Uluslararası Hat Yarışması’nda İSMEK Rüzgârı

  • #


Yazı: Nermin SULTAN

Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen uluslararası hat yarışmasında dereceye giren ve mansiyon alan sanatçıların arasında, İSMEK’te hüsn-i hat branşı usta öğreticiliği yapan üç isim yer aldı. “Celi Ta’lik” kategorisinde hüsn-i hat branşı usta öğreticilerimiz Mustafa Parıldar birinci, Hüseyin Hüsnü Türkmen de üçüncü oldu. “Celi Sülüs” kategorisinde ise usta öğreticimiz Menaf Nam teşvik ödülü almaya hak kazandı. Bunu vesile kılarak kendilerini biraz daha yakından tanımak istedik.

Türkiye’nin üç farklı ilinde doğan, apayrı maceralar yaşayıp nihayetinde önce hat sanatında sonra da İSMEK’te buluşan üç hattatın hikâyesi bu; Mustafa Parıldar, Hüseyin Hüsnü Türkmen ve Menaf  Nam'ın. Her üç ismin de ayrı ayrı maceraları var. Şanlıurfa, Trabzon ve Bingöl’de başlayan hayatları, ortak ilgi ve yönelimleri sanat, hele hüsn-ü hat olunca tabii ki İstanbul’da buluşuyor; “Sanat ve İstanbul” aynı cümlede kullanılınca, elbette İSMEK’te.

Bu hikâyeye sondan başlarsak eğer, İSMEK’te usta öğretici olarak hizmet veren bu üç hattat, Albaraka Türk Katılım Bankası tarafından bu yıl 3’üncüsü düzenlenen uluslararası hat yarışmasında da bir araya geldi. Fakat bu kez usta öğretici olarak değil, yarışmaya eserleriyle katılan hattatlar olarak... Prof. Dr. Uğur Derman ve Hattat Hasan Çelebi’nin jüri şeref üyeliğinde düzenlenen yarışmanın jürisi Mehmed Özçay, Davud Bektaş ve Ali Toy gibi usta hattatlardan oluştu. “Adalet ve Kul Hakkı” temasıyla düzenlenen yarışma “Celi Sülüs”, “Sülüs”, “Sülüs-Nesih, “Celi Ta’lik” ve “Celi Divani” kategorilerinde gerçekleştirildi.

Jüri üyelerinin değerlendirmeleri sonucunda “Celi Ta’lik” kategorisinde Bağlarbaşı Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi usta öğreticimiz Mustafa Parıldar birinci, Osmaniye ve Küçükayasofya kurs merkezleri usta öğreticimiz Hüseyin Hüsnü Türkmen de üçüncü oldu. “Celi Sülüs” kategorisinde verilen teşvik ödüllerinden birini de Üsküdar Temel Türk İslam Sanatları Kurs Merkezi usta öğreticimiz Menaf Nam aldı. Yarışmada derece kazanan hattat usta öğreticilerimiz, İSMEK’e de haklı bir sevinç yaşattılar.


Hikâyenin Başına Dönersek…

Mustafa Parıldar, 1983 yılında Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde doğmuş. İlkokul yıllarında Kur'an kursuna devam ederken tanışmış hat sanatıyla, daha doğrusu hattatların kullandığı kamışa benzeyen bir kalemle. Hocası, kurşun kalemi kamış gibi açtırarak kullanmalarını söylermiş öğrencilere. Fakat bu kalemleri ancak 5. sınıf öğrencileri kullanabiliyormuş. Parıldar ise yaşı küçük olduğu için, bu kalemi bildiği halde henüz eline alamamış. İnsanın içine sanat sevdası düşmeye görsün... Bir arkadaşının kalemini hocasından habersiz almış ve gizlice bir satır yazmış. Bunu gören hocası da Parıldar’ın hat sanatına iptidai olarak başlamasına müsaade etmiş.

Hüseyin Hüsnü Türkmen ise 1970 yılında Trabzon’da dünyaya gelmiş. İstanbul Pertevniyal Lisesi’nde okuduğu sıralarda amatör olarak futbol oynuyor, aynı zamanda da resimle ilgileniyormuş. Bu ilgi onu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü’ne kaydettirmiş. Tabii asıl sanat hayatı, fakülteyle birlikte ‘bir ustaya kayıt olma’sıyla başlamış.

Menaf  Nam'ın hikâyesi ise daha farklı… Bingöl’ün Karan isimli bir köyünde 1980 yılında hayata gözerini açmış Menaf Nam. Yedi çocuklu bir ailenin dördüncü çocuğu olarak, yoksul bir hayata merhaba demiş. Bir yandan maddi imkânsızlıklar, bir yandan ise devrin şartları gereği var olan “Olağanüstü Hal”,  Nam'ın yolunu İstanbul’a düşürmüş. En büyük hayalini, yani ressam olmayı kafasına koyarak İstanbul'a gelen Nam, bir gazetede gördüğü hat yazılarının cazibesine kapılarak resim sevdasını bir yana bırakıp İSMEK’te hüsn-i hat branşının yolunu tutmuş; kursiyer olarak kaydolduğu branşta yıllar sonra usta öğretici olacağından habersiz olarak…

Ellerini Usta Hattatlara Teslim Ettiler

Mustafa Parıldar’ın ilkokul 4’üncü sınıfta kamış kalemle tanıştığını söylemiştik. Bu kalemle iptidai yazılar yazan Parıldar, hocası tarafından hattat Mehmet Memiş’e gönderilir. 12 yaşında Mehmet Memiş’ten “Rabbiyessir” meşkini alan Parıldar, tam 5 yıl devam eder hocasına. “Lise bittikten sonra hocamın tavsiyesi üzerine Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Hat Bölümü’ne kaydoldum ve Hüseyin Öksüz hocanın ders halkasına katıldım.” diyen Parıldar, hattatlığı tasdik edildiği halde, hala hocalarıyla derslere devam ettiğini söylüyor.

Hüseyin Hüsnü Türkmen ise birçok hocanın rahle-i tedrisinden geçmiş. 1991 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Türk El Sanatları Bölümü’ne kaydolan Tükmen, önce merhum Mahmut Öncü ile başlar hat meşkine. “Rahmetli Mahmut Öncü’den bir yıl rik’a eğitimi alma fırsatım oldu. Hocamın vefatından sonra Prof. Dr. Ali Alparslan hoca ile rik’a meşkine devam ettim.” diyen Türkmen, 1997 yılına kadar Alparslan’dan ta’lik, celi ta’lik, divani ve celi divani yazılarını meşk ederek icazet almaya hak kazanır. Bir dönem Yard. Doç. Hüseyin Öksüz ile nesih yazısı meşk eden Türkmen, İstanbul’a gelince Fuat Başar’la sülüs ve nesih meşkini tamamlayarak bu yazı tarlerinde de icazet sahibi olur.
Ressam olma hayaliyle İstanbul’a gelen Menaf  Nam'ın durağı ise İSMEK Ümraniye Kurs Merkezi olur. O yıllarda İSMEK hüsn-i hat branşında usta öğreticilik yapan hattat Süleyman Berk’le tanışan ve ilk meşkini alan Nam, bir buçuk yıl hocasına devam eder. Bir buçuk yılın sonunda hocası, “Menaf, artık benim sana vereceğim bir şey kalmadı.” diyerek, Osman Özçay’a gönderir öğrencisini. 2006 yılından beri Osman Özçay’la hat çalışmalarına devam eden Nam, “Benim için çok özel olan ve olmaya da devam edecek Süleyman Berk hocam ile irtibatımı hala devam ettiriyorum. İstanbul sevdasıyla terk ettiğim ortaokul ve liseyi bile Süleyman hocamın teşvikiyle bitirdim. Ona minnettarım.” sözleriyle usta-çırak arasındaki muhabbeti anlatıyor aslında.

Yolları İSMEK’te Kesişti

Yıllar sonra üç hattatın da yolu İSMEK’te kesişir. Mustafa Parıldar  ile Menaf Nam, Üsküdar Türk İslam Sanatları İhtisas Merkezi’nde, Hüseyin Hüsnü Türkmen Osmaniye ve Küçükayasofya kurs merkezlerinde, hüsn-i hat usta öğreticiliği yapmaya başlarlar. “İstanbul, dünyadaki hattatlar için geçmişte ve günümüzde hep cazibe merkezi olmuştur.” diyen Parıldar, icra ettiği sanatın İSMEK’teki eğitimleri ile ilgili şunları söylüyor: “İstanbulluların bu kurslara gösterdiği rağbet, verilen emeklerin boşa gitmediğinin en büyük kanıtıdır. İSMEK’e gelen kursiyerlerin hiçbirisinin boş olarak ayrıldığını düşünmüyorum.”

Hüseyin Hüsnü Türkmen ise İSMEK’te verdiği eğitimler ile ilgili şu bilgileri paylaşıyor bizimle: “Öncelikle kursiyerlere hat malzemelerini tanıtıyorum. Öğrencilerime öğreteceğim yazının harflerini tek tek yazıyorum. Birebir hocalarını izleyerek bu yazıları meşk ediyorlar. Kamış açmayı, kâğıt boyamayı, ahar çeşitlerini ve kâğıt mührelemeyi uygulamalı olarak görüyorlar. Eski hattatlardan örnekler göstererek yaşanmış olaylardan kıssalar anlatıyorum.”

Üsküdar Temel Türk İslam Sanatları Kurs Merkezi’nde, başlangıç seviyesindeki kursiyerlere rik'a ve sülüs eğitimi veren Menaf Nam da,  pratik hat eğitiminin yanı sıra, hat sanatı tarihini ve eski hattatların hayatlarını da işlediklerini ifade ediyor.

Hat Sanatı Kuma Kabul Etmez

Şanlıurfa, Trabzon ve Bingöl’de başlayıp İSMEK’te buluşan hattat üç usta öğreticinin de ortak kanaati; “Hat sanatı kuma kabul etmez!” Yıllardır hattatların dilinden düşmeyen bir rehberdir bu. Dolayısıyla İSMEK’li hattatlar da bu rehberi kabul edip bütün mesailerini hat sanatına ayırmışlar. Parıldar, üniversite yıllarında tezhip ve ebru sanatlarıyla ilgilenmiş. Fakat aynı anda birkaç sanatın yürümeyeceğini anlayarak sadece hat sanatında karar kılmış. Hatta Parıldar, “Başka sanatla uğraşmayı bırakın, hat sanatında farklı çeşit yazıları yazmaya bile imkân olmuyor.” derken; Nam ise, “Hat sanatı ile profesyonel düzeyde uğraşan birinin başka bir iş alanı ile uğraşmasına imkân yok.” sözüyle bu bu kanaati teyit ediyor.

Birbirinden ayrı üç hayat hikâyesinin özeti böyle… Bambaşka diyarlarda başlayan, apayrı yollarda ilerleyen ama aynı noktada buluşan üç farklı hayat... Önce hat sanatı, sonra İstanbul, sonra da aynı eğitim kurumunda buluşan üç hattat da sanatlarına gönülden bağlılar. “Bu sanat hem hattı hem haddi öğretir.” diyen İSMEK usta öğreticilerinin hikâyelerinin kalan kısmını merak ediyorsanız, İstanbullularla hat meşk ettikleri kurs merkezlerine gidip onlardan dinleyebilirsiniz. Kim bilir belki de bir harfin zarif bir kıvrımı gönlünüzü çeler de, sizin hikâyenizi de onların hikâyesi ile birleştiriverir.

İSMEK El Sanatları Dergisi 15 İNDİR

Bu yazı 1534 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK