir boyuta girmişsiniz hissi yaşatıyor.

Uluslararası Kum Heykel Festivali

Antalya’da yaklaşık on yıldır düzenlenen ve artık gelenekselleşen Uluslararası Kum Heykel Festivali; sergilenen mekânın alan genişliği, katılan sanatçı sayısı ve kullanılan kum miktarı gibi özellikleriyle dünyanın en büyük kum heykelciliği etkinlikleri arasında yer alıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından desteklenen bu projenin ziyaretçileri her yıl artıyor.

Festivale dünyanın çeşitli bölgelerinden bu işte ustalaşmış isimler davet ediliyor. Yılda ortalama 200 bin ziyaretçi toplayan festivale bugüne kadar Brezilya, Portekiz, İspanya, Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Hollanda, Rusya, Ukrayna,  Bulgaristan, İtalya, Fransa olmak üzere on bir ülkeden heykeltıraş katılmış.


Bunun yanı sıra Türkiye’de bu sanata yeni başlamış genç heykeltıraşlara da fırsat tanınıyor. Kendini göstermek isteyen genç ve başarılı heykeltıraşlar etkinlik vesilesiyle diğer deneyimli ve alanında uzman sanatçılarla burada tanışma imkânı buluyor. İki yılda bir değişen temalarıyla bu yıla dek Anadolu Efsaneleri, Bin Bir Gece Masalları, Mitoloji, Hollywood, İmparatorluklar gibi konular işlenmiş. Geçtiğimiz yaz düzenlenen festivalin konusu ise “Dünyanın Yedi Harikası ve Mitoloji.”

5 Bin Yıllık Geçmiş

Alternatif Turizm Etkinlikleri ve İşletmeleri Birliği Başkan Yardımcısı ve festival direktörü Cem Karaca, kum heykel sanatının 5 bin yıl öncesine dayanan kadim bir sanat dalı olduğunu söylüyor. Eski Mısır döneminde mimarlar inşa edecekleri yapıları ve piramitleri yapmadan önce kumdan küçük bir örneğini yaparak krallarına sunuyor. Bu aşamadan sonra bu kumdan maketleri ölçülendirip inşa edecekleri eserleri yapmaya başlıyorlar. O dönemde bambaşka bir işlevi olan kumlara şekil vermek, bugün yeniden keşfediliyor. Yurt dışında son on yılda bu alanda eğitim veren üniversitelerin de olduğu biliniyor. Dolayısıyla bugün kum heykelciliği diye bir sanat dalından bahsedilebiliyor. Dünya çapında kum heykelciliği yapan 400'e yakın sanatçı bulunuyor. Ülkemizde ise hem bu sanatı duyurmak, hem de turizme katkı sağlaması amacıyla dünyanın önde gelen kum heykelciliği festivallerinden biri yapılıyor.


Buradaki heykellerin on iki ay boyunca korunabildiğini öğrenince, üstünü ya da çevresini herhangi bir şeyle kapayıp kapamadıklarını merak ediyoruz. Festival Direktörü Cem Karaca, bunu ilk yıllarda denediklerini fakat bu şekilde esere daha çok zarar geldiğini anlatıyor. “Rüzgârlı bir havada brandaların yerinden uçuşması ya da eserin üzerine devrilmesi halinde daha zor anlar yaşanabiliyor.” diyor. Bu nedenle, eserleri yağmurdan ve rüzgârdan korumak adına bir solüsyon geliştirilmiş. Bu solüsyon, sprey şeklinde eserin üzerine püskürtülüyor; böylece yüzeydeki kumların birbirine tutunması sağlanıyor. Fakat hava şartları çok olumsuzsa veya yıl içinde aşırı yağmur yağdıysa, bu solüsyon da haliyle akıp gidebiliyor. Böyle durumlarda ise ufak restorasyon çalışmalarıyla eserin özgün halinin korunmasına gayret ediliyor.

Yalnızca Nehir Kumu Kullanılabiliyor

Kum heykel sanatının en önemli özelliği doğaya dost olması. Malzemeler sadece nehir kumu ve sudan oluşuyor. Buna ilaveten herhangi bir maddeye ihtiyaç duyulmuyor. Fakat kullanılan kumun özelliği ve su ile kumun karışım oranı epey önem taşıyor. Kullanılan kumun nehir kumu olması gerekiyor. Bunun nedeni, deniz kumu yuvarlak bir yapıya sahipken, nehir kumunun kare yapıya sahip olması ve içerisinde mil denilen bir madde barındırması. Çünkü mil denilen madde, kum tanelerinin birbirine yapışmasını sağlayarak adeta bir çimento vazifesi görüyor.


Kum heykel sanatını diğer heykelcilik çalışmalarından ayıran bir başka yönü ise çok daha hızlı bir biçimde çalışılabiliyor olması. Taştan altı ayda çıkarabilecek bir ürün, kumdan bir hafta içinde çıkarılabiliyor. Yapım aşamasında çok hızlı hareket edilmesi gerekiyor. Çok dikkatli ve yeterince deneyim sahibi olmazsanız orta noktasında ya da bitme noktasında yanlış bir hareketle heykel birden yıkılıp bozulabiliyor. Böyle bir durumda kalıplama işleminden itibaren aynı heykele tekrar başlamanız gerekebiliyor.

Kum Heykellerin Akıbeti

Karaca, kum heykel sanatının, hiçbir şeyin kalıcı olmadığı ve her şeyin bir gün yok olacağı felsefesini taşıdığını ekliyor. Bu yüzden izleyenleri kendine hayran bırakan bu eserler, yeni festival dönemi olan mayıs ayı gelmeden önce yıkılıyor. Ziyaretçiler de yıkım aşamasına yardım ediyor. Karaca, “Sadece yıkılmasını izlemek ve kazma küreklerle eserlerin yıkımına eşlik etmek için gelen ziyaretçilerimiz oluyor. Bu aşama da çocuklarıyla birlikte gelen ziyaretçilerin şenlik havasında eğlenerek, stres atarak geçirmesiyle son buluyor.” diyor.


Kum Heykel Festivali projesi Antalya’daki turizm potansiyelini değerlendirmek gerektiği düşünülerek ortaya çıkmış. Karaca, her yıl 15 milyona yakın turist çeken Antalya’yı kum-güneş-deniz üçgeninden çıkarmak istediklerini söylüyor ve şunları ekliyor: “Turizmin orta ve uzun vadede gelişebilmesi için alternatif turizm kaynakları oluşturmak gerektiğini düşündük. Antalya sadece denizi ve kumsalı ile anılmasın, farklı kültür-sanat etkinlikleri neden oluşturulamasın?” Karaca bu soruya örnek olarak yine Antalya’da gerçekleşen Altın Portakal Film Festivali örneğini veriyor. Kum heykelciliği de çocuk büyük herkesin ilgisini üzerine çekebildiği için bu anlamda daha avantajlı durumda. Bu tür kültür uluslararası sanat etkinliklerinin artması, Antalya’nın şehir kimliğini daha da geliştireceğe benziyor.

İSMEK El Sanatları Dergisi 21 İNDİR

Bu yazı 1372 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK