Sergi

Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı Sarayı’nda

  • #


Yazı: Müge ÖZCAN

Osmanlı Devleti’nin son payitahtı İstanbul, bu yıl 2010 Avrupa Kültür Başkenti olarak pek çok etkinliğe imza atıyor. Bu etkinlikler kapsamında, Osmanlı İmparatorluğu’nun 600 yıllık tarihinde 400 yıl boyunca yönetim merkezi olarak hizmet veren Topkapı Sarayı, Kremlin Sarayı’nın nadide eserlerini ağırladı. Yaklaşık 100 eserin yer aldığı sergi, Türkiye ile Rusya arasındaki tarihi ve kültürel ilişkilerin geçmişine ışık tutarken, geleceğe dönük ilişkilerin geliştirilmesi bakımından da büyük önem taşıyor.

15. yüzyılda Karadeniz’den ticaret yollarıyla başlayan Osmanlı-Rus ilişkileri günümüze kadar savaşlar, ittifaklar, dostluklarla devam edegeldi. Geçmişte Ruslar, Osmanlı toprakları üzerinden sıcak denizlere inmek için çabaladı, Osmanlı ise buna karşılık Ruslar’ın ele geçirmek istedikleri topraklardaki krallıkların yanında saf tuttu. İki imparatorluk arasında yaşanan savaşlar sırasında diplomatik ilişkileri geliştirmek adına iki saray, birbirlerine karşılıklı olarak altın kemerler, gümüş şarap kupaları, zümrütle bezenmiş saatler gibi çok değerli hediyeler gönderdi. Vaktiyle Rus çarlarının Osmanlı sarayına, Osmanlı sultanlarının da Rus çarlarına gönderdiği bu diplomatik hediyeler, İstanbul’da ve Moskova’da düzenlenen sergilerle tanıtıldı. Bu sergilerin ilki, Topkapı Sarayı Müzesi’nde ziyaretçilerin beğenisine sunulan Kremlin Hazineleri sergisi… İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Kültürel Miras ve Müzeler Yönetmenliği etkinlikleri kapsamında hayata geçirilen “Moskova Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı Sarayı’nda” adlı bu sergi, Türkiye ile Rusya arasındaki tarihi ve kültürel ilişkilerin geçmişine ışık tutar nitelikte. Sergi, iki ülke arasında geleceğe dönük ilişkilerin geliştirilmesi bakımından da büyük önem taşıyor. Kremlin’in, 15. ve 17. asırlardaki yaşayışını, zenginliğini sergileyen eserler, Rusya’nın ilişki kurduğu farklı kültürel çevrelerden nasıl etkilendiğini ve nasıl yeni bir medeniyeti ortaya çıkardığını göstermesi açısından da önemli. Topkapı Müzesi Müdürü İlber Ortaylı, herhangi bir Avrupa sarayında rastlanamayacak malzemenin Kremlin’de bulunmasını, “Hayrete şayan fakat izaha muhtaç bir gerçek” olarak değerlendirdi. Topkapı Sarayı’nda düzenlenen Rus hazineleri sergisine karşılık olarak Moskova’daki “İstanbul Topkapı Sarayı: Osmanlı Sultanlarının Hazineleri” isimli sergide ise aynı dönemin Osmanlı Sarayı eserleri Çarlık Sarayı’nda ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Osmanlı sultanlarının saltanat sembolleri, şahsi eşyaları, tören kaftanları, elbise koleksiyonları, soyağacı ve saray yaşamı ile ilgili 106 eser sergilendi. Topkapı Sarayı Müzesi Hazine Bölümü’ne ait altın, yakut ve zümrüt gibi değerli taşlarla kaplı yazı kutusu, matara gibi objelerin yer aldığı sergide, “Padişah Elbiseleri Koleksiyonu”ndan sultanlara ait tören kaftanları, ayrıca “Sarayın Resim Koleksiyonu”ndan Sultan 2. Beyazıt’ın da bir portresi ziyaretçilere gösterildi.


Çarların İhtişamlı Yaşamından Örnekler

Topkapı Sarayı’nda düzenlenen Kremlin Hazineleri sergisinde, Osmanlı ve Rus imparatorlukları arasındaki diplomatik ve ticari ilişkiler sürecinde Moskova’ya gönderilen at koşumları, mücevherler, lüks Osmanlı dokumaları yerli ve yabancı ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Kremlin Sarayı Müzesi Koleksiyonu’ndan, Rus çarlarının hazinesinde bulunan ve Kremlin katedrallerini, Moskova saraylarının kabul salonlarını ya da özel dairelerini süsleyen görkemli altın ve gümüş eşyalar, inci ve değerli taşlarla bezeli giysiler ile din adamı cübbeleri de sergilenen eserler arasındaydı. Osmanlı-Rus ilişkilerinin barış dönemini kapsayan 16.-17. yüzyıllara ait eserlerden oluşan sergide yaklaşık 100 eser yer aldı.

Sergide, Moskova Kremlin Sarayı’nın ilk atölyelerinden biri olan ve halen Silahhane Müzesi olarak faaliyet gösteren Silahhane’de çar için üretilmiş tören, savaş ve av silahları da sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Atlar için tören koşumları, altın ve gümüş atölyelerinde çalışan ustaların çarın özel ve kamusal hayatında kullanması için ürettikleri eşyalar, çoğu soylu Rus ailelerinin kızları olan usta terzi ve nakışçıların bizzat çariçenin gözetiminde Çariçe Dairesi’nde hem kilise için, hem de gündelik kullanıma yönelik olarak dikip, sırma ve incilerle bezedikleri örtü ve kıyafetler de sergilenen eserler arasındaydı. İki ülke arasındaki diplomatik ve ticari ilişkiler sonucunda Kremlin Müzeleri envanterlerine giren Türk sanatı koleksiyonunun küçük bir bölümünü oluşturan kılıç, miğfer, hançer gibi silahlar, koşum takımları, mücevherler, cep saati, leğen, ibrik, divit gibi eserler de ilk kez üretildikleri yerde, yani İstanbul’da ziyaretçilerle buluştu. 16. ve 17. yüzyıllarda Osmanlı topraklarından ithal edilen dokumalar, silahlar, at koşumları ve altın takılar, dışişleri dairesinin özel defterine kaydedilir, en değerlileri devlet hazinesine ayrılırdı. 16.yüzyılda Rus ordusunun süvari birlikleri, Osmanlı silah ve zırhlarıyla donatılır, Osmanlı koşum takımları Ruslar tarafından sevilerek kullanılırdı. Osmanlı kumaşlarının Rus terzi ve nakışçıları tarafından gündelik ve dini kıyafetlere, iç mekân örtülerine dönüştürüldüğü; at örtüleri, eyer ve kın kaplamaları, kalkanların ve zırh kolçaklarının iç yüzey kaplamalarında Osmanlı kumaşlarının kullanıldığı bilinmektedir. Ayrıca Osmanlı mücevherlerinin de gündelik yaşam ve kilisede kullanıldığı yeri gelmişken hatırlatılmalıdır.
2. Çar Mihail Fedoroviç’in Portresi Sergideydi

Topkapı Sarayı Müzesi’ndeki “Moskova Kremlin Sarayı Hazineleri Topkapı Sarayı’nda” sergisinde öne çıkan bazı eserlere göz atalım. 2. Çar Mihail Fedoroviç’in portresi, serginin en önemli eserlerinden biriydi. Tuval üzerine yağlı boya ile yapılan bu portrenin ressamı meçhul. Portresi resmedilen Mihail Fedoroviç, çar seçildiğinde on altısındaydı. Kremlin’deki Meryem’in Göğe Yükselişi Katedrali’nde, 11 Temmuz 1613’te yapılan taç giyme töreni Sıkıntılı Dönem’i sona erdirdi ve Rusya’nın yeni hükümdarları olan Romanovlar hanedanını başlattı. Boyar Fedor Nikitiç Romanov ile Şestova adıyla doğmuş Xenia İvanovna’nın oğlu olan Mihail Fedoroviç, Ryurikoviç hanedanından gelen son Rus çarıyla kardeş torunuydu. Portrede Çar Mihail Fedoroviç’in tören kıyafeti omuz kısmında geniş dekoratif yakası (barmi) olan brokar bir cübbedir. Başında samur kürk astarlı, değerli taşlar ve incilerle süslü altın imparatorluk tacı vardır. Elindeki asa ve küre ile boynundaki kalın altın zincirin ucundaki altın haç hükümdarın yüce gücünü simgeler. 2. Çar Mihail Fedoroviç’in portresini, II. Katerina’nın gözdesi Kont G.G. Orlov, Rus İmparatorluğu’nun yeni başkenti St. Petersburg’daki, imparatoriçenin kendisine bağışladığı Mermer Saray için satın almıştı.


Zümrüt ve Yakutlarla Bezeli Tören Şeşberi

Sergideki göz alıcı eserlerden biri de 17. yüzyıla ait “Tören Şeşberi”. Bu tür altı kanatlı tören şeşberleri Rusya’da şestoper olarak adlandırılır. Bu ihtişamlı şeşberin topuzu, üzerlerine yakutlar ve zümrütler oturtulmuş ajurlu bitki desenleriyle bezelidir. Kanatlarının kenarlarında ve kabartmalar arasında rengârenk mineler yer alır. Şeşber, Çar Aleksey Mihayloviç’e, 1655’te İstanbullu Yustahis’in oğlu Rum tacir Demetrios tarafından elçi heyeti hediyesi olarak sunulmuştur.


Sırma İşlemeli Osmanlı Dokuması At Örtüsü

Osmanlı dokuması “Kadife at örtüsü” de Kremlin Hazineleri’nin nadide eserleri arasında. 17. yüzyılda Osmanlı at örtüleri her zaman tek parça olmaz, bazen iki ayrı parça olarak yapılırdı. Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergilenen bu at örtüsü de, düz kırmızı kadifeyle birleştirilmiş iki parçadan oluşur ve baştan başa sırmayla bezelidir. Her parçanın ortasında düz bir çiçek sapı vardır. Bu saptan yanlara doğru çıkan saplar ise kıvrımlıdır. Sapların ucuna sıra sıra karanfil, lale ve sümbüller, tomurcuk ve rozetler işlenmiştir. Deseni çiçekli devedikeni motifleri çevreler. Bordürde taçyapraklı çiçek ve küçük lale motifli bir dal işlenmiştir. Zemin tamamen sırma kaplıdır. Örtünün alt tarafına saçaklı gümüş örgü bir bant dikilmiştir.


Osmanlı Topraklarında Hıristiyan Objeleri

Osmanlı İmparatorluğu’nda Hıristiyan simgelerini taşıyan objelerin üretilmesi tesadüfi değildir. Osmanlı tebaası arasında altmıştan fazla etnik grup ve tek tanrılı üç dinin (İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik) temsilcileri de vardı. İmparatorlukta Hıristiyanların oranı azımsanmayacak derecedeydi. Bütün Ortodoks dünyası ile ilişki içinde olan Patrikhane’nin de İstanbul’da olduğu unutulmamalıdır. Geleneksel olarak Ortodoksların kullanması amacıyla üretim yapan merkezler, Osmanlı yönetimi altında varlıklarını sürdürmüşlerdir. Çar İvan Aleksiyeviç’e ait kılıç, 17. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı topraklarındaki silah yapım merkezlerinden birinde yapılmıştır. Kabzası ve kını Osmanlı üslubunda altın montürlü elmas ve yakutlarla bezelidir. Ancak keskin kısmında altın kakma Meryem ve çocuk İsa ile çiçekten çerçeve içinde bir haç vardır.

İnci, yüzyıllar boyu Rus işlemelerinde en sevilen ve en çok kullanılan malzeme olmuştur. İnci, hiç kuşkusuz Rus yaşamının temel bir öğesi, Rus olmanın bir simgesiydi. Kremlin’de bizzat Çariçe’nin gözetiminde Çariçe Dairesi’nde işlemeci kadınların elinden çıkan inci işlemeli piskopos başlığı da, serginin en çok ilgi çeken eserlerinden biri oldu. İncilerle donatılmış bu tören başlığı (mitre), zümrüt ve yakutlarla da renklendirilmiştir. Madeni kabaralar, değerli taşar, altın kabartma üzerine mine tekniğinde yapılmış resimler, hepsi büyük incilerle çevrelenmiş, başlığın üst kısmı ise orta büyüklükteki incilerle süslenmiştir.


Osmanlı Sateninden Rus Kaftanı

Rusya’da imparatorluk döneminde geçitler çarın elçi kabul törenlerinde büyük rol oynardı. Elçiler Kremlin’de kabul edilirdi. Çarla buluşacakları yere, Ahırlar Amirliği’nin temin ettiği bir araba ya da kızakla ve son derece süslü atlara binmiş Rus saraylılarının eşliğinde giderlerdi. Çar, elçileri genellikle Kremlin’in pahalı ithal kumaşlarından dikilmiş kaftanlar giyen, saraylılarla dolu iki ana kabul salonundan birinde yani Façetalar Salonu veya Altın Salon’da kabul ederdi. Kremlin Hazineleri sergisinde ziyaretçilerin beğenisine sunulan Patrik Nikon’a ait desenli Osmanlı sateninden kaftan, bize 17. yüzyıl Rus kaftanının biçimi hakkında bize fikir verir.

Kremlin hazineleri arasında önemli bir yere sahip olan Osmanlı topraklarından ithal edilen mallar arasında dokumalar, at koşumları ve altın takılar başta geliyordu. Örneğin 1590’da İstanbul’dan dönen Rus tacirlerinden İvaşka Karpo ve Yuri Grek’in, padişahın çar sarayında hatırlanması amacıyla yolladığı ipeklileri getirdiği bilinmektedir. Moskova’yı ilk kez ziyaret eden Mustafa Çelebi, beraberinde değerli kumaş ve mücevherat getirmiştir. Mustafa Çelebi’nin adı, Rus kronikleri, Çar (Korkunç) İvan Vasilyeviç’in giysi envanteri, çarın bizzat Sultan Süleyman’a yazdığı bir mektup gibi bir dizi 16. yüzyıl belgesinde kayda geçmiştir. 1558 tarihli kronikte, “Türk tacir Mustafa Çelebi, sultanın zengin hediyeleriyle Moskova’ya geldi” diye yazar.

Bu sergide yer alan 16.-17. yüzyıl Osmanlı eserleri, Kremlin müzelerinde yer alan ve iki ülke arasındaki çok eskilere dayanan diplomatik ilişkiler sonucunda elde edilmiş eşsiz Türk sanatı koleksiyonunun sadece küçük bir bölümüdür. Moskova sarayında sürekli kullanılmaları Rus kültürünün, başka kültürlere dikkate değer ölçüde açık olduğuna işaret eder. 16.-17. yüzyıllarda çarlık sarayında düzenlenen resmi törenlerde kullanılan Rus ve Osmanlı sanatı hazineleri, Kremlin müzelerinde muhafaza edilen milli mirasın birer parçasıdır. Sergide yer alan örneklerin bazıları, müzelerde çalışan uzmanlarca restore edilmiş, bazıları farklı tarih ve yerlere atfedilmiştir. Bütün bunlar Rusya ve Türkiye’nin haklı olarak dünya kültür mirasının temel parçası olan sanat hazinelerine gösterilen titizliğin bir ispatıdır.


İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1605 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK