Bakır İşçiliği

Tarihi Eserler Bakır Maketlerde Yeniden Hayat Buluyor

  • #


Yazı: Fatma YAVUZ

Ersoy Abut, aslında yirmi yılı aşkın bir zamandır klima tamir ustası… Dört senedir de işinde kullandığı bakır tesisat malzemelerinden tarihi yapıların maketlerini yapıyor. Ersoy Usta’nın bakır parçaları tek tek birbirine ekleyerek ürettiği eserlerin hepsi de eşsiz görünüme sahip. Ersoy usta, artık kendisinin tek bir amacı olduğunu söylüyor. O da, dünyaya, ülkemizin tarihi güzelliklerini bakır maketleriyle tanıtmak... Hikâyesini ve hayallerini kendi ağzından dinledik.

Onu İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikte tanıdık. Düzenlenen sergide ışıl ışıl parıldayan bakırdan tarihi eser maketlerinin arkasında sessizce oturuyordu. Görenlerde hayranlık uyandıran bakırdan tarihi eser maketleri orijinalleri aratmayacak kadar göz alıcıydı. Selam verip tanıştığımızda, sohbeti biraz ilerletip koyulaştırdığımızda gördük ki bu görkemli bakır maketleri ortaya koyan Ersoy Usta, adı duyulmayıp saklı kalmış yeteneklerden biri.


Kendisiyle ortaya koyduğu bu maketlerle ilgili olarak görüşmek istediğimizde “O kadar eli öpülesi usta varken, bana söz söylemek düşmez.” diyebilecek kadar da mütevazı kişiliğe sahip olduğunu anlıyoruz. Teklifimizde ısrar ettiğimizi görünce de atölyesinde buluşup konuşmak için söz alıyoruz kendisinden. Birkaç hafta sonra da Beyoğlu’nda bir tamir atölyesinden beklenmeyecek ölçüde düzenli klima tamir atölyesinde Ersoy Usta'yı ziyaret ediyoruz. Bitirmek üzere olduğu minyatür Galata Kulesi’nin rötuşlarını yaparken buluyoruz kendisini. Bir süre sonra fark ediyoruz ki atölyenin her bir köşesinde bakırdan bir mimari eser maketi yükseliyor.

21 yıldır klima tamiri ile uğraşan Ersoy Abut’un serüveni, mesleğinde tesisat malzemesi olarak kullandığı bakırların hurdaya çıkanlarını değerlendirme fikriyle başlamış. İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması sebebiyle ülkeye çok sayıda turist geleceğinin farkında olan Ersoy usta, bu fırsatı değerlendirme yolları aramaya başlamış.  Bu süreci şu cümlelerle anlatıyor Ersoy Abut: “Gelen turistlere bize ait, bizi doğrudan hatırlatacak bir nesne ne olabilir diye düşünürken, aklıma Türkiye’ye ait tarihi yapıların küçük ölçekli halleri geldi.  Turistlerin eserlerimizin, el emeği ile üretilip göz nuru dökülmüş maketlerini alıp ülkelerine götürebilecekleri düşüncesi beni heyecanlandırdı. Bunu da en güzel ve en iyi şekilde elimde bulunan bakır malzemelerden yapabilirim, diye düşündüm.”

Nereye çıkacağını bilmediği yolculuğunun ilk günlerini “Kafamda ufak ufak hesaplamalara başladım, bakırları parça parça ekledim ve sonunda ortaya çıkmaya başlayan görüntü hoşuma gitti.” diye anlatan Ersoy Usta, gece gündüz merakla yürümeye başlamış kendine açtığı yolda. Tabii işin başında umduğu gibi ilk maketlerini o sürece yetiştirememiş. O da çok mesele etmemiş, hatta işin heyecanına kaptırıp unutup gitmiş bunu. Kimseden ilmini yöntemini öğrenmeden tamamen kendi tecrübeleri ile deneye yanıla ilerlemiş yoluna. Tarihi mimari eserler maketlerde vücut bulup yükseldikçe şevk ve heyecanı da artmış.


Eser Maketleri, Orijinalinin Küçük Ölçekli Birer Kopyası

Bu iş için biraz merak, biraz yetenek ama metalleri birbirine eklemek için iyi kaynak yapmayı bilmek gerektiğini belirtiyor sözün başında Ersoy Usta. Daha önceden el sanatlarının herhangi bir dalında eğitim almayan ve bakır işleme sanatında kendine özgü bir kulvar belirleyen Ersoy Usta, bakırdan bir maketin maharetli ellerindeki yolculuğunu anlatmaya başlıyor.

Ersoy Usta, bir eserin maketinin yapımında hiçbir detayın gözden kaçırılmaması gerektiğini, bu yüzden de önce eseri bütün detaylarıyla fotoğraflamak gerektiğini söylüyor. Yaptığı eserleri orijinallerinin minyatürleri olarak gören Ersoy Usta, pencerelerden, merdiven basamak sayılarına kadar hepsinin birebir orijinali ile aynı olduğunu belirtiyor. “İşe başlamadan önce yapacağım eserin hangi boyutlarda olacağına karar veriyorum. Bundan sonra iş ölçeklendirmeye kalıyor. Örneğin, eserin toplam uzunluğu 50 cm olacak ise kubbelerin 20 cm olması gerek.” diyor. Çalışmalarının tek bir parçadan genişleyerek gittiğini söyleyen usta, “Normal bir inşaat gibi zeminden üste değil, üstten zemine doğru yapılan çalışmalar bunlar. İlk önce büyük kubbe sonra küçük kubbeler daha sonrasında camlardan genişleyerek zemine doğru eserlerimi tamamlıyorum.” diye anlatıyor.

Ersoy Usta’nın ilk eseri, ziyaret amaçlı gittiği ve manevi havasından çok etkilendiğini söylediği Edirne Selimiye Camii olmuş.  Caminin muhteşem mimarisini ve o heybetli duruşunu yansıtan bakırdan maketini yaklaşık beş ayda tamamlayabilen usta, Selimiye’nin ilk göz ağrısı olduğunu söylerken, ilk olmasından kaynaklanan bazı küçük sorunlar taşısa da eserinin kendisi için ayrı bir anlam ifade ettiğini belirtmeden geçemiyor.


Ardından hemşehrilerinin isteği üzerine Kastamonu Saat Kulesi ile Nasrullah Camii katılmış ustanın bakırdan maketlerinin arasına.  Sonra, bütün yaptıklarının arasında ‘ustalık eserim’ dediği Sultanahmet Camii çıkmış ellerinden.  Bunu Galata Kulesi, Kız Kulesi ve Dolmabahçe Saat Kulesi takip etmiş. Ustanın, gelecekte yapmayı tasarladığı eserler arasında ise başta Ayasofya Camii olmak üzere dünyanın ve Türkiye’nin meşhur tarihi eserleri yer alıyor.

Ustalık Eseri, Sultanahmet’te

Ustanın Sultanahmet Camii’nin bakırdan minyatürünü görmek isteyenler için eseri, cami avlusunda hâlâ sergilenmeye devam ediyor.  Ersoy Usta'nın, bütün yaptıkları arasında en uzun süren ve en görkemlisi olan Sultanahmet Camii bakırdan maketi görenleri büyülüyor. Caminin en ince detaylarını bile net bir biçimde izleme imkanı sunan maket, ayrıca camiye kuşbakışı bakma olanağını sağlayarak hem yerli hem de yabancı turistlerin oldukça ilgisini çekiyor.

Bu maketi kendisine Sultanahmet Camii’ne duyduğu hayranlığın yaptırdığını ifade eden Ersoy Usta, işe fotoğraf çekmekle başlamış. Cami derneği ve yetkililer ile yaptığı görüşmeler ve aldığı izinlerden sonra caminin neredeyse her köşesinden yüzlerce kare fotoğrafını almış. “Minarelerine çıkıp pek çok fotoğraf çektim. İsteğim, camiye baktığımda gördüğüm ihtişamı ve bende uyandırdığı duyguyu, maketi görenlerde de uyandırmasıydı.” diyor.


Bakır işlemeciliğinde kendine özgü teknikler geliştirdiği sanatına, hurda bakırları işlemekle başladığını söyleyen Ersoy Usta şimdi bakır yetiştiremediğini söylüyor. Her bir maket için harcanan bakır miktarı ise tahminlerimizin çok ötesine geçiyor. Söz gelimi uzunluğu 108 cm, genişliği 60 cm, minare yüksekliği 70 cm, ağırlığı ise 70 kg olan Sultanahmet Camii’nin minyatürünün yapımında 100 kg'dan fazla bakır kullanmış. Ersoy Usta’nın, “16 ayda tamamlayabildiğim Sultanahmet Camii’ni isteyenler çok oldu. Ama ben bir fiyat bile söyleyemedim. O benim için evin çocuğu gibi oldu artık. Bir gün olur da onu satarsam herhalde arkasından ağlarım.” sözleri ise, ortaya koyduğu eserin kendisi için ne anlama geldiğini anlamamıza yetiyor.

Uluslararası Fuardan Birincilikle Dönmüş 

Bakırı adeta nakış gibi işleyen Ersoy Usta, 2012 yılında İstanbul’da gerçekleşen bir etkinlikte Sultanahmet Camii maketini sergilerken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile tanışma fırsatı yakalamış. Kendisindeki yeteneğin hemen farkına varmış olmalı ki Başkan Topbaş, ustaya kendisinden bir isteği olup olmadığını sormuş. O da uluslararası bir fuara katılmak istediğini söylemiş Başkan’a. İBB Başkanı Kadir Topbaş, gelen bu isteğe, o sıralarda gerçekleşecek olan “Maskat Uluslararası El Sanatları Festivali”ne katılmasını sağlayarak cevap vermiş. 32 ülkeden el sanatları ile uğraşan 150 ustanın katıldığı festivale Ersoy Usta İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin katkılarıyla gitmiş. Festival kapsamında düzenlenen yarışmaya Galata Kulesi maketi ile katılmış ve katıldığı ilk uluslararası festivalden Türkiye’ye bakır işleme branşında birincilik ödülü ile dönmüş.


En Büyük Destekçisi Katıldığı Sergiler

Uzun süredir çalışmalarına ara vermeden devam eden Ersoy Abut, 21 yıllık mesleği olan klima tamirciliğinin ikinci meslek konumuna düştüğünü itiraf ediyor. Gününün büyük bir kısmını bu iş için ayırdığını belirten Abut, bu tempoya kendisini teşvik eden en büyük etkenin ise katıldığı sergiler olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Sergiler benim en büyük destekçim. Bu sayede eserlerimi insanlara sunma imkânı buluyorum. Onlardan gelen beğeni ve takdirler bu işe devam etmemi sağlıyor. Yoksa maddi açıdan bana hiçbir getirisi yok.” Kendi çabalarıyla daha çok yerel sergilere katılan Ersoy usta, ilk yurtdışı deneyimini Umman’da, yurtiçinde ise MÜSİAD tarafından düzenlenen fuara katılarak yaşamış.  Onun, “Benim bu atölyede yaptığım işten kimsenin haberi yok. Bazen umutsuzluğa kapıldığım oluyor ama sonrasında toparlanıp yeniden umutlanıyorum. Kim bilir belki bir gün benimde şansım döner.” sözleri ise bu süreçte yaşadığı hayal kırıklıklarının özetini oluşturuyor.




Sırada Ülkeleri ile Özdeşleşen Mimari Eserler Var

Ersoy Usta’nın sanatıyla ilgili gelecekte birçok planı var. Ustanın en çok üzerinde çalışmak istediği eserler arasında dünya mimarlık tarihinin en önemli yapılarından Ayasofya yer alıyor. Bu çalışmanın bir hayli uzun ve meşakkatli süreceğini söyleyen usta, “Ayasofya yaşadığı tarihi süreçte birçok değişikliğe uğramış, yapıya sonradan eklemeler yapılmış. Yapının doğasını bozmamak adına detaylı bir çalışma yapmam gerek.” şeklinde anlatıyor.

Ustanın yakın zamanda bakırdan maketini yapmayı tasarladığı çalışmalarının arasında, son dönemde restorasyon çalışmaları sırasında altında Yerebatan Sarnıcı’na benzer bir yapı bulunmasıyla gündeme gelen 255 yıllık tarihi olan Nuruosmaniye Camii de bulunuyor. Bu cami ile ilgili bütün fotoğrafların elinde hazır bulunduğunu belirten Ersoy Bey, konuşmasını hayıflanarak kurduğu şu cümlelerle sürdürüyor: “Aslında Türkiye öyle zengin ve öyle güzel ki… Her yerde kültürel mirasımız olan tarihi eserler yükseliyor. Mesela eşi benzeri olmayan Süleymaniye gibi harika bir eserimiz var. Bize ait belli başlı tarihi eserlerin hepsinin maketini yapmaya kalksam herhalde ömrüm yetmez.”

Tabii maketini yapmayı istediği eserler sadece Türkiye’de değil. Bulunduğu ülkeler ile özdeşleşmiş ünlü mimari eserler de var sırada. “İtalya’nın Pisa Kulesi, İngiltere’nin Big Ben Saat Kulesi neden yapılmasın ki…” diyor.


İleride sadece bu işle ilgili bir atölye ve satış merkezi açmayı düşünen Ersoy Abut, bugüne kadar bu işle ilgilenen herhangi birine rastlamadığını belirtiyor. Sanatının yaygınlaşması ve eserlerinin daha çok insana ulaşabilmesi için de daha çok çalışması gerektiğine inanıyor. “Ömrüm yettiği sürece bu işle uğraşmaya devam edeceğim, seviyorum çünkü ve büyük mutluluk duyuyorum.” diyen Ersoy Usta, daha çok sergiye katılarak eserleri ile dünyaya açılabilmeyi hedefliyor. “İmkânlarım el verdiği sürece tüm eserlerimi bir kamyonete doldurup dünyanın her yerini dolaşırım” diyebilecek kadar cesaretli olan Ersoy usta, “Çünkü” diyor, “İnsanın hiç yitirmemek üzere taşıdığı umutları olmalı…”

İSMEK El Sanatları Dergisi 17 İNDİR

Bu yazı 1696 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK