Minyatür

Aslını Kıskandıran Minyatür Kızkulesi

  • #


Yazı: Uğur SEZEN

Onlarca efsaneye, ulaşılması imkânsız âşık ve maşuklara ev sahipliği yapan, medeniyetten medeniyete el değiştiren fakat İstanbul Boğazı’na bir gerdanlık gibi yakıştığından kimsenin şüphe duyamayacağı bir yapı Kızkulesi. Birçok insanı kendine meftun bırakan bu asırlık adacık, minyatür eser ustası Erol Kılıç’ın gönlünde ayrı bir yere sahip. Öyle ki, kendisinin en ufak detayına kadar birebir aynısını, minyatür maket halinde yaptıracak kadar…

“Üsküdar’ın karşısına görücüye çıkan kızlar gibi geçip oturmuş bu deniz köşkü için ne çok, ne inanılır inanılmaz rivayetler vardır. Çeşitli akıntıların durmadan itip hırpaladığı bir kule, bu ölçüde bir dayanıklılık, bir metanet ve yalnızlığa sessiz, şikâyetsiz bir tevekkül gösterir de, hakkında efsaneler, rivayetler düzülmüş olmaz mı? Sevgilisi Hera’yı elde etmek için Boğaz’ı yüzerek geçmek isteyen Leonor, bu mevkide boğulmuş olduğu için, kayaların üstüne böyle bir abide yapılmıştır. Ya, gözü gibi sevdiği kızını yılan sokmasından korkarak bu deniz kulesinde muhafaza eden kralın, akıbet, prensesi bir yılanın öldürdüğünü duyup, kahrından dağlara kaçmasına da, masal çeşnisi taşıyan rivayetlerden başka ne denebilir? Hele Seyyid Battal Gazi’nin hikâyesine ne demeli? Dünya güzeli kral kızını onun eşsiz gücü ve benzersiz kahramanlığı, suların avucu içindeki bu kuleden çekip çıkarmamış mıdır?”


Samiha Ayverdi merhum, Boğaziçi’nde Tarih isimli kitabında bu cümlelerle anlatıyor, Kızkulesi’nin serencamının sadece bir kısmını. İstanbul’un orta yerinde, asırlardır bir kimlik kartı gibi salınan Kızkulesi, çok tabiidir ki birçok efsaneye ev sahipliği yapıyor, yüzlerce maceranın da tam orta yerine misafir oluyor. Misafir olduğu bu maceralardan biri de, minyatür eserler yapan Erol Kılıç’a ait…

Kızkulesi Önce Gönlüne, Sonra Atölyesine Sığdı 

Rami’de ahşap bir evin ikinci katında, adım atmanın dahi zor olduğu bir atölyeye misafir olduk. Hem atölye, hem de esasında Erol Kılıç’ın evi burası. Fakat gözümüzün değdiği her köşesinde tornavidalar, çekiçler ve yan keskiler, hummalı bir çalışmanın devam ettiğinin habercisi. Bu ahşap evde, minyatür bir tarih yatıyor.

Minyatür ustası Erol Kılıç 57 yaşında. Kırklareli’nin Vize kasabasında dünyaya gelen Kılıç, ilkokul eğitiminden sonra İstanbul’a yerleşir ve yoğun bir çalışma temposunun içinde bulur kendini. Kesme sıvama kalıpçısı olarak sanayide başlar meslek hayatı. Uzun yıllar bu mesleği yaptıktan sonra, tekstil sektörü için çeşitli düğme ve aksesuarlar tasarlar. “Muhtemelen üzerinizdeki elbisenin fermuarları da benim atölyemde tasarlanmıştır.” diyen Kılıç, günün birinde radikal bir karar alır.

Yoğun meslek hayatından bunalan ve çocukluk hayalini gerçekleştirmek için kendisiyle baş başa kalmaya karar veren Kılıç, İzmir Eski Foça’da bir balıkçı kasabasına yerleşir. Beş yıl boyunca bu kasabada yaşayan Kılıç’ın zihni, artık kalıp dökmek, düğme ve aksesuar tasarlamak yerine, birbirinden güzel minyatürleri hayata geçirebilmek için çalışmaktadır.

“İlk minyatürlerimi, biraz iptidai bir şekilde ilkokul yıllarımda yapıyordum. Mesela ağaçtan saban yapardım. 11 yaşımda kalıpçılık işine girdiğimde ise arkadaşıma, ‘Kafama göre bir iş buldum.’ demiştim.” diyen Kılıç, aslında sanat değeri taşıyan ilk minyatürlerini Eski Foça’da yapar. Eski Foça sahilinde bir balıkçı teknesi minyatürü yaptıktan sonra, profesyonel olarak minyatür eserler üretmeye karar veren Kılıç için, Kızkulesi’nin hikâyesi ise 10 yıl önceye uzanır.


Haftalarca Kızkulesi’ni Araştırır

Erol Kılıç için Kızkulesi’nin hikâyesi yaklaşık 10 yıl önceye uzanıyor dedik. Şöyle ki, bir gün Üsküdar sahilinde dolaşırken, ilk kez bu kadar yakından gördüğü Kızkulesi, Kılıç’ı çok etkiler. Denizin ortasında bir abide gibi yükselen bu yapının, hem naifliği hem de vakarıyla kendinden geçer. Ve o an karar verir, Kızkulesi’nin birebirini minyatür olarak yapmaya.

“Bizans’dan mülhem Garp kaynaklarına göre, vaktiyle burası denize çıkıntı yapmış bir burundu. Atinalı Charis’in karısı Damalis’in mezarı orada olduğundan, bu kayalar üstündeki kuleye Damalis Kulesi denmiştir.

İmparator Manuel Komnenos’un yaptırdığı bu kuleye, Boğaz’ın ağzını kapayan zincirin bir ucu bağlanırdı ve kule, deniz yoluyle yapılacak herhangi bir hücuma karşı gözcülükle vazifeli olduğu için bir muhafaza kulesi karakterini taşırdı.”

Samiha Ayverdi, mezkûr kitabının Üsküdar bahrinde bu şekilde anlatmaya devam ediyor Kızkulesi’nin hikâyesini. Erol Kılıç da önce Kızkulesi hakkında araştırmalara başlar. Temin ettiği her türlü fotoğraf, resim ve planı en ince ayrıntısına kadar inceler. Defalarca Kızkulesi’ne gider, taşlarını adım adım arşınlar. Bir noktadan sonra Kızkulesi’nin çalışanları, Kılıç’ı misafir olarak değil de ev sahibi olarak görmeye bile başlarlar. Bu sayede kulenin köşküne defalarca çıkar ve tespit ettiği her ayrıntıyı zihnine kazır.


Kızkulesi’ni Avucunun İçi Gibi Biliyor

“İlk olarak, Kızkulesi’nin bahçesinde var olan taşları nereden temin edeceğimi araştırdım. Sonra da kulenin üzerine inşa edildiği zemini tespit ettim ve kolları sıvadım.” diyen Kılıç, sahilden çakıl taşları toplar. Granit taş da temin eden Kılıç, bu büyük minyatür projesi için her adımı, küçük ve dikkatli bir şekilde atar. Eserini, uluslararası maket ölçek birimine uygun olması için 1/25 oranında tasarladığını belirten Kılıç, kullandığı malzemelerin de yüzde 99’unda orijinale sadık kaldığının altını çiziyor.

“Kapı menteşeleri, pencereler ve diğer aksamları, atölyemde bu proje için özel olarak tasarladım. Menteşe ve küçük aksesuarları, uzun ömürlü olsun diye bronz döktüm. Pencere ve kapılar ise maun ağacından, her biri 1/25 oranında ve asıllarının en ufak detayına kadar aynısı.” diye konuşan Kılıç,  Türkiye’de bir benzeri dahi olmayan bu minyatür eser için gerek duyulan birçok malzemeyi de, çeşitli fuar ve şehirlerden numuneler alarak temin ettiğini belirtiyor.

Maket Kızkulesi’nin çatısında orijinal kiremit kullanamadığını söyleyen Kılıç, bunun için de eski mesleğinde edindiği tecrübelerle bir çözüm üretir. Çatı kiremitlerini, yıllarca kalıpçılık yaptığı için zamk kalıpla elde eden Kılıç, üzerini kalay kapladıktan sonra fırın boya yapar. Boyanın üzerine de özel bir teknikle kum püskürten Kılıç, “Orijinal kiremit kullanamadım fakat aynı kiremit havası verdim. O kadar ki, özel kalıp olduğunu anlayan da pek çıkmıyor doğrusu.” diyerek methediyor kiremitlerini.


Ölçeği 1/25 Ama Pahası Yaklaşık 1 Milyon Dolar

Minyatür Kızkulesi çalışmasına 2004 yılında başlayan Kılıç, 2010 yılında kubbeye Türk bayrağını dikerek maketini tamamlar. Bu kadar uzun sürmesinin nedenini ince işliğe bağlayan minyatür ustası, Kızkulesi’nin sadece ışıklandırmasının 1 yıl sürdüğünü ifade ediyor. Kapıları ve pencereleri, elektrik sistemi sayesinde açılan maket, yine Kılıç’ın maharetli elleriyle ışıklandırmaya da sahip. O kadar ki, aslının ve maketinin mehtaplı bir gecede çekilmiş fotoğrafları yan yana geldiğine, ayırt etmek neredeyse imkânsız.

Kılıç, “Ben bu makete başlarken, 1 milyon Dolar değerinde olacakmış gibi motive ettim kendimi.” sözüyle minyatür Kızkulesi’nin kendisi için ne kadar değerli olduğunu ifade ediyor. Kendisi için gerçekten o kadar değerli ki, bu maketin yapımında kullandığı malzemeleri sıralarken bile heyecanlanıyor.

Kılıç, Kızkulesi’nin duvarlarında 6 bin 200 adet taş, çatısında ise 7 bin adet kiremit kullanmış. Bahçe ve parke taşları 22 bin adet olup, hammaddesini ise Kızkulesi’nin bahçesinden temin etmiş. Işıklandırması 1 yıl süren makette 80 adet led ışık ile bir adet kırmızı fener lambası var. Boyu 1.75, eni 1.52i derinliği ise 1.83 cm olan maketin ağırlığı ise 170 kg.




Hal böyle olunca, minyatür Kızkulesi, Rahmi Koç Müzesi’nde 6 ay boyunca sergilenir. Binlerce insanın hayret ve takdirli bakışlarıyla muhatap olan, 170 kg.'lık Kızkulesi’ni bir yerden başka bir yere taşımanın gayet güç olacağını düşünürken, cevap mimarından geliyor. Projesine başlarken, farklı mekânlarda sergilenme ihtimalini düşünerek, maketi 22 ayrı parça olarak tasarlayan Kılıç, her parça için özel ahşap kutular yapmış. Maketini atölye dışına çıkarması gerektiğinde, 22 ayrı parçaya ayırabildiğini söyleyen Kılıç, her parçayı özel kutusu içinde muhafaza ediyor.

Yegâne Amacım Talebe Yetiştirmek

Kızkulesi maketinden sonra, Erol Kılıç’ın atölyesine Galata Kulesi misafir olmuş durumda. Bu tarihi yapının birebir maketini yapmaya karar veren minyatür eser mimarı, henüz yolun başında. Merdivenleri ve giriş kapısını yapmaya devam eden Kılıç, kuleyi de bir miktar yükseltmiş. Önümüzdeki bir senede, merdiven ve giriş kapısının ancak tamamlanabileceğini ifade eden Kılıç, kuleyi ise 520 farklı parçayı birleştirerek tamamlamayı tasarlıyor. Galata Kulesi’nin bahçesi ise parke taşından olacak. Erol Kılıç’ın asıl amacı ise deneyimlerini gençlerle paylaşmak. Uzun süredir atölyesine talebe aradığını fakat gençlerin bu işlere pek hevesli olmadıklarını vurgulayan Kılıç, 2023 senesine kadar ise kuşbakışı İstanbul siluetini maket olarak tamamlamayı hedefliyor.




“Fetihden sonra harab bir halde ele geçtiğinden, yerine bir başka ahşap kule yapılmışsa da, hayli zaman sonra yandığından, Üçüncü Sultan Ahmed devrinde, Damad İbrahim Paşa kargir olarak yenilemiş, İkinci Sultan Mahmud zamanında ise bugünkü şeklini almış, o zaman bu zaman, Boğaz ile Marmara’nın dudak dudağa geldiği kilit noktasında bir nöbetçi sadakati ile yılmadan usanmadan beklemekte devam eylemiştir.”

Samiha Ayverdi’nin ifadesi ile, Kızkulesi’nin aslı Üsküdar sahilinde bir nöbetçi sadakati ile yılmadan usanmadan beklerken, minyatürü ise Rami’de Erol Kılıç’ın atölyesinde meraklılarını bekliyor. Hem de aslını kıskandıracak bir güzellikte… Kızkulesi sevdalıları, bu tarihi yapının minyatürüyle www.minyatureserler.com adresinde de buluşabilirler.

Bu yazı 2142 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK