Kuyumculuk

Teldeki Zerafet Telkâri

  • #


Yazı: Gökhan ÇAĞLAR - Fotoğraflar: Prof. Dr. Abdurrahman AKSOY

İncecik altın ve gümüş tellerin maharetli ellerde adeta dantel gibi işlendiği telkari… Binlerce yıllık kültür mirasıyla medeniyetler beşiği Güneydoğu Anadolu’da, tarihi ve kültürel miras açısından ayrıcalıklı bir konuma sahip olan Mardin ile özdeşleşmiş bir sanat…

Kimi zaman güzellik ve zarafet, kimi zaman da zenginlik ve asaletin simgesi olarak kullanılan altın ve gümüş, binlerce yıldır maharetli kuyum ustalarının ellerinde estetik bir zevkle işlenerek hayat buluyor. Değerli taş ve madenler kullanılarak başta ziynet olmak üzere farklı eşyaların ince bir zevkin ürünü olarak insanı cezbeden bir güzellikte vücut bulduğu kuyumculuk sanatında farklı teknikler uygulanır. Bu tekniklerden biri de telkaridir. İnce bir işçilik, sabır ve el mahareti gerektiren bu sanat, tel haline dökülen gümüşün bükülmesiyle oluşturulan küçük motiflerin bir araya getirilmesi olarak tanımlanabilir.

İncecik altın ve gümüş tellerin adeta dantel gibi işlendiği bu sanatın tarihi oldukça eskilere dayanıyor. Arkeolojik kazı sonuçlarına göre telkâri sanatı M.Ö. 3000 yılından beri Mezopotamya'da, M.Ö. 2500 yılından bu yana da Anadolu topraklarında uygulanıyor. Telkârinin asıl merkezinin 12. Yüzyılda Musul olduğu ve buradan Suriye'ye, oradan da Anadolu'ya geçtiği ileri sürülüyor. Telkâri sanatının Türkler arasında uygulanmaya başlaması ve yaygınlaşması ise 15. yüzyıla kadar uzanıyor. Binlerce yıllık kültür mirasıyla medeniyetler beşiği Güneydoğu Anadolu topraklarında gelişimini sürdüren telkari sanatının günümüzdeki asıl temsilcisi ise bölgenin gizemli kentlerinden Mardin’in Midyat ilçesidir.
Bir Süryani geleneği olarak günümüze kadar varlığını koruyan telkari sanatı ile yapılan işler sayılamayacak kadar çeşitli. Hanımların kullandığı yüzük, küpe, kolye ve broş gibi ziynet eşyalarından tepelik ve kemerlere, fincan zarflarından tepsi ve aynalara, sigara ağızlıklarından tütün kutularına kadar günlük hayatta kullanılan birçok eşyanın yapımında bu sanat kullanılıyor. Telkari sanatı günümüzde Ankara’nın Beypazarı ilçesinde de uygulanıyor olsa dahi bu işin asıl merkezi Mardin’in Midyat ilçesi olarak kabul görür ve telkari sanatının uygulandığı tüm ürünlere bu ilçede rastlanabilir. Midyatlı telkari ustalarının yılların tecrübesiyle ince bir işçilik ve zevki yansıtan eserleri tüm dünyada rağbet gören değerdedir.

Telkari sanatının bir diğer adı da vav işidir. Bu isim, telkâri sanatında Osmanlıca’daki vav harfinin sıkça motif olarak kullanılmasından kaynaklanıyor. Ayrıca bu sanata, yapımında ayrı ayrı parçaları bir araya getirmede kullanılan cımbıza benzer fakat ucu daha ince olan ve çift denilen aletten ötürü çift işi de deniyor. Bu iki isim de genellikle sanatkârlar arasında kullanılıyor. Altın ve gümüş plakaların usta ellerde neredeyse saç teli kadar inceltilerek tel haline getirildikten sonra birer sanat eserine dönüşmesi nasıl oluyor bir bakalım.

Öncelikle geleneksel sanatlarımızın çoğunda olduğu gibi telkari sanatında da sanatkâr, kullanacağı her türlü malzemeyi kendisi ürettiği için işe kullanacağı altın ya da gümüş plakayı ocakta pota içerisinde eritmekle başlar. Ardından çubuk haline getirmek üzere kalıba döker. Yapılacak işin şekline göre çubuk dökümü, üzerinde genişten dara doğru delikleri olan çelikten yapılmış haddeden geçirir. Bu işlem oldukça zor ve el oyalayıcıdır. Telkari ustası teli haddeden çekmek için özel penseler kullanır ve bu esnada beline manda derisinden yapılmış, üzerinde madeni halkalar olan kalın bir kuşak bağlar. Kol gücünün yetmediği ve telin uzadığı zamanlar telin ucunu belindeki derinin madeni halkalarına takar ve beden gücünü de kullanarak işi sona erdirir. Bu yorucu çalışma, kalınlığı aşağı yukarı 0.5 santimetre olan gümüş çubuk 1'lik ince bir tel haline gelinceye kadar sürer.

Daha sonra telkari ustası ana hatlarıyla 1 / 1 ölçekte bir kağıt üzerine çizdiği ürünün ana iskeletini oluşturacak parçayı esas alarak hangi kısımlarında kaç mikron kalınlığında tel kullanılacağını ve iç kısmının ne şekilde, hangi desenlerle doldurulacağını belirleyerek taslak üzerine yazar. Haddelerden çekilen ve bükülen gümüş süratle sertleşir ve işlemede büyük kolaylık sağlayan yumuşaklığını kaybeder. Bu tellerin yumuşaklıklarını tekrar kazanmaları için asbest bir tabaka üzerinde ısıtılarak tavlanmaları gerekir. Tellerin çekilmeleri ve ürüne işlenmeleri sırasında telkari ustası tavlama işlemini sık sık tekrarlar.

Her telkari işi iki ana kısımdan meydana gelir. Bunlardan ilki işin ana iskeleti olan muntaç (kılavuz); ikincisi de muntaç içine yerleştirilmiş vav, kake, dudey, gül, tırtıl ve güverse gibi isimlerle anılan, her biri farklı biçimlerde yapılmış motiflerdir. Telkari ustası işe muntaç yapımıyla, yani ana iskeleti kurarak başlar. Muntaçın tel kalınlığı motiflerin tel kalınlığının iki katıdır. Ardından büyük bir titizlik ve sabırla ara boşlukları doldurur. Telkari ustası tüm bu çalışmaları, ceviz ağacından kesilmiş, düz yüzeyli bir levha üzerinde yapar. Bu ceviz levha, üst yüzü yakılarak yağı alındıktan sonra, ağır demir levhalar altında iki-üç gün bekletilerek kullanılacak hale getirilir. Fakat günümüzde, ceviz levha yerine iletken özellikleri zayıf, yanmaz amyant levhalar da kullanılmaktadır.
Bazı kaynaklar, ana iskeletin kurulmasında tellerin lehimle birleştirildiğinden söz etmektedirler. Bu bütünüyle yanlıştır. Çünkü bir gümüş işine lehim değdi mi, o iş hurdaya atılır. Lehim gümüşü çürütür. Gümüş tellerin birleştirilmesinde kullanılması gereken yöntem kaynaktır. Milimetrik tellerin kaynak yapılması çok güçtür. Çünkü ısı biraz fazla kaçırılırsa telin kendisi erir. Dolayısıyla bu çalışma büyük titizlik ve sabır ister. Bunun için telkari ustası önce ayarını belli bir ölçüde düşürdüğü gümüşü eğeleyerek küçük tanecikler halinde bir güderi parçası içerisinde toplar. Bu gümüş parçacıklarını bir kaba koyarak içerisine toz boraks ilave eder. Bu suya batırdıktan sonra amyant üzerine yerleştirdiği ana iskeletin her bir parçasını,bu gümüş-boraks karışımı ile kaynak yaparak birleştirir. İskeletin yapımından sonra motif yerleştirme işi, yine kaynak yöntemiyle devam eder. Kaynak materyali olarak gümüş - pirinç karışımı bir alaşım kullanılır.

Bütün parçaları birleştirilmiş bir ürün son şeklini aldığı zaman ısıtma, kaynak ve diğer işlemler nedeniyle kirlenmiş, kararmış ve oksitlenmiş durumdadır. Ürünün doğal parlak rengini alabilmesi için ağartma işlemi uygulanır. Bu uygulamada bütün ürünler bir bakır kap içine konulur ve üzerlerine nitrik asitli su ilave edilir. Ürünler doğal renklerini alıncaya kadar birkaç dakika süreyle kaynatılır. Daha sonra bol su ile durulanır ve kurutulur. Ağartılan ürünler deterjanlı (eskiden deterjan yerine çöven kullanılırdı) su ile tekrar yıkanır ve ince telli bir fırça ile iyice fırçalanır. Yüzeydeki fazlalıklar ve kaynak artıkları temizlenir; ürünlerin yüzeyi düz bir çelik parçası ile parlatılır.

Telkari sanatında uygulanan motifler doğanın Türk-İslam felsefesi ile yorumlanması ile ortaya çıkan Türk zevkini  yansıtır. Yapımında kullanılan tel ne kadar inceyse değeri de o denli artan telkari üretiminde ustalar üç farklı teknik uygular. Bunlardan biri hasır telkaridir. "Örgü işi" ya da "Trabzon işi" olarak da bilinen bu teknikte, ürün tellerin örülmesi ile oluşturulur. Daha çok Trabzon yöresinde uygulanan bu teknikte altın ve gümüş teller, enleri sekiz santimetreye kadar çıkan şeritler halinde örülür. Daha sonra bu örgüler silindirlerin arasından geçirmek suretiyle ezilerek tam bir örgü şerit haline getirilir. Bu şeritler uygun uzunlukta kesilerek bilezik ve kolye yapılır.

Bir diğer teknik olan kakma telkaride; gümüş ya da altından üretilen tel, bu tekniğin uygulanmak istendiği taş ya da ağaç üzerine kazınan şekillerin içlerine yerleştirilir. Daha sonra çekiçle vurularak sıkıştırılan telin şeklin içine gömülmesi sağlanır. Ardından fazlalıklar eğelenir ve perdahlanıp parlatılır. Bu teknik, silah kabzaları, bıçak sapları, şemsiye sapları, zarf açacakları, yazı takımları, kaşık sapları, tespihler, nalınlar, ağızlıklar, baston sapları ve şamdan gibi eşyaların süslemesinde kullanılır.

Kafes adı verilen teknikte ise tellere şekil verildikten sonra kaynakla birleştirilerek bir ana iskelet oluşturulur. Bu iskeletin içi daha ince tellerle doldurulduktan sonra yine kaynak yapılır ve gerekirse ürün minik kürelerle ve toplarla süslenir. Bu teknikle kolyeler, yüzükler, bilezikler, broşlar ve kemerler üretilir. Kül tablaları, çakmak kılıfları, sigara ve mücevher kutuları, şamdanlar, tepsiler, şekerlikler, vazolar, ağızlıklar, nargile uçları, çiçekler, sigara tabakaları, fincan, bardak, sürahi gibi eşya kılıfları, abajurlar, çeşitli tabaklar ve düğmeler üretilir.
Adı, tarihi ve kültürel miras açısından ayrıcalıklı bir konuma sahip olan Mardin ile özdeşlenen telkari sanatı da ne yazık ki çoğu geleneksel el sanatlarımızda olduğu gibi bugün tam manasıyla hak ettiği yerde değil. Yıllar öncesinde çoğu ev ve atölyede özellikle Süryani ailelerce telkari sanatı uygulanarak eşsiz güzellikte eserler ortaya çıkarılsa da sonraları bu ailelerin göç etmesi ya da çeşitli olumsuz şartlar yüzünden atölyelerin kapanmasıyla bu sanat dalındaki ilerleme sekteye uğramış durumda. Özellikle son yıllarda yoğunlaşan kültürel turizm sayesinde, her sene 500 bini aşkın yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği Mardin'de akla ilk gelen, yaklaşık 3 bin yıldan beri yapılan telkari sanatı olsa da turistlere çoğunlukla yurt içinden veya dışından gelen standartlaşmış el sanatı örnekleri sunuluyor.

Ancak ne var ki telkari sanatının Mardin’de yeniden canlandırılması amacıyla GAP Bölgesi'ndeki Kültürel Mirası Geliştirme Projesi kapsamında Türkiye Sakatlar Derneği (TSD) Mardin Şubesi'nin başlattığı proje ile Avrupa Birliği finansörlüğünde bir telkari işleme atölyesi açıldı. 20 Eylül 2006 tarihinde açılan atölye sayesinde bir yandan engelli vatandaşlar istihdam edilirken bir yandan da geliştirilecek yeni tasarımlar ve yetiştirilecek elemanlar sayesinde telkari ürün gamı genişletilerek telkari sanatının Mardin’de yeniden yükselen bir değer kazanması sağlanıyor.


İSMEK El Sanatları Dergisi 9 İNDİR

Bu yazı 1065 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK