Sergi

II. Abdülhamid Han’ın İhtişamının Alâmet-i Fârikaları

  • #


Yazı: Semra ÇELİK

Osmanlı tarihinin en uzun saltanat süren padişahlardan biri Sultan II. Abdülhamid Han... Bunalımın eşiğindeki devletin idaresini tam 33 yıl elinde tuttu. Cülusunun 25. yıldönümü, aynı zamanda Sultan’ın tahttaki çeyrek yüzyılını tamamlaması demek olduğundan, o yıl çok görkemli törenler düzenlendi. 25. yıl cülus yıldönümü için sunulan hediyeler, yedi düvele hükmederken eski gücünü yitiren Osmanlı’yı bir siyasi deha olarak yöneten ‘ilklerin sultanı’ II. Abdülhamid Han’ın gücünün bir göstergesiydi âdeta. Bu hediyelerden bazıları, Yıldız Sarayı Vakfı ve Yıldız Sarayı Müzesi tarafından hazırlanan Yıldız Sarayı Kaskat Köşkü’ndeki sergide tarih meraklılarının ilgisine sunuldu.

1842 yılı 22 Eylül sabahı, İstanbul Beşiktaş’ta bir çocuk dünyaya geldi. Küçük ciğerlerine ilk kez dolan havanın hissettirdiği acıyla attığı çığlıklar, onun aksine, alındığı kucaklar tarafından büyük bir mutlulukla karşılandı. Nasıl sevinmesinler ki; dünyaya gözlerini açan o minicik beden, koskoca Osmanlı’nın yeni padişah namzediydi. O sabah, Eski Çırağan Sarayı’nda, küçük omuzlarında çok büyük sorumluluklarla dünyaya gelen çocuk; şaşaalı, parlak devirlerini artık geride bırakan Osmanlı İmparatorluğu’nun başındaki Sultan Abdülmecid ile Tîrimüjgân Kadın Efendi’nin oğlu II. Abdülhamid'di. Osmanlı Devleti’nin 34. Padişahı, 113. İslam halifesi Sultan II. Abdülhamid Han’dı.


Çocukluğunda diğer bütün Osmanlı şehzadeleri gibi o da çok iyi yetiştirildi. Şehzadeliği döneminde, aralarında Batılı olanların da bulunduğu çok önemli hocalardan eğitim gördü. İslâmi ilimler, hat, musiki, Arapça, Farsça, siyaset, iktisat, Osmanlı Edebiyatı ve tarih dersleri aldı.

Kendinden önceki Osmanlı sultanları gibi onun da özel ilgi duyduğu alanlar vardı. Resme ve marangozluğa olan merakı sebebiyle Alman Karl Jansen ve Halil Efendi adlı sanatkârlardan marangozluk ve oymacılık öğrendi. Devlet idaresi konusunda ise en büyük rehberi, Mısır ve Avrupa gezilerine giderken kendisini de yanında götüren amcası Sultan Abdülaziz’di. Osmanlı’nın 33. padişahı olarak oturacağı tahta giden yolu ise ne yazık ki, dolaylı yoldan da olsa Abdülaziz Han’ın, tahttan indirilip şehit edilmesi açtı. Abdülaziz’in devrilmesinin ardından tahta çıkan oğlu V. Murat’ın akıl sağlığının bozulması üzerine II. Abdülhamid Han’ı sultan ilan edildi.

İlklerin Sultanı Abdülhamid Han

II. Abdülhamid Han, bunalımın eşiğindeki Osmanlı Devleti’ni idare için tahta çıktığında takvimler, 31 Ağustos 1876 tarihini gösteriyordu. O gün çıktığı tahtta tam 33 yıl kalan Abdülhamid Han, bu özelliği ile Osmanlı tarihinde en uzun saltanat süren padişahlardan biri oldu. Devleti 33 yıl bilfiil idare eden II. Abdülhamid Han, icraatları sebebiyle ilklerin sultanı olarak tanınıyor.


Sözgelimi, devletin idare merkezinin Dolmabahçe Sarayı’ndan birçok köşk ve kasırlardan müteşekkil Yıldız Sarayı’na taşınması onun döneminde gerçekleşti. Teknolojiye, bilime, istihbarata olan merakıyla bilinen II. Abdülhamid, işinin ehli yönetici ve asker yetiştirmek için imparatorluk sınırları içinde pek çok okullar açtırdı. Mülkiye, Hukuk, Sanâyi-i Nefîse Mektebi, Hendese-i Mülkiye, Dârü’l-Muallimîn ve Muallimât, Dârülfünun ve daha pek çok okul hep II. Abdülhamid döneminde açıldı. Cami yaptırdığı her köye bir de okul açtırdı. Dünyanın ilk dişçilik okulunun ile Ziraat Bankası’nın kurulması, modern matbaa makinelerinin getirtilmesi gibi daha birçok ilkte II. Abdülhamid Han’ın imzası var.

Osmanlı Devleti'ni 33 yıl idare eden ve hakkında en çok eser yazılan devlet liderlerinden biri olan Sultan Abdülhamid Han’ın siyasi kimliğini, başarılarını, bunalımlı döneminde Osmanlı İmparatorluğu’na kattıklarını anlatmaya sayfalar yetmez. Zaten bu yazının temel konusu da bu değil.

Asıl anlatmak istediğimiz; birtakım olaylar sonucu tahtı sarsılan, 27 Nisan 1909 tarihinde i s e tahttan indirilen Abdülhamid Han’ın hal edildikten sonra Selanik’te Alâtini Köşkü’nde göz hapsinde tutulması da değil. Balkan Savaşı’nın patlak vermesi üzerine İstanbul’a getirilip, yalnızca birkaç odasını kullanması koşuluyla Beylerbeyi Sarayı’nda ikâmete zorlanan Sultanın bu sarayda altı yıl kaldıktan sonra vefat etmesi hiç değil. (Bu kadar bilgiden sonra II. Abdülhamid’in 10 Şubat 1918 tarihinde aynı sarayda vefat eden sâbık Sultan, dedesi II. Mahmud’un Divanyolu’ndaki türbesine defnedildiğini hatırlatmamak olmaz.) Bu yazıda ele almak istediğimiz konu, Ulu Hakan’ın, tahta ilk çıktığında tertiplenen cülus töreninin 25. yılı münasebetiyle düzenlenen sergi.




II. Abdülhamid Han’ın Şaşaalı Cülus Töreni

Cülus, Osmanlı’da padişahın tahta çıkışında dağıttığı bahşişe denirdi. Cülus bahşişi, ilk kez Yıldırım Bayezid tarafından verildi. Cülus bahşişi verilmesi, Fatih Sultan Mehmed tarafından kanun haline getirildi. Fatih Sultan Mehmed’den son padişah Vahdettin’e kadar padişahlar tahta çıktıklarında, Osmanlı saltanat gelenekleri çerçevesinde görkemli cülus törenleri düzenlenirdi. Eyüp Sultan Camii arkasındaki ‘Cülus Yolu’ olarak bilinen tarihi yolda kılıç kuşanıp ata biner ve burada görkemli törenler düzenlenirdi.

Amcası Abdülaziz’in 1876’da tahttan indirilmesinin ardından yerine geçen V. Murat’ın tahta geçirildikten üç ay sonra ruhsal sebepler yüzünden hal edilmesi üzerine, Osmanlı Devleti’ni idare etme sorumluluğu tahtın tek varisi olan II. Abdülhamid’e düştü. 30 Ağustos 1876 Çarşamba günü Topkapı Sarayı Kubbealtı’nda Vükela Heyeti bir toplantı düzenledi. 31 Ağustos 1876 Perşembe günü de II. Abdülhamid padişah ilan edildi ve 7 Eylül günü, kendinden önceki Osmanlı padişahları gibi o da Eyüp’te kılıç kuşandı.

Padişahların tahta çıkış sürecinde biat töreni de önemliydi. Abdülhamid Han’ın tahta çıkışında da, Topkapı Sarayı Hırka-i Saadet Dairesi’nde sadrazam ve şeyhülislam tarafından tahta davet edildikten sonra evvel emirde kendileri ve sonrasında oradaki hazirûn, Babüsselam önünde yeni padişaha biat etti. Sultan Hamid’in biat törenine katılacak kişilerin listesi geniş tutulduğu için törenin devamı Dolmabahçe'de yapıldı. Sultan tahtından kalkmadan tarikat şeyhlerinin, ilmiyeden ve binbaşı rütbesine kadar berriye ve bahriyeden (bugünkü tabiriyle kara ve deniz kuvvetlerinden) olanların biatlarını kabul etti. II. Abdülhamid’in cülusunda ilk kez gayrimüslim cemaat önderleri ile Dersaadet’teki banka yöneticileri ile yerli ve yabancı bankerler de Dolmabahçe’deki biatın devamı olan törene katıldı.

II. Abdülhamid, tahta çıkışında üç gün, üç gecelik şenlikler düzenlenmesini emretti. Beş vakitte her yönden toplar atıldı, sokaklara tellallar koşturuldu, binalar ve gemiler bayraklarla süslendi, akşamları da fener alayları düzenlendi. Cülusun dördüncü günü; Abdülhamid’in kızı Naime Sultan’ın doğumu, beşinci günün Sultan Hamid’in doğum gününe rastlaması ve yedinci gün kılıç alayı icrası sebebiyle cülusun ilk haftası şenlik ve donanmalarla geçti.

II. Abdülhamid Han’ın saltanatı süresince cülus ve doğum yıldönümlerinde, Büyük Mabeyn Köşkü’nde merasim yapıldı. Sultan tebrikleri burada kabul ederdi. Nazırlar, vezirler, müşirler ve sefirler padişahı tebrike gelirdi. II. Abdülhamid Han, ancak akşama doğru Harem’e gelip kendi aile mensupları ile Hanedan azasının tebriklerini kabul ederdi. Gece şenlikler yapılır, atılan havai fişekleri görmek isteyen Harem halkı, Büyük Mabeyn Köşkü’nün üst katına çıkar, köşkün padişaha mahsus olan sol üst odasından dışarıyı seyrederlerdi.




18 Parça Eser İlk Kez Birlikte Sergilendi

II. Abdülhamid Han’ın 25. cülus yıldönümü, Sultan’ın tahttaki çeyrek yüzyılını tamamlaması demek olduğundan o yıl kutlamalar oldukça şaşaalı yapıldı. Abdülhamid Han, aynı zamanda İslam dünyasının da halifesi olduğundan kutlamalar dış temsilciliklerde de gerçekleştirildi. II. Abdülhamid Han’ın 25. yıl cülus törenleri; siyasi, sosyal ve ekonomik sonuçları ile birlikte tüm dünyada geniş yankı uyandırdı. Sultan II. Abdülhamid’in ve Osmanlı İmparatorluğu’nun gücü, âdeta bir kez daha ulusal ve uluslararası platformda onaylandı.

O yıl, 25. cülus yıl dönümü sebebiyle tüm dünyadan âdeta hediyeler yağdı. Konumuz olan sergide de, o yıl Abdülhamid’e sunulan hediyelerden bazıları yer aldı. Yıldız Sarayı Vakfı ve Yıldız Sarayı Müzesi tarafından hazırlanan ve Yıldız Sarayı Kaskat Köşkü’nde ziyarete açılan sergide, II. Abdülhamid’e hediye edilen 18 parça eser tarih meraklılarının ilgisine sunuldu. Aralarında kapak tepeliği, II. Abdülhamid’in büstü şeklinde yapılmış vazo, Hamidiye Camii anahtarı, telgraf direği modeli, III. Ahmet Çeşmesi maketi, murassa abanoz baston ve padişah portlerinin yer aldığı kahve fincanlarının da bulunduğu Yıldız Sarayı ile Topkapı Sarayı Müzesi’ne ait hediyeler, bir arada ilk kez bu sergide teşhir edildi.

Bu arada, serginin düzenlendiği, Hasbahçe içindeki Kaskat Köşkü’nün de restorasyonunun geçtiğimiz yıllarda tamamlandığını ve ilk kez bu sergi vesilesiyle ziyaret açıldığını hatırlatmakta yarar var. Ziyaretçiler, 19. yüzyılın son çeyreğinde Avrupa başkentlerinde yayılan Art Nouveau akımının uygulandığı en güzel mekânlardan biri olan Kaskat Köşkü’nün muhteşem tarihi atmosferinde Abdülhamid Han’a takdim edilen eserleri, bulundukları platformlardaki bilgi notlarıyla birlikte görebildi.




Göz Kamaştıran Hediyeler

“Sultan II. Abdülhamid’in 25. Cülus Hediyeleri” başlıklı serginin düzenlendiği Kaskat Köşkü’ne girdiğinizde tarihe bir yolculuk için adım atmış gibi hissediyoruz. Serginin olduğu bölümüne geçerken II. Abdülhamid Han’ın, camekâna konulmuş kıyafetlerini, biraz ileride de Sultan’ın elinin değdiği, bir zamanlar başına geçip ahşaba şekil verdiği marangoz tezgâhını görüyoruz. Sergi mekânına doğru ilerliyoruz, burada sergi için hazırlanan katalog çarpıyor gözümüze ilk olarak. II. Abdülhamid Han dönemi, 25. cülus yılı ve sergilenen eserlere dair bilgilerin yer aldığı kataloğa göz attıktan sonra eserlere bakmak istiyoruz.

Hemen sağımızda, Hint Müslümanlarının II. Abdülhamid Han’a gönderdiği Rus yapımı “murassa baston” duruyor. Abanoz ağacından mamul 104 cm uzunluğundaki baston, hâlihazırda Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu’nda bulunuyor. Murassa bastonun 9 cm uzunluğunda armut biçimindeki altın bir sapın tepesindeki, gayet büyük bir pırlantanın etrafı 12 küçük pırlanta ile çevrilmş. Başlığın etrafında 18 adet büyükçe pırlanta sıralanmış. Farklı boyutlarda pırlantalardan oluşan bileziklerin arasında altın elmaslı motifler yer alıyor. Zincir ve çamurluğu altın olan bastonda St. Petersburg şehir ve George Seppain usta damgaları bulunuyor. Baston Rus imalatı olmakla birlikte Hint Müslümanlarının gönderdiği cülus tebriknameleri ile birlikte anılıyor.

“Şahi top modeli”, II. Abdülhamid Han’a 25. cülus yıldönümü münasebetiyle sunulan ve sergide tarih meraklılarının ilgisine sunulan hediyelerden biriydi. Metal döküm olan topun ağız çapı 91,5 cm, uzunluğu ise 103 cm. Yıldız Sarayı Koleksiyonu’na ait olan top, Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’un fethinde kullandığı ‘Şahi top’un modelidir. Orijinalinin, 1,596 kg ağırlığında ve namlusunun 91,5 cm. olduğunu belirtelim. Burgu şeklinde birbirine geçmeli iki parçadan ibaret olan topun gövdesinin üzeri kabartma kelepçe taklidi bantlarla ayrılmış, her parçanın başında ve sonunda kasnaklar bulunuyor. Toplam on adet olan kasnaklardan dördünün işlemeli olduğu göze çarpıyor.

Kaskat Köşkü’nde düzenlenen sergide göze ilk çarpan eserlerden biri de III. Ahmed Çeşmesi maketiydi. Yüksekliği 66 cm, eni de 60 cm olan ahşap üzerine sedef süslemeli maket, kare bir kaide üzerine oturtulmuş. Yıldız Sarayı Müzesi Koleksiyonu’na ait maket, Topkapı Sarayı Bab-ı Hümayûn Kapısı önünde 1729 yılında inşa edilen III. Ahmed Çeşmesi’nin minyatürü. Ahşap olan her cephesi gümüş, sedef ve fildişi kaplamalı. Çeşmenin oturduğu ahşap kaide üzeri ise sedef mozaikli. Dört cephesinin ortasında minyatür muslukları bulunan çeşmeler göze çarpıyor. Çatıda alemli bir ana kubbe etrafında dört küçük kubbe yer alıyor. Çeşmenin nişlerle yuvarlatılmış dört köşesinde yer alan üç şebekeli sebillerde, su maşrapalarının da minyatür örnekleri bulunuyor. Çeşme kitabesinde;


“Tarihi Sultan Ahmedin cari zeban-ı lüleden Aç Besmeleyi iç suyu, Han Ahmed’e eyle dua” 

yazısı yer alıyor. III. Ahmet Çeşmesi maketi, Sandıkçı Başı Hasan kulları tarafından yapılarak, Sultan II. Abdülhamid’e 25. cülus yıldönümünde hediye edilmiştir.



32 Osmanlı Sultanı Resimli Fincanlar

Sergide ilgi çeken bir başka obje de, Sultan II. Abdülhamid’e 25. cülus hediyesi olarak Osmanlı tebası Ermeni toplumunun patriği Mağakya tarafından takdim edilen Dikilitaş maketiydi.

Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu’na ait maket, Sultanahmet Meydanı’nda dikili olan ve Mısır’dan getirilen obeliskin minyatürü. Gümüşten yapılan 70 cm. yüksekliğindeki maketin üzerinde, Mısır yazısı olan hiyeroglif, Grekçe ve Latince yazılarının yanı sıra Bizans İmparatorluğu dönemine ait, Hipodrom’da (Bugünkü Sultanahmet Meydanı) yapılan şölenleri gösteren kabartma resimler işlenmiş.

Maket, Dikilitaş’ın üzerindeki yazılar, orijinal granit taşın üzerinde olan yazı ve figürlerin aynısı. Gümüşten Dikilitaş maketi, Sultan II. Abdülhamid’e 25. cülus hediyesi olarak Osmanlı tebası ‘Ermeni Milletinin Patriki Mağakya’ tarafından takdim edilmiş.

Sultan II. Abdülhamid’e 25. cülus hediyesi olarak sunulan hediyelerden biri de gümüş bir tuvalet masasıydı. Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu’na ait olan üç ayaklı gümüş tuvalet masasının yüksekliği 75 cm, çapı 50 cm. Masanın kıvrık ve oymalı ayakları alttan bir kuşak ile birleştirilmiş. İki çekmeceli gümüş masa, oyma tekniğiyle yapılmış rumi motiflerle süslenmiş. Masanın ikinci çekmecesinde kişisel bakım aletleri bulunuyor. Çekmece içinde saç fırçası, tarak ve pudra göze çarpıyor. Sultan II. Abdülhamid’e 25. cülus hediyesi olarak Sultan Abdülaziz’in şehzadesi Yusuf İzzeddin Efendi tarafından takdim edilen 1879 yapımı Fransız işi tuvalet masası, “Odiot a Paris 4205” damgalı.


Yıldız Çini Fabrika-i Hümayunu’nda (Yıldız Çini Fabrikası) üretilmiş olan Yıldız Sarayı Müzesi Koleksiyonu’na ait 32 adet kahve fincanı da tarih meraklılarının ilgisini çeken bir başka unsurdu. Ağza doğru genişleyen fincanların üzerinde, oval çerçeve içerisinde, Osman Gazi’den başlayarak Sultan Abdülaziz’e kadar 32 Osmanlı padişahının portresi yer alıyor. Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu’ndan şehzade resimli bir vazo ve bir vapur maketi ile Yıldız Sarayız Koleksiyonu’ndan altın kaplama bir gondol da sergiyi gezen tarih meraklılarının büyük ilgisini çekti. Yıldız Sarayı Kaskat Köşkü’nde düzenlenen sergi, her biri kendi dönemlerinin estetik anlayışını yansıtan tarihi eserlerin bir araya geldiği bir kültürel etkinlik olmasının ötesinde, aynı zamanda en bunalımlı devrinde bile Osmanlı medeniyetinin ihtişamını göstermesi bakımından önemliydi. Zihnimizde bu düşünceler, sergiyi gezip II. Abdülhamid Han’a hediye edilen muhteşem tarihi eserleri görmüş olmanın keyfiyle Kaskat Köşkü’nden ayrılıyoruz.

Yıldız Sarayı Kaskat Köşkü’nde düzenlenen sergi, her biri kendi dönemlerinin estetik anlayışını yansıtan tarihi eserlerin bir araya geldiği bir kültürel etkinlik olmasının ötesinde, aynı zamanda en bunalımlı devrinde bile Osmanlı medeniyetinin ihtişamını göstermesi bakımından önemliydi. Zihnimizde bu düşünceler, sergiyi gezip II. Abdülhamid Han’a hediye edilen muhteşem tarihi eserleri görmüş olmanın keyfiyle Kaskat Köşkü’nden ayrılıyoruz.

İSMEK El Sanatları Dergisi 19 İNDİR

Bu yazı 1694 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK