Makale

Batı’yı Aydınlatan İslam Düşünürü İbn Rüşd

  • #


Yazı: Prof. Dr. Bekir KARLIĞA

Bazıları için, “Batı’yı Aydınlatan İslam Düşünürü İbn Rüşd” başlığı çok kışkırtıcı, hatta abartılı ve gerçek dışı gelebilir. Doğruyu söylemek gerekirse bu başlığı ilkin biz kullanıyor değiliz. On dokuzuncu yüzyılın ünlü radikal bilimselci ve katı laikçi düşünürü Renan, 1852 yılında tamamladığı “İbn Rüşd ve İbn Rüşdçülük” konulu Doktora tezinde İbn Rüşd’ü, “Aristo’yu yenileyen ve felsefi Helenizm’in saf ışıklarıyla Avrupa’yı aydınlatan ilk ve tek Müslüman” düşünür diye tanıtıyordu. İbn Rüşd’ün Batı’yı aydınlatan düşünür ve Avrupa’nın fikir babası olduğu teması, Renan’dan önce de, sonra da pek çok araştırmacı tarafından dile getirilmiştir.

1. İbn Rüşd Kimdir?

Klasik İslam düşüncesi kaynaklarının bize aktardığına göre, 1198 yılında Merrakeş'te hayata gözlerini yuman İbn Rüşd’ün cenazesi, memleketi olan Kurtuba’ya taşınmak üzere bir katırın sırtına yüklenmiş ve yükün bir tarafına yazdığı kitaplar, diğer tarafına da tabutu konmuştu. Böylece yükün iki tarafı birbirine denk gelmişti. Bunu kaynaklar, İbn Rüşd’ün ağırlığınca kitaplar yazmış bir düşünür olduğunun göstergesi sayıyorlardı.


İslâm düşüncesi tarihinde, en çok eser veren yazarlar arasında ilk sırada yer alan ve yaşadığı dönemin hakim bütün bilim disiplinlerinde orijinal kitaplar kaleme almış bulunan İbn Rüşd, Aristoteles'ten beri gelen derin (mütebahhir = erudit) bilgin-düşünür tipinin son ve mükemmel örneklerinden birisiydi.

Bizim tespit edebildiğimiz kadarıyla İbn Rüşd, din bilimleri, mantık, tabîat bilimleri (fizik), metafizik, psikoloji, zooloji, astronomi, tıp, politika ve ahlâk gibi pek çok alanda değerli eserler yazmıştır. Mantık alanında değişik şerhleriyle beraber 46, tıp alanında 23, tabîat bilimleri alanında 22, Metafizik alanında 15, dinî ilimler alanında 10, astronomi alanında 5, politika ve ahlâk alanlarında birer adet olmak üzere, değişik boyutta toplam 125 civarında eser kaleme almıştı.

Bilhassa Aristo’nun eserlerine yazmış olduğu Küçük (Compendium), Orta (Medium) ve Büyük (Magnum) şerhleriyle, haklı olarak Ortaçağ'ın en büyük yorumcusu unvanını kazanmıştı. “Şârih” denince, İslam dünyasında yalnız o akla geldiği gibi, Batı dünyasında da “Commentateur” olarak şöhret bulmuştu.

Aristo’nun eserlerine yazdığı toplam 38 şerhten, ancak 28 tanesinin Arapça orijinali bugün elimizde bulunmaktadır. Bunlardan 15 tanesi, Arapça ve Arap harfleriyle; 4 tanesi Arapça, Arap ve İbrânî harfleriyle; 9 tanesi de yalnızca Arapça ve İbrânî harfleriyle günümüze ulaşabilmiştir. Geriye kalan 10 adet eserin Arapça aslı kaybolmuş, sadece Latince ve İbrânîce tercümeleri günümüze ulaşmıştır. Ayrıca tıp alanında pek çok eser kaleme almış olan düşünür,  Aristoteles'in eserlerine yazdığı şerhlerdeki yöntemi kullanarak ünlü hekim Galenos'un tıbba dair 10 ayrı eserine de şerhler yazmıştır.
2. İbn Rüşd Gerçekten Batı’yı Aydınlatmış Mıydı?

Bazıları için, “Batı’yı Aydınlatan İslam düşünürü İbn Rüşd” başlığı çok kışkırtıcı, hatta abartılı ve gerçek dışı gelebilir. Doğruyu söylemek gerekirse bu başlığı ilkin biz kullanıyor değiliz. 19. yüzyılın ünlü radikal bilimselci ve katı laikçi düşünürü Renan, 1852 yılında tamamladığı “İbn Rüşd ve İbn Rüşdçülük” konulu doktora tezinde İbn Rüşd’ü, “Aristo’yu yenileyen ve felsefi Helenizm’in saf ışıklarıyla Avrupa’yı aydınlatan ilk ve tek Müslüman”1  düşünür diye tanıtıyordu. Her ne kadar Renan, genelde bütün dinlere, özelde de Hıristiyanlık ve İslamiyet’e karşı cephe alan keskin ateist tavrı nedeniyle, daha sonra bu kanaatini çok fazla tekrarlamamaya çalışmışsa da, sonunda aksi kaynak ulaştığına dair en küçük bir ima veya açıklamada da bulunmamıştır. Bilakis her vesile ile İbn Rüşd’e karşı olan hayranlığını dile getirmekten geri durmamıştır.2

İbn Rüşd’ün Batı’yı aydınlatan düşünür ve Avrupa’nın fikir babası olduğu teması, Renan’dan önce de, sonra da pek çok araştırmacı tarafından dile getirilmiştir.  Nitekim Alain de Libera ve M. R. Hayoun, İbn Rüşd’ün, “Avrupa düşüncesi üzerinde derin etkiler bırakan”3  felsefi eserler yazdığını ve “Aristo yorumculuğu geleneği tarihinde mutlak manada merkezi bir rol oynadığını”4  belirtmekle kalmamakta, daha da ileri giderek onun, kısaca “Avrupa'nın manevî babası olduğunu”5   bildirmektedirler.

Aynı şekilde Charles Butterworth da, din ile felsefe arasında kurduğu sağlam ilişkiye dayanarak İbn Rüşd’ün, “Aydınlanmanın müjdecisi” olduğunu ifade etmektedir: Ona göre “örneğin Jean Jacques Rousseau gibi bir Aydınlanma düşünürü, ondan önce İbn Rüşd’ün yaptığı gibi, farklı seviyedeki insanlara farklı tavırlarla konuşmak gerektiğini düşünüyordu.  Rousseau’nun bir Aydınlanma düşünürü olması durumu, Averroes’in durumu kadar kesinlikle doğrudur. d’Holdbach, Diderot, d’Alembert ve Voltaire için, yani bütünüyle Aydınlanma için, dinin bir anlamı yoktur. Din, halk toplulukları için kullanılacak bir araçtan ibarettir.”6

“İbn Rüşd ve Aydınlanma” konulu uluslar arası Sempozyuma sunduğu tebliğinde, “İbn Rüşd’ün evrensel uygarlığa önemli etkilerinden”7 söz eden Paul Kurtz, onun “On yedi ve 18. yüzyıl Aydınlanma’sının gelişiminde anahtar bir şahsiyet olduğunu” bildirmekle kalmaz, aynı zamanda “modern bilimsel gelişmenin öncüsü olduğunu”8  belirtir.

Kurtz, “İbn Rüşd, bizim ortak mirasımıza paha biçilmez katkılarda bulunmuştur”9  dedikten sonra, “1200-1650 yılları arasında İbn Rüşd’ün, Yahudi ve özellikle de Latin düşünürler üzerinde derin etkileri bulunduğunu” ve onun “modern felsefi, bilimsel düşüncenin Avrupa’da mayalanmaya başlamasına yardımcı olduğunu”10 bildirir.

Kurtz, ayrıca “İbn Rüştçülerin İtalya üniversitelerindeki, özellikle de Padoa ve Bologna Üniversitelerindeki etkileri, modern bilimin gelişmesinde doğrudan itici rol oynamıştır”11 der. “İbn Rüşd,  Aydınlanma’ya doğru koşan güçler üzerinde fevkalade büyük ve güçlü bir etki bırakmıştır”12  diyen Vern L. Bullough da,  İbn Rüşd’ün fikirlerinin, “Galileo ve Giordano Bruno üzerinde büyük etkisi olduğunu ve ikisinin de İbn Rüştçülerle birlikte eğitim gördüğünü”13 bildirir.

Ortaçağ felsefesinin büyük üstadı Etienne Gilson, İbn Sina ve İbn Rüşd felsefesinin Batı düşüncesi bakımından önemini sıklıkla vurguladığı gibi “İbn Sînâ ve İbn Rüşd'ü hesaba katmadan, bir Hıristiyan ilâhiyatı tarihinin yazılmasının dahi mümkün olamayacağını”14  belirtir.


Remi Brague da, “Orta Çağ’ın Ortasında” başlığı altında topladığı makalelerinde, “Hıristiyan dünyasında Büyük Albert, İbn Sina’nın izini takip etmiş bir filozof olarak bilinir. Bütün yöntemlerini İbn Rüşd’den alan Saint Thomas ise, İbn Rüşd gibi hep büyük şerhler yazmıştır”15  dedikten sonra, İbn Rüşd’ün eserlerinin Batı’da ne kadar yaygın olduğunu göstermek üzere şu örneği verir: “İbn Rüşd’ün fikirleri Doğu’da (İslam dünyasında) pek ilgi görmedi. Fakat Yahudi ve Hıristiyanlar arasında müstesna bir mevkiye erişti. Bunun güzel bir örneğine sahip bulunuyoruz. İbn Rüşd’ün Aristo’nun Metafizik kitabına yazdığı Büyük Şerh’in (Tefsir) yalnızca bir tek Arapça nüshasına sahip bulunduğumuz halde, bu kitabın İbranice tercümesinden on beş nüsha, Latince tercümesinden ise daha fazla nüshaya sahip bulunmaktayız. Ayrıca bu eserin pek çok baskısı yapılmıştır. Matbaanın ilk kullanılmaya başlamasıyla birlikte yapılmış olan baskıları daha sonra birçok kez tekrarlanmıştır.”16

Alman düşünür Herder (ö. 1803) ise, “İnsanlığın kazanımlarının özü ve bileşimi”17  diye tanımladığı Aydınlanma’nın öncüleri arasında saydığı Müslümanların, “İspanya ve İtalya’daki dilleri ve kültürleri etkilediklerini”18 ve “bilimlerin gelişmesine önemli katkılarda bulunduklarını belirttikten sonra “Müslümanlar, o zamanın barbar Avrupa’sını aydınlatmışlardır”19  diye ekler. Ernest Wolf Gazo’ya göre, Aydınlanmacılar, “düşmanımın düşmanı benim dostumdur” özdeyişinden hareketle, Kilise ile olan düşmanlıklarından dolayı İslam’a karşı daha ılımlı yaklaşıyorlardı. 3. Rönesans Dönemi ve Sonrasında Yapılan veya Basılan İbn Rüşd Portreleri

14. yüzyılın başlarından 16. yüzyılın ortalarına kadar, İtalya’nın değişik kentlerinde yapılan tablolarda İbn Rüşd figürlerinin önemli bir yer tuttuğunu görüyoruz. Sanat değeri büyük bu eserlerin ana konusunu, Saint Thomas ile İbn Rüşd arasındaki hayali çekişme teşkil etmektedir. 12. yüzyıldan itibaren Avrupalı entelektüeller arasında yaygınlaşarak artan İbn Rüşd ve İbn Rüşdçülük akımına karşı Saint Thomas’ın başlattığı yoğun mücadele tasvir edilmeye çalışılmıştır.

Her biri, dönemin üslubunu yansıtan sanat harikası bu eserlerin, Saint Thomas’ın İbn Rüşd’e karşı zaferini tasvir etmek üzere yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu tablolar iyice analiz edildiğinde, o dönemde Batı dünyasının ve özellikle Katolik Kilisesi’nin, akademik ve entelektüel çevrelerde etkili olduğu kadar, dini muhitlerde de etkili olan İbn Rüşd felsefesinden ve onun izinden gittiğini bildiren İbn Rüştçülerin yaygın tesirlerinden çok rahatsız olduğu ve bunu önlemek üzere büyük bir çaba harcadığı gözlenmektedir.


Ana misyonları, İbn Rüşd ve İbn Rüştçülüğü durdurmak olan Dominiken tarikatı mensupları, Engizisyonu müfettişliği görevini de üstlenerek, Ortaçağ boyunca Avrupa’da büyük bir terör havası estirmişlerdir. Bu misyonun bir parçası olarak, Saint Thomas’ın Azizlik mertebesine yükseltildiği o günlerde İtalya’nın değişik kentlerindeki Dominikenlere ait mekânlarda, daha sonra “Aziz Thomas’ın Zaferi” diye adlandırılacak olan bu güzel eserlerin yapımını teşvik ettiler. Şimdi bu tablolardan,  İbn Rüşd’ün de yer aldığı bazılarını daha yakından görmeye çalışalım: 1. Pisa’da Santa Caterina Kilisesi’nde Bulunan “Thomas’ın Zaferi” Tablosu (Şekil 1)

Pisa, Florence,  Assise, Orvieto ve Bologna gibi Orta Çağ İtalyan şehirlerinde karşılaştığımız bu tablolar, sadece bir resim olmanın ötesinde, dönemin felsefi ve teolojik bakışını da yansıtmaktadır. İtalya’nın Pisa kentindeki Santa Caterina Kilisesi’nde bulunan ve 1335 yılında yapıldığı anlaşılan “Thomas’ın Zaferi” adıyla ünlü bu duvar freski, dönemin fikir hayatını, Batlamyus kainatının, Yeni Platoncu akıllar teorisinin mistik yorumlarını sunan güzel örneklerinden birisidir.

Burada, İbn Rüşd, vücudunun üst kısmı, sanki görünmeyen bir güç tarafından bastırılmışçasına yere uzanmış yatar vaziyette tasvir edilmektedir. Bu baskı ve sıkıntı nedeniyle, tüm ağırlığını, büktüğü sağ kolunun üzerine vermiştir. Kafası ve gözleri aynı derecede aşağıya eğiktir ve kaşları da çatıktır. Aristo üzerine yazdığı şerh ise ters çevrilerek bir kenara atılmış durumdadır. Belli belirsiz altın bir şua demeti, Thomas’ın ışık saçan kitabından çıkarak İbn Rüşd’ün eserinin üzerine düşmektedir. Işın demeti yere çarptığında, İbn-i Rüşd artık çoktan mağlup olmuş ve serilmiş vaziyette yatmaktadır.

1323 yılında aziz ilan edilmiş ya da henüz ilan edilmek üzere olan, kilisenin önde gelen ilahiyatçısını, yani Saint Thomas’ı övmek üzere yapılan ve Dominikan tarikatının propaganda ürünü niteliğinde olan bu tabloda, Saint Thomas, bakışlarını İbn Rüşd’e doğrultmuş, önünde açık duran kitaptaki metinle karşı karşıyadır. Adeta güneş gibi yayılan ışığın altında toplanan rahiplere Saint Thomas, altın ışın huzmeleri halinde, kendi kitabından, Tanrı’nın (Hz. İsa), Hz. Musa’nın, Saint Paul’ün ve İncil yazarlarının bilgisini aktarmaktadır.
Bu tabloda, yenilgiye uğratılmış İbn-i Rüşd, Thomas’ın aşağısında görünür. Kitabı da parçalanmış değildir, ama açık olduğu halde ters çevrilmiş şekilde yere atılmıştır. Genel olarak tabloyu, Saint Thomas’ın resmi doldurmaktadır. Bir tahttan yoksun olsa da oturur konumda bulunan Aquinas, aynı genişlikte iç içe geçmiş ve altı şeride bölünmüş bir dairenin karşısında süzülmektedir. Elindeki kitapta, İncilden şu cümleler yer almaktadır: “Veritatem medibatur guttur meum et labia mea detestabuntur impium” yani “akılsızın dili, kendisini helak eder; dudakları da, canına tuzaktır.” Aslında bu cümleler Aziz Thomas’ın Yahudi ve Müslümanlara karşı kaleme aldığı, aslında İbn Rüşd’ün görüşlerini çürütmeyi amaçlayan “Ümmilere veya Dinsizlere Karşı Hülasa (Summa Contra Gentile)” isimli eserinin başında da yer almaktadır. Bu dairesel şema, aşağı taraflarda bulunan kalabalık rahipler topluluğundan ve yerde üzgün şekilde uzanmış bulunan İbn-i Rüşd’den, Saint Thomas’ın omuzlarına kadar uzanmaktadır.

İki rahip grubunun hemen üzerinden, Thomas’a, iki koldan eşlik eden Eflatun ve Aristo’yu taşıyan, geniş dokulu taşla kaplanmış bir raf yükselmektedir. Tabloda onların adlarına da yer verilmiştir. Hatta onlar kitaplarını, yararlanması için Aquinas’a doğru yöneltmişlerdir.

Rahipler ve İbn-i Rüşd, öndeki izleyiciye en yakın konumda bulunmaktadır. Daha sonra, aslında tablodaki konumları tam olarak belli olmayan Eflatun ve Aristo, gelip Aziz’e kadar uzanan koyu dış dairenin hemen önünde bir yerde durmaktadır. Biraz daha uzaklaşıldığında ise, birbiriyle örtüşen dairelerle kaplı altın zeminin çemberi üzerinde, Thomas’a yaslanmış bir şekilde duran dört İncil yazarı ile Aziz Pavlus ve Hz. Musa görülmektedir. Onlar da, önce kitaplarını, sonra da On Emr'in yazılı olduğu levhaları Thomas’a sunmaktadırlar. Tam ortadaki dikey eksende yer alan Thomas, onun aşağısındaki İbn Rüşd ve altın sarısı, mavi ve kırmızı renklerle bezenmiş dört meleğin olduğu mandorlasında bulunan Hz. İsa dışında, şekiller uzaklaşıldıkça gitgide daha da büyümektedir.

Şüphesiz ki burada çizilen iç içe geçmiş daireler şeması, salt birer dekorasyon unsuru değildir. Bunlar, küçük çaplı da olsa Orta Çağ evrenini temsil etmektedirler. Tabloda, Batlamyus ve Aristo’nun evren merkezli kozmografisi (kainat düzeni) tasvir edilmektedir. Bu husus, merkezden dışa doğru sırasıyla dünya, dört unsur, gezegenler ve sabit yıldızları geçerek iç içe sıralanmış daireler yoluyla anlatılmaktadır. Ancak kâinatın merkezi, tamamen Thomas’ın bedeniyle kaplanmıştır. Dolayısıyla Thomas’ın bedeni, kâinatın sınırlarına karşılık gelmekte, hâlesi de kutsal cennetlere dek uzanmaktadır. Kutsal cennetler ise, tablonun bile sınırlarını aşıp sonsuza açılmaktadır. Birbiriyle örtüşen altın dairelerden oluşan bölge, Antik felsefenin iki prensi ve yine bu alanda bulunan Thomas’ın zihni tarafından temsil edilen rasyonel düşüncenin bir bütün halinde ulaşabileceği en üst noktayı içermektedir.

Thomas’ın Zaferi tablosunun ana teması, esasen İlahi Bilgi’nin kademeli şekilde yukarıdan aşağıya doğru inişidir: İlk olarak, Tanrı’dan Hz. Musa’ya, İncil yazarlarına ve Saint Paul’e; ikinci olarak, önceki aşamada biriken bilginin, Thomas’a ve son olarak da, Thomas aracılığıyla, Kilise babalarına aktarımı anlatılmaktadır. Tanrı’dan, azizlerden, Hz. Musa’dan, Antik filozoflardan ve onların metinlerinden gelen tüm ışınlar, Aziz Thomas’ın kafası etrafında toplanmaktadır. Buradaki rahiplerin bir kısmı, derin düşüncelere dalmışken, diğerleri de hararetli bir tartışma içinde bulunmaktadırlar.


Bir Dominikan rahip, kendi önünde yere yatmış uzanan İbn Rüşd’e kızgınlıkla bakmakta ve sanki onun hatalarını reddedercesine avucunu açıp ona doğru uzatmaktadır. Bir diğeri ise, öne sürdüğü iddiaları parmaklarıyla bir bir sayarken göze çarpmaktadır. Dua eden elleriyle ve Thomas’a odaklanan gözleriyle başka bir Dominikan rahibi de, istisnai şekilde Thomas’ın kitabından tam üç ışın aldığı için ayrıcalıklı konumdadır. Bu ışınlardan biri dua etmek için açtığı elleriyle, bir diğeri, Tanrı’nın ağzından aşağıya doğru dökülen ışınları anımsatırcasına, ağzıyla ve üçüncüsü ise yukarı doğrulttuğu gözleriyle buluşmaktadır.

Vasari’ye göre tabloda resmedilen Aristo’nun, elinde tuttuğu kitap, Etika, Eflatun’unki ise Timaeus diyalogudur. Thomas’ın kucağındaki dört kitaptan ikisinde olduğu gibi, Aristo ve Eflatun’un ellerindeki kitaplarda da, Arapça yazı stilini çağrıştıran süslü bir tarz kullanılmıştır.

Pisa’daki Thomas tarafından yenilgiye uğratılmış İbn Rüşd tablosu, daha sonra Thomas’ın Zaferi ikonografisinin standart bir parçası haline gelmiştir. Dikkate değer bir ilgi görmüş olsa da, tablonun sahibi ve tarihi hala tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Zira Aziz Thomas,  son yıllarında, özellikle 1274’teki ölümünden sonra, Latin dünyasında etkisini yitirmeye başlamıştı. Bu dönem, Thomas’ın muhakeme ve doğal felsefeye yaptığı vurguyu şüpheli bulup doktrinini İbn Rüşdçülükle bağdaştırmaya çalışan muhaliflerinin, sertçe eleştirilerine maruz kaldığı dönemdir. Bu nedenle, 1325 yılına, yani aziz ilan edilmesinden iki yıl sonrasına kadar, Thomas’ın tezlerinden bir kısmının, Paris Üniversitesi’nde okutulması yasaktı. 2. Floransa’da Santa Marina Novella Kilisesi’nde Bulunan Thomas’ın Zaferi Tablosu (Şekil 2)

Floransa’daki Santa Maria Novella’da bulunan İspanyol Şapeli’nde, tüm duvarı kaplayan etkileyici bir Thomas’ın Zaferi tablosu bulunmaktadır. Andrea di Bonaiuto’nun, 1365-1368 yılları arasında yaptığı tabloda, Saint Thomas, rahiplere ait merkezi bir yerde tahtta oturmaktadır. Etrafı, Musa, Süleyman, Davut ve Eyup peygamberin yanı sıra, Pisa’daki tabloda kendisine ilham verenler olarak gördüğümüz, İncil yazarları ve Pavlus tarafından sarılmıştır. Saint Thomas’ın ayakları altında ise, birer sapkın olarak nitelenen Ariüs, Sibellius ve İbn Rüşd yer almaktadır. Burada görülenlerin hiçbirinin ismine yer verilmez. Ancak merkezde yer alan tek sarıklı kişinin İbn-i Rüşd olduğu kabul edilmektedir.
Saint Tmomas’ın yukarısında üç teolojik erdem, aşağısında ise yedi Hür sanatlar, bilimler ve onların tarihi temsilcileri görülmektedir. Bunlardan Priscien, grameri; Çiçeron, retoriği; Zenon, diyalektiği; Tubalcain, musikiyi; Atlas, astronomiyi, Euclide, aritmetiği temsil etmektedir. Hz. İbrahim, abak’ı (sayı tahtası) elinde tutmaktadır. Justinien sivil hukuku; Papa V. Clement, dini hukuku; Pierre Lombard, ameli ilahiyatı; Areopagite’li Saint Denys, nazari ilahiyatı, Boetius, tasviri ilahiyatı; Saint Jean Damascenus, tefekküri ilahiyatı ve Saint Augustinus da Skolastik ilahiyatı temsil etmektedirler.20 Böylece san’atkâr, döneminin bütün felsefe ve ilahiyat disiplinlerini temsilcilerini tablosuna yerleştirmiş ve zımnen Saint Thomas’ın felsefenin bütün disiplinlerinde muzaffer bir üstad olduğunu vurgulamaya çalışmıştır.

Andrea di Bonaiuto’nun,  bu tablosunda, Orta Çağ’da kendisine bir İlahiyat kitabı izafe edilen ve kimliği hakkında somut bir bilgi bulunmayan “Sahte Denis” (Psuedo Denis) diye şöhret yapmış olan kişiye yer vermiş olması, dönemin hakim düşüncesi olan Batını ve Gnostik anlayışın önemini vurgulama; Emevi saraylarında yetiştikten sonra İslam’a reddiyeler yazarak bu gün de hala Batı dünyasında İslam karşıtı yaklaşımların ana kaynağı olan Şamlı Johannes Damascenus’a yer vermesi de, o dönemdeki İslam karşıtlığının Batı dünyasında yaygın ve canlı olduğunu gösterme amacına yönelik olsa gerektir. 3. Paris’te Louvre Müzesi’nde Bulunan Thomas’ın Zaferi Tablosu (Şekil 3)

Saint Thomas ile İbn Rüşd mücadelesinin, Rönesans dönemi resim sanatında, uzun süre canlılığını koruduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Pisa ve Floransa’daki tablolardan yaklaşık bir asır sonra, aynı konunun, Campo Santo’nun büyüleyici dekoratörü Benozzo Gozzoli’nin bir zamanlar Pisa Katderalinin Metropolitan kürsüsünün arkasında bulunan, ancak daha sonra Paris’teki Louvre Müzesi’ne taşınmış olan tabloda işlenmeye devam ettiğini görüyoruz.

Benozzo Gozzoli, yüz yıl önce yapılmış olan tabloyu aynıyla tekrarlamayı yeğlemişe benziyor. Tablonun merkezinde yine Aziz Thomas yer alıyor. Dizinde açık duran kitapta aynı cümleler bulunuyor. Ayaklarının altında ise, boylu boyuna uzanmış bir kişi yatıyor. Bu kişinin, Aristo’nun büyük yorumcusu İbn Rüşd olduğu, başındaki sarıktan ve kısmen açık duran kitabındaki metinden anlaşılmaktadır. Bu kişinin, Amorisynler hareketinin kurucusu Amauricius olduğu da söylenmektedir.
4. Floransa’daki San Marco Kilisesi’nde Bulunan Thomas’ın Zaferi Tablosu (Şekil 4)

Floransa’daki San Marco Dominikan Manastırı’nın kütüphanesinde bulunan ve Fra Angelico tarafından yapılmış olan bir başka tabloda da, yine Thomas’ın zaferi konusu tasvir edilmektedir.  Bu tabloda, Saint Thomas’ın hemen aşağısında yer alan ve isimleri açıkça verilen üç sapkın resmedilmiştir. Ortada İbn-i Rüşd görülürken, sağ tarafta Sabellius, sol tarafta ise adı Guglielmus olan bir kişi durmaktadır. Bu kişinin büyük bir ihtimalle, Thomas’ın Paris Üniversitesi’nde görev yaptığı sırada, ona ve mensubu olduğu Dominiken tarikatına savaş açan ve “Contra İmpugnantes Religionem” adlı eserinde görüşleri Thomas tarafından çürütülen Saint Amour’lu William olduğu sanılmaktadır.

5. Roma’da Santa Maria Minerva Kilisesi'nde Bulunan Thomas’ın Zaferi Tablosu (Şekil 5)

Roma’da bulunan Santa Maria Carafa Şapeli’nde (Minerva), Filippino Lippi’nin yaptığı Thomas’ın Zaferi tablosundaki temel kompozisyon ise, açıkça Andrea’nın İspanyol Şapeli’ndeki duvar düzenlemelerine ve Pisa’daki tabloya dayanmaktadır. Filippino, tablosunda, klasik şekilde daha önce hep Saint Thomas’ın ayaklarının altında resmedilen İbn Rüşd yerine, sapkınlık örneği sayılan kişilerin hepsini yerleştirmeyi tercih etmiştir.

Filippino’nun tablosunda, önceki örneklerinden farklı olarak İbn-i Rüşd, sarıklı bir Müslüman şeklinde değil, şapkasız, sakallı ve yaşlı bir adam biçiminde tasvir edilmektedir. Bu adamın, yere eğik bedeniyle bükülmüş hali, Pisa’daki tabloda bulunan İbn-i Rüşd’den çok Benozzo’nun tablosundaki İbn Rüşd’e benzemektedir.

Ayrıca tabloda, Thomas, sola doğru çapraz şekilde eğilerek, Ortaçağ Hıristiyan dünyasında kutsal bilimin aracı olarak kabul edilen Diyalektik’e işaret etmekte ve aynı anda Dilbilimle konuşmaktadır. Öte yandan ana bilimsel disiplin olarak Teoloji, Saint Thomas’ın mabedindeki aksı işaret etmek için uzanan koluyla, resmi inceleyenlerin anında dikkatini çekmektedir. Aksın ortalarındaki tondoda açık şekilde duran kitapta, Thomas’ın Pisa’daki malum tablonun merkezinde yer alan Summa Contra Gentiles adlı eserinin girişinde kullanılan metin yer almaktadır.

Bu noktada aksın en sağ köşesindeki iki figüre odaklanmak, büyük önem taşımaktadır. Genç bir adam, izleyenlerin görebileceği alandan sahneye giriş yapmaktadır. Bu genç adam, bir taraftan sol eliyle Saint Thomas’ı gösterirken, bir yandan da sarıkla bağlanmış bir şapka takan sakallı ve yaşlı bir adama doğru büyük bir hiddetle yönelmektedir. Ayrıca öteki elini yaşlı adamı oradan atmak istercesine, sağa doğru keskin bir şekilde sallamaktadır. Yaşlı adam, genç adamın bu hareketine cevap vermek istediği sırada, kaşları büyük bir memnuniyetsizlikle çatılmış vaziyettedir. Buradaki sarıklı adam, İbn Rüşd’dür.


Tüm bu Thomas’ın Zaferi tablolarını birleştiren karakteristik özellik, tabii ki Aziz Thomas’ın ayaklarının altında yatan, hatta çiğnenen, yenik, sapkın ya da kötülüğün temsilcisi olan kişidir. 6. Rafaello’nun Atina Felsefe Okulu Tablosu (Şekil 6)

Thomas’ın Zaferi tabloları ile aynı konuyu anlatmasa da, İbn Rüşd’ün içinde yer akdığı Rönesans döneminin ve belki de Orta Çağ’ın felsefe içerikli en ünlü tablosu, Rafaello’nun meşhur “Atina Felsefe Okulu” başlığını taşıyan tablosudur. Rönesans dönemi düşünce tarzının en tipik örneklerinden birisi olan bu tabloda Rafaello,  Rönesans fikrinin temelini oluşturan Antik Yunan’a dönüşü anlatmaya çalışmaktadır. Bu nedenle de sanatçı,  tabloda,  Antik Yunan filozoflarını, kendi zamanındaki ünlü kişilerle özdeşleştirerek, onları, bu kişilerin yüzüyle tasvir etmeye çalışmıştır.

Papa II. Jules tarafından Vatican Kütüphanesi için sipariş edilen ve 1509-1512 yılları arasında yapımı gerçekleştirilen dünyanın önde gelen 58 şahsiyetinin yer aldığı bu freskin ortasında, Eflatun ve Aristo görülmektedir. Solda duran Eflatun İdealizmi, sağda duran Aristo ise Realizmi ve Rasyonalizmi temsil etmektedir.

Eflatun, evrenin var oluş sebeplerini, Aristo ise evrenin nasıl işlediğini sorgulamaktadır. Rafaello, Eflatun’u Leonardo da Vinci’nin yüzüyle temsil ederken, Aristo’nun kimin suretinde tasvir edildiği belli değildir. Heracleitos’u, Michel Angelo, Euclides’i dönemin önde gelen Mimarı Bremante’nin yüzüyle göstermiştir. Ayrıca zıt fikirleri temsil eden filozoflar tabloda, karşıt konumlara yerleştirilmişlerdir.

Bütünüyle Antik Grek ve Latin filozoflarına yer verilen tabloda, yabancı olarak çok kesin olmamakla beraber tek İranlı Zerdüşt ve kesin olarak tek Müslüman da İbn Rüşd bulunmaktadır. Tasvir edilen 58 kişiden belli olanlar şunlardır: Cittium’lu Zenon, Elealı Zenon, Epicure, Boetius, Anaximandros veya Empdokles, Mantoulı II. Frederic, Pythagoras, İbn Rüşd, Alcibiades veya Büyük Albert, Anthistenes, Hypatias veya Francesco Maria, Eschine, Xenophon, Parmenides, Sokrates, Herakleitos, Platon, Aristoteles, Sinoplu Diogenes, Plotinus, Archimedes, Strabon veya Zerdüşt, Batlamyus ve Rafael’in kendisi.




Bu tabloda yer alan tek Müslüman düşünür olan İbn Rüşd ise hiç ilgisi olmadığı halde, heyecanla Matematik denklemi çözen Pythagoras’ın arkasında ve ona doğru başını eğmiş vaziyette tasvir edilmiştir. Fikir sistemleri itibariyle bir paralellik bulunmamasına rağmen Rafaello’nun İbn Rüşd’ü Pythagoras’ın yanında göstermesi, Ezoterik ve Alchimiste anlayışın yaygını olduğu Rönesans döneminde, İbn Rüşd’ün halk arasında bir nevi simyacı, ya da büyücü olarak tanınmış olmasın vurgu yapma amacına yönelik olabileceği gibi, bizzat sanatçının onu böyle gösterme arzusuna da yönelik olabilir. 7. Giovanni di Paulo’nun “(Triumphe Saint Thomas) Aziz Thomas’ın Zaferi” Tablosu (Şekil: 7)

Giovanni di Paulo’nun “(Triumphe Saint Thomas) Aziz Thomas’ın Zaferi” tablosunda, Saint Thomas’ın derslerini dinleyen rahip ve rahibelerin hayretli bakışları arasında, kendinden geçmiş halde yere serilmiş yatan İbn Rüşd portresi, Lippo Memmi ile Andrea di Bonaiuto’nun resimlerinin sentezi gibidir. Ancak buradaki figür, daha çok batılı bir İbn Rüşd portresini hatırlatmaktadır. 8. Giorgione’nin “Üç Filozof” Başlığıyla Meşhur Olan Tablosu (Şekil: 8)

Rönesans dönemi Venedikli ressamların ünlülerinden olan Giorgione (1478-1510) tarafından yapımına başlanan, hastalığı nedeniyle tamamlanamayan ve 1509 yılında öğrencisi Sebastiano del Piompo tarafından tamamlanan “Üç Filozof” başlıklı tabloda, İbn Rüşd, ortada yer almaktadır. Soldaki kişinin, Rönesans dönemi Avrupalı bir düşünürü temsil etiği, sağdaki kişinin de kimliği bilinmemekle beraber Aristo veya Pythagore olmasının kuvvetle muhtemel olduğu düşünülmektedir. Rönesans dönemi mentalitesine uygun olarak İbn Rüşd, Grek felsefesi ile Rönesnas dönemi Batı felsefesi arasında aracı rolü görmektedir. Ayrıca Avrupalı genç filozof da, elinde gönye ve pergel ile bir mağarayı ölçmeye çalışmaktadır. Resim, Simya ve büyücülükle ilgilenen Venedikli bir tüccar olan Taddeo Contarino’nun siparişi üzerine yapılmıştır. 9. Kral Manfred İçin Yapılmış Olan ve İbn Rüşd ile Porphyrius’u Sohbet Ederken Gösteren Resim Portresi (Şekil: 9)

1330-1340 yıllarında Kral Manfred için Modena’da hazırlanmış “Liber de Herbis et Plantis” isimli eserde yeralan bu resim, İbn Rüşd ile Aristo’nun Organon isimli eserine giriş mahiyetindeki Eisagoge (İsağuci) isimli eserin müellifi ünlü Mantıkçı Porphyrius’u karşılıklı sohbet halinde tasvir etmektedir. Eser,  bugün Paris Bibliothéque National’de bulunmaktadır.
10. Mesina Resim Ekolüne Ait Olduğu Belirtilen İbn Rüşd Portresi (Şekil: 10)

Yukarda sözünü ettiğimiz Ortaçağ felsefesi ve Saint Thomas uzmanı, ünlü Fransız Dominikan rahibi Dominique Chenu tarafından kaleme alınan “Saint Thomas D’aquin et la Théologie” isimli eserde, Mesina resim ekolüne mensup adı bilinmeyen bir ressam tarafından yapılan ve Saint Thomas’ın zaferini temsil eden bu resimde, Aziz Thomas’ın mücadelesi sonucunda yenilen, sırt üstü yere yatmış ve şaşkınlık içinde ne yapacağını bilemeyen bir İbn Rüşd tasvir edilmektedir. 11. Fra Angelico’ya Ait Olduğu Belirtilen İbn Rüşd Portresi (Şekil: 11)

Ortaçağ felsefesi ve Saint Thomas uzmanı ünlü Fransız Dominikan rahibi Dominique Chenu tarafından kaleme alınan Saint Thomas d’Aquin et la Théologie isimli eserde, Fra Angelico’ya ait olduğu belirtilen bu resimde, Saint Thomas’ın mücadelesi sonucunda ne yapacağını şaşırmış vaziyette düşünen İbn Rüşd tasvir edilmektedir. 12. Nurmberg’de Basılan İbn Rüşd Portresi (Şekil: 12)

1493 yılında, Almanya’nın Nurmbergi kentinde, Hertman Shedel tarafından Dünya Kronikleri içerisinde basılan “Nurmberg Chronicle”de yer alan İbn Rüşd portresi, sakalsız ve bıyıksız bir İbn Rüşd tasviridir. Rönesans dönemi resim sanatının özelliklerini yansıtmamakla berbaer bu resim, matbaanın icadı sırasında Arapça’dan Latince’ye tercüme edilen eserlerin ilk basılan kitaplar arasında yer alması ve Avrupa’daki akademik çevrelerde büyük itibar görmesi nedeniyle İbn Rüşd’ün ağaç oyma tekniğiyle yapılmış ilk litografik resmidir. 13. Venedik’te Basılan İbn Rüşd Portresi (Şekil: 10)

İbn Sina’nın el-Kanun fi’t-Tıb isimli eserinin Juntas edisyonu olarak bilinen 1527 yılı baskısının iç kapağında, 8 ünlü filozofun resmine de yer verilmiştir. İlk başta Eflatun, Aristo, Teofrastus ve İbn Rüşd’ün; bunun karşısındaki sütunda da Hipokrat, Galen İbn Sina ve Razi’nin resimleri yer almaktadır.

Öyle sanıyoruz ki Teofrastus ile İbn Rüşd’ün resimleri matbaa hatası olarak yer değiştirmiştir. Burada Müslüman filozoflar sarıklı ve ellerinde kitap olarak tasvir edilirken Yunanlı filozoflar başı açık, ya da şapkalı olarak tasvir edilmişlerdir. Aynı kitabın 1544 baskısında da, bu resimlerin aynı şekilde tekrar basıldığı görülmektedir.

14. Pierre-Roche Vigneron Tarafından Yapılan İbn Rüşd Portresi (Şekil: 14)



Yalnız Rönesans döneminde değil, Aydınlanma döneminde de İbn Rüşd imajının hala Batı dünyasında canlı bir figür olmaya devam ettiği görülmektedir.  Nitekim 19. yüzyılın ünlü ressamlarından Pierre Vigneron (1789-1872) yılında yeni bir İbn Rüşd portresi çizmiştir. Bu portrede, Rönesans dönemindeki yenik ve bitik İbn Rüşd yerine, gözleri pırıl pırıl, genç, dinç ve sakalsız bir İbn Rüşd tasviri ile karşılaşmaktayız. Kaytan bıyıkları ve modern türbanıyla, o Doğulu olmaktan çok modern bir batılı tipoloji sergilemektedir.

1) P. Van Tieghem, Renan, 71, Paris-1948. 2) Daha ilerde gelecek olan İbn Rüşd, Renan, İslam ve bilim bölümüne bakınız. 3) Alain de Libera, Averroes, İntelligence et la Pensée, 12. 4) Alain de Libera, age., 13. 5) “Bütün bu verileri göz önünde bulundurarak burada, şu hususun vurgulanması istenmiştir: İbn Rüşd, çok sarih olarak Avrupa'nın manevî babası şeklinde değerlendirilebilir.” (M. R. Hayoun-Alain de Libera, Averroes et l'Averroisme, 121) 6) Charles Butterworth, Averroes, Procursor of the Enleightnement, Alif, 16, P. 6-7, 1996. 7) Paul Kurtz, İntellectual Freedom, Rationality, and Enlightenment: The Contrubition of Averroes, (Averroes and the Enlightenment), 29. 8) Paul Krtz, agm., 29. 9) Paul Krtz, agm.,  31. 10) Paul Krtz, agm., 31. 11) Paul Krtz, agm., 31. 12) Vern L. Bullough, Medieval Scolasticism and Averroes: The İmplication of the writings of İbn Rushd to Western Science  (Averroes and the Enlightenment), 49. 13) Vern L. Bullough, agm.,  49.  14) Étienne Gilson, Archive d’histoire Doctrinale et Littéraire du Moyen Age, 91, 103, 104, 114 ve 120. Daha geniş bilgi için bkz., Bekir Karlığa, İslâm Düşüncesi Üzerine Araştırmalar, 370 vd. 15) Remi Brague, Au Moyen du Moyen Age,101. Paris- 2006. 16) Remi Brague, age., 276. 17) Onur Bilge Kula, Batı Felsefesinde Oryantalizm ve Türk İmgesi, 88. 18) Onur Bilge Kula, age., 96. 19) Onur Bilge Kula, age., 96. 20) Renan, Averroes et l’Averroisme, 310. 21) Giorgio Vercellin, İl Canone di Avicenna fra Europa e Oriente nel primo Cinquecento, 9-10, UTET, Torino, 1991.

İSMEK El Sanatları Dergisi 17 İNDİR

Bu yazı 2000 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK