Hattat Padişah II. Mahmud

  • #


Yazı: Nermin TAYLAN

Sultan II. Mahmud, 20 Temmuz 1785 tarihinde İstanbul Topkapı Sarayı’nda doğdu. Babası I. Abdülhamit, annesi Nakşidil Valide Sultan’dır. 23 yaşında 30. Osmanlı Padişahı olarak tahta geçen II. Mahmud’un eğitimiyle bizzat amcası III. Selim ilgilenmiş, II. Mahmud Topkapı Sarayı’nda dönemin en iyi eğitmenlerinden ders görmüştür. III. Selim’in musikî zevkinden ve terbiyesinden etkilenmiş, ney üflemiş ve tambur çalmıştır. Sözleri de kendisine ait olan Hicaz Kalenderi en ünlü eseridir.

Musikîşinaslığının yanı sıra hattat olan II. Mahmud herkesin okuyabileceği tarzda yazı yazmakta ustaydı. Nesih, Sülüs, ve özellikle Celi Sülüs üzerinde çalıştı. Evvela Kebecizâde Mehmed Vasfi’den daha sonrada Mustafa Rakım Efendi’den ders aldı. Genç yaşında icazet almış, özellikle (Celi) türü yazıda büyük başarılar elde etmiştir.

Bazı padişah yazılarında büyük imla hataları görülebilirmekte ancak, Sultan II. Mahmud’un hiç imla hatası olmaksızın yazdığı hatt-ı hümâyunlar; ne kadar ince ve dikkatli bir hattat olduğunu ortaya koymaktadır. Bu, gerek Topkapı Sarayı Kütüphânesi’ndeki tashih görmeyen eserleri, gerekse Osmanlı arşivlerindeki yüzlerce hatt-ı hümâyunlara bakıldığında kolayca anlaşılabilmektedir.
1. Mahmud’un hüsn-ü hat sanatına dair bazı eserleri Rakım Efendi tarafından büyük bir titizlikle tashih edilirdi. Varak, altın, siyah, nefti mavi ve fes rengi koyu zemin üzerine malakari tekniğiyle devrin sanatkârlarına yaptırılır ve imparatorluğun çeşitli şehirlerinde abidelere asılırdı. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde tashih görmeyen birçok eseri bulunanmaktadır…

Osmanlı padişahları, sanatçılar ve zanaatkârları koruyup kollayan büyük hükümdarlardı. Her biri büyük birer âlim olan padişahların bu insanları korumalarının yanında sanatçı ruha sahip olanları da vardı. Bazıları kişisel merak, bazıları el becerileri sayesinde her biri usta sayılabilecek derecede sanatla ilgilenmişlerdir. Çünkü şehzâdelere çocuk yaştan itibaren Osmanlı saraylarında el sanatları ve Türk İslam zanaâtleri öğretilmiştir… Şehzadeler, Topkapı Sarayı Şehzâdegân mektebinde yetiştirilirdi. İleride herhangi bir olay başlarına gelip çalışmak zorunda kaldıklarında kimseye muhtaç olmadan yaşamalarını idame ettirmeleri için ellerinde birer altın bilezik olması adına şehzâdeler, dönemlerinin en iyi eğitmenlerinden ders almışlardır.


Osmanlı sarayı şiir, musiki ve sanattı

Yıldırım Bayezid iyi silah kullanıp ustaca ata binerdi, Sultan dördüncü Murad şiir ve musiki ile yakından ilgilenir, Muradi mahlası ile şiirler yazardı. Peygamber müjdesine mazhar olan Fatih Sultan Mehmed iyi bir bahçıvandır ve Avni mahlası ile şiirler yazmıştır. Sultan ikinci Bayezid Han hüsn-ü hat icazeti aldıktan sonra hocası Şeyh Hamdullah gibi kemankeş olmuştur. Bunların yanı sıra hem iyi bir müzehhib ve ilk sultan-i bestekârdır. Yavuz Sultan Selim kuyumcudur, Farsça divanıyla 300 gazel yazmıştır. Sarı Selim lakaplı Sultan II. Selim kemankeş, şair ve bestekârdır. Usta bir kuyumcu olan, kundura imal eden Kanuni Sultan Süleyman ’Muhibbi’ mahlasıyla yazdığı gazellerle divan edebiyatında rekorlar kırmıştır.. Sultan III. Mehmed kaşık ustası ve ince bir hattattır. Okçuların kullandığı özel yüzükler yapardı. III. Selim kompozitördü, II. Abdülhamit marangozdur. Osmanlı padişahlarının bu saydıklarımızdan ziyade tarih kitaplarında yer almış daha nice zanaatleri ve sanatları vardır.

Sultan II. Mahmud (Adli) mahlası ile şiirler yazmış, ney üflemiş ve tambur çalmıştır. Hüsn-ü hat sanatındaki başarısı dolayısıyla adı ’hattat padişah’ diye anılmıştır..

Esas konumuz II Mahmud’un hatt-ı hümâyunları olduğundan padişahın rik‘a yazısı ile yazdığı iki arşiv belgesini transkripsiyon ve orijinal görüntüsü ile sizlere sunmaktayız..

Hat, Arapça yazı demektir. Hatt-ı hümâyunların büyük ekseriyeti padişahların kendi el yazısıdır. Fakat bazen Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibi yahut sarayda bir vazifelinin eliyle kaleme alınmış da olabilir. Uzun hatt-ı hümâyunlarda yazının satır aralarına taştığı da vâkidir. V. Murad ve IV. Mehmed gibi çocuk yaşta tahta çıkan bazı padişahların yazı hattı ve imlâlarında çok kere bozukluk görülebilir. Hattatlıkları dolayısıyla III. Ahmed ve II. Mahmud’un hatları padişah yazıları içinde en güzelleri olarak kabul edilir... Aşağıda örneklerini göstereceğimiz gibi, bazı istisnaî haller dışında padişahın bizzat kaleme aldığı hatt-ı hümâyunlar, ünvanına, beyaz üzerine ve telhis veya takrir üzerine yazılanlar olmak üzere üç grupta toplanabilir.

Soldaki örnekte de görüldüğü üzere ferman ve beratların önemli olanlarında tuğranın üst sağ veya sol tarafında padişahın hattıyla, “Mûcebince amel oluna” ve “Mûcebince amel ve hilafından hazer oluna” gibi, hususların kesin ve hatasız yerine getirilmesini bildiren emirlere ünvanına hatt-ı hümâyun denir. Bu yazılarda “Mukaddem ettiğin gibi bir türlü taksiratın zuhur eder ise sağ kurtulman muhaldir, gözün açıp refakatinde bulunan guzât-ı muvahhidîn kullanma hizmet-i muhafazada kıyam edesin, Allah hakkınızdan gelsün” vb. tehdit unsurları da olabilmektedir.
Sağ altta verdiğimiz hatt-ı hümayun örneğindeki gibi padişahın bir arz olmaksızın herhangi bir konuda kendince verdiği emirlere beyaz üzerine hatt-ı hümâyun denir.

Sadrazama yazılan hatt-ı hümâyunlarda çok defa kullanılan elkâb “benim vezirim” şeklinde basit ve kısa yazılar görülmektedir. Telhis veya takrir sadrazamın sunduğu telhis üzerine padişahın verdiği emir veya karara denir. Bunlar “verdim/verilsin”, “manzûrum oldu / manzûrum olmuştur”, “yazılsın”, “olmaz”, “varsın”, “malûm oldu / malûmum olmuştur”, “berhûrdâr olsunlar” “mukayyet olasın”, “tedârik görülsün”, “cevap verile”, “tedârik edesin” gibi bazen iki bazende tek kelimelik yazılardır.

Hatt-ı hümâyunlar bir çerçeve içine alınarak etrafı tezhip yapılabildiği gibi tuğranın tezhipli kısmı içinde de bulunabilirdi. Bu Osmanlı’nın sanata ne kadar değer verdiğini göstermektedir..

1832-1834 yılları arasında II. Mahmud’un saltanatı zamanında sadrazamın telhisi üzerine hatt-ı hümâyun, yerini yavaş yavaş Mâbeyn-i Hümâyun başkâtibinin padişahın iradesini bildirmesine bırakmıştır. Böylece hatt-ı hümâyunların yerini irade almıştır.

Belgenin Transkripsiyonu

Kaymakam Pâşâ ve Kapudân-ı Deryâ gayret-şi’ârım gönderdiğin telhîs-i teselli-i muhlîsin mâ‘lûmum oldu. Ben yüzümü Cenab-ı Âlimi’ssedd ve’lhafiyyâta tutdum benim andan gayrı mu’înim yoktur. Ehl-i İslâm’da gayret yok ve bu gayretsizlik bana hayret veriyor. Ol Cenâbu Haliki’s-semâvâtı ve’l-ard bizlere yardım eylesün. Amin... Bu dünyâya gelmekden garaz nefs-i emmâreye mütaba‘ât olmayub ancak “ve mâ halaktu’l-cinne ve’l-inse illâ li-ya'budûnî” ayet-i kerimesinin mazmûnu ita’at-makrûnuyla âmil omak içündür. Bizim büyük düşmânımız nefsimizdir hâlâ ona gâlib olduğumuz yoktur. Her ne vakit nefsimize gâlib olursak din düşmânları ol vakit mağlâb olur. Hüdâ islâh eylesün. Âmin…

Belgenin Transkripsiyonu

Benim vezirim; Bir müddetten beri es’âr husûsuna hiç bakılmaz oldu. Ekser ibadullâha lâzım olan sabun, revgân-ı zeyt ve peynir ve ekser sebzevât bulunmayub; bulunsa dahi galâsından fukarâya acz gelmek derecesine vardı. Nân-ı azîzin sikkesi bozuk, lahmin kıyyesi altmış paraya kadar satılıyor, kuzunun vücûdu yok... Bunları mülâhaza edüb,. celebin tarîkini asla düşünmez oldun ve sekene-i İstanbul husûsuyla esnâf ve ehl-i sûk ne söylüyorlar işittiğin yok mudur? Geçen sene Ramazân-ı Şerîf’te bazı erâcif zuhûruna mebnî “lâzımsız şey içün esnâfın pek üzerine varma” deyu iyd-ı şerîfde sana tembih etmiştim; lâkin bütün bütün bırakub ibadullâh zarûret çeksün demedim. Sen külliyen ferâgât eyledin. Bu hizmette olana rahat harâmdır. Eyyâm-ı mübâreke gün begün takarrüb etmekde. İstanbul’da me’kûlâtın vücûdu yok, sonra bu kıyl u kâle kim tahammül edebilir. Bu Ramazân dahi böyle mi imrâr-ı vakit olunacak? Lâzımlı eşyâyı celbe ve nân-ı azîzin sikkesine ve lahm husûsuna dikkat edüp İstanbul’da tebdîl gezmeyi terk etmeyesin; zirâ kîl u kâlden bî-huzûr olmağa başladım.


Kaynaklar

İslam Ansiklopedisi, Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Fermanları www.kalemguzeli.org. Orijinal belge temini Osmanlı arşivleri. Otoman Fermans.

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1522 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK