Tezhip

Kitaplarda Açan Çiçekler Sadberk Hanım Müzesi Koleksiyonundan Bir Çiçek Albümü  

  • #


Yazı: Prof. Dr. Faruk TAŞKALE*

En çok sevilen bitkilerin başında gelen çiçekler; heykel, resim, süsleme sanatları gibi görsel sanatların vazgeçilmez bir unsuru olarak karşımıza çıkarlar. Çiçekler sadece güzel sanatlara değil aynı zamanda, edebi eserlere, kumaşlara, takılara, kullanım eşyalarına ve hatta dini sembollere konu olmuşlardır. Hz. Muhammed’in (SAV) teri gül kokar. Gül Hz. Muhammed’in sembolüdür... Kur’ân-ı Kerim’ler, dua kitapları, levhalar güllerle süslenmiştir. Çiçek demetleri tuvallere aktarılmıştır. Sevgilinin saçı sümbül, endamı gül, boyu selviye benzetilmiştir. Evler, balkonlar, bahçeler, sokaklar, çeşit çeşit, renk renk çiçeklerle donatılmış, sevilen kişilere sevgi çiçek buketleriyle belirtilmiştir.
Geleneksel Türk sanatlarında tezyini motif olarak çiçeklerin önemi büyüktür. Her çeşit süslemede çiçek motifleri zengin ve zarif çeşitleriyle her dönemde, karşımıza çıkarlar. Dönem dönem farklı özellikler gösteren çiçekler; süsleme sanatlarında stilize, yarı stilize ve naturalist olarak kullanılmışlardır. 16.yüzyıla kadar Türk tezyini sanatlarında stilize edilmiş olarak kullanılan çiçekler ilk kez 16. yüzyılda müzehhip Karamemi ile birlikte kökeni belli olacak şekilde yarı stilize edilmiş olarak karşımıza çıkarlar. Kanuni Sultan Süleyman tarafından yazılıp Karamemi tarafından tezhiplenmiş olan muhteşem eser “Divan-ı Muhıbbi” yarı stilize güller karanfiller, sümbüller, laleler, selvi ağaçları ve bahar dallarıyla adeta çiçek bahçesi görüntüsündedir. 17. yüzyılın ikinci yarısı ile Türk tezhip sanatında Batı etkisi hissedilmeye başlar. Yüzyılın sonlarına doğru ilk ürünlerini gördüğümüz bu etki farklı bir anlayışla çizilip renklendirilmiş çiçek resimlerinde görülür. Üçüncü boyutun verildiği gölgeli renklendirmelerle hazırlanan naturalist tarzdaki çiçekler, Türk tezhip sanatında çiçek ressamlığı denebilecek bir tarzın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Tek çiçek ve çiçek buketleriyle naturalist bir üslubun başladığı ve 18. yüzyıl sonlarına kadar süren dönem çiçek resimleri açısından sanat tarihinde önemli bir yer tutar. Naturalist çiçekler; 19. yüzyılda ise Türk Rokokosu adı altında gelişen ekol içerisinde rokoko unsurlarla birlikte kullanılmıştır. Özellikle 18. yüzyılda çok rastlanan ve Avrupa etkisiyle resmedilerek doğadaki görüntüsüyle tezhip sanatına giren ve şukûfe olarak adlandırılan çiçekler teknik bakımdan resim sanatının ürünleri sayılabilirler ve bu çiçekleri hazırlayan tezhip sanatçılarına çiçek ressamları da denir.
Kelime anlamı çiçek olan şukûfe; tek, buketler halinde, vazolu, vazosuz, bereket boynuzunda, sepet ve saksılarda çalışılmışlardır. Çiçek ressamlığında, çiçeğe bir tutku derecesinde bağlı olan Hollandalı ressamlar önde gelirler. 17. yüzyıl ve 18. yüzyıllarda Hollanda egzotik çiçeklerin yetiştirildiği bir ülke olarak tanınmıştır. Türk tezhip sanatında çiçek ressamı denince ilk akla gelen isimler; hattat yedikuleli Seyyid Abdullah’ın Kur’ân-ı Kerîm’lerini tezhiplemekle övünen 18. yüzyılın en önemli müzehhibi Ali Üsküdari ve Abdullah Buhâri’dir. Naturalist çiçekler en çok tarama ve noktalama teknikleriyle renklendirilmiştir. Tarama tekniğinde çiçek, taranacak rengin beyaza yakın en açık rengiyle boyanır. Sonra bir ya da iki ton koyulaştırılmış boya ile içten dışa doğru çok ince çizgiler halinde tarama yapılır. Uçu sivri, tüy fırçalarla yapılan taramalar üst üste çoğaldıkça motifler gölge ve hacim kazanır. İşçiliği zor, sabır ve titizlik gerektiren bir tekniktir. Noktalama tekniğinde ise; en açık tonda boyanan zemin rengi üzerine, fırça ucu ile koyu tonda çok küçük noktacıklar bırakılır. Gölgenin yoğun olmasının istendiği yerlerde ise noktalar daha sık bırakılır. Sık ve üst üste gelen noktalar motife hacim verir. Noktalama tekniği daha ziyade 19. yüzyıl çiçek ve rokoko unsurların renklendirilmesinde kullanılmıştır. Çiçek renklendirmede kullanılan diğer bir teknikte gölgelendirme tekniğidir. Gölgelendirme tekniğinde motif, tarama tekniğinde olduğu gibi en açık tonda boyandıktan sonra, koyu tonun olacağı yere boya, bir ya da birkaç kez yedire yedire sürülür ve motif gölgelendirilmiş olur. Bu teknik özellikle, dal, sap ve küçük alanlarda tercih edilir.
17. yüzyılın ikinci yarısından 19. yüzyılın sonlarına kadar tezyini sanatlarda kullanılan naturalist çiçeklerin başında gül, lale, karanfil, sümbül, leylak, haseki küpesi ve şebboy gelir. Bu çiçekleri zerrin, menekşe, zambak, düğün çiçeği, hezaren, erguvan, açelya, peygamber düğmesi, süsen, gelincik, çiğdem, mine, şakayık, ortanca, sardunya, bahar dalı, servi ağacı ve üzüm salkımı gibi bazı meyveler ve bu bitkilerin değişik çeşitleri takip eder. Naturalist çiçeklerin kullanım alanlarının başında kitaplar, Hilye-i şerifler, levhalar, yazı albümleri ve lake cilt kapakları, duvar ve ahşap süslemeleri gelir. Bu eserlerin dışında, herhangi bir eseri süsleme düşüncesinden ziyade çiçek resimlerini bir arada toplayıp bir albüm oluşturmak amacıyla bazı çalışmalar da yapılmıştır. Bu çalışmalardan biri de, 2003 yılında, çiçek aşağı, merhum Sevgi Gönül’ün Sadberk Hanım Müzesi’ne kazandırdığı Çiçek Albümü’dür.
SHM env. No : 15329 – Y.93 olan albüm ; 18 sayfa olup eni 13 x 19 cm ölçülerindedir. Albümdeki çiçeklerin 10 tanesi kağıt 8 tanesi de açık renk parşömen üzerine çalışılmıştır. 1a da açık renk kağıt üzerine sol üst köşede Osmanlıca Recep, 973* yazılıdır. 1b de açık renk kağıt üzerinde ince bir rokoko bordür içerisine kurdelalı çiçek buketi çalışılmıştır. Alt tarafta yine bir rokoko bordür bulunmaktadır. Diğer sayfalardaki çiçek çalışmalarıyla karşılaştırıldığında muhtemelen 1b sayfasındaki çalışma bir başka sanatçı tarafından yapılmış veya albüme sonradan ilave edilmiştir. 2a, 2b, 3a, 3b, 4a, 4b, 5a, 5b’ deki çiçekler açık renk parşömen üzerine 1b, 6a, 6b, 7a, 7b’ deki çiçekler açık renk kağıt üzerine 8a, 8b, 9a, 9b ve 10a’daki çiçekler kahverengi kağıt üzerine çalışılmış ve tüm çiçekler altın cetvel ile çerçevelenmiştir. 2a’daki mor renk düğün çiçeği, 2b’deki mavi renk düğün çiçeği ve yaprakları noktalama tekniğinde renklendirilmiştir. 3a’daki kırmızı yıldız çiçeği ve yaprakları 3b’deki kırmızı renk katmerli sümbül ile yaprakları, 4a’daki mavi renk katmerli sümbül ve yaprakları noktalama tekniğinin en güzel örnekleri arasında bulunmaktadır. 4b’deki sarı renk zerrin çiçeği, 5a’daki kırmızı renk Gayardi (Uyuz Çiçeği) ve 5b’deki üç adet kırmızı karanfil ile yaprakları albümde parşömen üzerine noktalama tekniğinde yapılmış son çalışmalardır. Parşömen üzerine çalışılmış çiçekler sade bir altın cetvelle çerçevelenmiştir. 6a’da açık renk üzerine çalışılmış kırmızı renk ebegümeci ve cetvel içerisinde dört köşeye yapılmış rokoko tezyinatta tarama tekniği kullanılmıştır. 6b’de açık renk kağıt üzerine tarama tekniği ile çalışılmış mor renk menekşe buketi rokoko tarzındaki vazodan çıkmaktadır ve yine buketin dört köşesi rokoko tarzında tezyin edilmiş olup altın cetvelle çerçevelenmiştir. 7a’da tarama tekniğinde hazırlanmış, farklı çiçeklerden oluşan buket oldukça başarılı bir çalışmadır. 7b’de köşeleri rokoko tarzında tezhiplenmiş bir alan içerisine çalışılmış pembe renk Sadberk gülü ve goncası ile yaprakları Ali Üsküdari ve Abdullah Buhari’nin renklendirdiği güllerle aynı özellikleri taşımaktadır ve tarama tekniğinde boyanmıştır. 8a’dan itibaren zemin kahverengidir. 8a’da rokoko tarzında çalışılmış bir vazodan çıkan buket, gül, mine, gayardi gibi çiçeklerden oluşmaktadır ve buketin uca doğru incelenen muntazam bir formu vardır. Boşluklar yapraklarla doldurulmuş olup gül ortada ön plandadır. 8b’deki çalışma pembe gül ağırlıklı serbest formda hazırlanmış bir bukettir. 9a’daki buket şemse formundadır ve gül diğer buketlerde olduğu gibi ortada ve ön plandadır. Buketin köşeleri rokoko tarzında tezhiplenmiştir ve altın cetvellidir. Kahverengi zemin üzerine tarama ve yer yer noktalama tekniğinde çalışılmış üç bukette de çiçeklerin zemini siyah ile renklendirilmiş ve siyah renk çiçeklerin ön plana çıkmasını sağlamaktadır. 9b; alt ve üst kısmı, altın zemin üzerine rokoko tarzında tezhiplenmiş oval bir zemin ortasına çalışılmış bir gül goncasından oluşmaktadır. Tarama tekniğinde çalışılmış gül goncası pembe renktir ve albümdeki son gül resmidir. Gonca gül dini eserlerin son sayfalarında ve boşluklarda tercih edilen bir çiçektir. 10a’daki tarama tekniğinde çalışılmış pembe renk İstanbul lalesi albümdeki tek lale çiçeğidir.
Albümde çalışılmış tek çiçek ve buketlerin renklendirilmesinde tarama ve noktalama teknikleri başarılı bir şekilde kullanılmış ve Hz. Muhammed’in sembolü pembe gül ön plana çıkarılmıştır. Son sayfada açık renk kağıt üzerinde alt kısımda “Ameli yazmacı Halil 973 Gurre-i Recep” ibaresi bulunmaktadır.(**) Albüm keçi derisinden oluşan Sertap’lı bir cilt kapağı ile koruma altına alınmıştır. Cilt kapakları altın kullanılarak rumi motiflerden oluşan Salbekli bir şemse ve bordür ile tezyin edilmiştir. Eserde; imza ve tarihi bulunmamaktadır. Ancak, rokoko unsurlar gözönüne alındığında albüm, muhtemelen 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarında hazırlanmıştır. Albümü hazırlayan sanatçı mutlaka Ali Üsküdari tarafından yapılan çiçek resimlerinin etkisinde kalmıştır. Dönemin en önemli tezhip sanatçıları ve çiçek ressamları, Hezargradlı Zâde Ahmet Ataullah, Hüseyin Hüsnü, Seyyid Mehmed ve Hasan Hilmi gibi sanatçılardır. Kaynakça Demiriz, Yıldız (1986), Osmanlı Kitap Sanatında Naturalist Üslupta Çiçekler, İ.Ü. Ed. Fakültesi Yayınları, İst. Atasoy, Nurhan (2002), Hasbahçe: Osmanlı Kültüründe Bahçe ve Çiçek, Koç Kültür Sanat Tanıtım Yay., İstanbul. Bodur, Fulya (1985), Osmanlı Lake Sanatı ve 18. yüzyıl Üstadı Ali Üsküdari, Türkiyemiz, Sayı : 47 : 1-9. Taşkale, Faruk – Gündüz, Hüseyin (2000) Rakseden Harfler (Dancing Letters), Antik A.Ş. Kültür Yayınları, İstanbul. Ünver, A. Süheyl (1955) Ustası ve Çırağıyla Hezargradlı Zâde Ahmed Ataullah, Hayatı ve Eserleri, İstanbul. Turgut, Atilla Yusuf (2003), 18.yy. Tezhip Sanatında Naturalist Üslupta Çiçekler Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul. Tuncel, Mebruke (2002). Osmanlı Dönemi Tezhip Sanatında Barok – Rokoko Üslubu. (18-19 yy.). Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul. (**) Bu ibarelerin tarihi gözönüne alındığında eserle bir ilgisinin bulunduğunu söylemek mümkün değildir. Çünkü; ibaredeki 973 tarihi (1557) 16. yüzyıla tekabül eder. Halbuki albüm 18. yüzyıl sonları ve 19. yüzyıl başlarında hazırlanmış bir eserdir. Muhtemelen ibarenin yazılı olduğu kayıtlar yazmacı Halil’e aittir ve bu kağıtlar albümün hazırlanmasında kullanılmıştır.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 2001 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK