Giyim

Osmanlı Sultanlarının Dua Kalkanları

  • #


Yazı: İrem GÜVEN

Osmanlı sultanlarının savaşa giderken giysilerinin altından giydikleri tılsımlı gömlekler, gizemini günümüzde hâlâ korumaya devam ediyor. Uzun yıllar Topkapı Sarayı Müzesi’nde Osmanlı tekstili ve padişah giysileri üzerine çalışan Doç. Dr. Hülya Tezcan’ın kaleme aldığı “Tılsımlı Gömlekler” adlı kitapta, gömlekler üzerindeki sır perdesi bir nebze de olsa aralanıyor. Gömleklere daha çok sanatsal açıdan yaklaşılan kitapta, üzerlerindeki hat ve motiflerin muhteviyatı ile ilgili bilgiler de yer alıyor. Ayrıca, ibare ve rakamların büyük bir ustalıkla işlendiği zırh altlıklarının, astrolojik veriler bakımından uygun saatler gözetilerek birkaç senelik titiz çalışma ile hazırlandığı vurgulanıyor.

Yer gök dua üzerinedir, der büyüklerimiz. Dünyalık muratlarımız için, ahirette saadete erişmek için, hayırlarla karşılaşmak, şerlerden korunmak için, kem gözlerden sakınmak için Yaradan’a el açıp dua ederiz hep. Gönlümüzden geçenleri dilimiz döndüğünce ifade ederiz. Bazen Allah kelamı Kur’an-ı Kerim’den ayetler kılavuz olur yakarışlarımıza. İyiliklere davet, kötülüklere kalkan olur dualarımız.Maneviyatı kuvvetli Osmanlı padişahları için de dua, koruyucu bir kalkandı. Yedi cihana hükmeden, nice devletlerin kaderi iki dudağı arasında olan haşmetli Osmanlı padişahları, kıyafetlerinin altından dualarla donatılmış ‘tılsımlı’ gömlekler giyerlerdi. Osmanlı sultanlarının, bu tılsımlı gömlekleri, savaşta galip gelmek, nazardan korunmak ve şifa bulmak için giyindikleri söylenir.


Tılsımlı gömlekler, aherlenerek kâğıt özelliği kazandırılmış ince pamuklardan dikilirdi. Tılsımlı gömleklerin kumaşı genellikle Denizli’den saraya getirilirdi. Hattatların kâğıdı terbiye etmek için kullandığı aherleme yöntemiyle yazıya elverişli hale getirilen kumaşlar, nakkaşlar atölyesinde işlenirdi. Aherlenmiş zemin üzerindeki yazı, kullanılan şekiller ve dönemin bezeme motifleri ile daha çok kitap tezhibi sanatına yaklaşırdı. Bir hattatın tek bir kaftan üzerinde 3, kimi zaman 4 yıl çalıştığı rivayet olunur. Tılsımlı gömleklerin üzerindeki harf ve rakamların işaret ettiği anlam bugün halen gizemini koruyor. Sekiz bin çözgü ipiyle dokunan gömleklere işlenen şifrelerin Osmanlı tarihine ışık tutacağına inanılıyor.

Sır Perdesi Aralanıyor

Tılsımlı gömlekler, Topkapı Sarayı’nın en gözde koleksiyonları arasında yer alıyor. Padişah Elbiseleri Koleksiyonu, 87 tılsımlı gömlek, 1 takma yaka, 5 takke, 10 yazılı örtü ile yaklaşık 100 parçayı içeriyor. Tılsımlı yahut diğer bir deyişle şifalı gömleklerin en önemli özelliği, padişahların savaşa giderken üzerlerine şifreli bir şekilde Fetih Sûresi veya fethi başarılı kılacak bazı ayetlerin yazılı olduğu bu giysileri zırh altına giymeleriydi. Saraya ait bu koleksiyonda Cem Sultan’dan III. Murad’a kadar belgeli, Veysel Karani’den Abdülkadir Geylani’ye kadar da kendilerine atfedilen, İslâm sembolizminin örneklerini taşıyan pek çok gömlek bulunuyor.




Bugüne kadar gizemini hep koruyan tılsımlı gömlekler üzerindeki sır perdesi, 1978 yılından bu yana Topkapı Sarayı Müzesi’nde Osmanlı tekstili ve padişah giysileri üzerine çalışan Doç. Dr. Hülya Tezcan’ın kaleme aldığı “Tılsımlı Gömlekler” adlı kitabı ile bir nebze de olsa aralanıyor. Yaklaşık yüz parçalık koleksiyonu anlatan kitap,  tasarımıyla göz kamaştıran koleksiyonluk bir kitap niteliğinde. Gömleklere daha çok sanatsal açıdan yaklaşılan çalışmada, gömleklerin üzerlerindeki hat ve motiflerin muhteviyatı hususunda bilgiler verilmiş.

Hülya Tezcan imzalı kitabın metninde tılsımlı gömleklere daha çok sanatsal açıdan yaklaşılmış, üzerlerindeki hat ve motifler üzerinde durulmuş. Kitabelerde adı geçen sultanların ve devlet büyüklerinin bu gömlekleri ne sebeple yaptırmış olabilecekleri araştırılmış. Kaynaklarda o kişilerin hayatıyla ilgili bilgilere ulaşılmaya çalışılmış ve bazı gömleklerin ne amaçla hazırlandığı hakkında tatminkâr yorumlar yapılmış. Kitapta yer verilen ve halen Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde bulunan iki sultan gömleğinden ilki, 15. yüzyıl başına ait. Bu gömlek, Osmanlı padişahlarının erken modasını yansıtması bakımından önemli görülür. İkinci gömlek ise Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nin kuruluşu sırasında Türk müzecilere danışmanlık yapan Alman Frederick Sarre’nin Avrupa’da satılmak üzereyken Türk devletinin satın alması konusunda yardımcı olduğu gömlek. Ünlü müzeci Sarre’nin yayınlarında bahsettiği fakat akıbetinin ne olduğunun bilinmediği tılsımlı gömlek, daha sonra Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde tespit edilir.


Her Biri Birer Konuşan Tarih

Tılsımlı gömlekler, üzerlerindeki yazı ve süslemelerle hat ve tezhip sanatında ulaşılan mertebeyi gösteren, dönemin sosyal yaşamını ortaya koyan, âdeta birer konuşan tarih niteliğinde. Çözülemeyen şifreli kodlarıyla gizemini hâlâ koruyan bu sırlı giysiler, geçmişle günümüz arasında köprü kuran eşsiz bir kültür mirasıdır.

Hülya Tezcan’ın, kütüphanelerimizde önemli bir yer tutacak olan çalışması “Tılsımlı Gömlekler”, bu mirasın ne denli önemli olduğunu ortaya koyan, detaylı bir eser. Kitapta, “Yazılı Gömleklerin Hazırlanması”, “Gömleklerin Yazılımı”, “Gömleklerin Bezemesi” başlıkları altında detaylı bilgiler verilmiş. Ayrıca, “Bazı Tılsımlı Gömleklerin Açılımı” başlığı altında bazı gömlekler mercek altına alınarak, üzerlerindeki yazılar, dualar, ayetler ele alınmış.

Kitapta gömleklerdeki tılsım yazılımının kaynakları anlatılırken, gömlekler üzerindeki geometrik şekilleri oluşturan çizgilerin -ki bunlara ‘yantra’ deniliyor- Milattan Önce (M.Ö.) 2800’lü yıllara kadar dayanan bir geçmişi olduğuna değiniliyor. En erken yantranın, Çin İmparatoru Fu Hsi tarafından taş ve bronz üzerine çizilen çizgiler olduğu belirtilen bölümde, bu çizgilerin, birinden diğerine geçen sihirli gücün temelini oluşturduğuna ve doğadaki pozitif güce kanal açarak negatif güce karşı korunma sağladığına işaret ediliyor. Kitapta anlatıldığına göre, bu basit formül zaman içinde gelişti ve değişik toplumların inançlarına göre şekillendi. Sözgelimi, Eski Yunan’da matematiksel mistizm şeklinde kendisini gösterdi. Güneydoğu Asya’da ise Budizm kalıcı bir din haline gelince, Buda’nın imajı ve doktrinleri yantra denilen çizimlerin içinde yer aldı. Bu işle uğraşan ruhani kişiler, meydana getirdikleri yantraları nesilden nesile aktardılar. Bölgede şeytani ruhları kovmak için insan bedeni üzerine dövme yapmak da yaygın bir inançtı ve bu dövmelerde yantra çizimleri kullanılırdı.


Doç. Dr. Hülya Tezcan’ın kitabında, Türklerde İslamiyet’ten önce de tılsımı olan gömleklerin şifa verdiğine ve insanı koruduğuna inanıldığı belirtiliyor. Ayrıca Dede Korkut hikâyeleri içinde kurşun işlemeyen, kılıç kesmeyen, mutluluk getiren yahut giyeni görünmez kılan gömleklerden bahsedildiğine de değiniliyor. Kur’an-ı Kerim’de Yusuf Sûresi’nde de bir tılsımlı gömlekten bahsedildiğine de vurgu yapılıyor. Bu surede, Yusuf Peygamber’in, Mısır’ın azizi olduğu sıralarda kardeşleriyle babası Yakup Peygamber’e gönderdiği bir gömlek olduğu anlatılır. Hz. Yakup’un, bu gömleği yüzüne sürünce, oğlunun hasreti ile ağlamaktan görmez olan gözleri açılır. İslam inancına göre bu gömlek, Cebrail’in (A.S.), İbrahim Peygamber Nemrut tarafından ateşe atıldığında Allah’ın buyruğu ile cennetten getirip, ona giydirdiği çok ince bir gömlektir. Gömlek, daha sonra Hz. İbrahim’den çocuklarına kalmış, Yakup Peygamber de gizlice bir muska içine koyarak, oğlu Yusuf’un boynuna takmıştır. Kardeşleri Hız. Yusuf’u kuyuya attığında, Cebrail gömleği saklı olduğu muskadan çıkarıp ona giydirir. Yusuf Sûresi ’nde Cebrail’in Hz. Yusuf’a şöyle dediği belirtilir: “Uçmak melteminin kokusu, bu belaya uğramış kimseye değerse o iyileşir.”

Tılsımlı gömleklerin sırrını anlatan kitapta ayrıca Hindistan’da Türk hâkimiyeti sırasında İslamiyet’in kabulünden sonra İslami özelliklerin yanı sıra yerel geleneklerin devam ettiğine, Hint sanatında sadelik, kapalılık, bitkisel ve kaligrafik formlar ve stilizasyon gibi dört önemli karakteristikle Hint-İslam sentezi oluştuğu bilgisine yer verilmiş. Hindistan’ın Müslüman dönemindeki tekstili üzerinde yapılan bir araştırmada 15.-16. yüzyıla ait bir sultan için yapılmış olduğu tahmin edilen bir gömlekten bahsedildiği bilgisi de Hülya Tezcan’ın kitabında aktardıkları arasında yer alıyor. Tezcan’a göre, bu gömleğin bir benzerinin, bir özel koleksiyonda olduğu, pamuklu kumaş üzerine nakşi bezemesiyle kare panolara ayrılarak hazırlandığı söyleniyor. Gömlek üzerindeki Esma-i Hüsna’nın altın yaldızla yazıldığı da belirtiliyor.


Fatiha ve Yasin Sûreleri Sıkça Kullanılırdı

Doç. Dr. Hülya Tezcan, “Tılsımlı Gömlekler” isimli kitabında, tılsımlı gömleklerin hazırlanışına da değiniyor. Kitaba göre tılsımlı gömlekler, önce kesilir, üzerlerine yazı ve diğer işlemler yapıldıktan sonra birleştirilirdi. Kesimleri bakımından ele alındığında gömlekler dört gruba ayrılırdı.

Kaftan görünümünde ve boyu diz altına kadar inen, önden açık, yakasız, kısa veya uzun kollu gömlekler birinci grubu oluşturur. İkinci gruptakiler ise kalçalara kadar inen, önden açık veya göbeğe kadar yırtmaçlı, çoğunlukla yakasız, nadiren 5 cm. yükseklikte dik yakalı, kısa kollu gömleklerdi.

Üçüncü grup, ikinci gruba benzerdi ve önden çapraz şekilde kapanırdı. Dördüncü ve son grup gömleklerin ise iki yanı açık olur, baştan giyilir ve uzunluğu bele kadar olurdu.

Tezcan, saray koleksiyonunda çoğu hazırlanıp giyilmeden kalmış, kesilmiş, yazılmış, ama dikilmemiş, bir kısmı çok harap örnekler bulunduğunu da belirtiyor. Söylediğine göre örneklerden birinde canfes denilen hafif ipekli kumaş, başka bir örnekte atlas kumaş kullanılmış. Gömleklerin yazımına, müneccimlerin tespit ettiği tarihe göre başlandığı anlaşılıyor.

Gömleklerin üzerine yazılan yazılar, genellikle geometrik şekiller içinde olurdu. Bununla birlikte yazının, herhangi bir geometrik şekil olmaksızın, düz satırlar halinde zemine yazıldığı da olurdu. Gömlek yüzeyine kare, dikdörtgen, baklava, yarım daire, üçgen şekilleri çizilir, iç kısımları ayrıca karelere bölünerek içlerine rakamlar ve harfler yazılırdı.

Ebced hesabına göre, Arapça’da her harfin sayısal bir değeri vardı. Harflerin dizilişine göre, hesap edilerek, Kur’an-ı Kerim’in istenilen ayeti gizemli bir şekilde ifade edilirdi. Gömlekler üzerine tılsımlı yazılımlarda, gizemli şekillerde yazılan sayı ve rakamların yanı sıra Kur’an’dan ayetler de uygulanırdı. Fatiha Sûresi, Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti olması hasebiyle en çok kullanılan ayetti. Ayrıca Yasin Sûresi, fazileti hakkında bazı hadisler bulunması sebebiyle, hastalara ve ölüm döşeğindekilere okunmasının yanı sıra, tılsımlı gömleklere de yazılırdı. Tılsımlı gömleklerde Kur’an-ı Kerim’den surelerin dışında Allah’ın 99 adı olan Esma-i Hüsna, dört büyük meleğin adı (Cebrail, İsrafil, Mikail, Azrail), Hz. Muhammed’in (SAV) hilye-i şerifi, nübüvvet mührü, hadisleri, onun için yazılan Kaside-i bürde, Hz. Ali’nin eşkali, şiirler, dualar, istek ve yakarışlar yer alırdı.

Gömlekler Üzerindeki Semboller

Gömleklerin üzerindeki yazılar, Osmanlı’da özellikle 16. yüzyılda altın çağını yaşayan hat sanatının, sarayda padişahların hizmetindeki ustaları tarafından yazılırdı. Hat sanatı bakımından belge niteliğinde olan tılsımlı gömlekler üzerinde yapılan tespitlere gelince… 15.-16. yüzyıl örneklerindeki yazılar satrançlı kûfi karakterindeydi. Özellikle kol, etek ve yaka kenarını bordür halinde çeviren yazılarda görülür. Ayrıca kare ve baklava gibi geometrik şekiller içinde, harflerin bu şekillere uyum sağlayacak köşeli karakterleri ile istifleri muhteşemdir. Bu istiflerde genellikle Allah, Muhammed, Ali ve Kelime-i Tevhid yazıldığı görülür.


Yine 15.-16. yüzyıldan başlayarak son dönemlere kadar devam eden Gubari tarzının, rumi, palmet suyu, selvi gibi bir desen oluşturacak şekilde istiflendiği, sülüs yazıların içini dolgulamak için kullanıldığı dikkati çeker. Gubari hattın bütün yüzeye yayılarak, sonsuza giden dört yapraklı çiçeklerin içlerini doldurduğu örnekler de vardır. Genellikle kitap tezhibi gibi ya beyaz kumaş zemine veya lacivert zemine çizilen küçük rumi, hatayili spiral kıvrımlar üzerine yazılır. Genellikle bir gömlek üzerinde birden fazla yazı çeşidi kullanılmış ve yazının dekoratif özelliğinden yararlanılmıştır.

Tılsımlı gömleklerde en çok hangi renkler kullanıldığı konusuna da değinilmiş kitapta. Hülya Tezcan imzalı kitapta belirtildiğine göre, gömleklerde en çok kullanılan renkler başta siyah mürekkep olmak üzere mavi, kırmızı, yeşil, altın ve gümüş yaldızdır. Yüzey genellikle siyah ve kırmızı renkle cetvellenir, içleri kırmızı, mavi, yeşil renkli mürekkeple sayı ve harflerle doldurulurdu.

Altın yaldızın, yazıda geniş zeminleri boyamakta ve zenginleştirici unsur olarak kullanıldığı dikkat çeker. Gümüş yaldız da aynı amaçla kullanılmış, ancak gümüş kolay okside olduğu için parlaklığını kaybetmiş ve altın yaldız kadar başarılı olmamıştır. Kitap sanatında çokça kullanılan kobalt mavisi genel olarak sihir gücü olan bir renk olarak kabul edilir. Tılsımlı gömlekler üzerinde değişik renklerin kullanılması dua, tılsım, vefk gibi farklı içeriği olan yazıları ayırt etmek için olmasının yanı sıra estetik kaygının da göz ardı edilmediği düşünülmelidir.

Gömleklerin hazırlanmasında yazılar kadar, bu yazıları tamamlar ve destekler nitelikteki unsunlar olan semboller, amblemler de önemlidir. Son olarak görüntüyü sonsuza giden geometrik bezeme ve dönemin zevkini yansıtan çiçek kompozisyonları tamamlar. Gömlekler hazırlanırken kullanılan sembollerden en önemlileri başta Hz. Muhammed’in (SAV) ayak izi (Kadem-i Saadet), (Nalın-ı Saadet) olmak üzere yürek şeklindeki peygamberlik (nübüvvet) mührü, ok ve yayı sayılabilir.

Sultan I. Ahmed’in, Hz. Muhammed’in ayak resmini içeren bir sorguç taktığını tarihi kaynaklarda görmek mümkündür. Gömlekler üzerinde sıkça kullanılan bu sembolün, nazara ve yağmaya karşı koruyucu bir tılsım olduğuna inanılırdı. Ayak izinin kutsallığına İslamiyet’ten önce de inanılırdı. Tılsımlı Gömlekler isimli kitapta, bugün Kâbe’nin çevresindeki Makam-ı İbrahim, Hz. İbrahim’in Kâbe’yi inşa ederken boyu yetmeyince ayaklarının altına konulan taşın üzerinde bıraktığı izlerin bulunduğu yer olduğu hatırlatmasında da bulunuluyor. Gerek peygamberliği ifade eden, gerekse ailesini temsil eden mühürler, gömleği giyen kişiye peygamberin ve ailesinin şefaatini dilemek için kullanılmış olduğu düşünülür.


Ok ve Yay Sembolü Önemliydi

Hülya Tezcan, kitabında tılsımlı gömleklerin yazımında kullanılan ok ve yay sembollerine de değinmiş. Belirttiğine göre ok ve yay, Orta Asya Türk kavimlerinden bu yana avcılık ve savaşta kullanılan en önemli silahtır. Türkler uzak mesafe için ok ve yay, yakın mesafe için kılıç kullanırdı. İslamiyet’in ilk yıllarında Hz. Muhammed’in (SAV) ok ve yaya çok önem vermesi bu silaha dini bir önem kazandırmıştır. Peygamberin bu konuda çok sayıda hadisinin olması, ok atmanın sünnet olarak kabul edilmesini sağlamıştır. Eğri kılıç ve Hz. Ali ile özdeşleştirilmiş çift ağızlı kılıç Zülfikar’a da yazılı gömleklerde rastlanır. Bilhassa Zülfikar’ın kullanılması, tılsım gücünün yanı sıra muhteşem tasarımıyla da dikkat çeker.

Mühr-i Süleyman motifi, ki birbiri içine ters yerleştirilmiş iki üçgenden oluşur, sadece kitap sanatında değil, dokumada, çinide, ahşap ve maden sanatlarında sıklıkla kullanılan motiftir. Süleyman Peygamber’in bu mühürle türlü yaratıkları buyruğu altına aldığına inanılır. Bu mühür saltanat ve güç sembolü olarak her devlette kullanılmıştır.

Gömleklerde üzerinde Cebrail, İsrafil, Mikail ve Azrail adlı meleklerin isimlerinin sıkça kullanıldığı belirtilmişti. Bilhassa bu isimlerin yanında yer alan akrep çizimleri de dikkat çeker. Akrep bazen düz, bazen kıvrık betimlenmiştir. Halk arasında akrep efsunu olarak bilinen yılan ve akrep gibi sürüngenlerin sokmasına karşı onların uyutulup zararsız hale getirildiği inancı vardır.

Tılsımlı gömlekler üzerinde uzay betimlerine de sıkça rastlandığını belirtiyor Hülya Tezcan “Tılsımlı Gömlekler” isimli kitabında. Kitapta belirtildiğine göre çizimler, doğrudan uzayın bir kesitini ifade ettiği gibi yuvarlak gövdeli ve kuyruklu gök cisimlerini ve çoğunlukla tek yıldızları ifade eder. Bunlar, gökbilimleriyle uğraşan müneccimlerin, giyen kişinin etkili veya etkili olması istenen olayın uygun zamanı tespit etmesiyle ilgili çizimler olmalıdır. Bitkisel motiflerden servi ağacı, sonsuzluğu ifade eden bir semboldür. Giyeni uzun ömür dilemek için kullanıldığı düşünülür. Uzun, ince muntazam şekli ile bir bezeme motifi olarak da sanat eserleri üzerinde sıkça rastlanır. Gömlekler üzerinde rastlanan diğer bitkisel motifler bezeme amaçlı kullanılmıştır.


Gömlekler Astrolojik Verilere Göre Hazırlanırdı

Hülya Tezcan’ın belirttiğine göre tılsımlı gömlekler çoğunlukla savaşa giderken zırh altına giyilmek üzere yapılırdı. Yakın temas gerektiren cephe savaşlarında kesici ve delici aletlerden korunmak için sözlü dua etmek önemli ise de güçlü zırhların altına çeşitli dualar, ayetler ve surelerle donatılmış gömlekler de giyilirdi. İbare ve rakamların büyük bir ustalıkla işlendiği zırh altlıkları, astrolojik veriler bakımından uygun (eşref) saatler gözetilerek birkaç senelik titiz çalışma ile hazırlanırdı. Padişah ve paşaların, zırhlarının altına giydikleri gömlekler incelendiğinde, her biri için farklı bir şerit, rozet ve şekillerin oluşturulduğu ve bunlara çeşitli dini ibareler yazıldığı görülür.

Tılsımlı Gömleklerden Örnekler

II. Selim için hazırlanan tılsımlı gömlek, 100 cm. boya sahiptir. Sarı ipekli taftadan olan gömlek önden açık, küçük dik yakalı ve kısa kolludur. Arka etek ortasına kadar 18 cm’lik bir yırtmacı olan gömleğin, iç kısmında nohut renkli pamuklu kumaştan bir astarı vardır. Topkapı Sarayı Koleksiyonu’nda bulunan gömleğin ön sol kısmında, bordür halinde Yasin Sûresi ’nin 36. ayeti dolaşır. Baklava şekilleri içinde harfler ve rakamlar bulunur. Sağ ön kısmında ise tesbihat ve Esma-i Hüsna yazılıdır. Kolların üzerinde büyük baklava dilimleri içindeki karelerde de Esma-i Hüsna yer alır. Envanter kayıtlarına göre gömleğin, 1914 yılında türbelerden toplanıp Saray Koleksiyonu’na getirilen eserler arasında yer aldığı biliniyor.

IV. Murad için hazırlanan gömleğin boyu 95 cm.’dir. Üzeri aherlenerek kâğıt özelliği kazandırılmış beyaz pamuklu kumaştan dikilmiştir. Yakasız, kalçalara kadar inen ceket boyunda, astarsız olan gömlek kısa kolludur. Altın yaldızın cömertçe kullanıldığı gömleğin ön kısmında altın yaldızlı zemin üzerinde küçük dikdörtgenlerin içinde bir tarafta “Murad” ve ona simetrik olacak şekilde karşı tarafta da “saltanatın emin” sözü yazmaktadır. Bu gömlekte de Kur’an ayetleriyle bezenmiştir.

III. Murad için ise ketenden bir gömlek hazırlanmıştır. Yine üzeri aherlenerek kâğıt özelliği kazandırılmış kalın keten kumaştan dikilmiş gömlek, bej ve kahverengi ile enine ince çizgili yünlü bir kumaşla astarlanmıştır. Yakasız ve kısa kollu olan gömlekteki yazılarda Hz. Muhammed’le Bedir Savaşı’na katılan ilk Müslümanların isimleri yazılmıştır.

İSMEK El Sanatları Dergisi 17 İNDİR

Bu yazı 4287 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK