Resim

Tuvalden "Taş"an Bu Tablolara Dokunun

  • #


Yazı: Ayşe Hanife YAZICI

Balyozla ezip incecik bulgur haline getirdiği taşları özel bir yapıştırıcı yardımıyla tuvale uygulayan İzmirli ressam Batuhan Bozkurt, bu tekniğin ilk öncüsü. Maddi zorluklar yaşadığı öğrencilik yıllarında bu özel tekniği geliştiren Bozkurt; Selçuklu, Osmanlı ve Hint minyatürlerini taşlarla yeniden yorumluyor. Yağlı boya tabloların aksine kendi eserlerine dokunulabileceğine dikkat çeken sanatçı, “Tablolarıma dokunun, hissedin ve resmi yaşayın” diyor. İnsanın içine sanat aşkı bir kere düşmeyegörsün. Eli kolu imkânsızlıklarla sımsıkı bağlanmış olsa bile, bir yolunu bulur o aşkı dışa vurmaya... İzmir’in Urla İlçesi’ne bağlı Barbaros Köyü’nde yaşayan ressam Batuhan Bozkurt da buna en iyi örneklerden biri. Şu anda birbirinden güzel tablolarını sergileme fırsatı bulabilen Bozkurt, maddi zorluklar yüzünden bir kutu yağlı boya alamadığı günler yaşamış. Tablolarını yaparken kullandığı ilginç tekniği de, imkânsızlıklar içinde olduğu işte o günlerde keşfettiğini anlatan ressam Batuhan Bozkurt, sanat aşkının bir anda insanın içinden çıkıp yok olamayacağını dile getiriyor.


Boya Alamayınca Taşa Yöneldi

Emekli resim öğretmeni olan Bozkurt, öğrencilik yıllarında babasının vefatı sonrası geçim sıkıntısı çektiği, yağlı boya alacak parasının olmadığı dönemde, önceleri deniz kıyılarından topladığı taşlarla mozaik tarzında resim yapmaya başlamış. Bozkurt, o günlere değinirken, “O sıralar yetim maaşlarının bağlanması hayli uzun zaman alıyordu. Çektiğim mali sıkıntı nedeniye yağlı boya ve yardımcı malzemelerini alamadığımdan resim yapamaz oldum. Çaresizlikten, taşları gaz ocağında eritip, bezir yağı karıştırmak suretiyle yağlı boya icat etmeyi bile denedim. Olmadı tabii ki... Ama umudumu yitirmedim. Deniz kenarından topladığım küçük taşları kullanmaya başladım” diye konuşuyor. Nohut büyüklüğündeki taşları kullanarak yaptığı yaptığı resmin, okulun yıl sonu sergisinde 1,250 TL’ye satıldığını, sanatıyla kazandığı bu ilk bu paranın 600 lirasıyla babasının mezar taşını yaptırdığını söylerken duygulanan Bozkurt, hüzünlü havayı dağıtmak için espriyle, “Anlayacağınız, taşlardan kazandığımı yine taşa yatırdım” diyor. Bu yöntemde resme derinlik veren kimi detayların eksik kaldığını söyleyen Bozkurt, fakat bu yöntemin bugün kullandığı tekniği geliştirmesinde ilham verici rolü olduğunu da dile getiriyor. Bozkurt, kendisine has bu teknikle çalışmaya başladığından beri hep yere bakıyor. Sanatçı, “Kırk iki yıldan beri hep yere bakıyorum. Bulduğum uygun olan her taşı yerinden çakımla çıkartarak çantama atıyorum” diyor.

Çalışmaları Duvar Resim Sanatına Çok Uygun

Sanatta sürrealizme esin kaynağı olduğu söylenen Dada felsefesini anımsatan kolaj çalışmaları bulunan Bozkurt, sürrealist resimlerinin yanı sıra minyatür çalışmalarını da özgün bir tazda üç boyutlu hale getirerek sanatını icra ettiğini belirtiyor. Çalışmalarının, Türkiye’de çok yaygın olmayan duvar resim sanatına çok uygun olduğunu söyleyen sanatçı, dünyada duvar resim sanatına büyük önem verildiğini zamanla Türkiye’de de yaygın hale geleceğine inandığını ifade ediyor. Dünyanın değişik bölgelerinden topladığı onlarca çeşit taşı, yerine göre balyoz, çekiç ve havanla ufaltan sanatçı, 42 yıldır üzerinde çalıştığı kendine özgü resim tekniği ile ürettiği 300’ün üzerindeki eserini bugüne kadar yurt içinde ve yurt dışında açtığı çeşitli sergilerde sanat severlerin beğenisine sunduğunu söylüyor. Uzun yıllar yaşadığı Almanya’da birçok galeride sergi açan sanatçı, resimde kullandığı özel tekniği nedeniyle Alman basınında sık sık adından söz ettirmiş. Ressam Bozkurt, yağlı boya tablo sergilerindeki “Lütfen dokunmayınız!” uyarısına atıfla, “Dünyada, resimlerine dokunulmasını isteyen tek ressam olduğumu düşünüyorum. Gerek atölyemde, gerekse sergilerimde resimlerimin yanına hep ‘Resimlere lütfen dokununuz’ diye yazmama rağmen bunun kinaye ile yazılmış bir yazı olduğunu düşünenler oluyor. Halbuki ben dokunsunlar, hissetsinler, resmi yaşasınlar istiyorum” diyor. Bozkurt, eserlerinin suyla en yüksek tazyikte defelarca yıkanarak test edildiğine de vurgu yapıyor. Eserlerini oluştururken taşlarla çalışmanın kendisine ifade edilemez bir huzur verdiğini anlatan Bozkurt, taşlardan aldığı pozitif enerjinin resimlerine de yansıdığını sözlerine ekliyor.


Lâl Kırmızı Hariç Her Rengi Elde Edebiliyor

Ezip minicik hale getirdiği taşları özel bir yapıştırıcı kullanarak âdeta boya malzemesine dönüştüren Batuhan Bozkurt, tekniği kullanmaya başladığı ilk yıllarda iki boyutlu çalışmalar yaptığını, zamanla kendini geliştirip resimlerini üç boyutlu hale getirdiğini anlatıyor. “Bu teknikle yapamayacağım hiçbir resim yok” diyen İzmirli ressam, büyük uğraş isteyen eserlerini 1 ile 8 ay arasında ortaya çıkarabiliyor. Kendisine has teknikle resim yaparken kullandığı minarelleri kıymetli, yarı kıymetli, çakıl ve kayaç olmak üzere dört bölüme ayıran sanatçı; jesper, lapis, pirit, mangenez, hematiti, lamatit, serpantin, bazalt, feldispat, akuamarin, lapislazuri, malahit, ametis, turkuaz, azurit, kayrak ve bunu gibi 500 çeşit mineral kullanıyor. Bu minerallerle bugüne kadar istediği her rengi yakaladığını belirten Bozkurt, “Fakat asla bulamadığım bir renk var, o da lâl kırmızı. Mavi olan lapislazuriyi Türkiye’de bulamadığım için Meksika Acapulco’dan ve Afganistan’dan, malahiti ve amatisi ise Uruguay’dan getirtiyorum. Resimlerde taşları yapıştırmak için yılların verdiği bir tecrübe süreciyle elde ettiğim kendime özgü bir yapıştırıcı kullanıyorum” diyor. Sanatçı, lâl kırmızıyı da elde edebilmek konusunda çalışmalarının sürdüğünü de söylemeden geçmiyor. Batuhan Bozkurt’un bir de iddiası var. Ressam Bozkurt, Türkiye’de turkuaz mineralini ilk kez 2001 yılında Malatya-Arguvan’a bağlı Müneyik Köyü Dere Mevkiindeki, Kazık Batmaz Dağı’nda kendisinin bulduğunu öne sürüyor ve “Ellerim kanayarak çıkardım turkuazları ve çok zor koşullar altında atölyeme taşıdım” diyor.


Özel Tekniğine Almanya’dan Patent Aldı

İzmirli ressam Batuhan Bozkurt, sanatını icra ederken kullandığı bu tekniğe “Mineral Modern Mozaik Çakıl Taşı Resim Tekniği” olarak Almanya’dan patent aldığını belirtiyor. Bozkurt, 42 yıldan bu yana kullandığı bu teknikle ortaya koyduğu eserlerini yurt içinde İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Malatya, Mersin, Muğla, Adana, Urfa, Elazığ, Kahramanmaraş, Bursa’da, yurt dışında ise başta Almanya olmak üzere İngiltere, İsviçre, Fransa, Kıbrıs ve Kahire’de açtığı sergilerle sanat severlerin beğenisine sundu. Batuhan Bozkurt, sanatını halen Urla’ya bağlı Barbaros Köyü’nde eşiyle birlikte hayata geçirdiği Barbaros Emek Kültür ve Sanat Evi’nde icra ediyor. “Toplumu ileriye ve güzele taşıyan sanattır” diyen Bozkurt, kendisinden sonra da bu tekniğin yaşatılmasını istediğini belirterek, öğrenmeye hevesli, sanat tutkunu gençlere kapısının açık olduğunu söylüyor.  

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1440 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK