Yazı

Millî Mirasımız El Yazmaları

  • #


Yazı: Dr. Zehra ÖZTÜRK

Türk- İslam sanatlarının imarında ve gelişmesinde büyük rolü bulunan el yazmaları birer millî mirastır. Yazmalar aynı zamanda, bilgi ve estetiği bir arada yoğuran bir dünya görüşünü yansıtmaları açısından da günümüz insanlarına yol göstericidirler.

Yazma nedir? Basılmış olmayan kitaba “yazma” denir. Matbaa icad edilmeden önce kitaplar elle yazılıyordu. Osmanlı döneminde de ülkemize matbaa girene kadar kitaplar, yazı yazmayı meslek edinmiş kişiler tarafından kamış kalem ve mürekkep kullanılarak kâğıtlar üzerine elle yazılıyordu. Tanzimattan sonra ülkemize matbaa girmiş ve kitaplar artık “tab edilir” yani basılır olmuştur. ,

Matbaa bize gelir gelmez hemen bütün kitapların matbu olmaya başladığını sanmayalım. Bir müddet daha kitaplar elle yazılmaya devam etmiş ve insanlar elle yazılmış kitabı matbu olana tercih etmekte ısrarlı olmuşlardır.

Neden? Çünkü bizim kültürümüzde “kitap”, iki kapak arasındaki sayfalardan ibaret olan sadece okunmak için yapılmış bir eşya değildi; daha geniş kavramları ifade eden bir semboldü. Muhtevası yanında cildi, kâğıdı, mürekkebi, yazısı ve süslemeleriyle kendi içinde bir bütünlük teşkil eden bilgi ve sanat hazinesiydi. Bu sanat çeşitliliği ve bu kültürel zenginlik padişahlardan valide sultanlara, devrin ileri gelenlerine kadar pek çok okumuş kimseye kitap sevgisini aşılamış ve onları kitap toplama konusunda teşvik etmiştir. Çeşitli vakıf kütüphaneleri kurulmuş, cami ve tekkelerin yanında okuma odaları açılmıştır. Günümüzde kitabın muhtevası ön plandadır, dış özellikleri ile kimse ilgilenmez bile. Çünkü basma kitap bir sanat eseri değildir.

Önce şunu söyleyelim; “yazma” orijinaldir, bir kere ortaya konur, aynısı bir daha olmaz. Bir kitabın birkaç yazma nüshası bulunabilir, fakat bunların her biri ayrı bir şahsiyettir. Halbuki matbaa bir ruhsuz makinedir, aynı kitaptan beş yüz nüsha da basar, beş milyon nüsha da. Bunların hepsi de yazısından resmine, kâğıdından kapağına kadar birbirinin tıpkısı olur.

Osmanlı dönemindeki kitap anlayışına bakalım: Kitapsever bir kişi, sahip olmak istediği bir kitabı bir hattata yazdırır. İstinsah edilen bu nüsha bir “mücellit” tarafından “ciltlenir”. Bir sanatkâr yazmanın kâğıdını hazırlamışsa, bir başkası “cedvel”leri çeker. Bir diğeri “ebru” yaparken öbürleri de “katı’a”, “tezhip”, “minyatür” gibi her biri ayrı sanat dallarına ait hünerlerini ortaya koyarlar. Böylece orijinal bir yazma hazırlanmış olur.

Yazmanın özelliklerine değinelim. El yazmalarının iki özelliği vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
  • İç özelliği: Kitabın muhtevası ile ilgilidir. İlmî, edebî, tarihî ve felsefî yönünü belirtir.
  • Dış Özelliği: Kitabın estetik yönünü ortaya koyan çeşitli sanat dallarının bir arada sergilendiği cilt, kâğıt, mürekkep, yazı ve süslemenin uyumlu bütünlüğüdür.



İç Özellik

Her kitabın bir yazarı vardır. Buna “müellif” diyoruz. Yazar eserini kendisi kaleme almışsa böyle kitaplara “müellif hattı” diyoruz. Genellikle kitaplar başka kişiler tarafından yazılarak çoğaltılırlar. Bu yazıcılara da “müstensih” diyoruz. Yani “müellif” kitabını bir kere “te’lif eder”, “müstensih” de onu bir çok defa “istinsah eder”. Müellif hattı kitaplar nadir bulunur ve başka kişiler tarafından istinsah edilmiş diğer nüshalardan daha önemli sayılır.

Müstensih, âlim bir kişi ise yazısı kargacık burgacık bile olsa imlâsı düzgün olur. Çünkü ilim ehli kopya ettiği nüshayı doğru okur ve doğru yazar, konudaki anlam bütünlüğüne önem verir, satır atlamamaya ve kelimelerin doğruluğuna dikkat eder. Her müstensih “hattat” değildir, fakat hattatların istinsah ettiği, yazısı “güzel hat örneği” olan kitaplar da vardır. Harflerdeki şekil güzelliğine önem veren hattatlar imlâyı ihmal edebiliyorlardı. Bu bakımdan bir eserin birkaç yazma nüshası varsa araştırmacılar açısından imlâsı doğru olan tercih edilir.

Metnin Tesisindeki Aşamalar

Kitap muhakkak besmele, Allah’ın birliğine övgü ve hamd ile başlar. Sonra peygambere salevat getirilir ve ailesine, ashabına dua ve selam edilir. Bunlara “hamdele” ve “salvele” denir.

Bunlardan sonra “ammâ ba’d” sözüyle yazar kitabının asıl konusuna giriş yapar. Tabiî genellikle ilmî eserlerde, nesir tarzı yazılmış kitaplarda bu ibare kullanılır. İlmî eserlerde bir önsöz bulunur; buna “mukaddime” veya “dîbâce” denir.(1) Pek çok ilmî eserde önce kitabın içindekilerini gösteren bir fihrist bulunur(2), sonra yukarıda belirttiğimiz bölümler yer alır.

Kitabın konularının tamamlandığını ve bitişini belirten son söze de “hâtime” denir. Edebî eserlerde, meselâ mesnevi tarzında yazılmış manzum hikâyelerde hamdele ve salvelenin her biri ayrı bir başlık altında yazılmış beyitlerle ifade edilir. Yazar Allah’ı, Peygamberi, ailesini, ashabını, ayrıca dört halifeyi över. Zamanın padişahını da methettikten sonra “sebeb-i te’lif” başlığı altında esas konuya girer. Metin, her biri kırmızı mürekkeple yazılmış başlıklarla diğerinden ayrılan “bab”, “meclis” veya “fasıl” denilen çeşitli bölümlere ayrılır.

Kitabın sonunda “ketebe sayfası” bulunur. Burada kitabın sona erdiği belirtilir ve bir dua ile bitiriliş tarihi kaydedilir(3). Müellifin yazdığı bitirme yazısı ile müstensihin yazdığı “istinsah kaydı” birbirine karıştırılmamalıdır. Bazı kitaplarda her ikisi de bulunurken, pek çoğunda sadece istinsah kaydı bulunur. Bazı müstensihler kopya ettikleri nüshanın istinsah kaydını da kendi nüshalarına aynen yazarlar. Bu da kitabın hangi kaynaktan geldiğini tesbit etmede faydalı olur.

Bir kitabın içinde esas metne dahil olmayan başka yazılar da bulunabilir. Bunlar daha ziyade metnin başlangıç sayfasından önceki “zahriye” denilen sayfalarda bulunur. Kitabın başındaki vakıf, ferağ, temellük kayıtları ve sonundaki istinsah, sema’ kayıtları gibi. Metin dışındaki sayfalarda çeşitli beyitler, dualar, diş ağrısına ilaçtan yemek tarifine kadar çeşitli faydalı bilgiler, önemli söz ve notlar yer alabilir. Bazen bu sayfalar (zahriyeler) tamamen boş da olabilir veya tezhipli olabilir(4).


Dış Özellik

Yazmanın dış özelliği, çeşitli açılardan sanatsal nitelikleri kendinde toplayan bir görünüş ihtiva eder. Her yazmanın göze hitap eden yönü, sahibinin kültürel ve sosyal konumuna, sanat zevkine göre hazırlanmış olur.

Cilt: Genellikle deri olur. Ön ve arka “kapak”ların kitaba bağlandığı yer “sırt”tır. Arka kapağın ucunda görülen üçgen biçimindeki “mıklep”, “sertâb”la kapağa bağlanır. Kapaklardaki desenin benzeri mıklepte de bulunur. Sertab, sayfa kenarlarını korur ve mıklebe hareketlilik sağlar(5). Kâğıtların belirli sayıda ve biçimde toplanmasından oluşan “forma”lar birbirine sağlam ipek ipliklerle dikilir ve değişik biçimlerde örülerek bir nevi kurdele oluşturulur. Buna “şiraze” denir(6). Şiraze kitabın sağlamlığını ve dayanıklılığını arttırır. Şiraze kopar veya sökülürse kitabın sayfaları dağılır. “Şirazeden çıkmak” deyimi de buradan gelmiştir.

Kapak süslemeleri genellikle şöyledir: Ortada bir “şemse” ve iki ucunda “salibek” bulunur. Kapağın dört bir yanını içi “zencirek”li “cedvel”ler çevirirken kapak uçlarında da “köşebent” denilen süsler yer alır(7). Kenarlarına ve sırtına deri geçirilmiş, kâğıt veya kumaş kaplı mukavva kapaklardan oluşan ciltler de vardır. Bunlara “cihar kûşe cilt” denir(8). Kapağın ortasını veya bütün yüzünü altın yaldızlı süsleme kaplarsa böyle ciltlere de “zilbahar cilt” denir(9)

Ciltlerde kapak içleri de bezemeli olur. Genellikle ön ve arka kapağın içi ve onun karşısındaki koltuk kâğıdı ebru kaplıdır(10). Bazı kitapların kapak içlerinde kâğıt oyma sanatıyla(katı’) yapılmış desenler bulunur(11). Kâğıt: Kâğıt aharlı ve mührelidir. Yazma kitapta beyaz renkli kâğıt hiç tercih edilmez; genellikle kremin tonları kullanılır ve nohudî, samanî, fildişi gibi isimlerle anılır. Bazen mavi, yeşil, kahverenginin çeşitli tonları da yazmanın kâğıtlarında yer alabilir. Buna da “mülevven kâğıt” denir. Bazı yazmaların kâğıdını ışığa tuttuğumuzda “su damgası” (fligran) adı verilen birtakım şeffaf çizgi ve desenler görebiliriz.

Yazı ve Mürekkep: Son zamanlarda “rık’a” ile yazılmış kitaplara da rastlanmakla beraber; Osmanlı döneminde yazmalarda genellikle “nesih” ve “ta’lik” yazı kullanılmıştır. “Sülüs”, “divani” gibi diğer yazı çeşitleri ise kitaptan ziyade levha, kitabe ve resmî evrakta kullanılmıştır.

Selçuklu ve Beylikler dönemine ait kitaplarda ise “reyhani”, kitabelerde de “kûfi” tarzı yazıya rastlanır. XV. yüzyıla kadar gelen yazma kitaplar harekeli nesihle yazılı iken ondan sonraki yüzyıllara ait nüshalarda harekeye pek rastlanmamıştır. Genellikle edebî eserler (divanlar, mesneviler) ve tasavvufa dair kitaplar ta’likle yazılır olmuştur. Nesih ise dinî ve ilmî eserlerde yaygınlık kazanmıştır. Medrese eğitimi görmüş, ilmî yönü kuvvetli müstensihler imlâya önem verirken, kitap yazan hattatlar da harflerin yazımındaki estetik görünümü ön plana almışlardır.

Mürekkep yapımı da başlıbaşına ustalık isteyen bir sanattır. Yazma kitaplarda metin siyah mürekkeple yazılmış, başlıklarda ve dikkat çekilmek istenen kelimelerde kırmızı mürekkep kullanılmıştır. Bazı kitapların serlevhalarında beyaz, lacivert mürekkep ve yaldız kullanıldığı da görülmüştür. Aynı şekilde sayfa cedvelleri genellikle kırmızı ile, bazen yaldız ile çekilmiş olur(12).

Tezhip: Altın ve boyalarla yapılmış, desenleri stilize bitki ve hayvan motiflerine dayalı bezemelere “tezhip” diyoruz. “Zeheb” altın, “tezhip” altınlamak anlamına gelir. Yazmanın başlangıç sayfasında bulunan “başlık(serlevha)” genellikle tezhipli olur(13). Bazen ilk iki sayfanın da tezhipli olduğu görülür(14). Bazı kitapların başlangıçtan önceki “zahriye” leri de tam sayfa tezhipli olabilir. Yazma, padişaha veya önemli bir devlet büyüğüne sunulacaksa, başında ve sonunda muhakkak tezhibe yer verilir, kitap bezemesine daha çok özen gösterilir.

Minyatür: Yazma kitaplarda “nakış” adı verilen kendine mahsus tarzda yapılan resimlere son yüzyıllarda “minyatür” denmiştir. “Nakış”ları yapan ressamlara da “nakkaş” denirdi. Günümüze kadar gelmiş yazmalara baktığımızda, bazı edebi eserlerde özellikle Leylâ ile Mecnun, Yusuf ile Züleyha gibi mesnevilerin bazı yazma nüshalarında kitabın konusuna uygun minyatürlerin yer aldığını görebiliriz. Geçmiş dönemlerde bilimsel nitelikli birtakım yazma kitaplara da konuyu açıklayıcı nakışlar(minyatürler) yapılmıştır. Özellikle tıp, gökbilimi, coğrafya, yerbilimi gibi konuları içeren öğretici nitelikli kitaplarla falcılıktan bahseden, bitki, hayvan ve değişik mahlûkatı anlatan bilgi verici kitaplarda böyle minyatürler vardır(15).

Yazmalar Nasıl Muhafaza Edilmeli?

Yazmalar, geçmişten bugüne gelen ata yadigârı tarihi eserlerdir. Zamana karşı bir nevi mücadele ederek varlıklarını korumuşlardır. Zamanın getirdiği yıpranmanın yanı sıra toz, nem, ısı, ışık ve böcekler gibi olumsuz unsurlar da yazmaları tahrip eden âmillerdendir. Yazma eser kütüphanelerinde kitapların muhafazasında bu yönlere dikkat edilir. Değişik metotlarlar kitaplar, zararlılara karşı korunur.

“Okuyucunun yazma eser karşısındaki tutumu ne olmalıdır?” sorusu akla gelebilir. Kitaba karşı hoyrat davranırsak, gelecek nesilleri böyle eserlerden mahrum etmiş oluruz. Mümkünse yazmaya çıplak elle tutulmamalı, bezden kılıf yapılmalı veya eldiven kullanmalıdır. Çünkü elin teri kâğıda zarar verebilir. Cildi yaldızlı nakışlı ve içi tezhipli kitaplar göze hoş göründüğü için insanlar bunlara dokunma isteği duyarlar. Bu yazmalar elden ele çok gezdiği zaman parmak izlerinin bulunduğu altın ve tezhiplerde kararma, bozulma görülmüştür.
Bizde parmak ucunu diliyle ıslatıp kitap sayfalarını çevirme alışkanlığı vardır. Yazma veya matbu her türlü kitap için zararlı olan bu alışkanlığı terk etmeliyiz. Bir kitabı açıp okumak için parmak uçlarımızın nemli olması gerekmez.

Işık da yazmalar için tahrip edicidir. Bu bakımdan fotoğraf makinelerinin flaşı kitaba zarar verir. Yazmaların gelişigüzel fotoğrafı çekilmemelidir. Hele yazma kitabın fotokopisini çekmeye kalkışmak âdetâ bir cinayettir.

Burada kitabın korunması ile ilgili tarihî bir örnek vermek yerinde olur. Üsküdar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi’nde bulunan Kemankeş kitaplarının zahriyesinde vakıf şartı olarak “Kitabı ödünç alan kişinin, kitabın kâğıdının ucunu bükmemesi, cildini sökmemesi, çocukların eline vermemesi, aksi taktirde tazmin etmesi” gibi maddeler ileri süren şartname metni yer almaktadır. Yazının sonunda da vakıf şartları, vasiyet edenin (vakf edenin) vasiyetini değiştirmeye kalkışanların mes’ul olacaklarına dair bir âyet-i kerime ile pekiştirilmektedir:

“Bu hakîr-i fakîr-i pür taksîr E’s-Seyyid El-Hacı Abdülkadir el-ma’rûf bi-Emîr Hâce Kemankeş Üsküdarî, bu kitâb-ı müstetâbı mülkümden ihrac idüp, Üsküdar’da vâki Valide-i Atîk Câmi’-i Şerifine şol şart ile vakf eyledüm ki talebe-i ulûmdan her kime iktiza iderse rehn-i kavî veyahud kefîl-i melî ile virilüp ta haceti temam olunca nişan içün kâğıdın bükmeye, cildin sökmeye ve uşak eline virmeye. Eger şartlardan birisinin hilâfı zuhûr iderse tazmîn oluna. Femen beddelehu… yubeddilûnehu (Bakara Suresi, 181. ayet) fehvâsınca âsîm olmayalar(16).”

Yazmalar Yol Göstericidir

Yazmalar, bilim ve sanatın iç içe olduğu kitaplardır. Muhteva bakımından önemli oldukları kadar sanat açısından da önemlidirler. Bir eserin yazılmasında nasıl yazarın bilgi birikimi ve fikir gücü ortaya konuluyorsa, bir yazma kitabın ortaya çıkmasında da bir çok sanat erbabının emeği vardır. Elle yazılmış kitaplar, Türk İslâm sanatlarının oluşumunda ve gelişmesinde büyük rol oynamışlardır. Bilgi ve estetiği bir arada yoğuran bir dünya görüşünü yansıtmaları açısından günümüz insanlarına yol göstericidirler. Günümüzde gerek resmî, gerekse özel kütüphanelerde mevcut olan yazmaların her tarihî eser gibi millî mirastır, kıymetlerini bilmek gerekir. İnsanımızda geçmişten günümüze gelen değerlerimizi koruma bilinci geliştirilmelidir.

Bazı Yazma Örnekleri:

  • İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı, Osman Ergin Kitapları 408: İlm-i Ledünni Risalesi Tercümesi, Gevrekzade Hafız Hasan Efendi: İlk(Atatürk Kitaplığı 002, jpg) ve son(Atatürk Kitaplığı 023, jpg) sayfalar, cihar-gûşe cilt kapakları(Atatürk Kitaplığı 024, jpg ; Atatürk Kitaplığı 025, jpg), kapak içi ve zahriye(Atatürk Kitaplığı 001, jpg)
  • Millet Kütüphanesi, Ali Emiri TR 772 (00668): Meşâirü’ş- Şuârâ, Âşık Çelebi: Zahriye(AUT 29942, JPG), serlevha(AUT 29955, JPG), zilbahar cilt kapağı(AUT 30360, JPG)
  • Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, Hacı Selim Ağa 946: Ravzu’l-Ahyâr: Ebru kapak içi(HACI SELIM AGA 946-_00001, JPG), zahriyede kitap adı, kütüphane mührü(HACI SELIM AGA 946-_00002, JPG), kitabın ilk sayfası fihrist(HACI SELIM AGA 946-_00003, JPG).
  • Hacı Selim Ağa Kütüphanesi, Kemankeş 528: Maktel-i Hüseyin, Şâzî: Zahriyede vakıf kaydı(KEMANKEŞ VE 528-_00003, JPG)
  • Süleymaniye Kütüphanesi, Hekimoğlu 778: Tabakatü’l- Memalik fi Derecati’l- Mesalik, Koca Nişancı, Mustafa b. Celâleddin et- Tosyevi: Cilt kapakları(HEKIMOGLU 778-_00001, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00005, JPG), katı’(katı’a şemseli) kapak içleri( HEKIMOGLU 778-_00002, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00003, JPG), zahriye(HEKIMOGLU 778-_00006, JPG), tamamen tezhipli ilk iki sayfa(HEKIMOGLU 778-_00007, JPG)
  • Süleymaniye Kütüphanesi, Hekimoğlu 779: Tabakatü’l- Memalik fi Derecati’l- Mesalik, Koca Nişancı, Mustafa b. Celâleddin et- Tosyevi: Cilt kapağı(HEKIMOGLU 779-_00001, JPG), katı’a şemseli(katı’) kapak içi(HEKIMOGLU 779-_00002, JPG), zahriye(HEKIMOGLU 779-_00003, JPG), tamamen tezhipli ilk iki sayfa(HEKIMOGLU 779-_00004, JPG)
  • Süleymaniye Kütüphanesi, Ayasofya 3703: Kitabü’l- Haşaiş fi’t- Tıb, Dioskurides: Minyatür(AYASOFYA3703-_00003, JPG )
  • Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih 4321: Hadikatü’s- Süedâ, Fuzulî: Minyatür (FATİH 4321-_00010, JPG)
  • Süleymaniye Kütüphanesi, Lala İsmail 318: İkdü’l- Cüman Tercümesi, Ebu Muhammed el-Aynî: Minyatürler(LALA ISMAIL 318-_00020, JPG ; LALA ISMAIL 318-_00021, JPG ; LALA ISMAIL 318-_00022, JPG ; LALA ISMAIL 318- _00023, JPG)
  • Mecelle, Ahmet Cevdet Paşa: ilk iki sayfa (EL + İLANI +…JPG)


Dipnotlar
  • Atatürk Kitaplığı 002, jpg ; AUT 29955, JPG
  • HACI SELIM AGA 946-_...
  • Atatürk Kitaplığı 023, jpg
  • Atatürk Kitaplığı 001, jpg ; AUT 29942, JPG ; HACI SELIM AGA 946- _00002, JPG ; HEKİMOGLU 778-_00006, JPG ; HEKİMOGLU 779-_00003, JPG ; KEMANKEŞ VE 528-_00003, JPG
  • clip_image 002, jpg
  • 6- y copy, jpg
  • HEKIMOGLU 778-_00001, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00005, JPG
  • Atatürk Kitaplığı 024, jpg ; Atatürk Kitaplığı 025, jpg
  • AUT 30360, JPG ; HEKIMOGLU 779-_00001, JPG
  • HACI SELIM AGA 946-_00001, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00003, JPG
  • HEKIMOGLU 778-_00002, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00003, JPG ; HEKIMOGLU 778-_00004, JPG ; HEKIMOGLU 779-_00002, JPG
  • HACI SELIM AGA 946-_00003, JPG ; EL + İLANI +…JPG
  • AUT 29955, JPG
  • HEKIMOGLU 778-_00007, JPG ; HEKIMOGLU 779-_00004, JPG
  • AYASOFYA3703-_00003, JPG ; FATİH 4321-_00010, JPG ; LALA ISMAIL 318-_00020, JPG ; LALA ISMAIL 318-_00021, JPG ; LALA ISMAIL 318- _00022, JPG ; LALA ISMAIL 318-_00023, JPG
  • KEMANKEŞ VE 528-_00003, JPG


 

İSMEK El Sanatları Dergisi 10 İNDİR

Bu yazı 1133 kez görüntülenmiştir

Twitter'da Paylaş Facebook'ta Paylaş
logo title
  • İSMEK El Sanatları Dergisi
    İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin
    bir kültür hizmetidir.

İSMEK