Tezhip

XX. Asır Tezhip Sanatının Büyük Hocası Dündar Tahsin Aykutalp'in Ardından

  • #


Yazı: Yrd. Doç. Dr. Celalettin KARADAŞ*

XX. yüzyıl tezhip sanatının en önemli temsilcisi Dündar Tahsin Aykutalp'i kaybettik. Yaklaşık elli yıllık sanat yaşamı boyunca fırçayı elinden düşürmemiş, tasarımlar yapmış, öğrenci yetiştirmiş ve tavır sahibi olmuştur. Muhsin Demironat ve Rikkat Kunt’tan tezhip dersleri almıştır. Kendi ifadesiyle “Rikkat Hoca, iyi niyetli ve müşfik bir hanımefendiydi. Eserlerini temiz bir işçilikle ve titizlikle icrâ ederdi. Muhsin Hoca ise klasikçi, eli çok kabiliyetli ve kreasyonu yüksek bir sanatkârdı. Çalışmaları bir Ali Üsküdarî, bir Şah Kulu fırçasından çıkmış kadar etkiliydi. Hocanın motifleri, yaprakları canlı ve hareket ediyormuş gibi geliyordu bana. Desenleri birbirinden farklı ve etkileyiciydi. Bu sebeple hocaya yöneldim ve her şeyimi ondan aldım.” diyerek Demironat yolunun temsilcisi olduğunu söylemektedir.


Türk tezhip sanatının görkemli geçmişini aradığı, yok olmakla karşı karşıya kaldığı yirminci asır, aynı zamanda siyasi ve kültürel çalkantıların boy gösterdiği bir devirdir. Geleneksel sanatlar eğitiminin kurumsal bir çatı altında 1914 yılında Medreset’ül Hattatîn’le başlayan serüveni, 1976’da bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi bünyesinde kurulan Geleneksel Türk Sanatları Kürsüsü’ne kadar uzanır. Yıllar içerisinde bu kürsüde her biri kendi sahasının çok önemli isimleri olan Osmanlı bakiyesi sanatkârlar görev alır. Günümüz tezhip sanatına ciddi tesir etmiş olan Tahsin Aykutalp, bu ustaların rahle-i tedrisinden geçmiş son sanatkârdır.


XX. asrın en önemli müzehhip ve tezhip hocası olan Aykutalp, 1926 yılında İstanbul’da doğdu. Babası Hayri Bey, annesi ise Erzurum’dan Kayseri’ye göç eden, Kayı Aşireti’nden gelen bir ailenin kızı olan Mevhibe Hanım’dır. Osmanlı torunu hocanın dedesi Nakkaş Mevlüt Ağa’dır. Dündar ismi de, Fatih Sultan Mehmed’in komutanlarından Dündar komutana dayanmaktadır.


Aykutalp, ilk eğitimini Yirmidördüncü İlkokulu’nda aldı. Orta öğrenimini, Mevlanakapı Ortaokulu’nda tamamladı. Ortaokuldaki resim öğretmeni Saim Bey, öğrencisinin Güzel Sanatlar Akademisi’nin lise kısmına girmesine önayak oldu. 400 kişinin katıldığı sınavı kazanarak üç aylık bir eğitime tâbi tutuldu. Burada, üç ay boyunca ressam Cevat Dereli’den ders aldı.

Akademi'nin Reklam-Sinema-Afiş kısmına girmek isteyen Tahsin Hoca, yaşının iki ay büyük oluşundan dolayı bu bölüme giremedi. Bazı hocaların teşvikiyle Geleneksel Türk Sanatları bölümüne kaydoldu ve burada dört yıl okudu. O dönemlerde lise diploması verilen Akademi’de iki yıl daha okuyarak diploma almaya hak kazandı. Akademi’de tezhip, çini, minyatür, hat, ebrû, cild, altın ezme ve hakk gibi dersler aldı. Feyzullah Dayıgil’den çini, Süheyl Ünver ve Tahirzâde Behzat’tan minyatür, Necmeddin Okyay’dan cild ve ebrû, İsmail Yümni’den hakk,  Beykozlu Hüseyin Efendi’den altın ezmeyi öğrendi. 1946 yılında girdiği Akademi’den 1951 yılında mezun oldu. Ayrıca Şehremini’de açılan bir kumaş kursuna devam etmiş, seramik dersleri almış, seramik tekniği ve fırınlaması üzerine çalışmıştır. Halı sanatına olan ilgisini de Kayseri’ye yaptığı bir seyahat sonucunda küçük bir kız çocuğundan, çözgü ve atkı öğrenerek aşina olduğu motifleri kendisi dokuyarak gidermiştir. Ayrıca edirnekâri işleri yapmıştır.


Askerlik görevinin ilk altı ayını Ankara’da, ikinci altı ayını da Siirt’te olmak kaydıyla yedek subay olarak tamamladı. 1956 yılında Yüksek Öğretmen Okulu mezunu Saadet Hanım’la evlendi. İsmet ve Hayri isimlerinde bir kız, bir erkek evladı oldu.

Çalışma hayatına, İstanbul Belediyesi’nde ressam-sürveyan olarak başladı ve bu görevi altı buçuk yıl sürdürdü. Vakıf İnşaat’ta danışmanlık yaptı. 1960 yılında Irak Hükümeti tarafından Bağdat’a davet edildi. Bağdat Üniversitesi’ne bağlı bir enstitüde tezhip, çini ve halı dersleri verdi. Hoca, bu enstitüde Arap-İsrail savaşının çıktığı 1967 yılına kadar altı buçuk yıl ders verdi ve öğrenci yetiştirdi.

Yurda döndükten sonra Akademi’den ders teklifi alsa da yeterli öğrenci bulunamaması yüzünden dersler başlatılamadı. Hoca, bir süre Fatih Erkek Koleji ve Ahmet Rasim Ortaokulu’nda resim dersleri verdi. Birkaç yıl sonra 1975-76 eğitim-öğretim yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Akademisi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’ne tezhip hocası olarak atandı. Neşe Aybey, Nezihe Bilgetay ve İslam Seçen gibi hocalarla Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü’nü kurdu. 1993 yılına kadar tezhip şubesinde hocalık yaptı ve aynı yıl emekliye ayrıldı. Bir müddet daha ders ücreti karşılığında fakültedeki dersleri yürüttü. 1999 yılında ağır bir hastalık geçiren Hoca, vefatına kadar bu hastalığın etkisinde kaldı.16 Aralık 2013’te kaybettiğimiz Hoca’nın cenazesi ikindi namazına müteakip Fatih Camii’nden kaldırıldı ve Eyüp Sultan Mezarlığı’na defnedildi.


Akademi’de Muhsin Demironat ve Rikkat Kunt’tan tezhip dersleri alan Hoca, Muhsin Demironat yolunu benimsemiş ve onun takipçisi olmuştur. Sanatında yetişmesiyle ilgili olarak, “Rikkat Hoca, iyi niyetli ve müşfik bir hanımefendiydi. Eserlerini temiz bir işçilikle ve titizlikle icrâ ederdi. Muhsin Hoca ise klasikçi, eli çok kabiliyetli ve kreasyonu yüksek bir sanatkârdı. Çalışmaları bir Ali Üsküdarî, bir Şah Kulu fırçasından çıkmış kadar etkiliydi. Hocanın motifleri, yaprakları canlı ve hareket ediyormuş gibi geliyordu bana. Desenleri birbirinden farklı ve etkileyiciydi. Bu sebeple hocaya yöneldim ve her şeyimi ondan aldım.” derdi. Tahsin Aykutalp, Muhsin Hoca gibi Ali Üsküdarî ve Şah Kulu’nun eserlerini incelemiş ve bunlardan ilham almıştır.

Bursa’da Yeşil Camii sıva altı restorasyonu, Beşiktaş’taki tarihi Kadırga restorasyonu, Şerifler Yalısı, Reşat Paşa Konağı tavanı, Halil İbrahim Yalısı restorasyonunda ve hocası Muhsin Demironat’la birlikte Bağfaş fabrikatörünün köşküne Osmanlı tipi lake tavan çalışmaları yapmıştır. Selimiye Camii’ne daha önceden yapılan Avrupa tarzı barok-rokoko bezemelerinin sıva altındaki orijinal kalemişi desenlerin tamamına yakınını klâsiğe bağlı kalarak ortaya çıkarmıştır. Sultan Ahmet Camii’nin tavan ve kubbelerindeki kalemişlerinin tashihi ve tatbiki hususunda Vakıf İnşaat’a danışmanlık yapmış ve Sultan Ahmet Camii’nin restorasyonu da hocanın elinden geçmiştir. Yine Yıldız Hamidiye ve barok bezemeleriyle bilinen Ortaköy Camii’nin restorasyonlarına katkıda bulunmuştur. Ayrıca, bazı günümüz camilerinin kalemişi desenlerini çizmiş, bazılarının da bizatihi uygulamalarında bulunmuştur. Bunlar arasında en önemlisi Başçı Mahmut Camii’dir.


Tahsin Aykutalp ömrünü geleneksel sanatlarımıza adamış, öğrenci yetiştirmiş ve sanatında tavır sahibi olmuş bir hocadır. Sanat yaşamı boyunca gaye-i hayali, bozulmuş olan tezhip sanatının yeniden hayat bulması ve eski güzelliğine kavuşması olmuştur. Geniş motif ve desen bilgisine sahip Hoca’nın eserlerinde, muhayyilesinin enginliği ve özgünlüğü açıkça görülür. Fırçayı elinden düşürmediği sanat yaşamı boyunca iki binin üzerinde eser vermiştir. Başta hilye-i şerifler olmak üzere, celî levhalar, kıt’alar, fermanlar ve çok farklı formlarda yazılar tezhiplemiştir.

Hoca derslerini, klâsik tezhip sanatının form, biçim, motif, renk ve kaidelerini talebelerine aktarmak ve öğrencilerinin özgün tasarımlar yapmaları üzerine kurgulamıştır. Tezhip sanatının temel kurallarını vererek, kopyadan uzak özgün tasarımlar üzerinde dururdu. Derslerinde özellikle öğrencilerine klâsik formları uygulatırdı. Bunlar özellikle, zahriye tezhibi, serlevha tezhibi, sûrebaşı tezhibi, kıt’a tezhipleri, hilye ve celî yazı tezhipleri olurdu. Hoca, öğrencilerine sadece tezhip öğretmez, aynı zamanda onları hayata hazırlardı. Yüksek bir eğitim formasyonuna sahipti. Eğitim anlayışında Osmanlı kültürünün izleri çok açıktı. Öğrencilerin birbirlerinin çizimlerine bakmaması gerektiğini, şayet birinin yaptığını kendinizinkinden kötü bulursanız, kalbinize kibir düşeceğini, yok eğer diğerininkinin daha iyi olduğunu görürseniz, bu sefer de haset edebileceği üzerinde dururdu. Hoca, öğrencilerinin kalplerine kibir ve haset duygularının girmesini engellemek için bunu yapardı. Çünkü, her iki hasletin de birer zehir olduğu düşüncesine sahipti. O gün itibariyle anlayamadığımız bu hususu ancak bugün idrak edebilmekteyiz.


Yetiştirdiği talebeleri klâsik tezhip sanatının bütün inceliklerine bağlı kalarak, başta İstanbul olmak üzere Anadolu’nun birçok üniversitesinde görev yapmaktadır. Elbette Tahsin Hoca’nın sanatı, eğitim metodu ve günümüz tezhip sanatına tesiri hakkında söylenecek çok şeyin olduğu açıktır. İleride bu hususlar daha geniş ele alınacaktır.
Levhalar Hüseyin Gündüz Koleksiyonundadır. *Atatürk Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü, Tezhip ASD Başkanı. KAYNAKLAR 1) Ayla Ersoy, Türk Tezhip Sanatı, 1988 İstanbul. 2) Celalettin Karadaş, Müzehhip Muhsin Demironat’ın Hayatı, Sanatı ve Eserleri, Atatürk Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, 1997 Erzurum. 3) Celalettin Karadaş, “Tezhip Sanatının Büyük Ustası D. Tahsin Aykutalp” Konferans, Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi, B Salonu, 21 Ekim 2005 Erzurum. 4) Faruk Taşkale, “Geçmişten Günümüze Tezhip Sanatında Bir Yolculuk”, Tezhip Buluşması, İstanbul, s. 8-27. 5) İlhan Özkeçeci, 20. Yüzyıl Türk Tezhip Sanatı ve Sanatçıları, Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayınlanmamış Sanatta Yeterlik Tezi, 1991 İstanbul. 6) Mukaddes Orhan, Tahsin Aykutalp’in Hayatı, Sanatı ve Eserleri, Yayınlanmamış Lisans Tezi, 1998 Erzurum. 7) Şevket Rado, Türk Hattatları, 1984 İstanbul.

İSMEK El Sanatları Dergisi 17 İNDİR

Bu yazı 1187 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK